Bunlardan biri, Emetullah binti Rezine'dir. Doğrusunu söylemek gerekirse bunun annesi Rezine, Rasûlullah'ın yanında bulunmuştu. Nitekim bu, ileride de anlatılacaktır. Ancak İbn Ebi Asım'm rivayetinde anlatıldığına göre Beni Kurayza ve Nadir gününde Rasûlullah (s.a.v.), Safiye'yi esir aldı. Sonra azad etti. Onunla evlendi. Mehir olarak da ona Emetullah'm annesi Rezine'yi (Rüzeyne?) verdi.
Bu, gerçekten garib bir hadistir.
Rasûlullah'm cariyelerinden biri de Ümeyme'dir. Şamlılar, ondan hadis rivayet etmişlerdir. Zübeyr b. Nüfeyr de onun Rasûlullah'a ab-dest alırken yardımcı olduğunu rivayet etmiştir. Günün birinde ona bir adam gelmiş ve:
- Bana tavsiyede bulun, deyince, o da şöyle cevap vermişti: «Kesilip parçalansan da, ateşle yakılsan da hiçbir şeyi Allah'a ortak koşma. Kasıtlı olarak hiçbir namazı terketme. Bir kimse, kasıtlı olarak namazı terkederse, Allah ve Rasûlünün zimmeti dışına çıkmış olur. Sarhoş edici şeyi içme. Çünkü sarhoş edici şeyleri içmek, her günahın başıdır. Ana ve babana asi olma. Ailenden ve dünyalığından sıyrılıp çıkmanı sana emretseler de onlara karşı gelme.»
Rasûlullah'm cariyelerinden biri de Ümmü Eymen'dir. Ümmü Eymen'in asıl adı Bereke binti Salebe b. Amr b. Husayn b. Malik b. Seleme b. Amr b. Numan el:Habeşiye'dir. Ancak daha çok Ümmü Eymen künyesi ile çağrılırdı. Eymen, onun ilk kocası Ubeyd b. Zeyd el-Habeşî'den doğan oğludur. Bu kadın, ilk kocası Ubeyd'den sonra Zeyd b. Harise ile evlenmiş, ona Üsame b. Zeyd'i doğurmuştur. Bu kadın, Ümmü Ziba künyesi ile tanınırdı.
İki kez hicret etmiştir. Allah ondan razı olsun. Annesi, Amine binti Vehb'le birlikte Rasûlullah'm bakıcılığını yapmıştı. Rasûlullah (s.a.v.)'a babasından miras kalmıştı. Vakidî böyle demiştir. Diğerlerinin dediklerine göre Rasûlullah'a annesinden miras kalmıştır. Hz. Hatice'nin kızkardeşinin cariyesi olduğunu, onun tarafından Rasûlullah'a hibe edildiğini, ilk zamanlarda iman ettiğini, ancak peygamberden sonra hicret ettiğini söyleyenler de olmuştur. Hz. Peygamberin vefatından sonra Ebu Bekir tarafından ziyaret edildiğini, bu ziyarette Hz. Ömer'in de hazır bulunduğunu, bu iki zatın kendisini ziyaret ettikleri esnada ağladığını, bunun üzerine ağlayınca da Ebu Bekir'le Ömer'in kendisine:
- Sen bilmez misin ki, Allah katındaki şeyler Rasûlullah için daha hayırlıdır? diye sorduklarını, onunsa şu cevabı verdiğini:
- Ağlıyorum, çünkü artık gökten vahiy gelmeyecektir.
Bunun üzerine Ebu Bekir'le Ömer'in de onunla beraber ağlamaya başladıklarını, daha önce anlatmıştık.
"et-Tarih" adlı eserinde Buharî, Abdullah b. Yusuf tariki ile Züh-rî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Ümmü Eymen, yaşlanmcaya kadar Peygamber (s.a.v.)'e hizmet etti. Peygamber (s.a.v.), onu azad etti. Sonra onu, Zeyd b. Harise ile evlendirdi. Bu kadın, Peygamber -(s.a.v.)'in vefatından beş ay sonra öldü. Altı ay sonra vefat ettiğini söyleyenler de olmuştur. Hz. Ömer'in öldürülmesinden sonra yaşadığını söyleyenler vardır.»
