El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

İdrîs Peygambere Verilen Yüksek Makam

Onun ulaştığı yüksek makam, Kur'ân-ı Kerim'de şöyle zikredilmektedir: "Onu yüce bir yere yükselttik." (Meryem, 57.) Bu hususta diyeceğimiz şudur ki: Muhammed (s.a.v.)'e bundan daha yüksek, bundan daha faziletli, bundan …

Onun ulaştığı yüksek makam, Kur'ân-ı Kerim'de şöyle zikredilmektedir: "Onu yüce bir yere yükselttik." (Meryem, 57.)

Bu hususta diyeceğimiz şudur ki: Muhammed (s.a.v.)'e bundan daha yüksek, bundan daha faziletli, bundan daha mükemmel bir makam verilmiştir. Zira Allah, onun şanını dünya ve ahirette yüceltmiş ve bu hususta şöyle buyurmuştur:

"Senin şanını yükseltmedik mi?" (ei-Inşirah, 4.)

Her hutbe irad eden, her şefaat dileyen, her namaz kılan kimse mutlaka "Eşhedü enlâ ilahe illallah ve enne Muhammeden Rasûlullah" diye seslenir. Allah, Rasûlünün adını kendi adıyla bir araya getirmiştir. Bu, yeryüzünün batılarında da doğularında da böyledir. Bu şahadet kelimesi, farz namazlar için bir anahtar durumundadır.

"Senin şanını yükseltmedik mi?" (el-Inşirâh, 4.)

Bu ayet-i kerimeyle ilgili olarak ibn Luhay'a, Ebu Said'den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Cebrail, yüce Allah'ın şöyle buyurduğunu bana söyledi: "Benim adım anıldığı zaman mutlaka senin de adın anılır."

Enes b. Malik, Rasûlullah (s.a.v.)'ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Allah'ın, bana göklerle yerin işleriyle ilgili verdiği emirleri yerine getirmemden sonra dedim ki:

- Ey Rabbim, benden önceki her peygambere ikramda bulundun, onları yücelttin, ibrahim'i dost edindin, Musa ile konuştun. Davud'un emrine de dağları verdin. Rüzgarı ve şeytanları, Süleyman'ın emrine verdin. İsa'ya da ölüleri diriltme mucizesi verdin. Ya benim için ne yaptın?

Rabbim buyurdu ki:

- Bütün bu saydıklarından daha üstün şeyi sana vermedim mi? Benim adım anıldığı zaman mutlaka sen de anılacaksın. Senin ümmetinin kalplerine încilleri (Kur'ân'ları) yerleştirdim. Kur'ân'ı açıkça okurlar, ben bu fazileti hiçbir ümmete vermedim. Arş'ımm hazinelerinden bir kelimeyi de sana indirdim. O kelime şudur: La havle vela kuvvete illa billah."

Bu rivayetin senedinde gariplik vardır. Ancak Ebu Zür'a er-Razî, «Delâilü'n-Nübüvve» adlı kitapta bunu başka bir ifadeyle nakletmiştir ki, onda da inkita vardır.

Hişam b. Ammar ed-Dımaşkî, Enes b. Malik'den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Allah, bana ayetlerini gösterdiği ~aman güzel bir koku hissettim. Ey Cebrail, bu nedir?" diye sordum, o da bu Cennet'tir, dedi. Ya Rab, beni ehlimle buraya getir, dedim." Yüce Allah buyurdu ki: - Sana verdiğim sözü yerine getiririm. Benden başkasını Rab edinmeyen inanmış her erkek ve her kadın buraya gelecektir. Her kim benim için borç verirse (dünyada sevab işlerse) onu kendime yakın kılarım. Her kim bana tevekkül edip dayanırsa, ben ona yeterim. Dileğini yerine getiririm. Her kim benden ne isterse, istediğini veririm. Benim için infakta bulunan kimsenin nafakası eksilmez ve istediği şey de nok-sanlaşmaz. Sana verdiğim sözü yerine getiririm. Takva sahiplerinin yurdu ne güzeldir.

Dedim ki:

- Razı oldum.

Sidretü'l-Münteha'ya vardığımız zaman secdeye kapandım. Başımı secdeden kaldırıp şöyle dedim: - Ya Rab, İbrahim'i dost edindin, Musa ile konuştun, Davud'a Zebur'u verdin. Süleyman'a büyük bir hükümranlık verdin.

