El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicrî Onbirinci Senede Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler

Bu senede önde gelen birçok meşhur şahsiyet vefat etmişti. Bunlarla birlikte Yemame savaşında Öldürülen şahsiyetleri de andık. Çünkü bu savaş, bazılarının ifadelerine göre hicri onbirinci senede olmuştu. Ama meşhur …

Bu senede önde gelen birçok meşhur şahsiyet vefat etmişti. Bunlarla birlikte Yemame savaşında Öldürülen şahsiyetleri de andık. Çünkü bu savaş, bazılarının ifadelerine göre hicri onbirinci senede olmuştu. Ama meşhur görüşe göre bu savaş, hicri onikinci senenin rebiyülevvel ayında cereyan etmiştir.

Hicri onbirinci senede insanlığın dünya ve ahiretteki efendisi Abdullah oğlu Muhammed (s.a.v.), rebiyülevvel ayının onikinci gecesinden sonraki pazartesi günü vefat etmiştir. Bununla ilgili açıklamayı önceki kısımlarda da vermiştik. Rasûlullah (s.a.v.)'m vefatından altı ay sonra kızı Fatıma (r.a.) vefat etti. O, "babasının anası" ile künyelenmış-ti. Rasûlullah (s.a.v.), vefat etmeden önce Fatıma'ya, kendisinden sonra ilk vefat edip kendisine en önce ulaşacak olanın kendisi olacağını bildirmişti. Bunu bildirirken de: "Cennetlik kadınların hanımefendisi olmaktan memnun olmaz mısın?" diye sormuştu. Meşhur görüşe göre Fa-tıma, Peygamber (s.a.v.)'in en küçük kızı idi. Rasûlullah'm vefatından sonra Fatıma'dan başka hiçbir çocuğu hayatta kalmamıştı. Bu sebeple Fatıma'nm sevabı büyük olmuştu. Çünkü o, Peygamber Efendimiz'in vefatı gibi büyük bir musibetle karşılaşmıştı. Anlatıldığına göre Hz. Fa-tınıa, Rasûlullah (s.a.v.)'m oğlu Abdullah ile ikiz olarak dünyaya gelmiştir. Rasûlullah'm nesli de ancak Fatıma vasıtasıyla devam etmiştir.

Zübeyr b. Bekkar dedi ki: Rivayet olunduğuna göre Hz. Peygamber (s.a.v.), Fatıma ile Ali'nin zifaf gecesinde abdest almış, abdest suyunun artığını Fatıma ile Ali'nin üzerine serpmiş ve nesillerinin mübarek olması için dua etmiştir.

Rasûlullah'm amcası oğlu Ebu Talib oğlu Ali, hicretten sonra, yani Bedir gazvesinden (zayıf bir rivayete göre Uhud gazvesinden veya Rasûlullah (s.a.v.)'m Aişe ile evlenmesinden dört buçuk ay) sonra Fatıma ile evlenmiştir. Nikahtan yedi buçuk ay sonra Ali, Fatıma ile gerdeğe girmiş ve değeri 400 dirhem olan Hatmi yapısı zırhını ona mehir olarak vermiştir. Fatıma evlendiği zaman on beş yaşını doldurmuştu. On altı yaşından da beş ay almıştı. Ali, o zaman kendisinden altı yaş daha büyüktü. Hz. Ali ile Fatıma'nm evlenmelerine dair mevzu hadisler nakledilmiştir ki, bunları nahoş gördüğümüz için burada anlatmadık.

Bu evlilikten, Hasan, Hüseyin, Muhsin adında üç oğulları ve Ümmü Külsum adındaki bir kızları doğmuştur. Bilahare Hz. Ömer, Ümmü Külsum ile evlenmiştir.

imam Ahmed b. Hanbel, Atâ'nm babası Saib'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Rasûlullah (s.a.v.), Ali ile Fatıma'yı evlendirdiği zaman çeyiz olarak Fatıma'ya saçaklı bir yaygı, içi hurma lifiyle doldurulmuş deri yüzlü bir yastık, el değirmem, su kabı ve iki çömlek vermişti. Bir gün Ali, Fatıma'ya şöyle dedi:

- Vallahi kuyudan su çeke çeke artık göğsüm ağrıyor. Allah, babana esir olarak cariyeler göndermiştir. Git de bize hizmet etmesi için ondan bir cariye iste.

