El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Başka Bir Kıssa

Hasan b. Arfe, Ebu Sebre en-Nehaf nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Yemen'den bir adam geldi. Yoldayken eşeği ölmüştü. Kalkıp ab-dest aldı. Sonra iki rekat namaz kılıp şöyle dua etti: - Allah'ım, senin yolunda cihad …

Hasan b. Arfe, Ebu Sebre en-Nehaf nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Yemen'den bir adam geldi. Yoldayken eşeği ölmüştü. Kalkıp ab-dest aldı. Sonra iki rekat namaz kılıp şöyle dua etti:

- Allah'ım, senin yolunda cihad etmek ve rızam kazanmak amacıyla Medine'den geldim ve ben şahadet ederim ki; sen ölüleri diriltir, me-zardakileri canlandırıp kaldırırsın. Bugün beni herhangi bir kimsenin minneti altına koyma. Bugün senden dilerim ki, eşeğimi diriltesin.

Adam duasını tamamlayınca, eşeği kalkıp kulaklarını silkelemeye başladı."

Beyhakî, bu rivayetin senedinin sahih olduğunu söylemiştir. Bir Müslümanın izhar ettiği böyle bir keramet, aynı zamanda şeriatın sahibi Rasûlullah (s.a.v.)'a da aittir.

Ben derim ki: îbn Ebu Dünya da İsmail tarikiyle ŞaTrî'den böyle bir rivayette bulunmuştur. ŞaTrî, bu rivayette şöyle demiştir: "Ben o eşeğin Kûfe'de satıldığım gördüm."

Bu hadise, Ömer b. Hattab zamanında vuku bulmuştur. Eşeği öldükten sonra diriltilen adamın akrabalarından biri şöyle demiştir:

"Bizde öyle biri var ki, eşeği ölüp te bütün organ ve mafsalları cansız hale geldikten sonra Allah onun eşeğim diriltmiş tir."

Zeyd b. Harice'nin öldükten sonra konuşması, Peygamber (s.a.v.) ile Ebu Bekir, Ömer, Osman için doğru tanıklıkta bulunması kıssasına gelince, bu birçok sahih yollarla rivayet edilen meşhur bir hadisedir. «Ta-rihü'l-Kebir» adlı eserde Buharı demiş ki: "Zeyd b. Harice el-Hazrecî el-Ensârî, Bedir gazvesine katıldı. Hz. Osman zamanında da vefat etti. O, öldükten sonra konuşan adamdır."

Hakim ile Beyhakî, Said b. Müseyyeb'in şöyle dediğini rivayet etmişlerdir:

"Zeyd b. Harice el-Ensârî el-Haris el-Hazrecî, Osman b. Affan zamanında vefat etti. Üzerine örtü örtüldü. Sonra onun göğsünden bir ses duyuldu. Bu senin ardı sıra konuşup şöyle dedi:

- Ahmed ilk kitaptadır. Doğru söyledi, doğru söyledi. Nefsinde zayıf, ama Allah'ın emri hususunda kuvvetli olan Ebu Bekir ilk kitaptadır. Doğru söyledi, doğru söyledi. Ömer b. Hattab güçlüdür, ilk kitaptadır. Doğru söyledi, doğru söyledi. Osman b. AfFan da onların yolundadır. Dördü gitti, ikisi kaldı. Fitneler geldi. Güçlü zayıfı yedi. Kıyamet koptu. Size ordunuzdan bir hayır gelecektir."

Yahya b. Said, Said b. Müseyyeb'in şöyle dediğim rivayet etmiştir:

"Sonra Beni Hutama'kabilesinden bir adam vefat etti. Üzerine bir

elbise örtüldü. Göğsünden bir ses duyuldu. Sonra konuşup şöyle dedi:

- Beni Haris b. Hazrec kabilesinden olan din kardeşim doğru söyledi, doğru söyledi."

