Buharî, Abdullah b. Muhammed kanalı ile Abdülaziz b. Rufay'ın şöyle dediğini rivayet eder: "Enes b. Malik'e dedim ki:
- Terviye gününde Hz. Peygamberin öğle ve ikindi namazlarını nerede kıldığını hatırlıyor musun? - Mina'da kıldı.
- Mina'dan Mekke'ye dönüş gününde ikindi namazını nerede kıldı?
- Abtah'ta kıldı. Emirlerin nasıl yapmışlarsa sen de öyle yap." Buharî, Abdülaziz b. Rufay'm şöyle dediğini rivayet eder: "Terviye gününde Mina'ya hareket ettim. Yolda bir merkep üzerinde gitmekte olan Enes'le karşılaştım. Ona:
- Bugün, Peygamber (s.a.s.) öğle namazını nerede kıldı? diye sordum. O da şu cevabı verdi:
- Bak, emirlerin nerede namaz kılmışlarsa sen de orada kıl." İmam Ahmed b. Hanbel, Esved b. Amir kanalı ile İbn Abbas'm
şöyle dediğini rivayet eder:
"Rasûlullah (s.a.v.), beş vakit namazı Mina'da kıldı."
Yine İmam Ahmed b. Hanbel, İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet
eder:
"Terviye gününde Peygamber (s.a.v.), öğle namazını Mina'da kıldı. Arefe gününün sabah namazını da orada kıldı."
Tirmizî, İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet eder:
"Rasûlullah (s.a.v.), bize öğle, ikindi, akşam, yatsı ve sabah namazlarını Mina'da kıldırdı. Sonra Arafat'a gitti."
İmam Ahmed b. Hanbel şöyle dedi: Peygamber (s.a.v.)'i gören bir adam bize şöyle dedi: "Peygamber (s.a.v.), terviye gününde Mina'ya gitti. Yanında Bilal de vardı. Bilal'in elinde bir değnek üzerine konulmuş bir bez parçası vardı. Onunla Rasûlullah'ı gölgelendirip sıcaktan koruyordu."
İmam Şafiî, Hz. Peygamberin terviye günü zevalden sonra bineğine binip Âbtah'tan Mina'ya gittiğini, ancak öğle namazını Mina'da kıldığım kesin bir dille ifade etmiştir. O, yukarıdaki hadisi buna delil olarak göstermiştir. Doğrusunu Allah bilir.
Daha önce de belirtildiği gibi Cafer b. Muhammed, Cabir'in şöyle dediğini rivayet eder:
«İnsanların tamamı, ihramdan çıkıp saçlarını kısalttılar. Yalnız Peygamber (s.a.v.) ile beraberinde kurbanlıkları bulunan kimseler hariç, onlar ihramlı olarak beklediler. Terviye günü olduğunda Mina'ya yönelip hac için ihrama girip telbiye getirdiler. Rasûlullah (s.a.v.) da bineğine binip Mina'ya gitti. Orada öğle, ikindi, akşam, yatsı ve sabah namazlarını kıldı. Daha sonra biraz bekledi. Nihayet güneş doğdu. Kıldan mamul çadırının kurulmasını emretti. Çadırı, Nemire'de kuruldu. Rasûlullah (s.a.v.), yoluna devam etti. Kureyşli-ler onun, kendilerinin de cahiliye devrinde yaptıkları gibi mutlaka Meş'ar-i Haram'da vakfe yapacaklarını sanıyor ve bu hususta şüphe etmiyorlardı. Rasûlullah (s.a.v.), yoluna devam etti. Geçip gitti. Nihayet Arefe'ye vardı. Çadırının Nemire'de kurulmuş olduğunu gördü. Çadıra girdi, güneş zevale erdikten sonra, Kasva adlı devesinin getirilmesini emretti. Devesi hazırlandı. Binip vadinin aşağısına geldi. Orada insanlara hutbe irad etti. Hutbesinde şöyle dedi:
"Doğrusu kanlarınız, mallarınız; bu gününüzün kutsallığı, bu ayınızın kutsallığı ve bu şehrinizin kutsallığı gibi kutsaldır. Bilesiniz ki cahiliyetten kalma her âdet ayaklarımın altındadır. İptal edilmiştir. Cahiliyetten kalma kan davaları iptal edilmiştir. İptal ettiğim ilk kan davamız, Rebia b. Haris'in oğlunun kanıdır. O, Beni Sa'd kabilesinde süt emmişti. Onu, Huzeyl kabilesi öldürmüştü.
Cahiliyetten kalma faiz muameleleri iptal edilmiştir. İptal ettiğim ilk faiz alacağımız, Abbas b. Abdülmuttalib'in alacağıdır. Faiz tümüyle kaldırılmıştır.
Kadınlarınız hususunda Allah'ın buyruklarına karşı gelmekten sakının. Çünkü siz, onları Allah'ın emanetiyle aldınız. Allah'a söz vererek tenasül organlarını kendinize helal ettiniz. Onların da sizin sevmediğiniz kimseleri aile yataklarınıza bastırmamaları, sizin onlar üzerindeki hakkınızdır. Eğer böyle yaparlarsa onları, ağır olmamak kaydıyla dövün, onların rızıklarını, elbiselerini, örfe uygun ölçüde vermeniz gerekir. Aranızda öyle birşey bırakıyorum ki, ona bağlandığınız ve sarıldığınız müddetçe benden sonra asla sapıklığa düşmeyeceksiniz. O, Allah'ın kitabıdır.
