El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Rasulullah (s.a.v.)'in Terekesi

Rasûlullah (s.a.v.), dinar, dirhem, köle, cariye, koyun, deve ve miras kalacak hiçbir şey bırakmadı. Sadece bir tarla bıraktı ki, onun tamamını da Aziz ve Celil olan Allah rızası için sadaka olarak bırakmıştı. Dünya, …

Rasûlullah (s.a.v.), dinar, dirhem, köle, cariye, koyun, deve ve miras kalacak hiçbir şey bırakmadı. Sadece bir tarla bıraktı ki, onun tamamını da Aziz ve Celil olan Allah rızası için sadaka olarak bırakmıştı.

Dünya, herşeyi ile Allah katında olduğu gibi onun katında da Önemsizdi. Dünyalık, elde edilmesi ve kendisinden sonra miras olarak bırakılması için çalışıp çabalamaya değmeyen birşeydi. Hem kendisinin, hem de diğer kardeşleri olan peygamber ve mürsellerin nazarında bu böyle idi. Kıyamete kadar üzerlerine salat-ü selamlar olsun.

Buharı, Kuteybe kanalı ile Amr b. Haris'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.), ne dinar, ne dirhem, ne köle, ne cariye bıraktı. Sadece binmekte olduğu beyaz katırım, silahını ve yolcular için sadaka olarak tahsis ettiği tarlasını bıraktı.»

İmam Ahmed b. Hanbei, Ebu Muaviye kanalı ile Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.), ne dinar, ne dirhem, ne koyun, ne deve bıraktı. Ne de birşeyi vasiyet etti.»

Beyhakî, Ebu Zekeriya kanalı ile Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.)'m mirasının ne olduğunu bana soruyorsunuz? Rasûlullah (s.a.v.), ne dinar, ne dirhem, ne köle, ne de köle çocuğunu miras olarak bıraktı.»

Hadisin ravilerinden Mis'ar diyor ki: Bence Hz. Aişe, bu sözlerine koyun ve develeri de Rasûlullah'm miras bırakmadığım eklemiştir.

Buharî ve Müslim'in sahihlerinde, Hz. Aişe'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.), bir Yahudiden vadeli olarak giyecek birşey satın aldı. Satın aldığı şeye karşılık demir bir zırhı rehin bıraktı.»

Buharî, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Peygamber (s.a.v.), vefat etti. Zırhı, otuz ölçek arpa karşılığında bir Yahudinin yanında rehin idi.» Beyhakî, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir.

«Peygamber (s.a.v.), vefat etti. Zırhı, otuz ölçek arpa karşılığında rehin idi.»

Beyhakî, Ali b. Ahmed b. Abdan kanalı ile Enes'ten rivayet etti ki, Rasûhıllah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

«Muhammed'in nefsi kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, Muhammed ailesinin yanında ne bir Ölçek buğday, ne bir Ölçek hurma olmuştur.»

Ravi diyor ki: O zaman Rasûlullah'ın dokuz zevcesi vardı. Medine'deki bir Yahudinin yanına zırhını rehin bıraktı. Ondan biraz yiyecek maddesi aldı. Vefat edinceye kadar da zırhını rehinden kurtaramadı.»

İmam Ahmed b. Hanbel, Abdüssamed tariki ile İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.), Uhud dağına bakıp şöyle dedi: Nefsim kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, Uhud dağı Muhammed ailesi için altına dönüşerek verilse de onu Allah yolunda harcasam ve öldüğüm günde de ondan yanımda iki dinar kalsa, bu benim hoşuma gitmez. Ancak o iki dinarı bir borç ödemek için yedekte tutmam hariç.»

İbn Abbas diyor ki: Rasûlullah (s.a.v.), vefat ettiği zaman ne bir dinar, ne bir dirhem, ne bir köle, ne de bir cariye bıraktı. Zırhını otuz ölçek arpa karşılığında bir Yahudinin yanında rehin bırakmıştı.»

İmam Ahmed b. Hanbel, İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Hz. Ömer, Peygamber (s.a.v.)'in yanma geldi. Peygamber (s.a.v.), bir hasır üzerinde idi. Hasır onun böğürlerinde iz yapmıştı. Ömer ona şöyle dedi:

- Ey Allah'ın peygamberi! Bundan daha yumuşak bir minder edinsen olmaz mı?

- Benimle dünyanın durumu, sıcak bir yaz gününde yola çıkıp bir ağacın altına gidip gündüzün bir vaktinde gölgelenip istirahat ettikten sonra o ağacı bırakıp giden adamın durumuna benzer.»

Bunu, sadece İmam Ahmed b. Hanbel rivayet etmiştir. Senedi sağlamdır.

Bu rivayeti, İbn Abbas'ın Hz. Ömer'den rivayet ettiği, iki kadının Rasûlullah'a karşı çıktıklarına dair hadis de teyid etmektedir. Ayrıca ilâ kıssası da bunu teyid etmektedir. Peygamber (s.a.v.)'in zühdünü, dünyayı terkedişini, dünyadan yüz çevirişini beyan eden benzer hadisler de bunu desteklemektedirler. Öu da bizim dediğimiz gibi Rasûlullah (s.a.v.)'m dünyaya aldırış etmediğini isbatlamaktadır.

İmam Ahmed b. Hanbel, Abdülaziz b. Rüfey'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Ben ve Seddad b. Makil, İbn Abbas'ın yanma gittik, İbn Abbas dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), şu iki levha arasındaki şeyden başka hiçbir şeyi bırakmadı.»

Abdülaziz diyor ki: Biz, Muhammed b. Ali'nin yanma gittik. O da aynı şeyleri söyledi.»

Buharî, Ebu Nuaym tariki ile Talha'nm şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Abdullah b. Ebu Evfa'ya sordum:

- Peygamber (s.a.v.), vasiyette bulundu mu?

- Hayır.

- Madem öyle ne diye insanlar vasiyet yapmakla emrolundular?

- Rasûlullah (s.a.v.), Aziz ve Celil olan Allah'ın kitabına uymamızı vasiyet etti.»