El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Malik B. Nüveyre El-Yerbuî Et-Temîmfnîn Kıssası

Malik b. Nüveyre, Cezire diyarından geldiği zaman Secah ile işbirliğine koyulmuştu. Ancak Secah, mel'un Müseyleme ile buluşup birleştiği, sonra ülkesine döndüğü zaman Malik b. Nüveyre bu yaptığına pişman olup kendisini …

Malik b. Nüveyre, Cezire diyarından geldiği zaman Secah ile işbirliğine koyulmuştu. Ancak Secah, mel'un Müseyleme ile buluşup birleştiği, sonra ülkesine döndüğü zaman Malik b. Nüveyre bu yaptığına pişman olup kendisini kınamaya başlamıştı. O, Bitah denilen mekanda konaklamaktaydı. Halid, ordusuyla birlikte Bitah üzerine yöneldi. Ancak Ensâr grubu ondan geride kaldılar ve:

- Ebu Bekir es-Sıddık'm bize verdiği görevi yerine getirdik. Daha ileriye gidemeyiz, dediler. Halid de onlara şöyle cevap verdi:

- Bu, mutlaka yapılması gerekli bir iştir. Bu, değerlendirilmesi gereken bir fırsattır. Bu hususta bana bir mektup gelmedi. Ama komutan benim. Haberler bana geliyor. Ama mutlaka Bitah üzerine yürümeye sizi zorlamıyorum. Fakat ben oraya gideceğim.

Böyle dedikten sonra Halid, iki gün süreyle yol gitti. Sonra Ensâr grubunun elçisi ona yetişip Ensâr'ın kendilerini beklemelerini istediğini söyledi. Halid, onları beklemeye başlar1!. Snsâr grubu da gelip ona yetişti ve tekrar onun safları arasına katıldılar. Halid, Malik b. Nüvey-re'nin kontrolünde bulunan Bitah'a vardığı zaman şehir içine seriyyele-rini gönderdi. Onu, Beni Temim kabilesinin komutanları itaatla karşıladılar, zekatlarını verdiler. Ancak Malik b. Nüveyre, ne yapacağını bilemez halde şaşkın vaziyette idi. İnsanlardan uzakta duruyordu. Seriy-yeler gidip onu ve beraberindeki arkadaşlarını esir aldılar. Seriyyeleri, onlar hakkında ihtilafa düştüler. Ebu Katade Hars b. Rib'î el-Ensârî, onların namaz kıldıklarına şahadet etti. Diğerleri ise, onların ne ezan okuduklarını ne de namaz kıldıklarını söylediler. Anlatıldığına göre esirler çok soğuk bir gecede zincirler içinde geceyi geçirdiler. Haiid'in tellalı, şöyle bir duyuruda bulundu:

- Esirlerinizi ısıtın!

Oradakiler, Haîid'in bu duyuru ile esirlerin öldürülmesini amaçladığını sanarak esirleri öldürdüler. Dırar b. Ezver, Malik b. Nüveyre'yi öldürdü. Tellalın bu duyurusunu duyduğu zaman işini tamamlamıştı. Duyuruyu duyunca dışarı çıktı ve: "Allah bir işi dilerse, onu mutlaka yerine getirtir." dedi.

Halid b. Velid, Malik b. Nüveyre'nin karısı Ümmü Temim binti Minhal'i kendine ayırdı. Bu, güzel bir kadındı. Âdet halinden temizlendikten sonra Halid onunla gerdeğe girdi. Anlatıldığına göre Halid, Malik b. Nüveyre'yi huzuruna çağırtmış, Secah'a uymasından ve yanlış hareketlerde bulunup zekat vermeyişinden ötürü onu kınayıp şöyle demiş:

- Bilmez misin ki zekat da namazla aynı hükme tabidir?

- Sizin adamınız (Rasûlullah) böyle iddia ediyordu.

- O sadece bizim adamımız mıdır, senin adamın değil midir? Böyle dedikten sonra Halid, Dırar*a emir verip:

- Ey Dırar! Şunun boynunu vur! dedi. Dırar da boynunu vurdu. Sonra Halid b. Velid, iki taş getirilmesini, bu taşların yanma, üçüncü taş yerine Malik'in kafasının konulmasını ve bunlar üzerine bir kazan konularak altının tutuşturulmasını, kazanda yemek pişirilmesini emretti. Halid, bedevileri, mürtedleri ve diğerlerini korkutmak için kazanda pişirilen yemeği o gece yedi. Yemek pişinceye kadar ocağın ateşleri, Malik'in saçları arasında şuleleniyordu. Saçının çokluğundan ateş, onun saçını tüke tem emişti.