Fatıma da:

- Vallahi el değirmenini döndüre döndüre benim de elimde güç kalmadı, deyip Peygamber (s.a.v.)'in yanma gitti. Peygamber (s.a.v.):

- Ey kızcağızım, buraya niçin geldin? diye sordu. Faüma:

- Sana selam vermek için geldim, dedi. Ondan bir cariye istemekten utandı ve eve geri döndü. Ali: - Ey Fatıma, ne yaptın? diye sorunca, Fatıma:

- Ondan bir cariye istemeye utandım, dedi. Sonra ikisi kalkıp birlikte Rasûlullah'm yanma gittiler. Hz. Ali dedi ki:

- Ya Rasulallah, vallahi kuyudan su çeke çeke göğsüm ağrıyor.

Fatıma da dedi ki:

- El değirmenini döndüre döndüre elimde güç kalmadı. Allah sana cariye ve mal gönderdi. Bize bir hizmetçi ver.

Rasûlullah, onlara şöyle cevap verdi:

- Vallahi Suffa ehli açlıktan kıvranırken, onlara sarfedecek birşey bulamazken size birşey verecek değilim.

Rasûlullah'm böyle demesi üzerine evlerine geri döndüler. Ancak Rasûlullah, daha sonra yanlarına gitti. îkisi kadife yaygıya bürünmüş-" lerdi. Bu yaygıyı başlarına Örttükleri zaman ayakları açıkta kalıyordu. Ayaklarına örttükleri zaman da başları açıkta kalıyordu. Rasûlullah'm geldiğini görünce ayağa kalktılar. Rasûlullah:

- Yerinizde durun, dedi. Sonra onlara şöyle bir soru sordu:

- Benden istediğiniz şeyden daha hayırlı birşeyi size bildireyim mi?

- Evet bildir.

- Size bildireceğim şey, Cebrail'in bana öğrettiği bazı kelimelerdir ki, onlar da şunlardır: Her namazdan sonra on kere Sübhanallah, on kere Elhamdülillah, on kere de Allahu Ekber, diyeceksiniz. Yatağınıza girerken de otuzüç kere Sübhanallah, otuzüç kere Elhamdülillah, otuz-dört kere de Allahu Ekber, diyeceksiniz.

Ali dedi ki: "Rasûlullah (s.a.v.)ın bana öğrettiğinden beri Allah'a yemin ederim ki, bu kelimeleri terketmiş değilim. Îbnü'1-Keva, ona dedi ki:

- Ey Ali! Sıffîn gecesinde de mi bu kelimeleri terketmedin? Bunun üzerine Hz. Ali, şöyle karşılık verdi:

- Allah sizi kahretsin, ey Iraklılar! Evet, Sıffîn gecesinde de bu kelimeleri terketmedim.

Hz. Fatıma, yoksulluk ve sıkıntı günlerinde Hz. Ali ile beraber sabretmiş ve her türlü mahrumiyete katlanmıştı. Vefatına kadar Hz. Ali, onun üzerine başka bir kadınla evlenmemişti. Ancak bir zamanlar, Ebü Cehil'in kızı Bedre ile evlenmek istemişse de Rasûlullah (s.a.v.) bundan rahatsız olmuş ve cemaata şöyle bir nutuk irad etmişti:

"Ben helali haram, haramı da helal etmem. Fatıma benim vücudumdan bir parçadır. Onu kuşkulandıran şey, beni de kuşkulandırır. Onu rahatsız eden şey, beni de rahatsız eder. Ben onun kanından fitneye düşmenizden korkuyorum. Ama ben isterim ki, Ebu Talib'in oğlu onu boşasm da ondan sonra Ebu Cehil'in kızı ile evlensin. Allah'a yemin ederim ki, Allah'ın peygamberinin kızıyla Allah'ın düşmanının kızı aynı adamın nikahı altında asla bir arada bulunamazlar." Rasûlullah'm böyle demesi üzerine Ali, Ebu Cehil'in kızıyla evlenmekten vazgeçti.

Rasûlullah (s.a.v.) vefat edince Hz. Fatıma, Ebu Bekir'den babasının mirasım istedi. Ancak Ebu Bekir ona, Rasûlullah'm şöyle buyurduğunu haber verdi: "Bize mirasçı olunmaz. Bizim terekemiz sadakadır."