Yüce Allah buyurdu ki:

- Ben de senin şamnı yücelttim. Ümmetin hutbe irad ederken senin, benim rasûlüm olduğuna şahadet getirmedikleri takdirde hutbeleri caiz olmaz. Ümmetinin kalplerine înciller (Kurbânlar) yerleştirdim. Sana Arş'ımm altından el-Bakara sûresinin son iki ayetini verdim."

Sonra Rasûlullah (s.a.v.), diğer peygamberlerin ruhlarıyla karşılaştı. Onlar, Aziz ve Celil olan Rablerini övüp hamd ü senada bulundular. Hz. İbrahim dedi ki:

"Beni dost edinen, bana büyük bir hükümranlık veren, beni gönüllü olarak kendisine ibadet eden bir ümmet kılan Allah'a hamd ederim. Ölümüm ve dirimim O'nun içindir. O, beni ateşten kurtardı. Ateşi benim için serin ve selamet kıldı."

Sonra Musa peygamber, Rabbine hamd ü senada bulunarak şöyle dedi:

"Benimle konuşan, beni risaleti ve konuşması için seçen, beni sırdaşı yapan, bana Tevrat'ı indiren, Firavun'u, benim elimle helak ettiren Allah'a hamd olsun."

Sonra Davud peygamber, Rabbine hamd ü senada bulunarak şöyle dedi:

«Beni hükümran kılan, bana Zebur'u indiren, demiri benim için yumuşatan, dağları emrime veren, benimle birlikte dağlan ve kuşları teşbih ettiren, bana hikmeti ve hükmetme yetkisini veren Allah'a hamd olsun.»

Sonra Süleyman peygamber, Rabbine hamd ü senada bulunup şöyle dedi:

"Rüzgarlarla cin ve insanları emrime veren, şeytanları bana mü-sahhar kılan -ki bunlar benim dilediğim mabetleri, heykelleri, büyük kapları ve taşınması güç kazanları yaparlar- bana kuşlarla konuşmayı öğreten, bakırı erimiş su gibi benim için akıtan, benden sonra hiç kimseye verilmeyecek bir hükümranlığı veren Allah'a hamd olsun."

Sonra Hz. İsa, Allah'a hamd ü senada bulunarak şöyle dedi:

"Bana Tevrat ve İncil'i öğreten, kör ve alacalıyı iyileştirme mucizesini veren, izniyle ölüleri diriltmeme imkan veren, beni arındıran ve kafirler arasından çıkarıp yücelten, kovulmuş şeytandan koruyan, şeytanın bize güç yetirmesine imkan vermeyen Allah'a hamd olsun."

Sonra Muhammed (s.a.v.), Rabbine hamd ü senada bulunarak şöyle dedi:

"Her biriniz Rabbine hamd ü senada bulundu. Ben de Rabbime hamd ü senada bulunacak ve O'nu öveceğim. Beni âlemlere rahmet olarak gönderen, bütün insanlığa müjdeleyici ve uyana yapan, bana içinde herşeyin açıklaması bulunan Furkân'ı indiren, ümmetimi insanlık için çıkanlmış en hayırlı ümmet kılan, ümmetimi en üstün ümmet yapan, ümmetimi ümmetlerin en evveli ve en sonuncusu kılan, göğsümü genişleten, günahımı kaldıran, şanımı yücelten, beni peygamberlerin evveli ve sonu kılan Allah'a hamd olsun." İbrahim peygamber dedi ki: "Böylece Muhammed (s.a.v.), sizden üstün oldu."

- Hakim ile Beyhakî, Hz. Ömer'in şöyle dediğini rivayet etmişlerdir: "Adem peygamber dedi ki:

- Ya Rab, Muhammed hakkı için beni bağışlamanı diliyorum. Cenâb-ı Allah da ona sordu:

- Henüz kendisim yaratmadığım halde Muhammed'in varlığını nereden biliyorsun?

- Ya Rab, onun adını senin adınla birlikte Arş'm sütunu üzerinde yazılı gördüm. "Lâ ilahe illallah Muhammedün Rasûlullah" diye Arş'm sütunu üzerinde bir yazı vardı. Bundan anladım ki sen, yaratıkların arasında en çok sevdiğin kişinin adını kendi adınla birlikte zikreder ve zikrettirirsin.

- Doğru söyledin ey Adem. Eğer Muhammed olmasaydı, seni yaratmazdım.

