"Sahih-i Buharf'de Enes'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: «Rasûlullah (s.a.v.), halk içinde orta boylu idi. Ne uzun ne de kısa idi.»
Ebu îshak, Bera'mn şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Rasûlullah (s.a.v.), hem yüz bakımından hem de ahlak bakımından insanların en güzeli idi. Ne uzun ne de kısa idi.»
Nafi b. Cübeyr, Hz. Ali'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Rasûlullah (s.a.v.), ne uzun ne de kısa idi. Ondan önce, ondan sonra onun gibisini görmedim.»
Said b. Mansur, Halid b. Abdullah kanalı ile Ali b. Ebu Talib'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.) ne uzun ne de kısa idi. Ama o uzun boya daha yakındı. Ter taneleri inci gibiydi.»
Said b. Mansur, Ravh b. Kays kanalı ile Hz. Ali'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Rasûlullah (s.a.v.), çok uzun değildi ama orta boyun üzerinde idi. Başkalarıyla bir arada bulunduğunda onlardan uzun boylu görünür-dü.Yüzündeki ter taneleri incileri andırırdı."
Zebidî, Ebu Hüreyre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.), orta boylu idi. Ama uzun boya daha yakındı. Yönelirken vücudunun tamamı ile yönelir, dönerken de vücudunun tamamı ile dönerdi. Ondan önce, ondan sonra onun gibisini görmedim.»
Buharı, Hammad b. Zeyd kanalı ile Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.)'m avuçları kadar ipek, ibrişim veya başka yumuşak bir şeye dokunmuş değilim. Rasûlullah'm kokusu kadar başka güzel bir koku da koklamış değilim.>-
Müslim, Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.), parlak renkli idi. Teri inci gibi idi. Yürürken hafifçe öne doğru meylederdi. Onun avuçları kadar yumuşak bir ipek veya ibrişime dokunmuş değilim. Onun kokusu kadar güzel, misk veya amber koklamış değilim.»
Yakub b. Süfyan, Cabir b. Semüre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah: (s.a.v.)'la birlikte sabah namazını kıldım. Sonra o, çıkıp ailesinin yanına gitti. Ben de onunla beraber gittim. Onu, iki çocuk karşıladı. Çocukların yanaklarını birer birer okşamaya başladı. Benim de yanağımı okşadı. Elinde bir serinlik ve güzel koku hissettim. Sanki elini aktarın kazanından çıkarmıştı.»
imam Ahmed b. Hanbei, Ebu Cuhayfe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.), öğle vakti Batha'ya gitti. Abdest alıp öğle namazım iki rekat olarak kıldı. Önünde bir keçi vardı, (Avn'ın babasından yaptığı rivayette de şu fazlalık vardır: O keçinin arkasında da bir eşek ve kadın vardı). İnsanlar namazdan sonra ayakta, gitmeden önce Rasûlullah'la musafaha yapmaya başladılar. Onun elini yüzlerine sürüyorlardı. Ben de elini tutup yüzüme sürdüm. Elinin kardan daha"soğuk, miskten daha güzel kokulu olduğunu gördüm.»
İmam Ahmed b. Hanbel, Yezid b. Harun kanalı ile Yezid b. Esved'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Rasûlullah (s.a.v.), Mina'da namaz kıldı. Namazdan sonra dönüp baktığında, insanların gerisinde iki adam gördü. Onları çağırdı. Onlar yanma geldiler. Ama eklemleri tiril tiril titriyor ve sarsıntı geçiriyorlar-dı. Onlara şöyle sordu:
- Niçin cemaatla namaz kılmadınız?
- Ya Rasûlallah, biz yüklerimizin yanında kılmıştık.
- Böyle yapmayın. Sizden biriniz yükünün yanında namaz kıldıktan sonra cemaatle namaz kılınmakta olunduğunu görürse, cemaatle de beraber kılsın. Bu namazı, onun için nafile olur.
İki adamdan biri dedi ki:
- Ya Rasûlallah, benim için mağfiret dile.
Rasûlullah, onun için mağfiret diledi. İnsanlar namazdan sonra kalkıp Rasûlullah'm yanma musafahaya gittiler. Ben de onlarla beraber kalkıp ona doğru gittim. O gün ben insanların en genci ve en güçlüsü idim. Safları yararak cemaatı zorladım ve nihayet Rasûlullah'a ulaştım, elini tutup başıma (veya göğsüme) koydum. Onun mübarek elinden daha hoş kokulu ve daha serin birşey görmedim. O gün o, Mescid-i Hayf ta namaz kılmıştı.»
İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Nuaym kanalı ile Vail b. Hacer'in şöyle dediğini rivayet etmiştir;
«Rasûlullah (s.a.v.)'a bir kova su getirildi. Kovadan içti, sonra içine tükürdü. Sonra da o kovadaki suyu kuyuya boşalttı. Kuyudan misk kokusu saçılmaya başladı.»
