El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hz. Peygamberin Mizacı (Karakteri)

İbn Luhay'a, Enes'in, şöyle dediğini rivayet eder: «Rasûlullah (s.a.v.), insanlar arasında çocuklarla en çok şakalaşan kimse idi.» Nitekim bu konuda Enes'in, Rasûlullah (s.a.v.)'m onun kardeşi Ebu Ümeyr'le şakalaştığına …

İbn Luhay'a, Enes'in, şöyle dediğini rivayet eder:

«Rasûlullah (s.a.v.), insanlar arasında çocuklarla en çok şakalaşan kimse idi.»

Nitekim bu konuda Enes'in, Rasûlullah (s.a.v.)'m onun kardeşi Ebu Ümeyr'le şakalaştığına dair hadisi de daha Önceki sayfalarda geçmişti. O hadiste anlatıldığına göre Rasûlullah (s.a.v.), Ebu Ümeyr'e - kendisinin oynamakta olduğu bülbül yavrusunu kastederek: "Ey Ebu Ümeyr, bülbül yavrusuna ne oldu?" diye sormuş, o da oynamakta olduğu bülbül yavrusunun ölmüş olduğunu Rasûlullah'a söylemişti.

Enes, bu hadisi nakletmekle Rasûlullahın, insanların âdetine uyarak küçük çocuklarla şakalaştığını ifade etmek istemiştir.

îmam Ahmed b. Hanbel, Halef b. Velid tariki ile Enes b. Malik'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Adamın biri, Peygamber (s.a.v.)'e gelip binek istedi. Rasûlullah (s.a.v.) da ona şöyle dedi:

- Biz seni dişi bir devenin yavrusuna bindirelim.

- Ya Rasulallah, ben dişi deve yavrusunu ne yapayım?

- Develeri, dişi develerden başkası mı doğurur ki?»

Ebu Davud, Numan b. Beşir'in şöyle dediğini rivayet eder: «Ebu Bekir, Peygamber (s.a.v.)'in yanma girmek için izin istedi. İçeride Aişe'nin Peygamber (s.a.v.)'e yüksek sesle bağırdığım işitti. İçeri girince tokatlamak için kızı Aişe'nin üzerine yürüyüp:

- Sen, Rasûlullah'a mı bağırıyorsun? diye çıkıştı. Peygamber (s.a.v.) de ona engel olmaya çalıştı. Ebu Bekir de Öfkeli olarak oradan çıkıp gitti. Çıkıp giderken Rasûlullah, Aişe'ye:

- Görüyorsun değil mi, seni babandan kurtardım? dedi. Aradan birkaç gün geçtikten sonra Hz. Ebu Bekir tekrar Rasûlullah'm yanma girmek için izin İstedi. İçeri girince, Rasûlullah'la Aişe'nin barışmış olduklarını gördü ve onlara:

- Beni aranızdaki savaşa nasıl soktunuzsa barışınıza da aynı şekilde sokun, dedi.

Rasûlullah (s.a.v.):

- Olur, dediğim yaptık, yaptık, diye cevap verdi.»

Ebu Davud, Avf b. Malik el-Eşcaî'nin şöyle dediğini rivayet eder:

«Tebük gazvesinde deri bir çadırda oturmakta olan Rasûlullah (s.a.v.)'m yanına gidip selam verdim. Selamımı aldı ve:

- İçeri gir, dedi. Ben de:

- Vücudumun tamamı ile mi içeri gireyim ya Rasûlallah? diye sordum.

Oda:

- Evet öyle yap, deyince içeri girdim.

Velid b. Osman b. Ebi Âmile dedi ki: Avf b. Malik el-Eşcaî, Rasûlullah'm içinde oturmakta olduğu çadırının küçük oluşu yüzünden vücudumun tamamı ile mi içeri gireyim? diye sormuştu.»

Ebu Davud, İbrahim b. Mehdi kanalı ile Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.) bana, "Ey iki kulaklı!" dedi.»

