Şeyh Ebu Muhammed Abdullah b. Hamid el-Fakih, «Delâilü'n-Nü-büvve» adlı kitabında, Ğuneym b. Evs er-Razf nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Rasûlullah (s.a.v.)'la beraber oturmaktaydık. O esnada bir devenin koşarak geldiğini ve Allah elçisinin huzurunda ürkek bir şekilde durduğunu gördük. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle dedi:
- Ey deve, sakin ol. Eğer doğru isen, doğruluğun sana faydası olacaktır. Eğer yalancı isen, yalanının sana zararı vardır. Bununla beraber yüce Allah, bize sığınana eman vermiştir. Bize dehalet eden korkmaz.
Biz:
- Ya Rasulallah, şu deve ne diyor? diye sorduk. O da şu cevabı verdi:
- Sahibi bu deveyi kesmeye niyetlenmiş, o da sahibinden kaçıp gelmiş ve Peygamberinizden medet diliyor.
Biz böyle konuşmaktayken bir de baktık ki, devenin sahipleri koşarak geldiler. Deve onlara bakınca, Rasûlullah'm baş ucuna geldi. Sahipleri dediler ki:
- Ya Rasulallah, şu bizim devemizdir. Üç günden beri kaçaktır. Biz onu senin huzurunda bulabildik. - O, sizden çok acı bir şekilde şikayetçi oldu.
- Ne dedi ya Rasulallah?
- Develeriniz arasında gelişip güçlendiğini, yazın onu çimenliğe
yük yükleyerek gönderdiğinizi, kış olunca da onu deve yavrularının bulunduğu yere gönderdiğinizi soyuyor.
- Öyledir ya Rasulallah.
- îyi ve salih kölenin, efendilerinden göreceği mükâfat ne olmalıdır?
- Ya Rasulallah, biz onu artık satmayız ve kesmeyiz.
- O medet diledi, ama siz ona eman vermediniz, yardımcı olmadınız. Ben rahmet hususunda sizden daha önceyim. Yüce Allah, münafik-larm kalplerinden merhameti çıkarıp mü'minlerin kalplerine yerleştirmiştir!
Böyle dedikten sonra Rasûlullah (s.a.v.), o deveyi sahiplerinden yüz dirheme satın aldı. Sonra da deveye şöyle hitab etti:
- Ey deve! Git, artık sen Allah rızası için serbestsin. Rasûlullah'm
bu hitabı üzerine deve gelip onun yanı başında böğürdü. Rasûlullah (s.a.v.) da amin dedi. ikinci kez böğürdü, Rasûlullah (s.a.v.) da amin dedi. Deve üçüncü kez böğürünce, Allah elçisi yine amin dedi. Deve dördüncü kez böğürünce Rasûlullah (s.a.v.) ağladı.
- Ya Rasulallah, şu deve ne diyor? diye sormamız üzerine şu karşılığı verdi:
- Ey Peygamber, Allah sana İslâm'dan ve Kur'ân'dan hayır mükâfat versin, dedi; ben de amin dedim. Sen benim korkumu dindirdiğin gibi Allah da kıyamet gününde senin ümmetinin korkusunu dindirsin, dedi. Ben de amin dedim. Sen benim canımı koruduğun gibi Allah da senin ümmetinin canını düşmanlarına karşı korusun, dedi. Ben de amin dedim. Allah savaşını ümmetinin kendi arasına koymasın, dedi. Ben de ağladım ve dedim ki: Bu altı şeyi Rabbimden diledim; biri dışında hepsini bana verdi. Cebrail de ümmetimin kılıçla yok olacağını, Allah katından bana bildirdi. Ve olacak şeyler hakkında kader kalemi hükmünü verdi."
Ben derim ki: Bu hadis, cidden gariptir. Senedinde ve metninde ga-riblik ve münkerlik vardır, doğrusunu Allah bilir.

