El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Kurdun, Rasûlullaıtın Peygamberliğine Şahadet Etmesi

imam Ahmed b. Hanbel, Yezid kanalı ile Ebu Said el-Hudrî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Bir kurt, bir koyuna saldırdı. Yakaladı. Çoban, koyunu kurtarmak için kurdun pençesinden çekti. Bunun üzerine kurt, arkası …

imam Ahmed b. Hanbel, Yezid kanalı ile Ebu Said el-Hudrî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Bir kurt, bir koyuna saldırdı. Yakaladı. Çoban, koyunu kurtarmak için kurdun pençesinden çekti. Bunun üzerine kurt, arkası üstü oturup şöyle dedi:

- Allah'tan korkmaz mısın sen? Allah'ın bana gönderdiği bir rızkı elimden çekip alıyorsun! Adam, hayret ve dehşet içinde:

- Hayret, bir kurt benimle insanlar gibi konuşuyor!

- Bundan daha hayret verici birşeyi sana haber vereyim mi? Mu-hammed, Medine'de öncekilerin haberlerini insanlara bildiriyor!

Çoban, koyunlarını önüne katıp Medine'ye geldi. Koyunları Medine'nin bir köşesine bıraktı. Sonra Rasûlullah'm yanma gelip durumu anlattı. Rasûlullah (s.a.v.) da emir verdi, insanların mescide toplanmaları çağrısında bulundu. Sonra Rasûlullah, çıkıp çobana dedi ki:

- Gördüklerini cemaata anlat.

Çoban gördüklerini orada toplanan cemaata anlatınca, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

- Doğru söyledi. Muhammed'in nefsi kudret elinde bulunan zata yemin ederim ki, canavarlar insanlarla konuşmadıkça, kişi kendi kırbacının ucuyla ve ayakkabısının bağıyla konuşmadıkça ve baldırı da kendisinden sonra ailesinin ne yaptığını kendisine haber vermedikçe kıyamet kopmayacaktır."

Beyhakî, bunun sahih olduğunu söylemiştir.

İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu'l-Yeman kanalıyla Ebu Said el-Hud-rfnin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Bir ara bedevinin biri, Medine'nin bir tarafında koyunlarını otlatmaktayken kurdun biri gelip koyunlarından birine saldırdı. Pençeleri arasına aldı. Bedevi çoban gelip koyunu kurttan kurtarmaya çalıştı, kurda bağırıp çağırdı. Ancak kurt inad etti. Gidip kuyruğunu yere vurarak arkası üstü oturdu ve çobana hitab etti:

- Allah'ın bana nasib ettiği bir rızkı elimden alıyorsun!

- Hayret, kuyruğunu yere vuran bir kurt benimle konuşuyor ha!

- Vallahi ey çoban, sen bundan daha hayret verici şeyleri bırakmışsın, benimle uğraşıyorsun.

- Bundan daha hayret verici ne var?

- iki kara taşlık arasında, iki hurma bahçesi arasındaki Allah Rasûlü, insanlara geçmişte olan şeylerle gelecekte olacak şeyleri haber

veriyor!

- Bunun üzerine bedevi çoban, koyunlarına ünledi, onları önüne katıp Medine'nin bir taranna bıraktı, sonra Peygamber (s.a.v.)'in evine doğru yola koyuldu, gelip kapısını çaldı. Peygamber (s.a.v.), namazını tamamladıktan sonra:

- Koyunların sahibi bedevi nerede? diye sordu. Bedevi ayağa kalktı. Rasûlullah (s.a.v.) ona:

- Duyduklarını ve gördüklerim insanlara anlat, dedi. Bedevi'de gördüğü kurdun durumunu ve ondan işittiği sözleri insanlara anlattı. Rasûlullah (s.a.v.) da şöyle buyurdu:

- Doğru söyledi. Kıyametten önce bazı alametler görülecektir. Nefsim kudret elinde bulunan zata yemin ederim ki, sizlerden biri, ailesinin yanından çıktıktan sonra ayakkabısı veya kırbacı veya değneği kendisinden sonra ailesinin ne yaptığını kendisine haber vermedikçe, kıyamet kopmayacakür."

imam Ahmed b. Hanbel, Ebu Hüreyre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Bir kurt, bir koyun sürüsüne gelerek bir koyunu kapıp aldı. Sürünün çobanı onunla uğraştı, nihayet koyunu onun pençesinden kurtardı. Bunun üzerine kurt, bir tepeye çıkıp kuyruğunu yere vurarak arkası üstü oturdu ve şöyle dedi:

- Allah'ın bana nasib ettiği bir rızka yöneldim, ama sen onu elimden çekip aldın!

