Ebu Musa ile arkadaşlarından bir cemaat, hacca gitmek üzere yola çıkmışlardı. O, arkadaşlarına, yanlarına azık ve dağarcık almamalarını emretmişti. Bir menzilde konakladıkları zaman o, iki rekat namaz kilar, sonra da Allah tarafından onlara ve bineklerine sabah akşam yetecek kadar yiyecek ve içecek gönderilirdi. Bu hal, hacca gidiş ve dönüş süresince devam etmişti.
Bir ayet-i kerimede yüce Allah şöyle buyurmuştur:
"Musa, milleti için su aramıştı; "Asanla taşa vur" dedik; ondan on Üd pınar fışkırdı. Herkes içeceği yeri bildi." (ei-Bakara, 60.)
Musa peygamberin kıssasından bahsederken ve tefsirimizde de bu ayete değinirken gerekli açıklamayı yapmıştık.
Peygamber (s.a.v. )'in, elini açmaksızın ancak yumarak içine koyabileceği bir kaba daldırdığını, sonra parmaklarından pınar gibi sular fışkırdığını ve bunun birçok yerlerde görüldüğünü de anlatmıştık. Örnek olarak bir kadının tulumunun yağla dolup taştığım, Hudeybiye gününde az bir yiyecekle büyük bir cemaatı doyurduğunu, buna benzer bereketle ilgili mucizeleri de anlatmıştık. Yine Peygamber (s.a.v.)'in talebi üzerine Medine'de ne fazla ne eksik, tam ihtiyaca yetecek kadar yağmur yağmıştı. Bu da büyük ve tesirli bir mucizedir. Bir ulema cemaatının kavline göre Peygamberin parmaklarından su fışkırması, taştan su fışkırmasına nisbetle daha muazzam bir mucizedir. Çünkü taştan su çıkması normaldir, ama parmaklardan su çıkması alışılmış bir durum değildir.
Hafiz Ebu Nuaym dedi ki: "Musa peygamberin, taşa asâsıyla vurması neticesinde Tih çölündeki taştan on iki kanal halinde su fışkırması ve insanların hepsinin de hangi kanaldan içeceklerini bilmiş olmaları hadisesi, Musa peygamberin bir mucizesi olarak anlatılacak olursa, biz de deriz M: Muhammed (s.a.v.)'in de bunun gibi hatta bundan daha hayret verici mucizesi görülmüştür. Taştan su nşkırması, ilim ve marifetçe bilinen birşeydir. Ama bundan daha hayret verici olan durum, kan, et ve kemik arasından suyun fışkırmış olmasıdır. Mina'da Hz. Peygamber (s.a.v.), parmaklarını ayrık tutmuş ve parmakları arasından sular fiş-kırmıştı. Yanındaki insanlar da parmakları arasından fışkıran tatlı ve akar suyu içmişler, bineklerine de içirmişlerdi. Orada çok sayıda insan, at ve deve, o suyu içmişlerdi.
Ebu Umre el-Ensârî'den konuyla ilgili diğer bir rivayet şöyledir:
"Bir gazada Rasûlullah (s.a.v.)'la beraberdik. İnsanlar aç halde ge-celemişlerdi. Rasûlullah (s.a.v.), bir kova getirilmesini emretti. Kovayı getirip önüne bıraktılar. Birazcık su getirilmesini de emretti. Getirilen az miktardaki suyu kovaya boşalttı. Sonra içine üfledi ve Allah'ın dilediği şeyleri söyledi. Sonra da parmağını kovaya daldırdı. Yemin ederim ki, Rasûlullah (s.a.v.)'m parmaklarından pınar gibi su fışkırdığını gördüm. Sonra insanları çağırdı, içmelerini emretti. Onlar da içtiler ve kırbalanyla ibriklerini doldurdular." Buzağıya tapmaları ve sığır meselesi yüzünden öldürülen İsrail oğullarının diriltilmesi meselesine gelince, Rasûlulîah (s.a.v.)'m da bunun benzeri olarak bazı insanları ve hayvanları diriltme mucizesi ileride anlatılacaktır. Meryem oğlu İsa'nın ölüleri diriltmesinden söz ederken buna da değineceğiz. Doğrusunu Allah bilir. Ebu Nuaym, burada daha birçok şeyler anlatmıştır. Ancak biz konuyu uzatmamak için burada onlara değinmedik.

