El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hz. Hasan’ın Başa Geçlp Sonra Da Hilafeti Muaviye'ye Devretmesi

Buharî, «Delâilü'n-Nübüwe»de, Abdullah b. Muhammed kanalı ile Ebu Bekre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Peygamber (s.a.v.), günlerden bir gün Ali'nin oğlu Hasan'ı alıp minbere çıkardı ve şöyle buyurdu: - Benim şu …

Buharî, «Delâilü'n-Nübüwe»de, Abdullah b. Muhammed kanalı ile Ebu Bekre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Peygamber (s.a.v.), günlerden bir gün Ali'nin oğlu Hasan'ı alıp minbere çıkardı ve şöyle buyurdu: - Benim şu oğlum liderdir. Umarım ki Allah, bunun vasıtasıyla Müslümanlardan iki grubun arasını düzeltir."

«Kıtabu's-Sulh»ta Buharî, Ebu Musa'nın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Hasan'm şöyle dediğini işittim: "Allah'a yemin ederim ki Ali'nin oğlu Hasan, dağlar büyüklüğünde ordularla Ebu Süfyan oğlu Muaviye'yi karşılamaya gitti. Amr b. As, ona şöyle dedi:

- Ey Muaviye, doğrusu ben rakibini öldürmedikçe geri dönmeyecek ordular görmekteyim.

Muaviye (ki o iki adamın en hayırlısıydı) şöyle dedi:

- Ey Amr! Eğer şunlar bunları, bunlar da şunları öldürürlerse artık insanların idaresini kim yürütecek? İnsanların kadınlarına kim sahiplik edecek? İnsanların tarlalarını kim sürecek? Onların mal ve mülklerini kim koruyacak?

Böyle dedikten sonra Muaviye, Hz. Hasan'a Kureyş'in Abdüşşems oğullarından Abdurrahman b. Semüre ile Abdullah b. Amir b. Küreyz'i elçi olarak gönderdi ve onlara şu talimatı verdi:

- Şu adama gidin. Kendisine tekliflerde bulunun. Bu söylediklerimi anlatın ve barış talebinde bulunun.

Elçilerin ikisi de Hasan'm yanma gitti. Onunla konuştular. Muavi-ye'nin sözlerini aktardılar ve barış talebinde bulundular. Hasan b. Ali de onlara şöyle dedi:

- Biz Abdühnuttalib oğullarıyız. Bu mala sahip olduk ve bu ümmet de kan dökmede ileri gitti.

Elçiler dediler ki:

- Muaviye, sana şu ve şu tekliflerde bulunuyor. Senden barış talebinde bulunuyor.

- Bu söylenenleri kim bana tekeffül eder?

- Biz tekeffül ediyoruz.

Hasan onlardan ne istediyse hepsine biz kefiliz, dediler. Bunun üzerine o da onlarla barış yaptı."

Ravilerden Hasan diyor ki: Ebu Bekre'nin şöyle dediğini işittim:

"Rasûlullah (s.a.v.), minber üzerindeyken Hasan yanında olduğu halde insanlara dönüp bakıyor ve şöyle diyordu: Doğrusu benim şu oğlum liderdir. Umarım ki, Allah bunun vasıtasıyla Müslümanlardan iki büyük cemaatın arasını düzeltir."

Gerçekten de Peygamber (s.a.v.) Efendimiz'in verdiği bu haber olduğu gibi tahakkuk etti. Hz. Ali'nin oğlu Hasan, hilafeti babasından sonra eline alıp ta Iraklıların teşkil ettiği ordunun başına geçtiğinde Muaviye onun karşısına gitti. Saflar Hasan-ı Basifnin anlattığı şekilde karşı karşıya geldiğinde Ali'nin oğlu Hasan barışa yöneldi. İnsanlara hitap etti ve hilafetten feragat etti. Halifeliği Muaviye'ye teslim etti. Bu da hicretin kırkıncı senesinde olmuştu. Bunun üzerine iki ordunun komutanları Muaviye'ye bey'at ettiler. Muaviye, ümmetin idare yükünü yalnızca ele geçirdi. İşte o seneye, toplanma senesi denildi. Çünkü o senede idare yetkisi bir tek adamın elinde toplanmıştı. Bunu yeri geldiğinde tafsilatlı bir şekilde açıklayacağız.