Bunun üzerine Hz. Fatıma, kocası Ali'nin bu sadaka üzerinde nazır olmasını taleb etti. Ancak Hz. Ebu Bekir, onun bu talebini de kabule ya-naşmayıp şöyle dedi:

"Ben, Rasûlullah (s.a.v.)'m geçimlerini sağladığı kimselerin geçimlerini sağlayacağım. Çünkü ben, Rasûlullah (s.a.v.)'m yapageldiği bir-şeyi yapmadığım takdirde dalalete düşmekten korkarım. Allah'a yemin ederim ki, Rasûlullah (s.a.v.)'m akrabalarını gözetmem, kendi akrabalarımı gözetmemden daha hoşuma gider."

Hz. Fatuna, Hz. Ebu Bekir'in bu sözlerinden kırıldı ve hayatı boyunca ona öfke duydu. Hastalandığı zaman Hz. Ebu Bekir, onun ziyaretine gelip gönlünü almaya çalıştı ve şöyle dedi:

"Allah'a yemin ederim ki ben, sırf Allah ve Rasûlü ile Rasûlün Ehl-i Beytini hoşnut kılmak için diyarımı, malımı, ailemi ve aşiretimi terket-tim." Hz. Ebu Bekir'in böyle demesi üzerine Hz. Fatıma'nın gönlü hoş oldu. Allah ikisinden de razı olsun.

Hz. Fatıma, ölüm döşeğinde iken kendisini Ebu Bekir'in zevcesi Esma binti Umeys'in yıkamasını vasiyet etti. Vefat edince onu Esma, Hz. Ali ve Selma Ümmü Rafi yıkadılar. Denildiğine göre, onu yıkayanlar arasında Abbas b. Abdülmuttalib de varmış. Hz. Faüma'nın vefat etmeden önce yıkandığına ve öldükten sonra kendisini kimsenin yıkamamasını vasiyet ettiğine dair gelen rivayet zayıftır ve itimada şayan değildir. Doğrusunu Allah bilir.

Hz. Fatıma'nm cenaze namazını kocası Ali kıldırdı. Bir rivayete göre amcası Abbas kıldırmıştır. Başka bir rivayete göre ise Ebu Bekir es-Sıddık kıldırmıştır. Doğrusunu Allah bilir. Hicretin onbirinci senesinin ramazan ayının üçüncü gecesi olan çarşamba gecesinde defnedildi. Peygamber Efendimiz'in vefatından iki ay, başka bir rivayete göre ise yetmiş gün, diğer zayıf bir rivayete göre ise yetmiş beş gün sonra vefat etmiştir. Peygamber Efendimiz'in vefatından üç ay veya sekiz ay sonra vefat etmiş olduğuna dair zayıf rivayetler de vardır. Sahih kavle göre Hz. Fatıma, Peygamber Efendimiz'in vefatından altı ay sonra vefat etmiş ve geceleyin defnediîmiştir. Anlatıldığına göre o, babasının vefatından sonra kendi vefatına kadar geçen süre zarfında hiç gülmemiştir. Babasının ölümüne üzüldüğünden ve ona hasret duyduğundan dolayı günden güne eriyormuş. Vefat ettiği gün kaç yaşında olduğu hususunda ihtilaf edilmiştir. Kimine göre yirmi yedi, kimine göre yirmi sekiz, kimine göre yirmi dokuz, kimine göre otuz, kimine göre de otuz beş yaşındaymış. Fakat otuz beş yaşında olması uzak bir ihtimaldir. Önceki rakamlar doğruya daha yakındırlar..Doğrusunu Allah bilir.

Hz. Fatuna, Baki mezarlığına defnedildi. O, naaşı ilk perdelenen ve örtülen kadın oldu. «Sahih-i Buharî»de sabit olan bir rivayette anlatıldıgına göre Hz. Fatıma'nm hayatı boyunca Hz. Ali, insanlardan uzak yaşamıştı. O vefat edince Hz. Ali, Ebu Bekir es-Sıddık'a bey'at etme yolunu aramış ve Buharf de de rivayet olunduğu gibi ona bey'at etmişti. Bu beyatı, miras meselesi sebebiyle aralarında meydana gelen kırgınlığı gidermek için yapmıştı. Bu ikinci bir bey'at sayılır. Daha önceden Hz. Ebu Bekir'e bey'at ettiğine dair rivayete ters düşmemektedir. Nitekim biz de böyle demişizdir. Doğrusunu Allah bilir.