El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Secah Ve Beni Temîm Olayı

Beni Temim kabilesi, irtidad zamanında kendi aralarında ihtilafa düştüler. Kimi irtidad edip zekat vermedi. Kimi de mallarının zekatını Hz. Ebu Bekir'e gönderdi. Bir kısım adamları da sonucu görmek için beklemeye …

Beni Temim kabilesi, irtidad zamanında kendi aralarında ihtilafa düştüler. Kimi irtidad edip zekat vermedi. Kimi de mallarının zekatını Hz. Ebu Bekir'e gönderdi. Bir kısım adamları da sonucu görmek için beklemeye başladılar. Onlar bu halde iken Secah binti Haris b. Süveyd b. Akfan etTağlibiyye adındaki Cezireli bir kadın yanlarına geldi. Bu kadın Arap Hristiyanlarındandı. Peygamberlik iddiasında bulunuyordu. Beraberinde, kavminden ve kendilerine katılanlardan oluşan bir ordu vardı. Ebu Bekir es-Sıddık'la savaşmaya karar vermişlerdi. Bunlar, Beni Temim kabilesinin yaşadığı yerlere uğradıklarında, kendilerine katılmaları için Beni Temimlilere çağrıda bulundular. Beni Temim kabilesinin büyük bir çoğunluğu onların bu çağrısına icabet ettiler. Se-cah'm çağrısına icabet edenlerden bazıları şunlardı: Malik b. Nüveyre et-Temimî, Utarit b. Hacib ve Beni Temim kabilesinin başta gelen emir ve eşrafından bir topluluk. Bir grup da Secah'a katılmayıp geri durdular. Sonra aralarında savaş yapmamak üzere anlaştılar. Ancak Malik b. Nüveyre, onunla (Secah) vedalaşırken onu geri dönmekten caydırdı ve Beni Yerbu kabilesiyle savaşmaya teşvik etti. Sonra insanlarla savaşmak üzere görüş birliği ettiler. Ancak, "Önce kiminle savaşalım?1* dediler. Secah, onlara seçili bir cevap verdi:

- Bineklerinizi hazırlayın, yağmalamak için hazırlıklı olun. Sonra da büyük kalabalığa hücum edin. Onları bizden kofuyacak bir engel yoktur.

Sonra onlar, Secah'a yardım etmek üzere sözleştiler. Sözcüleri şöyle dedi:

"Tağlibli bacımız adamlarıyla ve kardeşlerimiz olan eşraftan bazı kimselerle yanımıza geldi. Aramıza bir davet bıraktı. O, son devir adamlarımızın yaşındadır.

Onlara az birşey verecek değiliz ve o bize geldikten sonra da düşmana teslim edilecek değildir. Düşleriniz ve fikirleriniz bozulmasın, eteklerinizi doldurup ona vereceğiniz akşamda da sapmayın." Utarit b. Hacib de bu konuda şöyle demişti:

"Peygamberimiz kadın oldu. Onu tavaf ediyoruz. Diğer insanların peygamberleri ise erkekler oldular."

Secah, daha sonra ordusuyla Yemame'ye yöneldi ki, orayı Müseyle-me b. Habib adındaki yalancı peygamberin elinden alsın. Fakat kavmi, onu bu işten vazgeçirmek için uğraşıp kendisine:

"Müseyleme'nin durumu güçlenmiştir." dediler. Ama o, kendisini caydırmak isteyenlere şu cevabı verdi:

"Yemame'ye yönelin. Güvercin gibi kanat çırparak Yemame üzerine uçun. Bu, vazgeçilmez ve kararı kesin olan bir savaştır. Ama bundan sonra melamete düşmeyeceksiniz."

Secah ve ordusu, Müseyleme'nin üzerine gitti. Müseyleme onun gelişini duyunca, ülkesine gelmemesi için onu korkuttu. Çünkü bu sırada Müseyleme, Sümame b. Asal ile savaşmakla meşgul idi. Ayrıca Ikrime b. Ebu Cehil de Müslüman askerlerle birlikte Sümame'ye yardım etmişti. Bunlar, Müseyleme'nin bazı beldelerinde konaklamış, Halid b. Ve-Kd'in gelişini bekliyorlardı.

Müseyleme, Secah'a haber gönderdi. Ona güven verdi ve durumu düzelirse sahip olduğu yerlerin yarısını ona vermeyi taahhüd etti. "Allah bu yerleri sana verdi ve seni kayırdı." diye haber gönderdi. Sonra kendi kavminden bir cemaatla bir arada buluşması için haber gönderdi. Secah da kavminden kırk kişiyle birlikte atlarına binerek Müseyleme'nin yamna gitti. İkisi bir çadırda bir araya gelip buluştular. Baş başa kaldıkları zaman Müseyleme, sahip olduğu yerlerin yarısını ona vermeyi teklif etti. Secah da bunu kabul etti.

