El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Rebia B. Ka'b El-Eslemî

Rasûlullah'm hizmetçilerinden biri de Rebia b. Ka'b el-Eslemî Ebu Firas'tır. Evzaî, Yahya b. Ebi Kesir kanalı ile Rebia b. Ka'b'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Rasûlullah (s.a.v.)'m yanında geceliyordum. Abdest …

Rasûlullah'm hizmetçilerinden biri de Rebia b. Ka'b el-Eslemî Ebu Firas'tır.

Evzaî, Yahya b. Ebi Kesir kanalı ile Rebia b. Ka'b'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.)'m yanında geceliyordum. Abdest alması veya diğer bir ihtiyacı için ona ibriğini getiriyordum. Geceleyin kalkıp:

«Noksanlıklardan münezzeh olan Rabbimi teşbih ve tenzih eder, O'na hamd ederim. Alemlerin Rabbini teşbih ve tenzih ederim.» diyerek dua ederdi. Sonra da:

- Senin bir dileğin-var mı? diye sordu. Ben de ona şöyle dedim:

- Ya Rasûlallah, Cennet'te seninle beraber olmak istiyorum. O da şöyle buyurdu:

- Öyleyse nefsin için fazla secde ederek bana yardımcı ol, (ki Cennet'te benimle beraber olasın.)»

İmam Ahmed b. Hanbel, Yakub b. İbrahim kanalı ile Rebia b. Ka'b'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Gündüz boyunca Rasûlullah'a hizmet ederdim. Yatsı namazını kıhncaya kadar yanından ayrılmazdım. Yatsıyı kıldıktan sonra o evine girince ben kapı önünde oturur ve: «Belki Rasûlullah'm bir ihtiyacı olur.» deyip beklerdim. Onun hep: «Allah'ı tenzih eder, O'na hamd ederim.» dediğini işitirdim. Nihayet yorulup usanır ve geri dönerdim. Veya gözlerime uyku girer, uyurdum.

Bir gün kendisine olan hizmetlerimin hakkım görüp takdir ettiği için olmalı ki, bana şöyle dedi:

- Ey Rebia b. Ka'b, benden birşey dile ki, sana vereyim. Ben de ona şöyle dedim:

- Ya Rasûlallah, durumumu gözden geçireyim. Biraz düşüneyim. Sonra bu hususta sana bilgi vereyim.

Ben böyle dedikten sonra kendi kendime düşündüm. Dünyanın geçici olduğunu ve sonunun geleceğini, dünyada bana yeterli rızık verileceğini anladım. Ve: «Rasûlullah'tan ahiretimi isteyeceğim. Çünkü ahiret, Allah nezdinde daha kıymetli bir makamdır.» dedim. Böyle dedikten sonra Rasûlullah'm yanma gittim. Bana şöyle sordu:

- Ey Rebia, ne yaptın?

- Ya Rasûlallah, Rabbin nezdinde bana şefaatçi olmanı diliyorum ki, beni Cehennem'den azad etsin. - Bunu sana kim söyledi ey Rebia?

- Hayır, seni hak peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, bunu hiç kimse bana söylemiş değildir. Ama sen bana demiştin ki: «Benden birşey dile ki, sana vereyim.» Bakıyorum ki, sen, Allah nezdinde bu kadar yüce bir makam sahibisin. Durumumu gözden geçirdim. Dünyanın geçici olduğunu ve sona ereceğini anladım. Dünyada bana yetecek rızkın geleceğini de biliyorum. Onun için Rasûlullah'tan ahiretimi isteyeceğim, dedim.

Ben böyle cevab verdikten sonra Rasûlullah, uzun uzadıya sustu. Sonra bana şu cevabı verdi:

- Ben bunu yapacağım. Ama sen de fazla secde ederek nefsine karşı bana yardımcı ol.»

Hafız Ebu Ya'lâ, Ebu Hayseme kanalı ile Rasûlullah'a hizmet eden Rebiatü'l-Eslemî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Günün birinde Rasûlullah (s.a.v.), bana şöyle bir soru sordu:

- Ey Rebia, evlenmez misin?

- Ya Rasûlallah, evlenmemin sana olan hizmetime engel olacağını düşündüğüm için evlenmek istemiyorum. Ayrıca yanımda bir kadına verecek kadar mal da yok.

Bundan sonra dedim ki: Rasûlullah, benim yanımda olan şeyi benden daha iyi biliyor ki, beni evlenmeye çağırıyor. Eğer beni falan kadınla evlenmeye çağırırsa, ben bu arzusuna rağbet ederim. Ben böyle dedikten sonra o bana şöyle bir soru sordu:

- Ey Rebia, evlenmez misin?