Ebu Katade, Haîid'in böyle yapmasına itiraz etmiş ve karşılıklı olarak tartışmışlar, nihayet Ebu Katade gidip Haîid'in bu uygulamasından dolayı Hz. Ebu Bekir'e şikayette bulunmuştu. Hz. Ömer de bu hususta Ebu Katade ile konuşmuş ve sonra Hz. Ebu Bekir'e:

Halid'i görevden azlet. Çünkü onun kılıcında zulüm vardır, demişti. Hz. Ebu Bekir ise, ona şu cevabı vermişti: Allah'ın, kafirlere karşı çektiği bir kılıcı kınına sokmam.

Mütemmim b. Nüveyre gelip Hz. Ebu Bekir'e Halid'i şikayet etti. Ömer de ona yardımcı oldu. Mütemmim, kardeşi için dizdiği mersiyeyi Ebu Bekir'e okudu. Ebu Bekir de onun kan bedelini kendi cebinden ödedi. Mütemmim, bu hususta şöyle demişti:

"Bir zamanlar onunla iki arkadaş gibiydik. O kadar ki, bunlar ayrılmazlar denirdi.

Yaşadığımız sürece hayır içinde yaşadık. Bizden önce ölümler, Kis-ra ve Tübba' kavimlerini helak etmişti.

Ben ve Malik ayrı düştüğümüzde ise, bir gece olsun beraberliğimiz yokmuş gibi oldum."

Mütemmim, başka bir şiirinde de şöyle demişti:

"Ağladığım ve gözlerimden yaş aktığı esnada arkadaşım beni ayıpladı ve gördüğün her mezar özellikle Liva ile Dekadik arasındaki mezar için ağlar mısın, dedi.

Ben de ona dedim ki: Üzüntü üzüntüyü getiriyor. Bırak da ağlayayım. Bütün bunlar Malik'in mezarından ötürüdür."

Özetle anlatmak istediğimiz şudur ki; Hz. Ömer, Ebu Bekir'i Ha-lid'e karşı kışkırtmaya ve Halid'i komutanlıktan azletmesi için teşvik etmeye devam etti. "Onun kılıcında zulüm vardır." dedi. Nihayet Ebu Bekir es-Sıddık (r.a.), Halid b. Velid'e haber saldı. O da Medine'ye, Hz. Ebu Bekir'in yanma geldi. Demirden bir zırh giyinmişti. Üzerinde çok kan lekeleri bulunduğundan zırh paslanmıştı. Halid, sarığının katları arasına kanlı oklar yerleştirmişti. Mescide girince, Hz. Ömer kalkıp sa-rığındaki okları çekerek kırıp parçaladı ve şöyle dedi:

- Müslüman bir adamı Öldürdün. Sonra da karısını yatağına aldın. Allah'a yemin ederim ki, seni taşlarımla recm edeceğim.

Halid, onunla konuşmuyordu. Ebu Bekir'in de Ömer'in görüşünde olduğunu zannettiği için sesini çıkarmıyordu. Nihayet Hz. Ebu Bekir'in huzuruna girdi. Ondan özür diledi. Hz. Ebu Bekir de özrünü kabul edip bu yaptıklarını bağışladı. Malik b. Nüveyre'nin diyetini de ödedi. Halid, Ebu Bekir'in yanından çıktığında Ömer, mescitte hâlâ oturmaktaydı. Halid, ona dedi ki:

- Ey Ümmü Şemle'nin oğlu! Haydi gelsene, seninle vuruşalım!

Hz, Ömer, ona cevap vermedi ve Hz. Ebu Bekir'in ondan razı olduğunu anladı. Hz. Ebu Bekir, Halid'i komutanlıkta bıraktı. Halid her ne kadar Malik b. Nüveyre'yi kendi içtihadına dayanarak öldürmüş ve yanlış bir ictihadda bulunmuşsa da Ebu Bekir, onu görevden azletmedi. Nitekim Rasûlullah (s.a.v.) da Halid'i Ebu Cezime üzerine gönderdiği zaman Halid orada düzgün bir şekilde; "Müslüman olduk, Müslüman olduk." diyemeyip te; "Eski dinimizden çıktık, eski dinimizden çıktık." diyen esirleri öldürmüştü. Rasûlullah (s.a.v.) da öldürülen o esirlerin diyetlerini ödemiş, hatta köpek yalağının bedelini bile onlara geri vermişti. Sonra da ellerini semaya kaldırıp:

- Allah'ım, Halid'in yaptıklarından sana sığınıyorum, demişti. Ama bununla birlikte Halid'i komutanlıktan azletmemişti.