Ebu Davud et-Tayalisî, Abdullah b. Mesud'un şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Bir yolculukta Rasûlullah (s.a.v.) ile beraberdik. Adamın biri, düz bir araziye gidip kaya kuşu yumurtasını çıkarıp getirdi. Sonra kaya kuşu gelip Rasûlullah ile ashabının etrafında uçuşmaya başladı. Rasûlullah:
- Bunu hanginiz üzdü? diye sorunca, cemaatten bir adam kalkıp:
- Yumurtasını ben aldım, dedi. Rasûlulîah da o kuşa acıdığı için:
- Yumurtasını geri ver, geri ver, dedi."
Beyhakî, Abdullah b. Mesud'un şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Bir yolculukta Rasûlullah (s.a.v.) ile beraberdik. Bir ağacın yanma geldik. Ağacın üzerinde kaya kuşu yavruları vardı, iki yavruyu da aldık. Sonra anneleri gelip Rasûlullah'm çevresinde kanat çırpmaya başladı. Rasûlullah da:
- İki yavrusunu alarak, bunu üzen kimdir? diye sordu. Orada bulunan bizler de:
- Biziz, diye cevap verdik. Rasûlullah da yavrularmi kendisine geri vermemizi emretti. Biz de iki yavruyu ağaçtaki yuvalarına bıraktık, ama anneleri oraya geri dönmedi."
Beyhakî, İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Rasûlullah (s.a.v.) def-i hacete çıkmak istediği zaman epey uzaklara giderdi. Yine bir gün def-i hacete gitti. Semüre ağacının altına oturdu. Mestlerini çıkardı. Sonra birini giydi. Bir kuş gelip boşta duran mestini aldı, göğe doğru uçarken o mestten bir yılan süzülüp geldi. Rasûlullah (s.a.v.) da bu hadise üzerine şöyle buyurdu:
- Bu, Allah'ın bana ikramda bulunduğu bir keramettir. Allah'ım, ben ayakları üzerine yürüyen şeylerin ve karnı üzerine yürüyen (sürünen) şeylerin şerrinden sana sığınırım."