Muhammed b. Sa'd, Vakidî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Üminü Eymen, Osman b. Affan'm hilafetinin başlangıcında vefat etmiştir.»
Vakidî, Yahya b. Said b. Dinar kanalı ile şöyle rivayette bulunmuştur:
«Rasûlullah (s.a.v.), Ümmü Eymen'e: "Ey Anacığım!" diye hitab eder ve ona bakınca da: "Bu, benim ailemin son kalanıdır." derdi.»
Ebu Bekir b. Ebi Hayseme, Süleyman b. Ebi Şeyh'ten rivayet etti-ki: «Peygamber (s.a.v) şöyle dermiş: Ümmü Eymen, annemden sonra (gelen ikinci) annemdir.»
Vakidî, Medineli arkadaşlarının şöyle dediklerini, rivayet etmiştir:
«Ümmü Eymen, su içmekte olan Peygamber (s.a.v.)'e baktı. Ona:
- Bana da su ver, dedi. Onun böyle dediğini gören Hz. Aişe, (kızarak) Ümmü Eymen'e:
- Sen bunu Rasûlullah'a mı söylüyorsun? diye çıkıştı. Ümmü Eymen de:
- Benim ona yaptığım hizmet çok uzun süreli olduğu için bunu istemeye hakkım var, dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) ona:
- Doğru söyledin, dedi ve getirip ona su içirdi.»
Mufaddal b. Gassan, Vehb b. Cerir kanalı ile Osman b. Kasım'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Ümmü Eymen, hicret yolculuğuna çıktığında Ravha'dan sonraki Munsaraf mevkiinde geceledi. Oruçlu idi. Çok susamıştı. Susuzluktan bitkin düşmüştü. Ona gökten içi su dolu ve beyaz bir ipe bağlı bir kova sarkıtıldı. O da dedi ki:
- Ben o kovadaki suyu içtim. Artık hiç susamadım. Çok sıcak günlerde oruç tuttuğum halde artık hiç susuzlukta karşılaşmadım!»
Hafız Ebu Ya'lâ, Muhammed b. Ebu Bekr el-Mukaddemî kanalı ile Ümmü Eymen'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.)'m, içine küçük abdestini yaptığı bir çömleği vardı. Sabah olunca: Ey Ümmü Eymen, çömlekteki idrarı boşalt, derdi. Bir gece uykudan uyandım. Çok susamıştım. Çömlektekini içtim. Rasûlullah (s.a.v):
- Ey Ümmü Eymen, çömlektekini dök, dedi. Ben de:
- Ya Rasûlallah, geceleyin uyandığımda çok susamıştım. Çömlektekini içtim, dedim. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) dedi ki:
- Bu günden sonra artık karın ağrısından şikayetçi olmayacaksın!»
"el-Gabe" adlı eserinde İbnu'1-Esir, Haccac b. Muhanımed kanalı ile Ümeyme binti Rakika'nm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Peygamber (s.a.v.)'in ağaçtan oyulmuş bir kabı vardı. Onun içine küçük abdestini yapar ve kanepesinin altına koyardı. Bereke adındaki bir kadın gelip o kabtaki idrarı içti. Bilahare Rasûlullah, o kabı sordu. Kendisine Bereke'nin kaptakini içtiği söyleyince şöyle buyurdu: Bereke kendini ateşten, bir duvar ile korudu.»
Hafiz Ebu'l-Hasen b. Esir dedi ki: Peygamber (s.a.v.)'in idrarını içen kadının, Ümmü Habibe ile birlikte Habeşistan'dan gelen Bereke el-Habeşiye olduğu söylenmiştir. Bu iki kadın arasında fark vardır. Doğrusunu Allah bilir.
Büreyre'ye gelince o, Ebu Ahmed b. Cahş ailesinin mülkiyetindeki bir cariye idi. Onunla mükateblik akdi yaptılar. Hz. Aişe de onu onlardan satın alıp azad etti. Böylece onun azadlısı oldu. Nitekim Bu-harî ve Müslim'in sahihlerinde bu konuda hadis varid olmuştur. Ancak İbn Asakir, bu kadınlardan söz etmemiştir.
Rasûlullah'm cariyelerinden biri de Hadre'dir. Bunu, İbn Mendeh söylemiş ve bu husustaki görüşünü şöyle ifade etmiştir: Muaviye, Cafer'in babası Muhammed'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Peygamber (s.a.v.)'in Hadre adında bir hizmetçisi vardı.»
