Hanz Ebu Ya'lâ, Sehl b. el-Hanzaliyye tariki ile Cabir'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Rasûlullah (s.a.v.), birkaç gün hiç yemek yemedi. Buna dayanamaz oldu. Zevcelerinin odalarını dolaştı, yanlarında yiyecek birşey bulamadı. Sonra Fatıma'nm yanma gidip şöyle dedi:
- Ey kızcağızım, yanında birşey var mı ki yiyeyim, doğrusu ben çok açım.
- Hayır.
Rasûlullah (s.a.v.), oradan çıkıp gittikten sonra bir komşusu, Fatı-ma'ya iki ekmek ve bir parça da et gönderdi. Fatıma, onu alıp bir tabağa koydu. Üzerini kapattı ve: "Vallahi ben bu yemek için Rasûluilah'a hem kendi nefsime hem de yanımdakilere tercih edeceğim." dedi. Kendileri-de bir doyumluk yemeğe muhtaç idiler. Hasan'ı ya da Hüseyin'i Rasûluilah'a gönderip evine davet etti. Rasûlullah da tekrar Fatıma'nm evine geldi. Fatıma, ona şöyle dedi:
- Allah bir miktar yiyecek görderdi. Onu senin için sakladım.
- Getir bakalım ey kızcağızım.
Fatıma tencereyi açınca, tencerenin ekmek ve etle dolu olduğunu gördü. Bu manzarayı görünce şaştı ve bunun Allah'tan ihsan edilen bir bereket olduğunu anladı. Allah'a hamd edip peygamberine salat ü selam getirdi ve Rasûluilah'a yemeği takdim etti. Rasûlullah da bu yemeği görünce, Allah'a hamd edip:
- Ey kızcağızım, bu yemek sana nereden geldi? diye sordu. Fatıma da:
- Ey babacığım, bu, Allah katından geldi. Doğrusu Allah, dilediğini hesapsızca rızıklandırır, dedi. Rasûlullah (s.a.v.) da Allah'a hamd edip şöyle dedi:
- Seni, Beni İsrail kadınlarının hanımefendisine benzeten Allah'a hamd olsun, ey kızcağızım. Beni İsrail'in hanımefendisi (Meryem), Allah'tan kendisine bir rızık geldiği zaman, bu rızkın kendisine nereden geldiğini soranlara şöyle cevap verirdi:
- Bu, Allah katandan gelmiştir. Doğrusu Allah, dilediğini hesapsızca rızıklandırır.
Rasûlullah (s.a.v.), Ali'ye haber gönderdi. Onu da yemeğe oturttu. Sonra hep birlikte Rasûlullah (s.a.v.), Ali, Fatima, Hüseyin ve Hz. Peygamber (s.a.v.)'in eşleriyle bütün hane halkı doyuncaya kadar yediler.
Hz. Fatıma dedi ki: Tencere olduğu gibi kaldı. İçindeki yemek hiç eksilmemişti. Kalan yemekler bütün komşulara da yetti. Cenâb-ı Allah, o yemeğe çok bereket ve hayır kattı.»
Bu hadis de sened ve metin bakımından gariptir.
Bisetin başlarında: "Önce en yakın akrabanı uyar." ayet-i kerimesi nazil olduğunda şöyle bir hadisenin cereyan ettiğini söylemiştik: Rabia b. Macid'in rivayetine göre Ali şöyle demiştir: "Rasûlullah (s.a.v.), Ha-şim oğullarım evine yemeğe davet etti. Kırk kişi kadardılar. Onlara bir avuç arpadan yapılan ekmeği takdim etti. Doyasıya yediler ve ekmek hiç eksilmemiş olarak yerinde kaldı. Yine onlara büyük bir tastan süt içirdi. Doyasıya içtiler, yine o süt olduğu gibi hiç eksilmemiş olarak yerinde durdu. Bu hal, üç gün peşpeşe devam etti. Sonra Hz. Peygamber, onları Allah'a imana davet etti.»

