El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Fasıl

Buharî'nin sahihinde Ebu Hüreyre, Müslim'in sahihinde de Cabir tariki ile Semüre'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Kıyametten önce otuz yalancı Deccal ortaya çıkacaktır. Bunların …

Buharî'nin sahihinde Ebu Hüreyre, Müslim'in sahihinde de Cabir tariki ile Semüre'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir:

"Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki:

"Kıyametten önce otuz yalancı Deccal ortaya çıkacaktır. Bunların -hepsi de peygamber olduklarını iddia edeceklerdir."

Beyhakî, Abdullah b. Zübeyr'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

"Otuz yalancı ortaya çıkmadıkça, kıyamet kopmayacaktır. Müsey-leme, Ansı ve Muhtar bunlardandır. Arap kabilelerinin en şerlisi Beni Ümeyye, Beni Hanife ve Sakif kabileleridir."

Beyhakî, Esma binti Ebi Bekr'in, Haccac b. Yusuf a şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Rasûlullah (s.a.v.) bize dedi ki: Sakif kabilesinden bir yalancı, bir de helak edici vardır. Yalancı olanı gördük. Helak edici olana gelince, zannederim ki o, mutlaka sensin."

Beyhakî, Ebu Mahya'nın annesinin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Haccac, Abdullah b. Zübeyr'i öldürdüğü zaman Hz. Ebu Bekir'in kızı Esma'nm yanma gitti ve ona şöyle dedi:

- Anacığım! Emirü'l-mü'minîn, seninle ilgilenmemi bana tavsiye etti. Bir ihtiyacın var mı?

- Ben senin anan değilim, aksine ben, şu tepe başında asılan adamın anasıyım. Benim bir ihtiyacım da yok. Ama az dur da Rasûlullah (s.a.v. )'tan duyduğum bir hadisi sana nakledeyim:

"Sakif kabilesinden bir yalancı, bir de helak edici çıkacaktır." Yalancıyı gördük, helak edici de sensin.

Esma'nm böyle demesi üzerine Haccac, şu cevabı verdi: "Münafıkların helak edicisi."

Ebu Davud et-Tayalisî, Ibn Ömer'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Rasûlullah (s.a.v.)'ın şöyle buyurduğunu işittim: "Sakif kabilesinden bir yalancı ve bir de helak edici vardır." Irak'ta valilik yapan Muhtar b. Ebu Ubeyd'in çok yalancı bir kimse olduğuna dair mütevatir haberler nakledilmiştir. Bu kişi, kendisinin peygamber olduğunu, Cebrail'in kendisine vahiy getirdiğini iddia edermiş. Muh-tar'm kızkardeşinin kocası ve yakım olan Ibn Ömer'e sorulmuş:

- Muhtar, kendisine vahiy geldiğini iddia ediyor, buna ne dersin? İbn Ömer de şu cevabı vermiş:

- Doğru söylemiş, zira yüce Allah, bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:

"Doğrusu şeytanlar sizinle tartışmaları için dostlarına vahyederler (fısıldarlar)." (el-En'âm, 121.)

Ebu Davud et-Tayalisî, Rufaa b. Şeddad'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Yalancı Muhtar'la çok yakın alakam vardı. Bir gün yanına gittim. Bana şöyle dedi:

- Şimdi sen yanıma geldiğinde, Cebrail şu kürsünün üzerinden kalkıp gitti.

Muhtar'm böyle demesi üzerine kendisini vurmak için elimi kılıcın kabzasına götürdüm. O esnada Amr b. Hank el-Huzaf nin bana naklettiği bir hadisi hatırladım. Bu hadiste Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurmuştur:

"Bir adam canım birisine güvenir de güvendiği adam onu öldürürse, öldüren adam için kıyamet gününde ihanet bayrağı kaldırılır." Bu hadisi hatırlayınca, onu öldürmekten vazgeçtim."

Yakub b. Süfyan, Şa'bî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Basrahlara karşı Kufelüeri ileri sürerek iftiharlaştım. Onlara karşı göğsümü kabarttım ve mağlub ettim. Ahnef de susmuştu, konuşmuyordu. Onları mağlub ettiğimi görünce, kölesini bana gönderdi. Kölesine de bana vermesi için bir mektup teslim etmişti. Mektubu getiren köle:

- Al da şu mektubu oku, dedi.

Ben de mektubu okumaya başladım. Mektupta şöyle deniyordu:

- Peygamber olduğunu iddia eden Muhtar lillah kimdir? Bu mektubu bana getirdiklerini gören Ahnef, şöyle diyordu:

- Bizde böyle biri ne arasın? Haccac b. Yusuf a gelince, onun Sakif kabilesinden helak edici bir genç olduğuna dair hadis önceki sayfalarda geçmişti. O, Abdülmelik b. Mervan zamanında, ondan sonra da oğlu Ve-lid b. Abdülmelik zamanında Irak valiliğini yapmıştı. Zorba hükümdarlardandı. Ama bununla beraber cömert bir kişi olup fesahat sahibiydi."

