Buharı ve Müslim'in sahihlerinde İbn Abbas'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.), kendisine emir gelmeyen konularda Ehl-i Kitaba uymayı severdi. Kitap ehli kimseler saçlarını s ar kıtırlar di. Müşrikler ise saçlarını tepede birbirinden ayırırlardı. Rasûlullah (s.a.v.) da önceleri saçını sarkıttı, sonra tepede birbirinden ayırdı.»
İmam Ahmed b. Hanbel, Hammad b. Halid kanalı ile Enes b. Ma-lik'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.), perçemini sarkıttı. Bir süre böyle devam etti. Sonra tepede saçlarını birbirinden ayırdı.»
Muhammed b. îshak, Muhammed b. Cafer b. Zübeyr kanalı ile Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Ben, Rasûlullah (s.a.v.)'ın saçını tepede birbirinden ayırdım. Bıngıldak noktasından saçlarını birbirinden ayırdım, perçemini de gözlerinin üzerine sarkıttım.»
İbn îshak şöyle dedi: Muhammed b. Cafer b. Zübeyr -ki o Müslüman bir fakih idi- şöyle demiştir: «Bu sadece Hıristiyanların simasıdır. İnsanlar arasında sadece Hristiyanlar saçlarını bu şekle sokarlardı.»
Buharı ve Müslim'in sahihlerinde Bera b. -Azib'den gelen bir rivayete göre Rasûlullah (s.a.v.) saçlarını omuzlarına kadar uzatırmış. Buharı nin sahihinde ve diğer kitaplarda ise Bera b. Azib'den gelen başka bir rivayete göre Rasûlullah (s.a.v.), saçlarını kulaklarının yarısı hizasına kadar uzatırmış. Bu iki durum arasında çelişki yoktur. Çünkü kişinin saçı bazen uzar, bazen kısalır. Her ravi, kendi gördüğüne göre rivayette bulunmuştur.
Ebu Davud, İbn Nüfeyl kanalı ile Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Rasûlullah (s.a-v.)'ın saçı kulaktan uzun, omuz hizasından ise kısa idi.»
Rivayetlerle sabit olduğuna göre, Rasûlullah (s.a.v.) Veda haccm-da, başındaki saçların tamamını traş etmiş, bundan seksenbir gün sonra vefat etmişti. Allah'ın salat-ü selamı kıyamet gününe kadar devamlı surette onun üzerine olsun.
Yakub b. Süfyan, Ümmü Hani'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Peygamber (s.a.v.), Mekke'ye geldiğinde dört saç örgüsü vardı.»
Buharî ve Müslim'in sahihlerinde bulunan bir rivayette Enes şöyle demiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.)'ın saçı ne kıvırcık ne de dümdüz idi (îkisi arasında dalgalı idi). Cenâb-ı Allah, onu vefat ettirdiğinde başında ve sakalında yirmi kadar beyaz kıl yoktu.»
"Sahih-i Buharf'de îbn Sirin'in şöyle dediği rivayet edilmiştir:
«Enes'e sordum:
- Rasûlullah (s.a.v.) hiç kına yaktı mı?
- Onun başında ve sakalında çok az sayıda beyaz tel görülebildi.» Yine Buharî ve Müslim, Hammad b. Zeyd tariki ile Sabit'in şöyle dediğini rivayet etmişlerdir: «Enes'e şöyle soruldu:
- Rasûlullah (s.a.v.)'m saç ve sakalı ağardı mı?
- Allah, onu saç ve sakal ağarmasıyla ayıplamadı. Başında ancak onyedi veya onsekiz beyaz tel vardı.»
Müslim, el-Müsenna kanalı ile Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.), hiç kına yakmadı, sadece alt dudağıyla çenesi arasında ve iki şakağı ile başında az sayıda beyaz kıllar vardı.»
Buharî, Katade'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: - «Enes'e sordum:
- Rasûlullah (s.a.v.), hiç kına yaktı mı?
- Hayır, yalnız iki şakağında az miktarda beyaz kıllar vardı.» Buharî, Cerir b. Osman'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Abdullah b. Büsr es-Süleymî'ye şöyle bir soru sordum:
- Sen Rasûlullah'ı gördün. Saçı sakalı ağarmış mıydı?
- Onun alt dudağı ile çenesi arasında birkaç beyaz kıl vardı.» Buharî ve Müslim'in sahihlerinde Ebu Ishak kanalı ile Ebu Cuhay-
fe'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.)'ı gördüm. Onun alt dudağıyla çenesi arasında beyaz kıllar vardı.»
