Müslim, Cabir b. Abdullah'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Peygamber (s.a.v.) ile birlikte yola çıktık. Efyah vadisine vardık. Rasûlullah (s.a.v.) def-i hacet için biraz uzaklaştı. Ben de su ibriğini peşinden götürdüm. Etrafına baktı, örtünecek birşey bulamadı. Vadinin kıyısında iki ağaç gördü. Onlardan birinin yanma gidip dallarından birini tuttu ve:
- Allah'ın izniyle bana itaat et ve eğil, dedi. Ağaç da burnuna tahta bağlanmış yularlı devenin güdücüsüne itaat edişi gibi Rasûlullah'a itaat edip eğildi. Sonra diğer ağaca gitti. Onun da dallarından birini tuttu ve ona:
- Allah'ın izniyle bana itaat edip eğil, dedi. O da burnuna tahta1 bağlanmış yularlı devenin güdücüsüne itaat edişi gibi Rasûlullah'a itaat edip eğildi. Rasûlullah, ikisi arasında kalınca, dalları birbirine bağladı ve Allah'ın izniyle birleşin, dedi. İkisi de birleştiler. Rasûlullah'ın, yakınında olduğumu hissetmesinden korktuğum için biraz geriledim. Kendi kendime konuşmaya başladım. Gözümü yan tarafa çevirince baktım ki, Rasûlullah bana doğru geliyor. Bu sırada İM ağaç da birbirinden ayrıldılar. Her biri yine gövdesi üzerine dikildi. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in durduğunu ve iki ağaca başıyla sağa ve sola doğru işaret ederek yerlerine geçmelerini emrettiğini gördüm.»
İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Muaviye tariki ile Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Bir gün Cebrail, Rasûlullah (s.a.v.)'ın yanma geldi. O, üzüntülü bir halde oturmaktaydı. Üzeri kana bulanmıştı. Mekkelilerin bazıları kendisine vurmuşlardı. Cebrail, ona sordu:
- Neyin var?
- Şunlar bana şöyle ve şöyle yaptılar.
- Sana bir mucize göstermemi ister misin?
- Evet.
Cebrail, vadinin gerisindeki bir ağaca baktı ve şöyle dedi:
- Şu ağacı çağır bakalım.
Rasûlullah, ağacı çağırdı. Ağaç, gelip önünde durdu. Sonra Cebrail, ona şöyle dedi:
- Emir ver de eski yerine gitsin.
Rasûlullah, emir verdi, ağaç yine eski yerine gitti. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.):
- Bu bana yeter, dedi.»
Beyhakî, Ömer b. Hattab'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Müşrikler kendisine eziyet ettiklerinden dolayı Rasûlullah (s.a.v.), Hacun'da üzüntülü bir şekilde durmaktaydı. Şöyle demişti:
- Allah'ım, bugün bana öyle bir mucize göster ki, bundan sonra beni yalanlayanlara aldırış etmeyeyim.
Rasûlullah (s.a.v.), ilahi buyruk üzerine Medine akabesindeki bir ağaca seslendi. Ağaç, yeri yararak gelip Rasûlullah'ın önünde durdu. Sonra yine ona emir verdi. Tekrar eski yerine döndü. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.):
- Bundan sonra beni yalanlayanlara artık aldırış etmeyeceğim, dedi.»
Beyhakî, Hasan'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Rasûlullah (s.a.v.), kavminin kendisini yalanlamalarından ötürü oldukça üzüntülü bir şekilde Mekke'nin bazı mahallelerine gitti. Dolaşırken şöyle dedi:
- Ey Rabbim, beni rahatlatacak ve üzüntümü giderecek bir mucize göster.
Cenâb-ı Allah, ona şöyle vahyetti:
- Şu ağacın dallarından herhangi birini çağır da sana gelsin.
Rasûlullah (s.a.v.), ağacın dallarından birine seslendi. O dal yerinden sökülüp çıktı, yeri yararak Rasûlullah'm huzuruna geldi. Sonra Rasûlullah:
- Yerine dön, dedi. Ağaç da yerine döndü. Rasûlullah (s.a.v.), bunun üzerine Allah'a hamd etti ve gönlü hoş oldu. Müşrikler kendisine şöyle diyorlardı:
- Ey Muhammedi Sen babandan ve dedelerinden üstün mü oldun? Bunun üzerine Cenâb-ı Allah, şu ayeti inzal buyurdu:
"Ey cahiller! Bana, Allah'tan başkasına kulluk etmemi mi emrediyorsunuz?" (ez-Zümer, 64.)
imam Ahmed b. Hanbel, Ebu Muaviye tariki ile îbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Beni Amir kabilesinden bir adam, Peygamber (s.a.v.)'in yanma gelerek şöyle dedi:
- Ya Rasulallah! Bana omuzların arasındaki mührü göster, çünkü ben insanlar arasında tıb ilmini en iyi bilenlerdenim.
- Sana bir mucize göstereyim mi?
- Göster.