Muhammed b. Sa'd, Selma'nın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Ben, Hadre, Radva ve Meymune binti Sa'd, Peygamber (s.a.v.)'in hizmetçileri idik. Peygamber (s.a.v.), hepimizi azad etti.»
Rasûlullah (s.a.v.)'m cariyelerinden biri de Huleyse'dir. Aslında bu, Hz. Ömer'in kızı Hafsa'nın azadlısıdır.
"el-Gabe" adlı eserinde İbnu'1-Esir dedi ki: Hafsa ve Aişe'nin, Şevde binti Zem'a ile kıssaları ve bu iki kadının Şevde ile şakalaşmaları hakkında Huleyse şöyle bir rivayette bulunmuştur: «Hz. Hafsa ile Hz. Aişe, Şevde binti Zem'a'ya dediler ki: "Deccal çıkmış." Şevde de içinde ateş yakmakta oldukları bir eve gizlendi. Bunun üzerine onlar gülmeye başladılar. Rasûlullah (s.a.v.) gelip:
- Neyiniz var, ne oluyor? diye sorunca, onlar, Sevde'ye yaptıklarını anlattılar. Rasûlullah gidip
Sevde'yi gördü. Şevde, ona dedi ki:
- Ya Rasûlallah, Deccal çıktı mı?
- Hayır.
- Çıktığını sanıyorum!
Böyle dedikten sonra saklandığı evden çıktı. Ve üzerindeki örümcek ağlarını silkelemeye başladı.»
İbnu'1-Esir, Selman-ı Farisî'nin sahibesi Huleyse'den söz etmiş ve şöyle demiştir: «Selmanın İslâm'a
girişi, onun Selman'ı azad edişi ve azadlık bedeli olarak Rasûlullah'm ona bedel ödemesi hakkında
anlatılacak şeyler vardır. Selman, azadlık bedeli olarak sahibesi için 300 fidan dikmişti.»
Rasûlullah'm cariyelerinden biri de Havle'dir. İbnu'1-Esir böyle demiştir. Bu kadın, RasûlullahJa
hizmet ederdi. Farkında olmadıkları halde Peygamber (s.a.v.)'in kanepesi altında bir köpek
yavrusunun Ölümü nedeniyle vahyin gecikmesiyle ilgili bir hadisi bu cariye rivayet etmiştir.
Kanepe altındaki köpek yavrusunun leşi çıkarıldıktan sonra vahiy gelmeye başlamış ve şu ayet-i
kerime nazil olmuştu:
«Kuşluk vaktine andolsun. Sükuna erdiği zaman geceye andol-sun....»
Bu, garip bir rivayettir. Meşhur kavle göre bu ayetler, başka bir sebeble nazil olmuşlardır.
Doğrusunu Allah bilir.
Rasûlullah'm cariyelerinden biri de Rezine'dir. İbn Asakir dedi ki: Doğrusu bu cariye, Safiye binti
Hüyey'in mülkiyetinde idi. Rasûlullah (s.a.v.)'a hizmet ederdi.
Ben derim ki: Rezine'nin kızı Emetullah'm tercüme-i halinden bahsederken demiştik ki, Rasûlullah,
Safiye binti Hüyey ile evlenirken, ona mehir olarak Emetullah'm annesi Rezine'yi vermişti. Demek
ki Rezine, Rasûlullah'm mülkiyetinde idi.
Harız Ebu Ya'lâ, Rezine kızı Emetullah'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.), Kurayza ve Nadir gününde Cenâb-ı Allah kendisine fetih nasib ettiği zaman
Safiye'yi esir aldı. Safiye, götürülmekte olan kadınları görünce: "Allah'tan başka ilâh
bulunmadığına, senin de Allah'ın Rasûlü olduğuna şahadet ederim." dedi. Bunun üzerine eli
Rasûlullahın elinde olduğu halde Rasûlullah, onu serbest bırakıp azad etti, sonra kendisi ile evlenme
talebinde bulundu. Evlenirken ona Rezine'yi mehir olarak verdi.»
