El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Zeyd El-Haylın Tay Kabilesinin Elçilik Heyetiyle Gelişi

Zeyd el-Hayl'm asıl adı Zeyd b. Mühelhel b. Zeyd b. Menheb Ebu Müknif et-Tâî'dir. Arapların en güzeli, en uzun boylusu idi. Beş atı olduğu için kendisine Zeyd el-Hayl adı verilmiştir. Süheylî dedi ki: Zeyd'in her atının …

Zeyd el-Hayl'm asıl adı Zeyd b. Mühelhel b. Zeyd b. Menheb Ebu Müknif et-Tâî'dir. Arapların en güzeli, en uzun boylusu idi. Beş atı olduğu için kendisine Zeyd el-Hayl adı verilmiştir.

Süheylî dedi ki: Zeyd'in her atının ayrı bir adı vardı. Ancak şu anda hatırlayamıyorum.

İbn İshak dedi ki: Tay kabilesi heyeti, Rasûlullah (s.a.v.)'ın yanına geldi. Onların arasında Zeyd elHayl da vardı. Bu onların efendisi idi. Rasûlullah'm yanma vardıklarında onunla konuştular. Rasûlullah (s.a.v.), onlara İslâmiyet'i teklif etti. Onlar da Müslüman oldular ve Müslümanlığı güzelce yaşadılar.

Rasûlullah (s.a.v.) şöyle dedi:

- Araplardan her kim bana faziletli olarak anlatılmış da bilahare onu gördüğümde onun anlatıldığından daha aşağı derecede olduğunu görmüşümdür. Ancak Zeyd el-Hayl bundan müstesnadır. Ondaki üstünlüklerin tamamı bana anlatılmamıştır.

Rasûlullah (s.a.v.), daha sonra ona Zeyd el-Hayr adını verdi. Ona Feyd denen bir tarlayı ve bir takım arazileri tahsis etti. Bu konuda onun için bir yazı yazıp verdi. O da Rasûlullah (s.a.v.)'ın yanından çıkıp kavmine döndü. Dönerken Rasûlullah (s.a.v.):

- Keşke Zeyd, Medine sıtmasından kurtulsa, dedi.

Rasûlullah (s.a.v.) sıtmayı, hummadan başka bir isimle isimlendirmiş ve Ümmü Meldem'den de ayrı bir isimle isimlendirmiştir. Fakat ne isim verdiğini hatırlayamıyorum.

Zeyd, Necid beldesindeki Ferde isimli suya vardığı zaman orada sıtmaya yakalandı ve öldü. Ölürken şöyle dedi:

"Kavmim doğu taraflarına erkenden yolculuk eder ki, Necid'de Ferde'de bir evde mi terkedilirim.

Bilmiş ol ki, çok günler vardır ki, eğer hastalansam elbette beni birçok ziyaretçi kadınlar ziyaret ederler ki, onlardan seferin zayıflatmadıkları kimseler güçlük çekerler."

Zeyd öldüğü zaman karısı, Rasûlullah (s.a.v.)'m tahsis ettiği yer ve araziler için ona vermiş olduğu o yazılan ateşte yaktı.

Ben derim, ki: Buharî ve Müslim'in sahihlerinde Ebu Said'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: Ebu Talib oğlu Ali (r.a.) Yemen'den, üzerinde toprak parçaları bulunan bir altın külçesini Rasûluilah (s.a.v.)'a gönderdi. Rasûluilah (s.a.v.) da onu Zeyd el-Hayl, Alkame b. Ulase, Akra' b. Habis ve Uyeyne b. Bedir arasında paylaştırdı.