Buharı ve Müslim, Bera b. Azibİn daha önce geçen ifadesinde şöyle dediğini rivayet etmişlerdir:
«Rasûlullah (s.a.v.) orta boyluydu. Omuzlarının arası genişti.»
Buharı, Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Peygamber (s.a.v.), iri başlı, büyük ayaklı ve geniş avuçlu idi.»
Yakub b. Süfyan, Rasûlullah (s.a.v.)'m evsafını anlatan Ebu Hürey-re'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.)ın kolları uzun olduğu gibi omuzlarının arası da geniş olup uzun kirpikli idi.»
Nafi b. Cübeyr, Ali b. Ebu Talib'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.)'m elleri ve ayakları iri, mafsalları büyük ve gerdanından göbeğine kadar uzun bir kıl çizgisi vardı.»
Haccac, Cabir b. Semüre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Basûlullah (s.a.v.)'m bacaklarında biraz incelik vardı. Kalın değillerdi.»
Süraka b. Malik b. Cu'şum şöyle demiştir: «Rasûlullah (s.a.v.)'m bacaklarına baktım, hurma ağacından çıkan yağı andırıyordu. Bembeyazdı.»
"Sahih-i Müslim"de, Cabir b. Semüre'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.)'ın ağzı büyüktü, gözle/inin yarığı uzundu, topuklarının eti azdı.» Erkeklerin bu şekilde olmaları güzel ve münasib-tir.»
Haris b. Ebi Üsame, Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
Rasûlullah (s.a.v.), Medine'ye geldiği zaman, Ümmü Süleym (annem) elimden tutup beni yanma götürdü ve ona şöyle dedi:
«Ya Rasûlallah, şu Enes, okur yazar bir çocuktur. Sana hizmet etsin.» Ben de dokuz sene müddetle Rasûlullah'a hizmet ettim. Yaptığım işlerden hiç birine «kötü yaptm, ne fana iş işledin!» demedi. Onun eli kadar yumuşak, ipek ve ibrişim gibi hiçbir şeye elim değmiş değildir. Onun kokusu kadar güzel kokan ne misk ne de amber koklamış değilim.»
Zebidî, Zührî kanalı ile Ebu Hüreyre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.), yere basarken ayağının tabanının tamamı ile basardı. Ayak tabanında boşluk ve kavis yoktu.»
İlerideki sayfalarda buna muhalif bir rivayet gelecektir.
Yezid b. Harun, Abdullah b. Yezid kanalı ile Meymune binti Ker-dem'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.), Mekke'ye gelmişti. Dişi bir deve üzerinde idi. Ben de babamla beraberdim. Rasûlullah (s.a.v.)'m elinde bir kırbaç vardı. Babam ona yaklaştı. Onun önüne geçmeye başladı. Rasûlullah, ona ses çıkarmadı. Ben, Rasûlullah (s.a.v.)'m ayak baş parmağının yanındaki parmağın, diğer parmaklardan uzun olduğunu unutmadım.»
Beyhakî, Ali b. Ahmed kanalı ile Cabir b. Semüre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.)'ın ayağındaki serçe parmağı, diğer parmaklarından uzundu.» Bu, garip bir hadistir.