Doğrusu şu ki: Rasûlullah (s.a.v.), Safiye'yi Hayber ganimetleri arasında mülkiyetine aldı. Onu azad
etti. Mehir olarak azadlığmı ona verdi. Kurayza ve Nadir gününde Rasûlullah'm mülkiyetine geçmiş
olduğunu söylemek, hakikati karıştırmaktır. Çünkü Hayber savaşı ile Kurayza ve Nadir savaşı
arasında iki senelik bir zaman farkı vardır. Doğrusunu Allah bilir.
Hafız Ebu Bekir el-Beyhakî, "Delâil" adlı eserde Üleyke binti Kü-meyt el-Atike'nin annesi
Emine'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah'm azadlı cariyesi olan Rezine'nin kızı Emetullah'a dedim ki: - Ey Emetullah, annenin, Rasûlullah (s.a.v.)'m aşura orucunu anlattığım hiç işittin mi?
- Evet, Rasûlullah (s.a.v.), aşura günü orucuna büyük önem verirdi. Kendi çocuklarını ve Fatıma'mn çocuklarını çağırır, ağızlarına tükürür ve annelerine: "Bunları geceye kadar emzirmeyin." derdi.»
Rasûlullah'm cariyelerinden biri de Radva'dır. İbnu'1-Esir, Said b. Beşir kanalı ile Katade'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Radva binti Ka'b, Rasûlullah'a âdet görmekte olan kadının kına yakmasının hükmünü sordu. Rasûlullah da: "Bunda bir sakınca yoktur." dedi.»
Rasûlullah'm cariyelerinden biri de Reyhâne binti Şem'un el-Ku-raziye'dir. Bunun Nadir kabilesine mensup olduğunu söyleyenler de olmuştur. Rasûlullah'm zevcelerinden bahsettikten sonra bu kadından «32 etmiştik.
Rasûlullah'm cariyelerinden biri de Zerine'dir. Doğru ve gerçek olan ise, bu kadının asıl adının Rezine olduğudur. Nitekim bundan daha önce de söz etmiştik.
Rasûlullah'm cariyelerinden biri de Saibe'dir.
Rasûlullah'm cariyelerinden biri de Sedise el-Ensârî'dir. Bunun Hafsa binti Ömer'in cariyesi olduğu söylenmiştir. Bu cariye, Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Ömer, İslâm'a girdikten sonra şeytan onun karşısına çıkmadı. Çıksa bile yüzüstü yere kapaklanmış olarak çıkardı.»
Rasûlullah'm cariyelerinden biri de oğlu İbrahim'in bakıcılığını ve dadılığını yapan Sellame'dir.
Rasûlullah'm cariyelerinden biri de Selma'dır. Bu, Ebu Rafi'nin karısı Ümmü Rafi'dir. Nitekim Vakidî, onun şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Ben, Hadre, Radva ve Meymune binti Sa'd, Rasûlullah'a hizmet ediyorduk. Rasûlullah, hepimizi azad etti.»
İmam Ahmed b. Hanbel, Rasûlullah'm hizmetçisi Selma'nm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Başından şikayet eden herkese Rasûlullah'm: "Hacamat vurdur." sözünden, ayaklarından şikayet edenlere de: "Ayaklarına kına sür." sözünden başka birşey dediğini işitmedim.»
Mus'ab ez-Zübeyrî dedi ki: Selma, Hüneyn gazvesinde hazır bulunmuştur.
Ben derim ki: Gelen rivayetlere göre Selma, Rasûlullah (s.a.v.)'a yağlı ekmek pişirir, Rasûlullah da o ekmekten çok hoşlanırdı.
Selma, Rasûlullah (s.a.v.)'ın vefatından sonra yaşamış ve Fatıma (r.anha)'nm vefatını görmüştü. Önceleri Rasûlullah'm halası Safiye binti Abdülmuttalib'in cariyesi idi. Sonra Rasûlullah'm mülkiyetine geçti. Fatıma (r.anha)'nın çocuklarının doğumunda ebelik yapmıştı. Rasûlullah'm oğlu İbrahim'in doğumunda da ebelik yapmıştı. Hz. Fa-tıma'nın vefatında ve onun cenazesinin yıkanışında Hz. Ali ve Esma Binti Umeys ile birlikte hazır bulunmuştu. Esma, Hz. Ebu Bekir'in zevcesi idi.