Bunun üzerine Müseyleme şöyle dedi:

"Allah işiteni işitti. Ümid edene de h vır ümidi verdi. Onun işi hep sevinç verici durumlarda toplandı. Rabbiniz sizi gördü ve sizi selamladı. Kendisinden uzaklaşanınızı da yalnız bıraktı. Kıyamet gününde sizi kurtarıp yaşattı. Ey iyiler topluluğu, üzerinize salatlar olsun. Siz şaki ve günahkarlar topluluğu değilsiniz. Geceleyin namaz kılar, gündüzle-yin oruç tutarsınız. Bunu da büyük Rabbiniz için yaparsınız. O Rab ki, bulutların ve yağmurların Rabbidir."

Müseyleme bir başka münasebetle de şöyle demişti:

''Yüzlerinin güzelleştiğini, tenlerinin inceldiğini, ellerinin narinleş-tiğini gördüğümde onlara dedim ki: Kadınlarla ilişki kurmayın. îçki içmeyin. Ey iyiler topluluğu, siz oruç tutun. Noksanlıklardan münezzeh olan Allah'ı tenzih ederim. Hayat geldiği zaman nasıl dirilir ve yaşarsınız. Semanın hükümdarına nasıl yükselirsiniz. İşlediğiniz günah, bir hardal tanesi kadar olsa bile o, bu günahınızdan haberdar olur. Kalbler-de olanı bilir ve insanların çoğu bu hususta helaktadır."

Mel'un Müseyleme, kendisine tabi olan kimseler için şöyle bir hüküm vaz' etmişti: Bekar kişi evlenir. Erkek çocuğu doğunca o zaman kadınlar kendisine artık haram olur. Ancak o erkek çocuk ölünce, yeniden bir erkek çocuğu doğuncaya kadar kendisine kadınlar helal olur.

O mel'unun kendiliğinden uydurduğu hüküm, işte buydu. Anlatıldığına göre Müseyleme, Secah'la baş başa kalınca, ona ne vahiy geldiğini sormuş, Secah da şöyle cevap vermişti:

- Hiç kadınlar önce konuşur mu? Aksine sen, sana gelen vahyi bana söyle.

- Rabbinin gebelere ne yaptığını görmedin mi? Ondan, yürüyen bir canlı çıkardı ki, bu canlıyı tenin altındaki ince deri ile iç organlar arasından çıkardı.

- Bu nedir?

- Yüce Allah, kadınlar için tenasül organı yarattı. Erkekleri onlara eş yaptı. Biz de kadınların tenasül organına penisimizi koyar, sonra da dilediğimiz zaman çıkarırız. Böylece kadınlar da bize yavru verirler.

- Senin peygamber olduğuna şahadet ederim.

- İster misin ki, seninle evleneyim de kavmim ve kavmini el ele verdirerek bütün Arapları yeneyim? - Evet.

Secah'm evlenme teklifine olumlu cevap vermesi üzerine Müseyleme, şu şiiri söyledi:

"Haydi kalk da seninle birleşelim ve temasta bulunalım. Senin için yatak hazırlanmıştır. İstersen evde yapalım, istersen gizli odada yapalım. Dilersen seni sırt üstü yatırayım, dilersen ellerini de yere koyarak iki el ve iki ayak üzerinde dur. Yahut dilersen bir elini yere koy da bir el ve iki ayak üzerine dur. Ya da bu formüllerin hepsini denersin."

Secah da şöyle cevap verdi:

- Bu formüllerin hepsini deneyeyim.

- Zaten böyle yapmamız bana vahyedildi.

Secah, Müseyleme'nin yanında üç gün kaldı. Sonra kavmine döndü. Onlar kendisine sordular: .

- Müseyleme mehir olarak sana ne verdi?

- Bana mehir vermedi.

- Senin gibi bir kadının mehirsiz evlenmesi çirkin bir durumdur. Sana yakışmaz.

Bunun üzerine Secah, Müseyleme'ye haber gönderip mehir istedi. Müseyleme de ona: "Müezzinini bana gönder." diye cevap verdi. Bunun üzerine Secah da müezzini olan Şebet b. Rib'î'yi Müseyleme'ye gönderdi. Müseyleme, ona şu cevabı verdi:

- Git kavmine söyje. Bir duyuruda bulun: "Allah Rasûlü Müseyleme b. Habib, Muhammed'in size farz kıldığı iki namazı, yani sabah ve yatsı namazını üzerinizden kaldırmıştır."

Secah'm mehri işte bu oldu. Allah ikisine de lanet etsin.

Secah, Halid b. Velid'in Yemame topraklarına yaklaştığını duyunca, dönüp memleketine gitti. Arazilerinin yarısının haracını Müseyle-me'den aldıktan sonra Cezire'ye döndü. Orada kavmi Beni Tağlib arasında Muaviye'nin zamanına kadar kaldı. Hilafeti Hz. Hasan'dan devraldığı zaman Muaviye, Beni Tağlib kabilesini yerlerinden sürgün etti. Bununla ilgili açıklama ileride gelecektir.