Bazı imamlar dediler ki: Cenâb-ı Allah, Muhammed (s.a.v.)'in şanını yüceltti. Evvelin ve ahirin insanları arasında onun adını kendi adıyla birleştirdi. Böylece onun kadri yüceldi. Kıyamet gününde onu Makam-ı Mahmud'a yerleştirecektir. İnsanların evveli ve ahiri ona imrenecektir. İbrahim Halilullah da dahil olmak üzere bütün yaratıklar ona gıpta ile bakacaklardır.

Rasûlullah (s.a.v.)'m şanının geçmiş ümmetlerde ve önceki nesillerde yüceltilmiş olduğuna gelince, bu konuda «Sahih-i Buharî»de Ibn Ab-bas'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:

"Cenâb-ı Allah, gönderdiği her peygamberden mutlaka şu sözü almıştır: Eğer o peygamber hayatta iken Muhammed (s.a.v.) risaletle görevlendirilecek olursa, mutlaka Muhammed (s.a.v.)'e iman edecek, ona tabi olacak ve ona yardım edecektir. Yine Cenâb-ı Allah, gönderdiği her peygambere de şu emri vermiştir: Eğer ümmeti hayatta iken Muhammed (s.a.v.) risaletle görevlendirilecek olursa, ona iman etmeleri, ona tabi olmaları hususunda onlardan kesin söz alacak."

Peygamberler, Rasûlullah (s.a.v.)'m geleceğini önceden müjdelemişlerdi. En son müjdeleyen de Meryem oğlu Isa peygamber idi ki o, israil oğullarına gönderilen peygamberlerin sonuncusuydu. Yahudi âlimleri, rahipler ve kâhinler de Rasûlullah (s.a.v.)'m geleceğini önceden müjdelemişlerdir. Nitekim bununla ilgili açıklamaları önceki kısımlarda detaylı olarak vermiştik.

Isrâ gecesinde Rasûlullah (s.a.v.), semadan semaya yükseldi. Nihayet semanın dördüncü katında bulunan İdris peygambere selam verdi. Sonra beşinci kata, oradan da altıncı kata yükseldi. Orada Musa peygambere selam verdi. Oradan da yedinci kata yükseldi. Orada Beyt-i Mamur'un yanında ibrahim Halilullah'a selam verdi. Sonra o makamı da aştı. Kader kalemlerinin cızırtısının duyulduğu bir seviyeye yükseltildi. Sidretü'l-Münteha'ya vardı. Cennet'i, Cehennem'i ve başka büyük ayetleri gördü. Peygamberlere namaz kıldırdı. Her makamdaki görevliler onu karşıladılar. Giderken de uğurladılar. Cennet'in bekçisi Rıdvan ile Cehennem'in bekçisi Malik ona selam verdiler, işte şeref budur. İşte yücelik budur, işte ikram budur. Azamet, üstünlük, fazilet ve şöhret işte budur. Allah'ın salat ü selamı, onun ve diğer peygamberlerin üzerine olsun.

Muhammed (s.a.v. )'in son nesillerde şanının yüceltilmiş olmasına gelince, bu hususta da deriz ki: Onun dini bakidir. Diğer dinlerin tamamını neshetmiştir. Ama kendisinin dini neshedilmeyecektir. O din ezellerin ezeli, ebedlerin ebedidir. Kıyamete kadar varlığını sürdürecektir. Onun ümmetinden bir grup insan devamlı olarak hak yolda bulunacaktır. Onları yardımsız bırakanlar ve onlara muhalefet edenler, kıyamet kopuncaya kadar onlara zarar veremeyeceklerdir. Günde beş vakit yüksek yerlerde ezan okunacak, ezanda "Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Rasûlullah" denilecektir. Her hatip de hutbesini irad ederken mutlaka onun adını anmak mecburiyetindedir. Şair Hassan ne güzel söylemiş:

"Onun peygamberliğine imreniyorum. O, Allah'tan gönderilen son peygamberdir. Onun üstünlüğüne tanıklık edilmiştir. O, parlar ve ışık saçar. Allah, onun adını kendi adıyla birleştirmiştir. Çünkü günde beş vakit ezanda müezzin onun adım anarak şahadet getirir. Cenâb-ı Allah, kendi isim kelimesinden türettiği bir kelimeyle ona isim vermiştir. - Arş'm sahibi Allah'ın adı Mahmud, onunki ise Muhammed'dir."

Merhum Sarsarı de şöyle demiştir:

"Bilmez misin ve görmez misin ki, onun adını her ikisinde tekrarlamadığımız takdirde ezanımız ve farz namazımız sahih olmaz."