İmam Ahmed b. Hanbel, Ali b. Ebi Rafi kanalı ile Selma'nm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Fatıma (r.anha), Ölüm hastalığına yakalandığı zaman ben onun hasta bakıcılığını yapıyordum. Yine bir gün o hasta iken bazı ihtiyaçlarını görmek için Hz. Ali, evden çıkıp gitmişti. Fatıma da bana:
- Anacığım, benim için su hazırla da yıkanayım, dedi. Ben de onun için su hazırladım. Görebildiğim en güzel şekliyle yıkandı. Sonra bana:
- Anacığım, yeni elbiselerimi getir, dedi. Ben de getirdim, elbiselerini giyindi. Sonra bana:
- Anacığım, yatağımı evin ortasına ser, dedi. Ben de öyle yaptım. Yatağa uzandı. Kıbleye yöneldi. Elini yanağının altına koyup şöyle
dedi:
- Anacığım, ben şimdi vefat edeceğim. Ben temizlendim. Hiç kimse üzerimi açmasın.
Böyle dedikten sonra oracıkta vefat etti. Kısa bir müddet sonra gelen Ali'ye durumu haber verdim.» Bu, gerçekten garip ve tuhaf bir rivayettir.
Rasûlullah'm cariyelerinden biri de Şirin'dir. Adının Şirin olduğunu söyleyenler de vardır. İbrahim'in teyzesi ve Mariyetü'l-Kıbti-ye'nin kız kardeşidir. Bundan önceki sayfalarda da belirttiğimiz gibi asıl adı Cüreyc b. Mina olan İskenderiye valisi Mukavkis, bu iki cariyeyi Me'bur isimli iğdiş edilmiş bir köle ve Düldül adlı bir katırla birlikte Rasûlullah (s.a.v.)'a hediye etmişti. Rasûlullah (s.a.v.) da Şirin'i (veya diğer rivayete göre Sirin'i) Hassan b. Sabit'e hibe etmiş, Şirin i-le Hassanın bu evliliğinden Abdurrahman adında bir çocukları doğmuştu.
Rasûlullah'm cariyelerinden biri de Unkude Ümmü Melih el-Ha-beşiye'dir. Bu, Hz. Aişe'nin cariyesi idi. Önceki adı İnbe idi. Ancak Rasûlullah (s.a.v.), ona Unkude adını verdi.
Ebu Nuaym, böyle rivayet etmiştir. Bu cariyenin adının Gafire olduğunu söyleyenler de olmuştur, Rasûlullah'm cariyelerinden biri de Ferve'dir. Bu aym zamanda ona süt emzirmiştir. Ferve dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) bana şöyle buyurdu:
«Yatağına girdiğin zaman "Kafirûn" sûresini oku. Çünkü bu sûre, şirkten uzaklaşmaktır, dedi.» İbnü'1-Esir, "el-Gabe" adlı eserinde bunu nakletmiş tir.
Fiddetü'n-Nubiye'ye gelince, İbnu'1-Esir, "el-Gabe" adlı eserinde bu cariyenin, Rasûlullah'm kızı Fatıma'nın mülkiyetinde olduğunu söylemiştir.
«Onlar içleri çektiği halde, yiyeceği yoksulla, öksüze ve esire yedirirler.» ayet-i kelimesiyle ilgili olarak İbn Abbasin görüşlerini naklettikten sonra İbmı'1-Esir, bu konuda kısaca şöyle demiştir:
" «Hasan ile Hüseyin hastalandılar. Rasûhıllah (s.a.v.), onları ziyarete geldi. Arapların çoğunluğu da onları ziyarete geldiler. Ali'ye:
- Bu hususta bir adak adamaz mısın? dediler. Ali de:
- Eğer çocuklarını iyileşirlerse, Allah için üç gün oruç tutarım, dedi. Bunun üzerine Fatıma da aynı şeyleri söyledi. Fidda da onlar gibi adakta bulundu.
Nihayet Cenâb-ı Allah, Hasan ile Hüseyin'e şifa ihsan etti. Bunlar da oruç tuttular. Hz. Ali ise, Şem'un el-Hayberî'ye gidip üç ölçek arpa ödünç aldı. İlk gece bir ölçek arpayı öğütüp ekmek yaptılar. Yemek için iftar vakti önlerine koydukları zaman bir dilenci kapıya gelip:
- Miskine yemek yedirin ki, Allah da Cennet sofralarında size ye-dirsin, dedi. Bunun üzerine Hz. Ali emir verdi. Önlerindeki yiyeceği miskine verdiler. Kendileri aç kaldılar.
