îshak b. Yezid ed-Dımaşkî, Ümmü Haram'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle buyurduğunu işittim: "Ümmetimden ilk deniz gazasına gidecek olan orduda bulunanlar mağfireti hak etmişlerdir." Ben de dedim ki:
- Ya Rasulallah, ben de onlar arasında bulunacak mıyım?
- Evet, sen de onlar arasında bulunacaksın. Ümmetimden Kay-ser'in şehrine gazaya gidecek ilk orduda bulunanlar bağışlanacaklardır.
- Ya Rasulallah, ben onlar arasında bulunacak mıyım?
- Hayır."
Bu hadiste, nübüvvete dair üç delil vardır. Birincisi denize yapılacak ilk gazvedir. Bu gazve hicretin yirmiyedinci senesinde Muaviye b. Ebi Süfyan'la beraber yapılmıştı. Muaviye, o zaman Osman b. Afîan'ın Şam valisiydi. Bu orduda o zaman Ümmü Haram binti Melhan da vardı. Kocası, sahabelerden Ubade b. Samit idi. Ubade, Akabe beratında Medine nakiplerinden biriydi. Ümmü Haram, deniz gazvesi dönüşünde Şam'da ölmüştü.
İbn Zeyd ise, onun Kıbrıs'ta hicretin yirmiyedinci senesinde vefat
ettiğini söylemiştir.
İkinci gazve ise, istanbul'a yapılan gazvedir. Bu orduda da komutan, Yezid b. Muaviye b. Sufyan vardı. Bu gazve, hicretin elliikinci senesinde yapılmıştı. Orduda Ebu Eyyüb Halid b. Zeyd el-Ensârî de vardı. Bu zat, İstanbul'da vefat etmişti. Allah ondan razı olsun ve onu hoşnut kılsın. Ancak bu gazvede Ümmü Haram yoktu. Çünkü o, Kıbrıs'a yapılan ilk gazvede vefat etmişti. Bu hadiste, nübüvvete dair üç delil vardı. Biri iki gazvenin yapılacağı, diğeri de Ümmü Haram'ın ikincide değil de birincide mevcut olacağıdır ve bu haber aynen gerçekleşmiştir.