Yakub b. Süfyan, Osman b. Abdullah b. Mevhib el-Kureşî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Ümmü Seleme'nin yanına gittik. Bize Rasûlullah (s.a.v.)'m bir saç telini çıkarıp gösterdi. Onun kına ve ketm otu ile kırmızıya boyanmış olduğunu gördük.»
Beyhakî, Osman b. Mevhib'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Ümmü Seleme'nin yanında, kaim gümüşten yapılma bir çıngırak vardı. Bu çıngırakta Rasûlullah'm sakal teli vardı. Bir insan hummaya yakalandığı zaman Ümmü Seleme bu çıngırağı ona gönderir, çıngırağı adamın üzerine sallarlar, sonra içindeki suyu da yüzüne serperlerdi. Ailem, beni Ümmü Seleme'nin yanma gönderdi. Çıngırağı çıkarıp bana gösterdi. Onun bize anlatılan evsafta olduğunu gördüm.» Ravilerden îsrail, çıngırağın içinde üç sakal teli olduğuna parmaklarıyla işaret etmiş iken Osman b. Mevhib, içinde beş kırmızı sakal teli bulunduğunu söylemiştir.
Yakub b. Süfyan, Ebu Nuaym kanalı ile Ebu Remse'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Babamla birlikte Rasûlullah (s.a.v.)'ın yanma gittik. Babam onu gördüğünde:
- Bunun kim olduğunu biliyor musun? diye sordu. Ben de:
- Hayır, deyince; babam:
- Bu, Allah'ın Rasûlüdür, dedi. Bunun üzerine tüylerim ürperdi. Ben, Rasûlullah (s.a.v.)'m insanlara benzemeyen birşey olduğunu sanıyordum. Baktım ki, o bir insandır. Başının üzerinde bol miktarda saçı var. Bu saçları kulaklarına kadar uzanıyordu. Saçına kına sürmüştü. Üzerinde iki yeşil hırka vardı.»
Yakub b. Süfyan, İyad b. Lakit b. Ebi Remse'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.), sebti ayakkabıları giyer, sakalım alaçehre ve safran otlarıyla sarıya boyardı.» İbn Ömer de böyle yapardı.
Hafız Ebu Bekr el-Beyhakî, Ebu Abdullah el-Hafız kanalı ile Ibn Ömer'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: ""
«Rasûlullah (s.a.v.)'m saçında ve sakalında ancak yirmi kadar beyaz kıl vardı.»
İshak'm rivayetinde ise şöyle denmektedir:
«Rasûlullah (s.a.v.)'ın başının Ön kısmında yirmiye yakın beyaz kıl gördüm.»
Beyhakî, Abdullah b. Muhammed b. Ukayl'm şöyle dediğini rivayet
etmiştir:
«Enes b. Malik, Medine'ye geldi. O esnada Ömer b. Abdülaziz Medine valisi idi. Ömer, onun yanına bir adam gönderdi. Gönderdiği adama da, Enes'e şu soruyu sormasını tenbihledi:
- Ona sor bakalım. Rasûlullah (s.a.v.), hiç kına yakmış mıdır? Çünkü bildiğime göre onun saçı renkli imiş. Boyanmış. Adam bu soruları sorunca, Enes şu cevabı vermişti:
Rasûlullah (s.a.v.) -ak kılların sayısı çok olsa da- saç ve sakalın siyaha boyanmasını yasaklamıştır. Saçında ve sakalında onbirden fazla „ asî *el Söratecliin. Onun saç ve sakalmdaki boya, saçma ve sakalına sürdüğü kokudan ötürü idi. Fazla miktarda koku süründüğü için saçının ve sakalının rengi değişmişti.»
Ben derim ki: Enes İn bu rivayette kına yakmayı reddetmesi, önceki sayfalarda geçen ve lana yakmaya cevaz veren rivayetlere ters düşmektedir. Oysa isbatm, redden öncelikli olduğuna dair kaide yerleşmiş ve Kesinleşmiştir. Zira isbat eden rivayette bulunan bilgi ve ilim, reddeden rivayettekinden daha çoktur. Ayrıca Ibn Ömer tariki ile kız kardeşi olan mü'minlerin annesi sayılan Hafsa1 dan gelen rivayet de kına yakmaya cevaz verici mahiyettedir. Hafsa'nm, Rasûlullah'ın durumuna vukufu, Enes'e nisbetle daha fazladır.