Beyhakî, Ebu Azbe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Adamın biri, Ömer b. Hattab'm yanma geldi. Ona, Iraklıların kendi emirlerini taşladıklarını söyledi. Hz. Ömer de Öfkelendi, kalkıp bize namaz kıldırdı. Namazda hata yaptı. Öyle ki cemaat:

- Sübhanallah, sübhanallah, demeye başladı. Selam verdikten sonra cemaata dönüp şöyle bir soru yöneltti:

- Burada Şamlı bir kimse var mı?

Bir adam kalktı, sonra bir başkası kalktı, üçüncü veya dördüncü olarak da ben ayağa kalktım. Bize hitaben dedi ki:

- Ey Şamlılar! Iraklılara karşı hazırlıklı olun. Zira şeytan onların arasına girmiş, orada yunıurtlamış ve yavrulamıştır. Allah'ım, onlar benim işlerimi alt üst ettiler. Sen de onlara cahiliyet hükmü ile hükmeden, iyi adamlarım kabul ile karşılamayan, kötülerinden de vazgeçmeyen Sakifli bir delikanlı vasıtasıyla işlerini altüst et!"

Ebu'l-Yenıan dedi ki:

"Hz. Ömer, Haccac'm mutlaka ortaya çıkacağını biliyordu, ama Iraklılar onu öfkelendirince azabın onlar üzerine çabuk gelmesini istedi-"

Ben derim ki: Eğer bu sözler, Hz. Ömer'in Rasûlullah (s.a.v.)'dan

naklettiği sözler ise, buna dair başka şahıslardan da rivayet edilen teyid edici mahiyette hadisler önceki sayfalarda verilmişti. Eğer, kendiliğinden söylemiş ise, bu da bir velinin (Hz. Ömer'in) kerameti ve Peygam-ber'in de mucizesidir.

Abdürrezzak, Hasan'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:

Hz. Ali, Kufeliler için şöyle dedi:

"Allah'ım, ben onlara güvendim, ama onlar bana ihanet ettiler. Ben onlara öğüt verdim, ama onlar bana hile yaptılar. Sen onlara Sakif kabilesinden zalim ve kibirli bir genci musallat et ki, sebze ve meyvelerini yesin, kürklerini giysin, cahiliyet hükmüyle onlara hükmetsin."

Hasan vefat etti, ama o zamanda Cenab-ı Allah, Haccac'ı henüz dünyaya göndermemişti.

Beyhakî, Ali b. Ebi Talib'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Eteğini yerde sürüyerek kibirlenen genç, Mısırlılara emir olsun. Kürklerini giysin, sebze ve meyvelerini yesin, eşrafını öldürsün, Iraklılar ondan kaçsın ve çoklarını esir etsin. Allah, onu kendi taraflarına musallat kılsın."

Beyhakî, Habib b. Ebi Sabit'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

Hz. Ali dedi ki:

- Sakifli bir gencin zamanına ulaşmadıkça ölmeyesin? Denildi ki:

- Ey Emirü'l-Mü'minîn! Sakifli genç kimdir?

- Kıyamet gününde ona şöyle denilecektir: "Cehennem köşelerinden birini bizim için doldur." Evet, o genç yirmi küsur sene hüküm süreçektir. Bütün günahları irtikab edecektir, işlemediği günah kalmayacaktır. Öyle ki kendisiyle son günah arasında kilitli bir kapı bulunsa bile, o günahı işlemek için kilitli kapıyı dahi kıracaktır. Ona itaat eden kimse, ona isyan edenle fitneye düşecektir." Bu sözlerin Hz. Ali'ye nis-betinde ihtilaf vardı. Doğrusunu Allah bilir.

Beyhakî, Ömer b. Abdülaziz'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Kıyamet gününde bütün ümmetler kendi habis adamlarım getirecek olsa, biz onlara karşı Haccac'ı ileri sürdüğümüz takdirde bütün ümmetleri yenmiş oluruz."

Ebi Bekr b. Ayyaş, Ebu Nücud'un şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Haccac, Allah'ın haramlarından hepsini irtikab etmiştir. Onun işlemediği günah kalmamıştır."

Abdürrezzak, Ibn Tavus'un şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Haccac'ın ölümü kesinleşince, babam şu ayet-i kerimeyi okudu: "Alemlerin Rabbi Allah'a hamd olsun ki, zulmeden milletin kökü böylece kesildi." (ei-En'âm, 45.)

Ben derim ki: Haccac, hicretin doksanbeşinci senesinde öldü.

7.Bölüm