El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Abdullah B. Selam'la İlglll Bir Haber

İmam Ahmed b. Hanbel, İshak b. Yusuf kanalı ile Bişr b. Abbad'm şöyle dediğini rivayet etmiştir; "Ben Mescid-i Nebevf de iken adamın biri geldi. Yüzünde huşu eseri görülüyordu. Mescide girip iki rekat namaz kıldı. Namazı …

İmam Ahmed b. Hanbel, İshak b. Yusuf kanalı ile Bişr b. Abbad'm şöyle dediğini rivayet etmiştir; "Ben Mescid-i Nebevf de iken adamın biri geldi. Yüzünde huşu eseri görülüyordu. Mescide girip iki rekat namaz kıldı. Namazı kısa tuttu. Orada bulunanlar:

- Bu, cennetliklerdendir, dediler. Adam mescitten çıktıktan sonra peşine takıldım. Nihayet evine girdi. Ben de onunla beraber evine girdim. Onunla konuştum. Bana alışınca, kendisine şöyle dedim: - Sen mescide girdiğinde, orada bulunanlar şöyle ve şöyle dediler.

- Sübhanallah. insanın bilmediği birşeyi söylemesi uygun değildir. Ben sana Rasûlullah'm zamanında görmüş olduğum bir rüyayı anlatayım. Bu rüyayı ona da anlatmıştım. Yeşil bir bahçede orta yerde demirden bir sütun gördüm. Sütunun altı yerde, üstü de semadaydı. Semadaki ucunda bir kulp vardı. Bana:

- Şu sütuna tırman, denildi. Ben de:

- Yapamam, dedim. Bir hizmetçi geldi, elbisemi arkadan toplayarak kaldırdı ve:

- Sütuna tırman, dedi. Ben de tırmandım. Nihayet semadaki ucunda bulunan kulpu yakaladım. Hizmetçi:

- Kulpu tut, bırakma, dedi. O esnada ben, kulp elimdeyken uyandım. Gidip bu rüyayı Peygamber (s.a.v.)'e anlattım. O da bana rüyamı şöyle yorumladı:

- Gördüğün bahçe İdam bahçesidir. O sütun da islâm sütunudur. Gördüğün kulp kopmaz ve metin olan kulptur. Sen ölünceye kadar islâm üzere olacaksın."

Ravi diyor ki: Rüyayı gören adam, Abdullah b. Selam idi.

imam Ahmed b. Hanbel, Hareşe b. Hürr'ün şöyle dediğini rivayet

etmiştir:

"Abdullah b. Selam, yukarıdaki hadisi uzun uzadıya anlattı ve anlatımı esnasında şu cümleleri de sarfetti:

"Nihayet kaygan bir dağa vardım. Elimden tuttu ve beni uzattı. Kendimi dağın zirvesinde gördüm. Ama orada sebat edip tutunamıyor-dum. Baktım ki, elimde demirden bir direk var, ucunda da altın bir halka var. Elimi tuttu ve beni uzattı. Nihayet kulpu yakalayabildim."

Müslim, Hareşe b. Hürr'ün şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Abdullah b. Selam, yukarıdaki hadisi anlattı ve anlatımı esnasında şu cümleleri de sarfetti:

"Nihayet ben bir dağa götürüldüm. Bana: "Dağa tırman." denildi. Dağa tırmanmaya başladım, ama biraz tırmanınca da tepe üstü düştüm. Bunu defalarca tekrarladım."

Abdullah b. Selam, bu rüyasını anlatırken Rasûlullah (s.a.v.), ona şöyle bir yorum yapmıştı:

"Dağ, şehidlerin menzilidir, sen oraya ulaşamıyacaksm."

Bu, ikinci bir mucizedir. Çünkü Rasûlullah (s.a.v.), şahadet mertebesine ermeyeceğini Abdullah b. Selam'a önceden haber vermiş ve gerçek de böyle cereyan etmiştir. Çünkü Abdullah b. Selam, hicretin kırk-üçüncü senesinde Ebu Ubeyd el-Kasım b. Selam ile diğerlerinin anlattıkları gibi normal bir ölümle vefat etmiştir.