Seyf b. Ömer, Muhammed, Talha ve Mühelleb'in şöyle dediklerini rivayet etmiştir:
"Halid b. Veîid, Dumetü'l-Cendel'de bir süre kaldı. Oradaki Acemler, Cezire Araplanyla mektupîaştilar ve Halid'le savaşmak için toplandılar. Zibrikan'm elinden almak için Enbar üzerine yürüdüler. O zaman Enbar'da Halid'in naibi olarak Zibrikan bulunuyordu. Zibrikan, bu durumdan haberdar olunca, Halid b. Velid'in Hire'de naibi olarak bulunan Ka'ka b. Amr'a mektup yazdı. Ka'ka da Abe b..Fedekî es-Sadfye haber saldı. Onu Hasid'e, emir yaptı. Urve b. Ebi Ca'd el-Barikfyi de gönderip Hanafis'e emir yaptı.
Halid, Dumetü'l-CendeFden Hire'ye döndü. O, Kisrâ'nm başkenti olan Medayin halkıyla savaşmaya niyetlenmişti. Ancak Ebu Bekir es-Sıddık'dan izin almaksızın bu savaşı yapmayı uygun görmüyordu. Acem askerlerinin, kendisiyle savaşmak isteyen Hristiyan bedevilerle birleşerek toplanmaları hadisesi onu meşgul etti. Bunun üzerine o da Ka'ka b. Amr'ı insanlar üzerine Emir olarak gönderdi. Acemlerin başında Luzbeh adında bir komutan vardı. Onu destekleyen Zeremher adında başka bir komutan da vardı, iki taraf, şiddetli bir şekilde savaştılar. Müşrikler hezimete uğradılar. Müslümanlar, onlardan birçoğunu öldürdüler. Ka'ka, Zeremher'i öldürdü, ismet b. Abdullah ed-Debhî de Luzbeh'i öldürdü. Müslümanlar, çok miktarda ganimet ele geçirdiler. Acemlerden bir kısmı kaçtı. Hanafis denen yere sığındılar. Ebu Leyla b. Fedekî es-Sadî, onların üzerine yürüdü. Onun gelişini duyunca Muday-yah denen yere gittiler. Bunun üzerine oraya beraberindeki Acem ve bedevilerle yerleştiklerinde Halid b. Velid, beraberindeki askerlerle üzerlerine yürüdü. Askerlerini üç firkaya ayırdı. Geceleyin onlar uykudayken üzerlerine hücum etti. Onları öldürdü. Çok az sayıda adam Müslümanların elinden kaçıp kurtuldu. Diğerleri koyun leşleri gibi yere düştüler."
Bu konuda Ibıi Cerir, Adiy b. Hatim'in şöyle dediğini nakletmiştir:
"Bu savaşta ve saldırıda Harkus b. Numan en-Nemrî adındaki bir. adamın yanına vardık. Çevresinde oğullan, kızları ve karısı vardı. Önlerine bir şarap kazanı indirmişti.
Onlar, şöyle diyorlardı:
- işte Halid'in askerleri geldi. Bu saatte artık kim bu şarabı içebilir?"
Halid de onlara şöyle dedi:
- Bu şarapla vedalaşarak için. Bundan sonra şarap içeceğinizi sanmıyorum!
Onlar da şarabı içmeye başladılar. Harkus da aile efradına şöyle diyordu:
"Sabah saldırısından önce bana içirsenize! Belki de ölümümüz yakındır. Farkında değiliz."
Askerler üzerlerine saldırdılar. Adamın bîri Harkus'un başına vurdu. Baktı ki başı şarap kazanının içindedir. Oğulları, kızları ve karısı esir alındı. Bu savaşta, yanlarında Ebu Bekir es-Sıddık'm emannâmesi olan ve Müslüman olmuş iki adam öldürüldü. Müslümanlar, bundan habersizdiler. Öldürülen bu iki Müslümandan biri Abdü'1-Uzzâ b. Ebi Ruhm b. Karvaş idi. Onu Cerir b. Abdullah el-Becelî öldürmüştü. Diğeri de Lebid b. Cerir'di ki, onu Müslümanlardan biri öldürmüştü. Öldürüldükleri haberi Ebu Bekir'e ulaşınca o, bunların diyetlerini ödedi. Diyetlerini çocuklarına vasilerle gönderdi. Hz. Ömer de bu vak'a sebebiyle epey konuştu. Halid b. Velid'i kınadı, nitekim Malik b. Nüveyre için de Halid b. Velid aleyhine konuşmuştu. Ancak Ebu Bekir es-Sıddık, ona şöyle dedi:
- Rabilerin diyarında yaşayanlar, işte bu gibi durumlarla karşılaşırlar. Müşriklerle komşu olduklarından ötürü günahkar olurlar. Bunların durumuna hadis-i şerifte de değinilmiştir: "Ben müşrik kimse ile beraber aynı diyarda ikamet eden kimseden beriyim (ondan uzağım)."
Başka bir hadiste de: "Onların ateşlerini görme." denilmiştir. Yani Müslümanlarla müşrikler aynı mahallede bir arada bulunmamalıdırlar."
Bu savaştan sonra Seni ve Zümeyl vak'aları oldu. Müslümanlar, oralardaki bedevileri ve Acemleri öldürdüler. Ellerinden hiç kimse kaçıp kurtulamadı ve haber götüremedi. Sonra Halid, bu savaşlarda elde edilen ganimetlerin beşte birini ve esirleri Ebu Bekir es-Sıddık'a gönderdi. Hz. Ali, bu esirlerden Arap bir cariyeyi satın aldı ki, bu Rabia b. Büceyr et-Tağlibî'nin kızı idi. Bu cariye Hz. Ali'ye, Ömer ve Rukiyye adlarındaki çocukları doğurdu. Allah hepsinden razı olsun.