îmam Ahmed b. Hanbel, Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.), sabah namazım kıldıktan sonra Medine'nin cariyeleri, içi su dolu kaplarını ona getirirlerdi. Getirilen kaplara elini daldırırdı. Bazen sabahın serinliğinde hatta soğuk vaktinde ona suyu getirirler, yine de elini o suya daldırırdı.»
İmam Ahmed b. Hanbel, Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Ümmü Süleym (annem) evde değilken Rasûlullah (s.a.v.) evimize gelir, Ümmü Süleym'in yatağında yatardı. Yine bir gün böylece yatmış iken Ümmü Süleym eve geldi. Ona denildi ki:
- Rasûlullah (s.a.v.) senin evinde, senin yatağında uyumaktadır. Ümmü Süleym de onun yanma geldi. Rasûlullah terlemişti; teri, deri serginin bir köşesinde birikmişti. Ümmü Süleym de koku şişesini açtı, o terleri toplayıp şişeye koydu. Rasûlullah (s.a.v.), aniden uyanıp korktu:
- Ne yapıyorsun ey Ümmü Süleym? diye sorunca, Ümmü Süleym:
- Ya Rasûlallah, senin şu terinden çocuklarımız için bereket ümid ediyoruz, dedi.
Rasûlullah (s.a.v.) da:
- Doğru yaptın, isabet ettin, dedi.»
İmam Ahmed b. Hanbel, Enesin şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Rasûlullah (s.a.v.) evimize geldi, terledi. Annem de bir şişe getirdi. Terini şişeye koydu. Rasûlullah, uykudan uyanınca:
- Ey Ümmü Süleym, bu yaptığın nedir? diye sordu. Ümmü Süleym (annem) şu cevabı verdi:
- Terini kokumuza katıyoruz. Senin terin, kokuların en güzelidir, diye cevap verdi.»
İmam Ahmed b. Hanbel, Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Rasûlullah (s.a.v.), Ümmü Süleym'in (annemin) evinde öğle uykusuna yatardı. Rasûlullah, çok terleyen insanlardandı. Annem, üzerinde yatması için deri bir yaygıyı yere sererdi. Rasûlullah, onun üzerinde öğle uykusuna yatardı. En çok ayaklarının arasında ter toplanırdı. Annem de o terleri pamukla kurular ve ıslak pamuğu bir şişeye sıkardı. Bunu gören Rasûlullah:
- Bu ne, ey Ümmü Süleym? diye sordu. Annem de:
- Senin terindir ya Rasûlallah. Onu kokularıma katıyorum, deyince, Rasûlullah onun için hayır duada bulundu.»
îmam Ahmed b. Hanbel, Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.) uyuduğunda terlerdi. Annem de terini bir pamukla toplayıp bir şişeye sıkar ve kokusuna katardı.»
Ebu Ya'lâ el-Musılî, Ebu Hüreyre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma bir adam geldi ve şöyle dedi:
- Ya Rasûlallah, ben kızımı evlendirdim. Bana biraz yardım etmeni istiyorum.
- Benim yanımda birşey yok. Yalnız yarın bana geniş ağızlı bir şişe ve bir ağaç dalı getir. Aradaki işaret de (parola) kapıya vurman olsun.
Adam ertesi gün geniş ağızlı bir şişe ve bir ağaç dalı getirdi. Ra-sûlullah kollarındaki teri şişeye süzdü, nihayet şişe doldu; adama da şöyle dedi:
- Şunu al ve kızına de ki: Şu ağaç daimi şişeye daldırıp kendine sürerek kokulansın. Adamın kızı o teri koku olarak vücuduna sürünce, kokusunun güzelliği bütün Medinelilere yayıldı. Bunun üzerine Medineli-ler onlara kokucular evi, adını taktılar.»
Hafiz Ebu Bekr el-Bezzar, Muhammed b. Hişam kanalı ile Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.), Medine yollarından birinden geçtiğinde o yolda güzel koku hissedilir ve: "Rasûlullah bu yoldan geçmiştir." derlerdi.»
Muaz b. Hişam, Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûluiİah (s.a.v.), güzel kokusu ile bilinirdi. Kendisi güzel, kokusu da güzel ve hoş idi. Bununla beraber kokuyu da severdi.»
İmam Ahmed b. Hanbel, Enes'ten rivayet ederek Hz. Peygamber (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir:
«Kadın ve koku bana sevdirildi. Gözlerim, namaz ile aydınlandı.»
Beni Haşim'in azadlısı Ebu Said'in rivayetine göre Enes şöyle demiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: «Dünyada kadın ve koku bana sevdirildi. Gözümün aydınlığı da namaz oldu.»
Başka bir rivayette de Peygamber Efendimiz'in şöyle buyurduğu nakledilmiştir:
«Sizin dünyanızdan bana üç şey sevdirildi. Koku ve kadın. Bir de gözlerimin aydınlığı namaz oldu.» Bu, hıfzedilmiş, mazbut bir rivayet değildir. Çünkü bu hadiste geçen namaz, dünya işlerinden değildir. Aksine ahiretin en önemli işlerinden biridir. Doğrusunu Allah bilir.»

