İmam Ahmed b. Hanbel, Affan tariki ile Vabise el-Esedî'nîn şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Rasûlullah (s.a.v.)'ın yanına gittim. İyi kötü herşeyi ona sormak istiyordum. Çevresinde Müslümanlardan bir topluluk vardı. Ona, bazı sorular soruyorlardı. Ben de adımımı onların omuzlarının üzerinden atarak ilerlemeye başladım. Bana:
- Ey Vabise, Rasûlullah'tan uzak dur, dediler. Ben de:
- Bırakın da yanma yaklaşayım. İnsanlar içinde ona yaklaşmayı en çok arzulayan benim, dedim. Rasûlullah da:
- Vabise'ye ilişmeyin, ey Vabise bana yaklaş, dedi. Bu sözünü, iki veya üç kez tekrarladı. Ben de yanma yaklaştım. Nihayet önünde oturdum. Bana:
- Ey Vabise! Ben mi sana anlatayım, yoksa sen mi bana soracaksın? diye sordu. Ben de ona:
- Hayır, ben sormadan sen bana anlat ya Rasulallah, dedim. O da şöyle buyurdu:
- İyi kötü herşeyi bana sormak için geldin, öyle değil mi?
- Evet.
Böyle dedikten sonra parmak uçlarını topladı ve bir araya getirdiği parmak uçlanyla göğsümün üzerine birşeyler çizdi ve şöyle dedi:
- Ey Vabise! Kalbinden fetvayı iste, nefsinden fetvayı iste. (Bu sözü üc kez tekrarladı.) İyi şey, kalbinin mutmain olduğu ve kendisiyle sükûn bulduğu şeydir. Kötü ve günah şey ise, nefsi karıştıran ve kalpte tereddüt meydana getiren şeydir. İnsanlar sana fetva verseler de, fetva vermeseler de bu böyledir."