İkinci gece, bir ölçek daha arpayı öğütüp ekmek yaptılar. İftar vakti Önlerine koydukları zaman yine dilencinin biri kapıya gelip:
- Öksüze yedirin, dedi. O gecenin ekmeğini de ona verdiler. Kendileri aç kaldılar.
Üçüncü gece son ölçek arpayı öğütüp ekmek yaptılar. Yine iftar vakti sofrayı.kurduklarında dilencenin biri kapıya gelip:
- Esire yedirin, dedi. Sofradaki ekmeği ve yiyecekleri ona verdiler. Böylelikle kendileri üç gün üç gece aç kaldılar. Cenâb-ı Allah da bu hadise üzerine haklarında şu ayetleri inzal buyurdu:
«İnsanoğlu var edilip bahse değer birşey olana kadar, şüphesiz, uzun bir zaman geçmemiş midir?
Biz insanı katışık bir nutfeden yaratmışızdır. Onu deneriz. Bu yüzden onun işitmesini ve görmesini sağlamışızdır. Şüphesiz ona yol gösterdik, buna kimi şükreder, kimi de nankörlük.
Doğrusu inkarcılar için zincirler, demir halkalar ve çılgın alevli Cehennem hazırladık. Şüphesiz iyiler kafur katılmış bir tastan içerler. Bu, sadece Allah'ın kullarının taşıra taşıra içebileceği bir pınardır.
Onlar verdikleri sözleri yerine getirirler, fenalığı yaygın olan bir günden korkarlar. Onlar, içleri çektiği halde, yiyeceği yoksulla, öksüze ve esire yedirirler.
Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz. Bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz, derler.» (insan, ı-ıo.)
Bu, münker bir hadistir. Bazı hadis imamları bunu mevzu sayarlar. Gerekçe olarak da lafizlardaki bozukluğu gösterirler. Ayrıca bu sûre, Mekkî'dir. Hasan ile Hüseyin ise, Medine'de doğmuşlardır. Doğrusunu Allah bilir.
Rasûlullah'm hizmetinde bulunanlardan biri de Hz. Aişe'nin cariyesi Leyla'dır. Bu kadın, Rasûlullah (s.a.v.)'a şöyle bir soru sormuştu:
- Ya Rasûlallah, sen heladan çıkar çıkmaz senden hemen sonra ben içeri giriyorum ama birşey göremiyorum. Sadece misk kokusu hissediyorum.
Onun bu sorusu üzerine Rasûlullah şöyle demişti:
«Biz peygamberler topluluğunun cesedleri Cennet ehlinin ruhları üzerinde biter. Yer, bizden çıkan bir pisliği mutlaka yutar.»
Bunu Ebu Abdillah el-Medenî'nin hadisinden Ebu Nuaym rivayet etmiştir. Ancak Ebu Abdillah elMedenî, hakkında bilgi bulunmayan ravilerdendir.
Rasûlullah'm cariyelerinden biri de İbrahim'in annesi Mariyetü'l-Kıbtiye'dir. Mü'minlerin annelerinden, yani Rasûlullah'm zevcelerinden bahsederken bu hanımdan söz etmiştik. İbnu'1-Esir, Mariyetü'l-Kıbtiye ile Mariyetü Ümmi Rebab'ı birbirinden ayırd etmiş ve Mâri-yetü Ümmi Rebab'm da Rasûlullah'm cariyelerinden biri olduğunu söylemiştir. Bunun hadisi, Basralıların yanındadır. Abdullah b. Ha-bib, Mariye'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Bir gece sırtıma bassın, diye yere eğildim. Rasûlullah da sırtıma bastı ve bir bahçenin duvarına tırmanarak müşriklerden kaçtı.»
Ebu Bekir, Mariye'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Elimi sürdüğüm hiçbir şey, Rasûlullah'm avuçları kadar yumuşak değildi.»
Rasûlullah'm cariyelerinden biri de Meymune binti Sa'd'dır.
İmam Ahmed b. Hanbel, Meymune'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Ya Rasûlallah, bize Beyt-i Makdis hakkında açıklamada bulun.