Öldükten sonra bazı kimselerin konuştuklarına dair rivayetler bir cemaat tarafından nakledilmiştir ki, bu rivayetlerin senedleri de sahihtir. Doğrusunu Allah bilir.

Ben derim ki: Hendek savaşında Cabir'in kuzusu ve azıcık arpasıyla yapılan yemeği 1000 kişi yemişti. Bunu önceki bölümlerde de anlatmıştık. Hanz Muhammed b. Münzir (Bişker adıyla bilmen bu zat), «el-Ga-raib ve'1-Acaib» adlı kitabında, senediyle naklettiğine göre Rasûlullah (s.a.v.), Cabir'in kesilen kuzusunun kemiklerini bir araya getirmiş, sonra Allah'a dua etmiş ve kuzusu tekrar eski haline gelip canlanmış ve Rasûlullah, o kuzuyu yine Cabir'in evinde bırakmıştır. Doğrusunu Allah bilir.

Şeyhimiz dedi ki: tsa peygamberin mucizelerinden biri de delileri akıllandırıp şifaya kavuşturmasıydı. Peygamber (s.a.v.) de delileri akıllandırıp şifaya kavuşturmuştu. Isa peygamberin delileri akıllandırıp şifaya kavuşturduğuna dair özel bir nakil bilmemekteyim, ancak o, körleri ve alacaları şifaya kavuştururdu. Buna dair nakiller mevcuttur. Ayrıca çeşitli müzmin hastalıklara ve felaketlere de şifa bulurdu. Hz. Pey-gamber'in delileri akıllandırıp şifaya kavuşturmasına gelince, bu hususta İmam Ahmed b. Hanbel ile Hafiz el-Beyhakî birkaç vecihten naklettiler ki, Ya'lâ b. Mürre şöyle demiştir: Kadının biri, küçük yaştaki oğlunu Peygamber'e getirdi. Çocuğunu cin çarpmıştı. Onun kadar şiddetli derecede cinler tarafından çarpılmış bir kimse görmemiştim. Kadın dedi ki:

- Ya Rasulallah, gördüğün gibi şu oğlumun başına bir bela geldi. Bu yüzden biz de belaya uğradık. Günde birkaç defa düşüp bayılmakta ve eziyet görmektedir.

Rasûlullah (s.a.v.):

- Çocuğunu bana uzat, dedi. Kadın da çocuğu Rasûlullah ile bineğinin eğeri arasına koydu. Rasûlullah, üzerine eğildi ve çocuğa üç kez üfledi, sonra da şöyle dua etti:

"Bismillah, ben Allah'ın kuluyum, defol ey Allah'ın düşmanı." Böyle dua ettikten sonra çocuğu, tekrar kadına uzattı. Yoluna devam etti. Dönüşte o kadınla karşılaştı. Kadın, Rasûlullah'm dua etmesinden sonra artık çocukta şüpheli bir hal görmediğini, çocuğun tamamen iyileştiğini anlattı.

imam Ahmed b. Hanbel, İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Kadının biri, oğlunu Rasûlullah (s.a.v.)'a getirip şöyle dedi:

- Ya Rasulallah, oğlumu cin çarpmış. Sofraya oturduğumuz zaman cin onu yakalıyor, yemeği burnumuzdan getiriyor.

Rasûlullah (s.a.v.), çocuğun göğsünü ovaladı, dua etti. Çocuk kustu, ağzından siyah köpek yavrusu gibi birşey çıkıp gitti. Bunun üzerine çocuk iyileşip şifa buldu."

Bu rivayette gariplik vardır. Doğrusunu Allah bilir.

Bezzar, Sa'd b. Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Peygamber (s.a.v.), Mekke'de iken Ensâr'dan bir kadın gelip ona şöyle dedi:

- Ya Rasulallah, şu habis beni mağlub etti. Peygamber (s.a.v.) de o kadına şöyle dedi:

- İçinde bulunduğun şu hale karşı sabredip te kıyamet gününde günahsız ve hesapsız olarak Allah'ın huzuruna gelmek istemez misin?