Beni size soracaklar, ne diyeceksiniz?
Orada bulunanlar şöyle dediler: Risaleti tebliğ ettiğini, görevini ifa ettiğini, nasihat verdiğini söyleyecek ve buna şahitlik edeceğiz.
Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), işaret parmağını semaya kaldırıp, sonra işarette bulunarak: "Allah'ım, şahid ol. Allah'ım, şahid ol. Allah'ım, şahid ol." dedi.»
Ebu Abdurrahman en Neseî, Hizyem b. Amr es-Sa'dî'nin şöyle dediğini rivayet eder:
"Rasûlullah (s.a.v.)'m Veda haccmda arefe günü hutbesinde şöyle dediğini işittim:
"Bilesiniz ki kanlarınız, mallarınız, ırzlarınız; bu gününüzün kutsallığı, bu ayınızın kutsallığı ve bu beldenizin kutsallığı gibi size kutsaldır (dokunulmazdır)."
Ebu Davud, Beni Demre kabilesinden bir adamın kendi babasından veya amcasından şöyle bir nakilde bulunduğunu rivayet eder:
"Arafat'ta Rasûlullah (s.a.v.)'ı minber üzerinde gördüm."
Bunun senedi zayıftır. Çünkü bunda tanınmayan bir adam vardır. Sonra Cabir'in uzun hadisinde de geçtiği gibi, Peygamber (s.a.v.), minber üzerinde değil, Kasva adlı devesi üzerinde Arafat hutbesini irad etmiştir.
Ebu Davud, Seleme'nin babası Nubayt'ın, "Arafat'ta kızıl renkli bir deve üzerinde durup hutbe okurken Hz. Peygamber'i gördüm." dediğini rivayet etmiştir.
Bu rivayetin senedinde de tanınmayan bir ravi vardır. Ancak Cabir'in naklettiği hadis bunu doğrulamaktadır. Ebu Davud, Halidb. el-Adda b. Hevzen'in şöyle dediğini rivayet eder:
"Arefe gününde Peygamber (s.a.v.)İ bir deve üzerinde ayaklarını iki üzengiye koyup dikilmiş vaziyette hutbe irad ederken gördüm."
Buharî ve Müslim'in sahihlerinde İbn Abbas'm şöyle dediği rivayet edilmiştir:
"Rasûlullah (s.a.v.)'m Arafat'ta hutbe irad ederken ihramlı kimse hakkında şöyle dediğini işittim: İki pabuç bulamayan kimse iki mest giysin. İzar bulamayan kimse don giysin."
Muhammed b. İshak, Abbad b. Abdullah b. Zübeyr'in şöyle dediğini rivayet eder:
"Arafat'ta Peygamber Efendimiz'in sözlerini insanlara ulaştıran kişi, Rebia b. Ümeyye b. Halef idi. Rasûlullah (s.a.v.), ona şöyle emir veriyordu:
- De ki: Ey insanlar, Rasûlullah diyor ki: "Biliyor musunuz bu ay hangi aydır?"
İnsanlar da şöyle diyorlardı:
- Bu haram aydır.
Rasûlullah (s.a.v.), Rebia'ya şöyle diyordu:
- Onlara de ki: Şüphesiz Allah, kanlarınızı, mallarınızı, bu ayın haramlığı gibi size haram kılmıştır. Sonra Rasûlullah, Rebia'ya şöyle demişti:
- De ki: Ey insanlar, Rasûlullah (s.a.v.) diyor ki: "Bu beldenin hangi belde olduğunu biliyor musunuz?"
Muhammed b. İshak, Leys b. Ebi Süleym kanalı ile Amr b. Hari-ce'nin şöyle dediğini rivayet eder: "Attab b. Üseyd, beni bir iş için Arefe'de vakfe halinde bulunan Rasûlullah (s.a.v.)'a gönderdi. Ben de gidip Rasûlullah'Ia görüştüm ve Attab in isteğini ilettim. Sonra Rasûlullah'm devesinin altında durdum. Devenin salyası başıma damlıyordu. Rasûlullah'm şöyle dediğini işittim:
"Ey insanlar, doğrusu Allah, her hak sahibine hakkını vermiştir. Varise vasiyette bulunmak caiz olmaz. Çocuk yatağa aittir. Zinakara recm cezası vardır. Her kim kendi babasından başkasının nesebine bağlı olduğunu iddia eder veya mevlalanndan başkasını mevla edinirse Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun. Allah, onun farz ve nafile hiçbir ibadetini kabul etmesin."
Rasûlullah'm bu hutbesinden sonra kurban bayramının birinci' günü irad ettiği hutbesini, o hutbedeki hikmetli sözleri ile öğüt ve nasihatlerini tafsilatlı bir şekilde anlatacağımız gibi peygamber âdabını da inşallah anlatacağız.