- Ya Rasûlallah, kim beni evlendirir ki? Benim yanımda bir kadına verecek kadar mal yok.

- Falan oğullarına git ve de ki: Rasûlullah (s.a.v.), beni falanca kızınla evlendirmenizi emrediyor!

Ben de onlara gidip şöyle dedim:

- Rasûlullah, falanca kızınızı benimle evlendirmeniz için beni size gönderdi.

- Falanca kızımızla mı?

- Evet.

- Rasûlullah ve onun gönderdiği elçiye merhaba. Hoşgeldin. Böyle dedikten sonra beni o kızla evlendirdiler. Ben de Rasûlullah'm yanma gelip dedim ki:

- Ya Rasûlallah, en hayırlı ailenin yanından sana geldim. Onlar .benim sözümü doğrulayıp tasdik ettiler. Beni o kızla evlendirdiler. Ama o kızın mehrini nasıl ve nereden vereceğim?

Benim böyle demem üzerine Rasûlullah, Büreyde el-Eslemî'ye şu emri verdi:

- Rebia'nm mehri için bir çekirdek ağırlığında altın temin edin. Onlar da bu altını temin edip bana verdiler. Ben de kızın ailesine

götürüp verdim, onlar da bu mehri kabul ettiler. Sonra tekrar Rasûlullah'm yanma gelip şöyle dedim:

- Ya Rasûlallah, verdiğim mehri kabul ettiler, ama düğün yemeğini nasıl ve nereden temin edip vereceğim?

Rasûlullah, yine Büreyde el-Eslemî'ye şu emri verdi:

- Rebia için bir koç parası toplayıp temin edin.

Onlar da bu parayı toplayıp bana verdiler. Rasûlullah, bana dedi ki:

- Aişe'ye git. Yanındaki arpayı sana vermesini söyle.

Ben de Aişe'nin yanma gittim. O da yanındaki arpayı bana verdi. Koçu ve arpayı alıp kayınpederlere gittim. Bana dediler ki:

- Arpayı biz sana teinin ederiz. Bunu getirmene gerek yok. Koça gelince arkadaşlarına söyle, onu kessinler.

Arpayı temin edip ekmek yaptılar. Sabah olunca vallahi yanımızda hem ekmek, hem de et vardı.

Sonra Rasûlullah (s.a.v.), bir arazisini Ebu Bekir'e ikta olarak verdi. Biz bir nurma ağacı üzerinde ihtilafa düştük. Bu ağacın kendi arazim içinde olduğunu söyledim. Ebu Bekir de kendi arazisi içinde olduğunu iddia etti. Çekiştik; Ebu Bekir, bana nahoş bir kelime sar-fetti. Sonra pişman oldu. Beni yanına çağırttı ve:

- Sana ne dediysem sen de bana aynısını söyle, dedi. Ben de:

- Hayır, vallahi senin dediğini ben sana söylemem, dedim. Bunun üzerine o:

- Öyleyse Rasûlullah'a giderim, dedi. Rasûlullah'm yanma gitti. Ben de peşine takıldım. Kavmim de ardım sıra geldi. Bana:

- Sana bu çirkin kelimeyi söyleyen kendisi, seni Rasûlullah'a şikayete giden de yine kendisi, bu nasıl şey? dediler. Ben de onlara dönüp dedim ki:

- Bunun kim olduğunu biliyor musunuz? Bu Ebu Bekir es-Sıd-dık'tır. Müslümanların ak saçlısıdır. Haydi, geri dönün ki, şayet arkasını dönüp bakarsa, bana yardıma geldiğinizi zannetmesin de öfkelenmesin ve gidip Rasûlullah'a bu gelişini haber vermesin. Aksi takdirde ben helak olurum.

Ebu Bekir (r.a.), Rasûlullah'm yanma gidip şöyle dedi:

- Ben, Rebia'ya nahoş bir kelime sarfettinı. Kendisine söylediğim şeyin aynısını bana söylemesini istedim. Ama o söylemiyor!

Rasûlullah (s.a.v.) dedi ki:

- Ey Rebia, seninle Ebu Bekir es-Sıddık arasında ne var? Dedim ki:

- Ya Rasûlallah, yemin ederim ki onun bana söylediği sözün aynısını ben kendisine söylemem.

Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.):

- Onun sana dediğinin aynısını ona söyleme. Sadece "Ey Ebu Bekir, Allah seni bağışlasın." de, dedi.»