Hafiz Ebu Yala, Şeyban kanalı ile Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Annem'in bir koyunu vardı. Onun sütünden elde ettiği yağı, bir tulum içinde biriktirdi. Tulum dolunca, onu bir cariyesiyle Rasûlullah'a gönderdi. Ona şöyle talimat verdi:
- Şu yağı Rasûlullah'a götür de ekmeğine katık yapıp yesin. Cariye onu götürüp teslim etti ve şöyle dedi:
- Ya Rasulallah, bu tulumu Ümmü Süleym, (Enes'in annesi) sana gönderdi.
- Tulumunu boşaltın bakalım.
Bu emir üzerine tulumu boşalttılar. Ben de boş tulumu alıp eve getirdim. Ümmü Süleym, evde değildi. Tulumu çiviye astım. Sonra Ümmü Süleym geldi. Tulumun yağla dopdolu olduğunu ve ağzından yağ damlamakta olduğunu görünce, şöyle dedi:
- Ey cariye! Şu yağ dolu tulumu Rasûlullah'a götürmeni sana söylememiş miydim?
- Evet, götürüp teslim ettim. Eğer bana inanmıyorsan git de kendin Rasûlullah'a sor.
Bunun üzerine Ümmü Süleym cariyeyi de yanma alarak gitti ve şöyle dedi:
- Ya Rasulallah, ben şu cariyemle sana bir tulum yağ göndermiştim. Getirip teslim etti mi sana?
- Evet, getirip teslim etti.
- Seni hak peygamber olarak gönderen Allah'a ve hak dine yemin ederim ki, tulumumdan yağ damlıyor, içi yağ dolu.
- Ey Ümmü Süleym! Sen, Allah'ın kendi Peygamberine yağ yedirdiği gibi sana da yedirmesine şaşıyor musun? Ye ve yedir.
Ümmü Süleym diyor ki: Eve geldim, tulumdaki yağı büyük bir kaba ve diğer kaplara aktardım, bir (ya da iki) ay boyunca onu ekmeğimize katık yapıp yedik.»
Beyhakî, Ümmü Evs el-Behziyye'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Kendim için bir tulumda yağ biriktirdim. Sonra onu Rasûlullah'a hediye ettim, o da kabul etti. Tulumdaki yağı aldı. îçinde azıcık bıraktı, sonra içine üfledi ve bereket duası yaptıktan sonra da şöyle dedi:
- Bunu sahibine (Ümmü Evs'e) verin.
Onu bana geri verdiler, ama içinin yağla dolu olduğunu gördüm. Rasûlullah'm bu hediyeyi kabul etmediğini zannettim. Ağlayarak tekrar yanına gittim ve şöyle dedim:
- Ben o yağı, sen yiyesin diye o tulumda biriktirip sana hediye etmiştim ya Rasulallah.
Rasûlullah cevap beklediğimi anlayınca şöyle dedi:
- Gidin, şu kadına deyin ki, yağını yesin ve bereket duası yapsın. Ben de Rasûlullah'm ömrü boyunca Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali
ve Muaviye'nin hilafetleri süresince o yağı yemeye devam ettim.»
Beyhakî, el-Hakim tariki ile Ebu Hüreyre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Devs kabilesinden Ümmü Şüreyk adında bir kadın vardı. Ramazan ayında Müslüman oldu. Hicret etti. Bir Yahudi ile karşılaştı. Susamıştı. Ondan su istedi, ama Yahudi, dinine dönmeden ona su vermeyeceğini söyledi. Bunun üzerine Ümmü Şürayk, su içmeden uykuya daldı. Rüyasında bir adam ona su içirdi. Uyandığında suya kanmış vaziyette idi. Rasûlullah (s.a.v.)'ın yanına vardığında başından geçen hadiseyi anlattı. Rasûlullah, onunla evlenmek istediyse de o kendini Rasûlullah'a layık görmedi ve:
- Beni kendinden başka dilediğin bir adamla evlendir ya Ra-sûlallah, dedi. Rasûlullah da onu Zeyd ile evlendirdi. Ona otuz ölçek arpa verilmesini emretti ve:
- Yeyin, ama asla ölçeklemeyin, dedi.
Bu kadının yanında bir tulum yağ vardı. Rasûlullah'a hediye etmek istedi. Cariyesine, o tulumu alıp Rasûlullah'a götürmesini emretti. Cariye onu alıp götürdü. Rasûlullah'm evindeki bir kaba boşalttı. Rasûlullah da boşaltılan tulumu cariyeye verirken tulumu eve götürüp bir askıya asmasını, ağzını asla bağlamamasını emretti. Cariye, Rasûlullah'm emrini yerine getirdi. Bir süre sonra Ümmü Şürayk evine dönünce tulumun yağla dolu olduğunu gördü. Bunun üzerine cariyesine:
- Şu yağ dolu tulumu Rasûlullah'a götürmeni söylememiş miydim? dedi. Cariyesi de:
- Emrini yerine getirdim, diye karşılık verdi. Bu durumu Rasûlullah'a anlattıklarında Rasûlullah, o tulumun ağzını asla bağlamamalarına dair emrini tekrarladı. Tulumun içi devamlı yağ doluydu, nihayet bir gün Ümmü Şürayk, tulumun ağzını bağlayınca bu bereket sona erdi. Sonra o arpayı ölçeklediler. Otuz ölçek olduğunu gördüler. O kadar ye-_ dikleri halde hiç eksilmemişti.»
imam Ahmed b. Hanbel, Hasan tariki ile Cabir'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Ümmü Malik el-Behziyye adında bir kadının bir tulumu vardı. Bu tulum içinde Peygamber (s.a.v.)'e yağ getirip hediye ederdi. Bir ara oğulları ondan katık istediler. Yanında hiçbir şey yoktu. O tulumunun yanma gitti. Sıktı, içinde birşey bulamadı. Gidip durumu Rasûlullah'a arzetti. Rasûlullah da ona şöyle sordu:
- Sen o tulumu sıktın mı?
- Evet.
- Eğer onu kendi halinde bıraksaydm, içinde devamlı yağ olacaktı.".
İmam Ahmed b. Hanbel, Cabir'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Adamın biri, Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma gelip yiyecek birşeyler
istedi. Rasûlullah (s.a.v.), ona yarım ölçek arpa verdi. Adam, karısı ve
misafirleri, o arpadan yapılan ekmekleri yemeğe devam ettiler. Uzun
bir süre sonra o arpayı ölçeklediler. Rasûlullah (s.a.v.), onlara dedi ki:
- Eğer ölçeklemeseydiniz, o arpanın ekmeğini devamlı yiyecektiniz ve arpanız da olduğu gibi hiç eksilmeksizin kalacaktı.»