Sözü doğru ve doğrulanmış olan Rasûlullah (s.a.v.), Müslümanların iki firkaya ayrılacağını önceden haber vermişti. Salt bu olayların vukuu sebebiyle bu nrkaîarın ikisini ya da birini tekfir eden kişi yanılgıya düşmüş ve kendi kafasından konuşmayan, sözleri vahiyden başka bir-şey olmayan Muhammedi nassa muhalefet etmiş olur ve hilafetin Muaviye'ye devredildiği sene de dahil olmakla Rasûlullah (s.a.v.)'m işaret buyurduğu, kendisinden sonraki hilafet süresi tamamlanmış oluyor. Nitekim Rasûlullah'm azadlı cariyesi Sefine'nin rivayet ettiği hadiste de iki cihan serveri şöyle buyurmuştur:

"Halifelik, benden sonra otuz sene sürecek, sonra hükümdarlık olacaktır."

Başka bîr rivayete göre Rasûlullah, hükümdarlıktan söz ederken: "Isına bir hükümdarlık olacaktır." demiştir. Yine başka bir rivayete göre Muaviye şöyle demiştir: "Biz, bu hükümdarlığa razı olduk." «el-Fiten ve'1-Melahim» adlı kitabında Nuaym b. Hammad, Hz. Ali'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Beni, halife olmaya sevkeden sebep, Rasûlullah (s.a.v.)'m bana söylediği şu sözüdür: "Ey Muaviye! Eğer idareyi ele alırsan, güzelce idare et."

Beyhakî dedi ki: Bu hadisi teyid eden başka hadisler de vardır. Mesela, Amr b. Yahya, dedesi Said'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Muaviye ibriği aldı. Rasûlullah'ı takib etti. Rasûlullah da ona bakıp şöyle dedi:

"Ey Muaviye! Eğer bir idarenin başına geçersen, Allah'a karşı gelmekten sakın, takvalı ve adaletli ol."

Muaviye dedi ki: "Rasûlullah (s.a.v.)'ın bana bu sözü söylemesinden itibaren mutlaka idarenin başına geçerek imtihan edileceğimi düşünüyordum."

Sevrî, Muaviye'nin şöyle dediğim rivayet etmiştir:

"Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle buyurduğunu işittim: "Eğer sen insanların gizliliklerini araştırırsan onları bozarsın veya bozmak üzere olursun."

Sonra Ebu Derda, Muaviye'nin Rasûlullah'tan işittiği bir kelimeyi söylüyor ve Allah'ın onu o kelimeden yararlandırdığını ifade ediyor.

Beyhakî, Ebu Hüreyre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki:

"Halifelik, Medine'de olacak, hükümdarlık da Şam'da olacaktır."

îmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Derda'mn şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: Bir ara ben uyumaktayken kitabın direğinin yastığımın altından çıkarılıp kaldırıldığını gördüm. Onun götürüleceğini zannettim. Gözlerimle onu takib ettim. O direk Şam'a götürüldü. Dikkat edin, fitne koptuğu zaman iman Şam'dadır."

Beyhakî, bunun senedinin sahih olduğunu söylemiş ve Abdullah b. Amr'dan da şöyle bir rivayette bulunmuştur:

"Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: Kitap direğinin yastığımın altından çekilip alındığım gördüm. Baktım ki o, parlayan bir nurdur. Şam'a götürüldü. Dikkat edin, fitne çıktığı zaman iman Şam'da olacaktır."

Abdürrezzak, Abdullah b. Safvan'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Sıffin savaşında adamın biri:

- Allah'ım, Şamlılara lanet et, deyince Ali, ona şöyle karşılık verdi:

- Şamlıların hepsine küfretme. Çünkü Şam'da abdallar vardır. Şam'da abdallar vardır. Şam'da abdallar vardır."

îmam Ahmed b. Hanbel, Şüreyh b. Ubeyd el-Hadremî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir;

"Irak'ta bulunan Ali'nin nezdinde Şamlılardan bahsedildi ve ona dediler ki:

- Şamlılara lanet et, ey emirü'l-mü'minîn.

- Hayır. Zira ben, Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle buyurduğunu işittim: "Abdallar, Şam'da olacaktır. Onlar kırk kişidirler. Bunlardan biri Ölünce Allah, onun yerine başka bir Abdal tayin eder. Onların yüzü suyu hürmetine yağmur yağdırılması istenilir. Onların yüzü suyu hürmetine düşmanlara karşı zafer taleb edilir. Yine onların yüzü suyu hürmetine azab, Şamlılardan uzaklaştırılır."

Bunu sadece îmam Ahmed b. Hanbel rivayet etmiştir. Senedinde inkıta (kopukluk) vardır.