- Seni hak peygamber olarak gönderen zata yemin ederim ki, Allah'ın huzuruna varıncaya kadar bu halime sabredip dayanacağım. Yalnız şu habisin (bayılmam esnasında) elbiselerimi soymasından korkuyorum.

Bunun üzerine Rasûlullah, o kadın için dua etti. Kadın da bayılacağını hissettiği zaman Kabe'nin örtüsüne tutunur ve kendisine musallat olan cine: "Defol," der, cin de defolup giderdi."

Bu hadisin doğruluğunu teyid eden başka bir hadis de «Sahih-i Buharî» ile «Sahih-i Müslim»de Ata b. Ebi Rebah'tan rivayet edilmiştir:

"îbn Abbas, bana dedi ki:

- Sana, cennetliklerden bir kadın göstereyim mi? . — Evet, göster.

- Şu siyahi kadın, Rasûlullah (s.a.v.)'a gelip şöyle dedi:

- Ben bayılıp düşüyorum. Üstüm başım açılıyor. Benim için Allah'a dua et (de bu hastalıktan kurtulayım).

Rasûlullah buyurdu ki:

- İstersen sabret ve bunun karşılığında Cennet'i kazan, istersen de sana afiyet vermesi için Allah'a dua ederim.

- Hayır sabredeceğim. Yalnız Allah'a dua et de baygın olduğum esnada üstüm başım açılmasın.

Rasûlullah (s.a.v.), onun için dua etti. Artık o baygın iken üstü başı açılmıyordu."

Hafız Ibn Esir, «Üsdü'1-Gabe fi Esmai's-Sahabe» adlı eserinde anlattığına göre (yukarıda sözü edilen) Ümmü Züfer adındaki o kadın, Hatice binti Hüveylid'in tarakçısı imiş ve Ata b. Ebi Rebah onu görünceye kadar yaşamış. Allah ikisine de rahmet etsin.

İsa peygamberin "ekmehi" (anasından kör olarak doğan, başka bir kavle göre ise gündüz görmeyip gece gören) ve alacalı kimseyi şifaya kavuşturması mucizesine benzeyen bir mucize olarak Katade b. Numan'ın yanağının üzerine akan gözünü mübarek avucuna alıp tekrar yerine yerleştirmiş ve Katade yeniden görmeye başlamıştı. Bu hali devam etmişti. Hatta darbeyi yeyip te Rasûlullah tarafından şifaya kavuşturulan bu göz, diğerinden daha güzel ve sağlam olmuştu. Muhammed b. Ishak b. Yesar, «Siret» adlı eserinde ve diğer siyerciler de eserlerinde bunu böyle anlatmışlardır. Sonra biz de bu meseleyi detaylı olarak anlatmıştık. Hamd ve minnet Allah'adır. Katade'nin oğullarından Asım b. Ömer b. Katade, Ömer b. Abdülaziz'in yanma gitmiş, Ömer onun kim olduğunu sorunca, o da şu şiirle cevap vermişti:

"Ben o kimsenin oğluyum ki, gözü yanağının üzerine aktı da o göz, Mustafa'nın avucuyla tekrar daha güzel bir şekilde yerine yerleştirildi.

Eski haline döndü. O ne güzel gözdü ve o yanak da ne güzel bir yanaktı."

Ömer b. Abdülaziz de şöyle karşılık verdi: .

"Bunlar, yüksek hasletlerdir. Su ile karıştınlmış ve idrara dönüşmüş süt kapları değildirler."

Bundan sonra da Ömer b. Abdülaziz ona mükafat verdi. Güzel armağanlar takdim etti.

Darekutnî'nin rivayetine göre Katade'nin iki gözü de yanaklarının üzerine akmış, Rasûlullah (s.a.v.), gözlerinin ikisini de yerlerine yerleştirmiştir. Ama meşhur olan birinci rivayettir. îbn îshak da böyle demiştir.