El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Emevî Halifeleri Hakkındaki Toplu Haberler

Yakub b. Süfyan, Ebu Hüreyre'den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Rüyada Beni Hakem'i (veya Ebu'l-As oğullarını) minberimin üzerine maymunlar gibi sıçrarlarken gördüm." Rasûlullah (s.a.v.), vefat …

Yakub b. Süfyan, Ebu Hüreyre'den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Rüyada Beni Hakem'i (veya Ebu'l-As oğullarını) minberimin üzerine maymunlar gibi sıçrarlarken gördüm."

Rasûlullah (s.a.v.), vefat edinceye kadar beni gülerken hiç görmedi."

Sevrî, Said b. Müseyyeb'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Rasûlullah (s.a.v.), rüyasında Ümeyye oğullarını kendi minberi üzerinde görmüştü. Bundan ötürü üzülmüş, bu yüzden Cenâb-ı Allah, ona şöyle vahyetmişti: "Bu, dünyadır. Onlara verilmiştir." Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) rahatlayıp memnun oldu. Kendisine gösterilen bu rüya şu ayette açıklanmaktadır:

"Sana gösterdiğimiz rüya ile sadece insanları denedik."(ei-lsrâ, 60.)

Yani sana göstermiş olduğumuz bu rüya ile insanları imtihan ettik.

Bu hadisin ravilerinden Ali b. Zeyd b. Cüd'ân zayıf olduğu gibi hadis de mürseldir.

Ebu Davud et-Tayalisî, Yusuf b. Mazin er-Rasibfnin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Adamın biri, Muaviye'ye bey'at ettikten sonra kalkıp Hz. Ali'nin oğlu Hasan'a şöyle dedi:

- Ey mü'minlerin yüzünü karartan!

- Allah sana rahmet etsin. Beni azarlama. Zira Rasûlullah (s.a.v.), rüyasında Emevilerin kendi minberi üzerine birer birer çıkıp hutbe irad ettiklerini görmüş, bundan dolayı üzülmüş ve dolayısıyla şu ayetler nazil olmuştur:

"Ey Muhammed! Doğrusu biz sana Kevser'i (yani Cennet'teki bir havuzu) vermişizdir."

"Doğrusu biz, Kur'ân'ı Kadir gecesinde indirmişizdir. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır."

Yani Ümeyye oğulları 1000 ay süreyle hüküm süreceklerdir. Bunun üzerine Kasım dedi ki: Bu ayet bizim için yeterlidir. Demek ki Emeviler ne bir gün fazla, ne de bir gün eksik, tam 1000 ay süreyle hüküm süreceklerdir.

Ben bu hadisi, şeyhimiz Hanz Ebu'l-Haccac el-Mizzî'ye sordum. O, bunun münker bir hadis olduğunu söyledi. Ama Kasım b, Fidayl'm: «Emevi devleti, 1000 ay süreyle hüküm sürecektir. Ne bir gün fazla, ne de bir gün eksik." demesine gelince, bu cidden gariptir ve ihtilaf konusudur." Çünkü Hz. Osman'ın on iki yıllık hilafetini bu süreye dahil etmek imkansızdır. Ne maddeten ne de manen bu mümkün değildir. Zira Hz. Osman, övülmüş bir şahsiyetti. Hulefa-i Raşidîn'den ve hidayet yolundaki imamlardan biriydi. Onlar, hak ile hükmetmiş, hak yolda adaletle hüküm sürmüşlerdi. Bu hadis burada, Emevilerin devletini kötülemek için nakledilmiştir. Oysa hadisin kötülemeye delalet ettiğinde şüphe vardır. Çünkü bu hadis, Kadir gecesinin 1000 aydan -ki bu Emevilerin hakimiyet süresidir- daha hayırlı olduğunu ifade ediyor. Kadir gecesi, hayırlı bir gecedir. Kadri yücedir. Bereketlidir. Nitekim Cenâb-ı Allah, onu bu şekilde nitelemiştir. Kadir gecesinin, Emevi devletinden daha üstün olduğunu söylemek, onların devletlerinin kötü olduğunu gerektirmez. Bunu böyle düşünmek gerekir. Bu ince bir meseledir. Ve hadisin şahinliğinde şüphe olduğunu gösteriyor. Çünkü bu hadis burada, Emevi hakimiyetini kötülemek maksadıyla ileri sürülmüştür. Doğrusunu yüce Allah bilir.

Ama Emevi hakimiyetinin, Muaviye'nin, halifeliği Hz. Hasan'dan devraldığı tarihte başladığı söylenmek istemişse o zaman bu hadise, hicretin kırkıncı ya da kırkbirinci yılında vuku bulmuştu ki bu seneye, cemaat senesi yani toplanma senesi denmişti. Zira insanlar, o senede bir imamın idaresi altında toplanmışlardı. Önceki sayfalarda geçen ve Buharî'de sabit olan bir rivayette anlatıldığına göre Ebu Bekre, Rasûlullah (s.a.v.)'ın Hasan b. Ali için şöyle dediğini işitmiştir:

"Benim şu oğlum seyyiddir. Umarım ki Allah, onun vasıtasıyla Müslümanlardan iki büyük cemaatın arasını düzeltir."

