Güneş, İsrail oğullarının Musa peygamberden sonra gelen Yuşa' b. Nun adındaki peygamberleri için batı ufkunda bekletilmişti. Bu peygamber, İsrail oğullarım Tih çölünden çıkarıp kuşatma ve çarpışmadan sonra Kudüs'e sokmuştu. Fetih, cuma günü ikindiden sonra gerçekleşmişti ki, o esnada güneş batmak üzereydi. Cumartesi gecesi girecekti ki, gece olunca da savaşı devam ettiremeyeceklerdi. Bunun üzerine Yuşa* peygamber, güneşe bakıp: "Ey güneş! Sen emir altındasın, ben de emir altındayım." Böyle dedikten sonra da: "Allah'ım, güneşi benim için batı ufkunda beklet." diye dua etti. Allah da onun bu duası üzerine güneşi ufukta bekletti. Fetih tamamlanınca, güneş battı.
«Kıs asü'l-Enbiya» adlı kitabımızda, «Sahih-i Müslim»de Ebu Hü-reyre'nin, Peygamber Efendimiz'den rivayet ettiği şu hadisi nakletmiştik:
"Peygamberlerden biri gaza yaptı. İkindi namazını kıldığı zaman veya ona yakın bir zamanda fethedeceği kasabaya yaklaştı. Güneşe de: "Sen emir altındasın, ben de emir altındayım." dedi, sonra da: "Allah'ım, şu güneşi benim için batı ufkunda biraz beklet." diye dua etti. O kasabayı fethedinceye kadar güneş onun için batı ufkunda bekletildi."
Bu hadiste sözü edilen peygamber, Yuşa' b. Nun'dur. İmam Ahmed b. Hanbel'in rivayet ettiği hadis bunu göstermektedir. Ahmed b. Hanbel, Ebu Hüreyre'den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.y.) şöyle buyurmuştur:
"Güneş, Kudüs'e gittiği gecelerde Yuşa' peygamberden başka hiçbir insan için batı ufkunda bekletilmemiş tir." Bu, böyle bilindiğine göre ayın ikiye bölünmesi, bir parçasının Hira dağının gerisinde, diğer parçasının da berisinde görülmesi, güneşin batı ufkunda azıcık bekletilmesine nisbetle daha muazzam bir mucizedir. Peygamberlik delilleri bölümünde, güneşin battıktan sonra tekrar ufka döndürüldüğüne dair hadisi de nakletmiştik. O bölümde bu konuyla ilgili olarak söylenen sözleri de nakletmiştik. Doğrusunu Allah bilir.
Şeyhimiz Allâme Ebul-Mealî İbn Zemlekânî dedi ki: "Zorbalarla savaşması esnasında Yuşa' peygamber için güneş ufukta bekletilmişti. Ama Peygamberimiz (s.a.v.) için de ay yarılmıştı. Ayın ikiye bölünmesi, güneşin batı ufkunda bekletilmesine nisbetle daha tesirli bir mucizedir. Bu hususta rivayet edilen hadisler sahih ve mütevatirdir. Ayın bir parçası Hira dağının önünde, bir parçası da arkasında görünmüş, Kureyşli-ler: "Gözlerimiz büyülendi." demişlerdi. Ama bilahare dışarıdan yolcular Mekke'ye geldiklerinde ayın ikiye ayrılmış olduğunu Kureyşlilere haber verdiler. Bununla ilgili olarak yüce Allah şöyle buyurmuştu:
"Kıyamet saati yaklaşır, ay yarılır, onlar bir delil görünce hâlâ yüz çevirirler ve: "Süregelen bir sihir" derler." (el-Kamer, 1-2.)
Güneş, Rasûlullah (s.a.v.) için iki kez bekletilmişti. Bir defasında Peygamber (s.a.v.), başı Hz. Ali'nin kucağmdayken kendisine vahiy gelmeye başlamıştı, Güneş batıncaya kadar başını Ali'nin kucağından kaldırmamıştı. Ama Ali de ikindi namazını kılamamıştı. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.), şöyle dua etti: "Allah'ım! Doğrusu Ali, senin ve Rasûlünün itaatindedir. Güneşi onun için tekrar ufka döndür."
Peygamber Efendimiz'in bu duası üzerine Allah, güneşi onun için tekrar ufka döndürdü. Tam olarak güneş ufukta göründü. Bunun üzerine Ali b. Ebi Talib de kalkıp ikindi namazını kıldı. Sonra da güneş battı, ikincisi de Isrâ gecesinin sabahında bekletilmiş ve geç doğdurulmuş olmasıdır. Çünkü Peygamber (s.a.v.) Kureyşlilere, geceleyin Mekke'den Kudüs'e gitmiş olduğunu söylemişti. Kureyşliler de durumu tahkik etmek için Kudüs'teki bazı şeyleri, Hz. Peygamber'e sormuşlardı. Cenâb-ı Allah, gözündeki perdeyi kaldırmış, Peygamber Efendimiz de Kudüs'e bakarak oranın durumunu ve evsafını Kureyşlilere anlatmıştı. Yine Kureyşliler, kendilerine ait olup yolda gelmekte olan bir kervanı Peygamber'e sormuşlar, o da onlara şu cevabı vermişti:
- Kervanınız güneş doğarken size ulaşacaktır. Kervan gecikti. Cenâb-ı Allah da güneşi bekletti, doğdurmadı. Tam ikindi vakti olunca, güneşi doğdurdu."
îbn Bükeyr, bu hadisi «Sünen» adlı eserine yaptığı ilave niteliğindeki «Ziyadat» adlı eserinde rivayet etmiştir.
Güneşin, Hz. Ali'nin ikindi namazım kılabilmesi için tekrar batı ufkuna döndürülmesiyle ilgili hadise gelince, biz bunu Esma bînti Umeys tarikiyle nakletmişizdir ki, en meşhur tarik de budur. Rafizî ulemasından İbn Mutahhar gibi kimseler, bu hadisi sahih saymışlardır. Ali b. Medinî, İbrahim b. Yakub el-Cüzcanî gibi hadis hafizlan ise bunu zayıf saymışlardır. Güneşin doğduruimayıp bekletilmesiyle ilgili hadise gelince, bunu Yunus b. Bükeyr'den başkası rivayet etmemiştir. Bundan daha garib olan bir durum var M, o da ibn Mutahhar'uı «Minhac» adlı kitabında anlattığına göre güneş, Hz. Ali için iki defa ufka geri döndürülmüştür. Birincisi, Hz. Peygamber'e vahiy nazil olurken ikindi namazını kılamamış olan Hz. Ali'nin bu namazını kılabilmesi için güneşin tekrar batı ufkuna döndürülmesi idi. ikincisine gelince, o da şöyle cereyan etmiştir:
Ali, Babil'de Fırat nehrini geçmek istediği zaman arkadaşlarından çoğu binekleriyle meşgul olmuşlardı. Kendisi bir grup arkadaşıyla ikindi namazını kılmıştı, ama çokları bu namazı kılamamışlardı. Bu hususta dedikodu yaptılar. Ali de güneşin tekrar batı ufkuna döndürülmesini Allah'tan dilemiş ve güneş tekrar ufka döndürülmüştü.
Ebu Nuaym, Musa peygamberden sonra tdris peygamberin geldiğini söylemişti. Tefsircilerin çoğuna göre îdris peygamber, israil oğullarının peygamberlerindendir. Muhammed b. îshak b. Yesar ile diğer bazı neseb ulemasına göre İdris peygamber, Nuh peygamberden önce gelmiştir. Buna daha önce de değinmiştik.