- Vallahi bugüne kadar konuşan bir kurt görmedim.

- Bundan daha hayret verici birşey var. Bir adam iki hurmalık ve iki kara taşlık arasında (Medine'de) geçmişteki hadiseleri ve bundan sonra cereyan edecek hadiseleri size haber veriyor!

Çoban Yahudi idi. Peygamber (s.a.v.)'in yanına gidip Müslüman oldu. Gördüğü hadiseyi ona bildirdi. Peygamber (s.a.v.) de onu tasdik etti. Sonra da şöyle dedi:

- Bu, kıyametten Önce görülecek alametlerden biridir. Yakın bir zamanda kişi evinden çıkacak, evine dönmeden ayakkabıları ve değneği, kendisinden sonra ailesinin ne yaptığını kendisine anlatacaktır."

«Delâilü'n-Nübüvve» adlı eserde Ebu Nuaym, Enes b. Maliksin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

ebük gazvesinde Peygamber (s.a.v.) ile beraberdim. Koyunlarım ürküp kaçtılar. Kurdun biri gelip sürüden bir koyunu kapıp aldı. Çobanlar onun peşinden koştular. Kurt, dedi ki:

- Allah'ın-bana yedireceği bir rızkı elimden çekip alacaksınız. Öyle mi?

Oradakiler şaşkına döndüler. Kurt, konuşmasına devamla şöyle dedi:

- Kurdun konuşmasından ne diye hayrete düşüyorsunuz? Oysa Muhammed'e vahiy nazil olmuştur. Kimi onu tasdik etmiş, kimi de yalanlamıştır."

Beyhakî, İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Rasûlullah (s.a.v.)'m zamanında bir çoban vardı. Kurdun biri gelip sürüsüne saldırdı ve bir koyunu kapıp götürdü. Çoban da arkasından koşup koyunu, kurdun pençesinden kurtardı. Kurt dönüp ona şöyle dedi:

- Allah'tan korkmaz mısın sen? Allah'ın bana yedireceği bir rızkı pençemden çekip alıyorsun!

- Hayret, bir kurt konuşuyor!

- Sana bundan daha hayret verici birşeyi göstereyim mi? O şey de şudur: Hurmalıkta (Medine'de) bir adam var, insanlara geçmişlerin ve sonradan geleceklerin haberlerini anlatıyor, işte onun bu durumu, benim konuşmamdan daha hayret vericidir.

Kurdun böyle söylemesi üzerine çoban koşup Medine'ye geldi. Ra-sûlullah'm huzuruna varıp durumu haber verdi ve Müslüman oldu. Rasûlullah (s.a.v.) da ona:

- Bu durumu insanlara da anlat, dedi."

Hafiz b. Adiy, Ebu Bekr b. Ebi Davud'un şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Halk, o çobanın oğullarına: "Kurtla konuşanın oğullan." derdi. Onların malları ve davarları vardı. Huzaa kabilesine mensubtular. Kurtla konuşan kişinin adı Esban'dır. Muhammed b. Eşlas el-Huzaî, onun evladuıdandır."

Beyham dedi ki: Bu da bu hadisenin meşhur olduğunu göstermektedir ve sözü edilen hadisi de takviye etmektedir.

Beyhakî, Ebu Süleyman el-Makrî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Bir merkebe binerek bazı şehirleri dolaşmaya gittim. Ne var ki, merkeb beni yoldan saptırıyordu. Başına vurdum. Birkaç darbe vurunca, başını kaldırıp bana şöyle dedi:

- Vur ey Ebu Süleyman vur. Senin beyninde ancak: "O işte vuruyor." diye yazılıdır.

