El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hz. Peygamber'in Alî B. Ebi Talîb'in Öldürüleceğini Haber Vermesi

İmam Ahmed b. Hanbel, Ammar b. Yasir'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Rasûlullah (s.a.v.), Uşeyre gazvesine gönderirken üzerinde toprak gördüğü için Ali'ye: "Ey Ebu Turab" diye hitab etmiş ve sonra da ona şöyle …

İmam Ahmed b. Hanbel, Ammar b. Yasir'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Rasûlullah (s.a.v.), Uşeyre gazvesine gönderirken üzerinde toprak gördüğü için Ali'ye: "Ey Ebu Turab" diye hitab etmiş ve sonra da ona şöyle demişti:

- Sana insanların en bahtsız iki adamım söyliyeyim mi?

- Evet ya Rasulallah, diye cevap verdik. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v), Ali'ye hitaben şu cevabı verdi:

- Biri Salih peygamber'in devesini boğazlayan Semud kavminin kızıl tenli adamıdır. Diğeri de senin şu kafana vurup sakalını ıslatacak kadar kanatan adamdır."

Beyhakî, babası Bedir gazvesine katılmış olan Fudale b. Ebu Fuda-le el-Ensârfnin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Ali'nin yaralanması sebebiyle ziyaretine babamla birlikte gittim. Babam ona şöyle sordu:

- Seni şu evinde ikamete zorlayan sebep nedir? Eğer ecelin gelirse Cüheyneliler seni alıp Medine'ye götürürler. Eğer ecelin isabet ederse, arkadaşların senin cenazenle ilgilenir ve namazını kılarlar.

Hz. Ali dedi ki:

- Rasûlullah (s.a.v.), kafamın kanıyla sakalım ıslanmadıkça ölmeyeceğimi bana söyledi.

Gerçekten de Hz. Ali öldürülüp şehid olmuş, Ebu Fudale de onun yanında Sıffin savaşında öldürülmüştü."

Ebu Davud et-Tayalisî, Zeyd b. Vehb'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Haricîlerin reisi, Ali'nin yanma geldi ve ona:

- Allah'tan kork. Sen öleceksin, dedi. Ali de ona şu karşılığı verdi:

- Hayır, taneyi yarıp ekini bitiren ve canlıları yaratan Allah'a yemin ederim ki ben, şu kafamdan darbe yeyip sakalım kanla ıslanmadıkça ölmeyeceğim. Bu, kesinleşmiş bir hükümdür ve Rasûlullah tarafından bana bildirilmiştir. İftira edenler de kayba uğramışlardır."

Ebu îdris el-Ezdî, Hz. Ali'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Rasûlullah (s.a.v.), bana dedi ki: "Bu ümmet benden sonra sana hıyanet edecektir."

Buharî, Sa'lebe b. Yezid'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Ali dedi ki:

- Habbeyi yarıp ekini bitiren ve canlıları yaratan Allah'a yemin ederim ki, başımdan sakalıma kadar yüzüm kana bulanacaktır (Yani öldürüleceğim.).

Abdullah b. Sübey' dedi ki:

- Allah'a yemin ederim ki, ey mü'minlerin emiri! Eğer bir adam çıl-dırıp ta seni öldürecek olursa, biz onun aşiretinin tamamını sana karşılık öldürmeyi tercih edeceğiz.

- Allah aşkına böyle yapmayın. Katilimden başkasını öldürmeyin.

- Ey mü'minlerin emiri! Yerine bir kimseyi halef tayin etmeyecek misin?

- Rasûlullah sizleri nasıl bıraktıysa, ben de sizleri öylece bırakacağım.

- Bizi başsız bıraktığın takdirde Rabbine ne diyeceksin?

- Derim ki: Allah'ım, sen uygun gördün, beni onların başına emir yaptın. Sonra canımı aldın. Ben de seni onların başında bıraktım. Dilersen onları ıslah edersin, dilersen bozarsın."

Meşhur rivayete göre, Hz. Ali, sabah namazına giderken sed yanında Abdurrahman b. Mülcem denen bir Haricî tarafından vurulmuştu. Yaralanan Hz. Ali, iki gün yatakta yattı. O sırada İbn Mülcem de hapsedildi. Hz. Ali, oğlu Hasan'a vasiyetini yaptı. Orduyu alıp göreve devam etmesini emretti ve: "Cariyenin gelişi gibi yanıma gelme." dedi. Hz. Ali vefat edince Abdurrahman b. Mülcem, kısas veya had gereği öldürüldü. Doğrusunu Allah bilir. Sonra oğlu Hasan, ordunun başına geçip Muaviye'ye gitti. Bununla ilgili açıklama ileride gelecektir.