El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Keler Kıssası

Beyhakî, Ebu Mansur Ahmed b. Ali ed-Damganî kanalı ile Ömer b. Hattab'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Rasûlullah (s.a.v.), ashabıyla bir toplantı halindeydi. Beni Süleym kabilesinden bir bedevi geldi. Bir keler …

Beyhakî, Ebu Mansur Ahmed b. Ali ed-Damganî kanalı ile Ömer b. Hattab'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Rasûlullah (s.a.v.), ashabıyla bir toplantı halindeydi. Beni Süleym kabilesinden bir bedevi geldi. Bir keler avlamış, onu yerine koymuştu ki, götürüp eşyalarının yanında pişirip yesin. Topluluğu görünce:

- Bu kimdir? diye sordu. Sahabeler de:

- İşte bu, peygamber olduğunu söyleyen zattır, diye cevap verdiler. Bunun üzerine o da geldi, topluluğun arasına girdi ve şöyle dedi:

- Lat ve Uzza'ya yemin olsun ki, gökte ve yerde dili bulunan kimselerden senin kadar kendisine öfke duyduğum, kızdığım başka bir kimse yoktu. Eğer kavmin beni aceleci olarak niteleyecek olmasaydı, ben tez davranır ve seni öldürürdüm. Seni öldürmem yüzünden siyah, beyaz, kızıl tenli ve diğer renklerden olan her millet sevinecekti.

Ömer b. Hattab dedi ki:

- Ya Rasulallah, izin ver de kalkıp şu adamı öldüreyim.

- Ey Ömer, bilmez misin ki, yumuşak huylu adam neredeyse peygamber olacaktı?

Rasûlullah (s.a.v.), böyle dedikten sonra o bedeviye dönüp şöyle sordu:

- Bu sözleri söylemeye seni iten sebep neydi? Sen gerçek olmayan birşey söyledin ve meclisimde bana saygı göstermedin.

- Hâlâ benimle konuşuyor musun sen? (Böyle diyerek Rasûlullah'ı küçümsedi.) Lat ve Uzza'ya yemin olsun ki, şu keler sana iman etmedikçe, ben sana iman etmeyeceğim.

Böyle dedikten sonra, keleri yerinden çıkarıp Rasûlullah'm önüne bıraktı. Rasûlullah (s.a.v.) da:

- Ey keler! diye seslendi. Keler de ona fasih bir Arapça ile cevap verdi. Oradakiler de onun cevabım hep birlikte işittiler. Keler, şöyle cevap vermişti:

- Buyur, sana mutluluklar dilerim, ey kıyamete gelenlerin ziyneti.

- Ey keler, sen kime ibadet edersin?

- Arş'ı semada, saltanatı yerde, yolu denizde, rahmeti Cennet'te ve azabı da Cehennem'de olana ibadet ederim.

- Ey keler, ben kimim?

- Alemlerin Rabbinin elçisi ve peygamberlerin de sonuncususun, seni tasdik eden kurtuluşa erer. Seni yalanlayan kayba uğrar.

Bunun üzerine o bedevi şöyle dedi:

- Allah'a yemin ederim ki, gözümle gördüğüm şeyden sonra haberlere uymayacağım. Allah'a yemin ederim ki, ben sana geldiğimde yeryüzünde senin kadar kızdığım başka bir kimse yoktu. Ama bugün sen bana babamdan da, gözümden de, canımdan da daha sevgilisin. Ben seni içim ve dışımla, gizlilik ve aşikârlığımla seviyorum. Allah'tan başka ilah bulunmadığına, senin de Allah Rasûlü olduğuna şahadet ediyorum.

Bedevinin bu sözünden sonra da Rasûlullah şöyle buyurdu:

- Seni benim vasıtamla hidayete erdiren Allah'a hamd olsun. Doğrusu şu din yücelir ve onun üstüne hiçbir şey de çıkamaz ve bu din, ancak namazla kabul edilir. Namaz da ancak Kur'ân'la kabul edilir. - Bana Kur'ân'ı öğret.

Rasûlullah da bedeviye Ihlas sûresini öğretti. Bedevi dedi ki:

- Bana daha fazlasını öğret. Çünkü ben düz sözlerde de, vecizelerde de bundan daha güzel birşey işitmedim.

- Ey bedevi! Kuşkusuz bu, Allah kelâmıdır. Şiir değildir. Eğer sen, îhlas sûresini bir kez okursan Kur'ân'm üçte birini okumuş kimse kadar sevab kazanırsın. Bu sûreyi iki kez okursan, Kur'ân'm üçte ikisini okuyan kimse kadar sevab kazanırsın. Bu sûreyi üç kez okursan, Kur'ân'm tamamını okuyan kimse kadar sevab kazanırsın.

- Bizim tanrımız ne güzel bir tanrıdır. Az şeyi kabul ediyor, bol sevap veriyor. .

- Senin malın yar mıdır?

- Beni Süleym kabilesinin içinde benden daha yoksul bir adam yok. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), ashabına:

- Buna birşeyler verin, diye emretti. Onlar da bedeviye çok mal verip onu nimete boğdular. Abdurrahman b. Avf, kalkıp şöyle dedi:

- Ya Rasulallah, benim yanımda on aylık gebe olan bir dişi deve var. Horasan devesinden daha düşük ama başıboş develerden de daha yüksek değere sahiptir. Kervana da yetişemez. Tebük gününde bana hediye edilmişti. Şimdi ben bunu vesile kılarak yüce Allah'a yaklaşmak istiyorum. Bunu bu bedeviye vereceğim. Ne dersin?

- Devenin evsafim belirttin. Ben de kıyamet gününde Allah katında sana verilecek devenin evsafını belirteyim mi?

- Evet.

- Kıyamet gününde sana, içi oyulmuş inciden yapılma bir deve verilecektir ki, onun ayakları yeşil zebercedden, boynu sarı zebercedden-dir. Üzerinde bir mahfe vardır. Mahfenin üzerinde ipek ve ibrişimler vardır. Seni Sırat köprüsünün üzerinden şimşek gibi geçirecektir. Kıyamet gününde seni gören herkes sana imrenecektir.

- Razı oldum ya Rasulallah.

Sahabelerden aldığı mallarla birlikte o bedevi Rasûlullah'm yanından kalkıp gitti. Yolda Beni Süleym kabilesinden 1000 süvariyle karşılaştı. Ellerinde birer kılıç ve kargı vardı. Onlara sordu:

- Nereye gidiyorsunuz?

- Şu tanrılarımızı yeren adama gidiyoruz, onu Öldüreceğiz.

- Böyle yapmayın. Çünkü ben, Allah'tan başka ilah bulunmadığına, Muhammed'in de Allah Rasûlü olduğuna şahadet ederim.

Böyle dedikten sonra onlara, kendisiyle Rasûlullah arasında geçen şeyleri anlattı. Onlar da topluca şahadet getirerek Rasûlullah'm meclisine gittiler. Geldikleri Rasûlullah'a haber verilince o, abasız olarak onları karşılamaya çıktı. Onlar da bineklerinden inip Rasûlullah'm neresine rastlarsa öpücük kondurarak, "lâ ilahe illallah Muhammedün Rasûlullah" deyip Müslüman oldular. Sonra:

- Ya Rasulallah, bize ne buyuracaksan buyur, dediler. Rasûlullah da:

- Halid b. Velid'in sancağı altında olun, diye emretti. Araplardan bunlar gibi topluca Müslüman olan başka bin kişilik bir grup görülmedi."