Gerçekten de hicretin kırkıncı veya kırkbirinci senesinde Ceriâb-ı Allah, Ali'nin oğlu vasıtasıyla iki büyük Müslüman cemaatın arasım düzeltmiştir. Allah'a hamd ve minnet olsun. O tarihten sonra yönetim, Emeviîerm eline geçti ve hicretin 132. senesine kadar devam etti. Sonra da -ileride de anlatacağımız gibi- yönetim, Abbasilerin eline geçti. Böylece Emeviler toplam olarak doksan iki yıl süreyle yönetimi ellerinde tutmuşlardı. Bu süre, 1000 aylık süreye denk düşmemektedir. Çünkü 1000 aylık süre, seksen üç yıl dört ay eder.

Adamın biri çıkıp şöyle bir soru soracak olursa:

- Ben, İbn Zübeyr'in valilik süresini bu doksan iki yıllık süreden çıkarıyorum. O zaman geriye, seksen üç yıllık bir süre kalır. Ya buna ne dersiniz?

Bu soruya cevaben deriz ki:

- îbn Zübeyr'in valilik süresi, bu doksan iki yıllık süreden çıkarılsa bile geriye kalan seksen üç yıllık süre de tam tamına 1000 ay etmemektedir. Aksine bu, takribi bir süre olur.

Bu, yukarıdaki soruya verdiğimiz birinci cevaptı. îkinci cevabımız ise şöyle olacaktır:

- İbn Zübeyr'in valiliği, Hicaz, Ahvaz ve Irak'ta idi. Bir kavle göre Mısır'da da hükmü geçerliydi. Ancak Emeviîerin hakimiyeti Şam'da asla kesintiye uğramadı. Bu süre zarfında onların hakimiyetleri ortadan kalkmadı.

Yukarıdaki soruya vereceğimiz üçüncü cevap ise şudur:

- Bu, Ömer b. Abdülaziz'in hilafet süresini de Emevi hakimiyeti süresine katmayı gerektirir. Bu durumda Emevi hakimiyeti çerçevesinde Ömer b. Abdülaziz'in hilafetini de kınamak icab edecektir ki, bunu İslâm imamlarından hiçbiri söylemez. Hatta İslâm imamları, Ömer b. Abdülaziz'in Hulefa-i Raşidin'den biri olduğunu açıkça söylemektedirler. Onun hilafet süresini, önceki dört halifenin hilafet süresine bitiştirmektedirler. Hatta onun mu, yoksa sahabelerden biri olan Muaviye b. Ebi Süfyan'm mı daha faziletli olduğu hususunda İslâm imamları ihtilaf bile etmişlerdir.

İmam Ahmed b. Hanbel demiş ki: "Ömer b. Abdülaziz dışında tabiilerden hiçbirinin kavlinin hüccet olduğu görüşünde değilim." Bu böyle bilindiğine göre, Ömer b. Abdülaziz'in hilafet süresi, Emevilerin hilafet süresinden çıkarıldığı takdirde hesap bozulur. Şayet bu süre, Emevi hakimiyetinin süresine dahil edilirse, Ömer b. Abdülaziz'in hilafeti de on-lannkinin zımmnda yerilmiş olur. Oysa bu, imamların görüşüne muhaliftir. Ama bu, böyle hesaplanması durumunda kaçınılmaz olacaktır ki, bütün bunlar, mezkur hadisin münkerliğini göstermektedirler. Doğrusunu Allah bilir.

Nuaym b. Hammad, Hz. Ali'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Kendi aralarında ayrılığa düşmedikleri sürece İslâm ümmetinin yönetimi, Emevilerin elinde olacaktır."

îbn Vehb, Hz. Ali'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Yönetim, Emevilerin elinde olacaktır. Nihayet onlar, kendi aralarında rekabete düşecek ve adamlarını öldüreceklerdir. Hal böyle olunca Cenâb-ı Allah, doğudan onlar üzerine bazı kavimler gönderecek, onları öldürüp darmadağın edecek ve birer birer yok edecektir. Allah'a yemin ederim ki, onlar bir sene hüküm sürerlerse, biz iki sene hüküm süreriz. Onlar iki sene hüküm sürerlerse, biz dört sene hüküm süreriz."

Nuaym b. Hammad, Ebu Derda'nm şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Şam ile Irak arasında Emevilerden genç bir halife mazlum olarak öldürüldüğü ve taatîer hafife alındığı, Velid b. Yezid'in kanı haksız yere akıtıldığı zaman yönetim, Emevilerin elinden çıkacaktır."