- Orası insanların dünyaya yayıldıkları ve tekrar orada toplanacakları yerdir. Oraya gidin. Orada namaz kılın. Orada kılman bir namaz 1.000 namaz gibidir.
- Bir kimse oraya gitme gücünü bulamazsa ne yapsın?
- Oraya zeyt (yağ) göndersin ki, o zeyt ile orada kandiller yakılsın. Oraya bir hediye gönderen, orada namaz kılan gibidir.»
İmam Ahmed b. Hanbel, Meymune binti Sa'd'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Zina çocuğunun hakkında Rasûlullah'a soru soruldu. Rasûlullah şu cevabı verdi:
«Zinadan doğan çocukta hayır yoktur. Allah yolunda giyip kendileri ile cihada katıldığım iki ayakkabı, benim için bir zina çocuğunu azad etmekten daha hoştur.»
Hafız Ebu Ya'lâ el-Musilî, Ebu Bekr b. Ebi Şeybe kanalı ile Rasûlullah'a hizmet eden Meymune'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: Ailesinin arasından çıkıp başka yerde ziynetlenmek için eteğini sürüyüp yürüyen kadının yaptığı iş, kıyamet gününde nuru bulunmayan zulmet gibidir..."
Rasûlullah'm cariyelerinden biri de Meymune binti Ebi Üneyse (Anbese?)'dir. Ebu Amr b. Mendeh böyle demiştir.
Ebu Nuaym dedi ki: Yukarıda adı geçen cariyenin adında yanlışlık vardır. Gerçekte onun adı, Meymune binti Ebu Asib'tir. Bunun hadisini Menca b. Mus'ab Ebu Abdillah el-Abdî rivayet etmiştir. Bu rivayette anlatıldığına göre Hureyş kabilesinden bir kadın, Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma gelmiş ve Hz. Aişe'ye şöyle demişti:
- Ya Aişe, bana imdad eyle. Rasûlullah'm kalbimi sükûna erdirecek ve beni teskin edecek bir duasını söyle.
Hz. Aişe de ona şöyle dedi:
- Sağ elini kalbinin üzerine koyup sıvazla ve:
"Bismillah. Allah'ım, beni kendi devan ile tedavi et. Bana kendi şifanı bahşet. Senden başkasmmki ile değil, kendi lütfunla beni zengin et." de.»
Bu hadisin ravilerinden Rebia dedi ki: Ben o kadını çağırdım. Onun iyileşmiş olduğunu gördüm.
Rasûlullah'm cariyelerinden biri de Ebu Duraeyre'nin zevcesi Ümmü Dumeyre'dir. Bunun hakkında önceki sayfalarda gerekli açıklamaları vermiştik.
Rasûlullah'm cariyelerinden biri de Ümmü Ayyaş'tır. Rasûlullah (s.a.v.), kızını Osman b. Affan'la evlendirirken onunla birlikte göndermişti.
Ebu'l-Kasım el-Begavî, îkrime kanalı ile Rasûlullah'm hizmetçisi ve kızını Osman'la evlendirirken beraberce gönderdiği cariyesi Ümmü Ayyaşın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Osman için sabahleyin hurma şerbetini elimle yapıyor, karıştırıyor ve akşamleyin o da bunu içiyordu. Akşamleyin ona nebiz yapıyordum. O da sabahleyin onu içiyordu. Bir gün bana:
- Sen buna birşey katıyor musun? diye sordu. Ben de:
- Evet, deyince.
- Bir daha böyle yapma, dedi.» Rasûlullah'm cariyeleri bunlardı.
İmam Ahmed b.Hanbel, Veki' vasıtasıyla Sümame b. Hazn'm şöyle dediğini rivayet eder:
«Ben Hz. Aişe'ye nebizin hükmünü sordum. O da dedi ki:
- İşte Rasûlullah'm hizmetçisi burada. Sen bunu ona sor.
Böyle diyerek Habeşi bir cariyeyi bana gösterdi. O cariye de bana şöyle dedi:
- Akşamleyin Rasûlullah'a bir kapta nebiz yapıyor. Kabın ağzını kapatıyordum. Sabah olunca ondan içiyordu.»
Müslim ile Neseî, Kasım b. Fadl'dan böyle bir rivayette bulunmuşlardır.