îmam Ahmed b. Hanbel, Abdürrezzak kanalı ile Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Zahir adında bâdiyeden bir adam, Peygamber (s.a.v.)'in yanına hediyelerle gelir. Gideceği zaman da Peygamber (s.a.v.), ona ihtiyacı olan şeyleri temin edip uğurlardı. Uğurladıktan sonra da: «Zahir bizim köylümüzdür. Biz de onun kentlisiyiz.» derdi. Onu çok severdi. Zahir, canlı kanlı bir adamdı. Pazarda eşyasını satarken Rasûlullah (s.a.v.), arkadan gelip onu kucakladı ama o, Rasûlullah'ı göremedi. "Bırak beni, sen kimsin?" dedi. Başını çevirince, kendisini kucaklayanın Rasûlullah olduğunu anladı. Anladıktan sonra da sırtı Rasulullah'm göğsüne yapışık olduğu için ondan kurtulmaya bile çalışmadı. Rasûlullah da:

- Kim köle satın alır? diye sordu. O da şu cevabı verdi:

- Ya Rasûlallah, eğer beni köle diye satmak istersen, vallahi beni beş para etmez biri olarak göreceksin.

- Hayır, sen Allah katında değersiz değilsin. Aksine sen O'nun nezdinde kıymetlisin.»

Buharî de sahihinde buna benzer bir rivayette bulunarak şöyle der: "Abdullah adında - eşek lakabıyla tanınan- bir adam vardı. Rasûlullah (s.a.v.)'ı şakalarıyla güldürürdü. Bir gün içki içtiğinden yakalanıp Rasulullah'm huzuruna getirildi. Adamın biri:

- Allah buna lanet etsin, ne kadar da içki yüzünden yakalanıp getiriliyor! deyince Rasûlullah, o adama şöyle dedi:

- Ona lanet okuma. Çünkü o, Allah ve Rasûlünü seviyor.» Buharî ve Müslim, Enes'in şöyle dediğini rivayet etmişlerdir: «Peygamber (s.a.v.)'in Enceşe adında bir deve sürücüsü vardı. Zevcelerinin bindiği develeri güdüyordu. Develeri süratle yürütmek istemiş ve yormuştu. Rasûlullah da ona şöyle demişti:

- Yazıklar olsun sana ey Enceşe, şişelere merhametli davran.» Bu hadiste geçen şişeler kelimesi ile kadınlar kastedilmiştir. Bu bir latife kelimesidir. Hz. Peygamber, latife yapmak için kadın kelimesi yerine şişe kelimesini kullanmıştır. Allah'ın salat-ü selamı kıyamet gününe kadar onun üzerine olsun.»

Rasûlullah (s.a.v.)'m huyunun güzelliğine, ahlakının yüceliğine ve şakacılığına delil olarak da Ümmü Zerr'in hadisini uzun uzadıya Hz. Ai-şe'den dinlemiş olmasıdır. Bazı rivayetlerde naklolunduğuna göre bu hadisi, Hz. Aişe'ye bizzat kendisi anlatmıştır.

îmam Ahmed b. Hanbel'in, Mesruk'tan rivayetine göre Hz. Aişe şöyle demiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.), bir gece kadınlarıyla sohbet etti ve bir hadis anlattı. Kadınlarından biri dedi ki: - Ya Rasûlallah, bu, Hurafe'nin hadisidir. Rasûlullah, ona şöyle sordu:

- Sen Hurafe'nin kim olduğunu biliyor musun? Doğrusu Hurafe, Azire kabilesinden bir adamdı. Cahiliye döneminde cinler onu esir aldılar. Uzun süre cinler arasında kaldı. Sonra onu insanlara geri verdiler. Cinler arasında gördüğü hayret verici şeyleri insanlara anlatırdı, işte onun bu anlattıklarına insanlar, Hurafe'nin hadisi dediler.»

Ben derim ki: Bu garip hadislerdendir, münkerlik içermektedir. Doğrusunu Allah bilir.

Tirmizî, Hasan'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: «İhtiyar bir kadın, Rasulullah'm yanma gelip şöyle dedi:

- Ya Rasûlallah Allah'a dua et de beni Cennet'e koysun.

- Ey falanın annesi! İhtiyar kadınlar, Cennet'e giremezler! Bunun üzerine o ihtiyar kadın, ağlayarak Rasûlullah'ın yanından

ayrıldı. Gidişinden sonra Rasûlullah (s.a.v.), yanında bulunanlara dedi ki:

- Gidin, ona deyin ki, o kadın ihtiyar olarak Cennet'e girmeyecektir. Zira yüce Allah, şöyle buyurmuştur:

«Biz onları yeniden yaratmışız dır. Onları bakire kılmışızdır.» (ei-Vâkıa, 35-36.)

Tirmizî, Abbas b. Muhammed ed-Dûrî kanalı ile Ebu Hüreyre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Dediler ki:

- Ya Rasûlallah, sen bizimle şakalaşıyorsun.

- Ben sadece gerçeği söylüyorum (şaka yaparken de doğruyu söylüyorum).»