- Anlaşılır şeyler söylüyorsun!

- Nasıl sen benimle konuşuyorsan, ben de seninle konuşuyorum." Said b. Mesud, Ebu Hüreyre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "O kurt geldi, Peygamber (s.a.v.)'in huzurunda oturdu. Kuyruğunu

sallamaya başladı. Rasûlullah'tan birşeyler umuyordu. Rasûlullah da sahabelere şöyle dedi:

- Bu, kurtların elçisidir. Mallarınızdan kendisine birşey vermenizi istemek için buraya geldi.

- Hayır, vallahi bunu yapmayız (ona hiçbir şey vermeyiz). Orada hazır bulunanlardan biri, bir taş alıp kurda firlattı. O da arkasını dönüp uluyarak gitti. Bu durumu gören Rasûlullah (s.a.v.):

- Kurt, ama ne kurt? dedi."

Muhammed b. îshak, Hamza b. Ebi Üseyd'in şöyle dediğini rivayet

etmişti:

"Rasûlullah (s.a.v.), EnsâVdan bir adamın Baki mezarlığına gömülmekte olan cenazesi için mezarlığa gitti. Yolda bir kurdun ön ayaklarını yere yaymış olduğunu gördü.

- Bu sizden birşeyler istemek için gelmiş, deyince sahabeler:

- Sen bu hususta ne teklif edersin ya Rasulallah? diye sordular. Rasûlullah da:

- Senelik olarak otlayan her sürüden bir koyun verin.

- Çoktur ya Rasulallah.

Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), gerektiğinde gelip onlardan ansızın bir şeyler kapıp götürmesi için kurda işaret etti.

Kurt da çekip gitti."

Vakidî, Muttalib b. Abdullah b. Hanteb'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Bir ara Rasûlullah (s.a.v.), Medine'de iken kurdun biri gelip huzurunda durdu. Rasûlullah (s.a.v.): - Bu, kurtların size gönderdiği elçidir. Dilerseniz ona malınızdan birşeyler verin ki, başkalarına saldırmasın. Yok, isterseniz onu kendi haline biralarsınız, ona karşı tedbirinizi alırsınız. Buna rağmen sizden birşey kapıp götürürse o da onun rızkı olur, dedi.

- Ya Rasulallah, ona birşey vermeye gönlümüz razı olmuyor, dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), gerektiğinde insanlardan bir-şeyleri ansızın kapıp götürmesi için kurda üç parmağıyla işaret etti. O da arkasını dönüp uluyarak gitti."

Ebu Nuaym, Cüheyne'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Yüz kadar kurt temsilcileri, Rasûlullah (s.a.v.)'m yanına gelip oturdular. Rasûlullah (s.a.v.) da orada bulunan sahabelere şöyle dedi:

— işte bunlar kurtların temsilci heyetleridir. Kendilerine azıklarınızdan birşey vermenizi istemek üzere size gelmişler ki, bunların zararlarından emin olasınız.

Ancak sahabeler, kendilerinin muhtaç olduklarını söyleyerek Rasûlullah'a şikayette bulundular. Kurtlar da dönüp gittiler. Uluyarak uzaklaştılar."

Vehb b. Münebbih'in rivayetine göre böyle bir durum, Ebu Süfyan b. Harb ile Safvan b. Ümeyye'nin de başına gelmiş. Bunlar bir kurdun bir çocuğu alıp Harem'e getirdiğini, oraya bıraktıktan sonra dönüp gittiğini görmüşler ve hayret etmişler. Kurt da onlara şöyle demiş:

- Bundan daha hayret verici birşey var: Medine'de Abdullah oğlu Muhammed, sizi Cennet'e davet ediyor, siz ise onu Cehennem'e davet ediyorsunuz.

Ebu Süfyan dedi ki:

"Lat ve Uzza'ya yemin olsun ki, eğer ben bu durumu Mekke'de insanlara anlatacak olsaydım, halk şehri terkederdi."