İsa peygambere "Mesih" denir. Yeri meshettiği veya ayak tabanının dümdüz oluşu veya ana karnından çıkarken yağlanmış olarak çıktığı veya Cebrail'in bereket için kendisini meshettiği veya Allah'ın onun günahlarını sildiği veya hasta olan bir kimseye elini sürüp meshettiği zaman o adamın iyileşmiş olması nedeniyle kendisine bu ad verilmiştir. Hafız Ebu Nuaym, kendisine Mesih denmesine dair ileri sürülen bu gerekçelerin tamamını nakletmiştir. Allah ona rahmet etsin.
İsa peygamberin özelliklerini şöylece sıralayabiliriz: O, Havva'nın, dişisi olmayan bir erkekten yaratılması, Adem peygamberin de erkek ve
dişi bir çift olmaksızın yaratılmış olması gibi, İsa peygamber de Allah'ın kelimesiyle, erkeği olmayan bir dişiden yaratılmıştır. Allah, Adem peygamberi topraktan yaratmış, sonra o toprağa ol demiş, o da oluvermişti. Aynı şekilde îsa peygamber de Allah'ın kelimesi ve Cebrail'in Meryem'e üflemesi neticesinde halkedilmiştir.
Hz. İsa ile annesi Meryem'in Özelliklerinden bir diğeri de şudur ki, Hz. İsa'nın doğumu esnasında İblis ona darbe vurmaya gitmiş ama darbesi, Hz. İsa'nın içinde bulunduğu meşime denen perdeye isabet etmişti. Nitekim bu husus «Sahih-i Buharî»de de anlatılmaktadır.
Hz. İsa, ölmediği gibi şu anda diridir. O, şu anda cesedi ile dünya se-masmdadır. Kıyametten önce Şam'daki Ümeyye camiinin doğusundaki beyaz minareye inecek ve zulüm ve haksızlıkla dolu olan yeryüzünü adalet ve hakkaniyetle dolduracaktır. Hz. Muhammed'in şeriatı île hükmedecek, sonra vefat edecek ve Rasûlullah (s.a.v.)'m mezarının yanma defnedilecektir. Nitekim Tirmizî de böyle bir rivayette bulunmuştur. Onun kıssasından bahsederken bu hususu detaylı olarak anlatmıştık.
Şeyhimiz Allame îbn Zemlekanî dedi ki: İsa peygamberin mucizelerine gelince, bu mucizelerden biri, onun ölüleri diriltme sidir. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in mucizeleri bundan daha çoktur. Cansız varlıkları canlandırmak, ölüyü diriltmekten daha tesirli bir mucizedir. Zehirlenmiş koyun paçası, zehirli olduğunu Rasûlullah (s.a.v.)'a söylemişti. Kesilip pişirilmiş koyunun etinin Rasûlullah (s.a.v.) tarafından diriltilmiş olması, Isa peygamberin ölü insanları diriltmesine nazaran birkaç bakımdan daha tesirlidir. Şöyle ki:
1- Rasûlullah (s.a.v.), koyunun bir organını diriltmiş, geri kalan kısmı cansız kalmıştı. Diriltilen bu kısım cansız kısma bitişik ise, bu elbet-teki bir mucizedir.
2- Rasûlullah (s.a.v.), koyunun paçasını diğer organlarından ayrı olarak diriltmişti. Diğer organlarıysa cansız kalmıştı.
3- Rasûlullah (s.a.v.), koyunun o organını akıl ve idrakle birlikte canlandırmıştı. Oysa o hayvan daha önce hayatta iken akıl sahibi değildi. Konuşan bir varlık da değildi. Bu, Allah'ın İbrahim peygamber için dirilttiği kuşlarla ilgili mucizeden daha tesirli bir mucizedir.
Ben derim ki: «Sahih-i Müslim»de de rivayet edildiği gibi Peygamber (s.a.v.)'e hitap eden taşa akıl, idrâk ve hayatın girmesi, hayvanların diriltilmesine nisbetle daha tesirli bir mucizedir. Çünkü ölü hayvan, bir zamanlar hayat sahibiydi. Kendisinde hayat ve canlılık vardı. Oysa taşta hayat ve canlılık eseri daha önceleri de yoktu. Taşların ve taşlaşmış çamur parçacıklarının da Rasûlullah'a selam vermeleri, ağaçların, dalların onun risaletine şahadet getirmeleri, hurma dalının ona olan ayrılık hasretinden inlemesi de bu tür mucizelerdendir.
îbn Ebu Dünya, ölümden sonra yaşayanlarla ilgili olarak derlediği kitapta birçok örnekler vermektedir. Bu kitapta sabit olduğuna göre, Enes (r.a.) şöyle demiştir:
"Ensâr'dan bir adamın yarana gittik. Hastaydı, ama aklı başındaydı. Henüz yanından ayrılmadan önce o vefat etti. Üzerine elbisesini örttük. Yaşlı bir annesi vardı. Baş ucunda oturuyordu. Bizden biri dönüp o kadına baktı ve ona:
- Sabırlı ol, şu basma gelen musibetin sevabım Allah'tan bekle, dedi. Kadın da şöyle dedi:
- Bu ne? Oğlum öldü mü?
- Evet, dedik.
- Gerçek mi söylüyorsunuz?
- Evet.
Kadın, elini semaya kaldırıp Allah'a şöyle yalvardı:
- Allah'ım, biliyorsun ki ben her türlü sıkıntı ve rahatlık zamanında bana yardım edeceğini umarak Müslüman olup rasûlünün yanına hicret edip geldim. Bugün şu musibeti bana yükleme."
Kadın, duasını tamamlayınca oğlu, yüzündeki örtüyü atıp kalktı. Öldükten sonra dirilmişti. Yanımızda bizimle birlikte yemek yedi."
Beyhakî'nin bir rivayetinde anlattığına göre, ölüp te sonra dirilen bu Ensârî adamın annesi yaşlı ve âmâ bir kadındı.
Yine Beyhakî'nin rivayetinde anlatıldığına göre bu hadise Ra-sûlullah (s.a.v.)'m huzurunda cereyan etmiştir. Bu rivayetin senedinde adı geçen raviler sıka yani mutemed kimselerdirler. Ancak rivayet zincirinde Abdullah b. Avn ile Enes arasında kopukluk (inkita) vardır. Doğrusunu Allah bilir.