Adam böyle dedikten sonra karşısında duran hurma ağacına bakü ve:
- Şu hurma ağacını çağır da gelsin, dedi. Rasûlullah (s.a.v.), hurma ağacına seslendi. O da sıçraya sıçraya Rasûlullah'm karşısında durdu. Sonra Rasûlullah:
- Yerine dön, dedi. Ağaç da tekrar yerine döndü. Beni Amir kabilesinden olan adam:
- Ey Beni Amir kabilesi, bugüne kadar bu adamdan daha sihirbaz birini görmedim, dedi.»
îmam Ahmed b. Hanbel, İbn Abbas'uı şöyle dediğini nakletmiştir: «Beni Amir kabilesinden bir adam, Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma gelip şöyle dedi:
- Ben tıb ilmini biliyorum. Şikayetin var mı, neden şikayetçisin? Davet ettiğin hususlarda kalbine şüphe falan geliyor mu?
- Ben, insanları Allah'a ve İslâm'a davet ediyorum.
- Sen Öyle bir söz söylüyorsun ki, çok önemlidir. Senin bu hususta bir mucizen ve delilin var mı?
- Evet, istersen sana bir mucize göstereyim.
Rasûlullah'm karşısında bir ağaç duruyordu. Onun dallarından birine:
- Gel bakalım ey dal, dedi. Dal da ağaçtan kopup sıçrayarak geldi ve Rasûlullah'm karşısında durdu. Rasûlullah da ona:
- Yerine dön, dedi. Dal da tekrar eski yerine döndü. Bunun üzerine o adam şöyle dedi:
- Ey Amir b. Sa'saa ailesi!
Bundan sonra da dönüp Rasûlullah'a şöyle dedi:
- Bundan böyle söyleyeceğin sözlerden hiçbiri için seni ayıplamı-yacağım.»
Beyhakî, İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Adamın biri, Rasûlullah (s.a.v.)'a gelip şöyle dedi:
- Senin ashabının dedikleri şu şey nedir?
O esnada da Rasûlullah'm çevresinde ağaçlar ve dallar vardı. Rasûlullah (s.a.v.), o adama şöyle sordu:
- Sana bir mucize göstermemi ister misin?
- Evet.
Rasûlullah (s.a.v.), karşısında duran ağacın dallarından birini çağırdı. Dal, yeri yararak Rasûlullah'm yanma geldi. Karşısında durdu. Secde etti. Sonra secdeden başını kaldırıp Rasûlullah'm huzurunda durdu. Bundan sonra Rasûlullah ona emir verdi, o da yerine döndü. Yanındaki adam da:
- Ey Amir b. Sa'saa ailesi! Vallahi bundan sonra Rasûlullah'm söylediği sözlerden hiçbiri için kendisini yalanlamayacağım." dedi.»
Beyhakî, Ebu Nasr b. Katade tariki ile İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Bedevinin biri, Rasûlullah (s.a.v.)'a gelip şöyle bir soru sordu:
- Senin Allah Rasûlü olduğunu ne ile bileceğim?
- İster misin, şu ağacın dalını çağırayım da bana gelsin. O zaman sen benim Allah Rasûlü olduğuma şahadet edecek misin?
- Evet.
Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), karşısında duran hurma ağacının bir dalma seslendi. Rasûlullah'm çağrısı üzerine o dal, ağaçtan koparak yere düştü ve sıçrayarak Rasûlullah'm karşısına gelip durdu. Sonra Rasûlullah ona:
- Yerine dön, dedi. Dal da yerine döndü. Adam:
- Senin Allah Rasûlü olduğuna şahadet ederim, deyip iman etti.» Ben derim ki: Belki de bu adam, Rasûlullah'm mucizesine önce büyü demiş, ama sonra basiretini kullanarak Müslüman olup Allah'ın hidayet yoluna koyulmuştur. Doğrusunu Allah bilir.
Hakim, Ebu Abdullah en-Nisaburî, İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Bir yolculukta Rasûlullah (s.a.v.) ile beraberdik. Bir bedevi geldi. O yaklaşınca, Rasûlullah şöyle dedi:
- Nereye gidiyorsun?
- Aileme gidiyorum.
- Bir hayır ve iyiliğe var mısın?
- Nedir o hayır ve iyilik?
- Allah'tan başka ilah bulunmadığına, O'nun bir ve ortaksız olduğuna, Muhammed'in de O'nun kulu ve Rasûlü olduğuna şahadet etmendir.
- Senin bu söylediklerinin doğruluğunu isbatlayan bir şahit var mı?
- Şu ağaçtır.
Böyle dedikten sonra Rasûlullah (s.a.v.), vadinin kenarında duran ağacı çağırdı. Ağaç da yeri yararak geldi ve Rasûlullah'm huzurunda durdu. Rasûlullah, Allah'tan başka ilah bulunmadığına, kendisinin de O'nun rasûlü olduğuna şahadet getirmesini üç kez ağaçtan istedi. Ağaç da Rasûlullah'm dediği gibi şahadet etti. Sonra da eski yerine döndü. Bedevi adam da kavmine döndü. Dönerken Rasûlullah'a şöyle dedi:
- Eğer kavmim bana uyarsa, onları alıp sana getiririm. Yoksa ben kendim döner ve seninle beraber olurum.»

