Bunlar, Rafızîlerin imamlıklarını iddia ettikleri on iki imam değildir. Onların iddia ettikleri on iki imamdan Hz. Ali ile oğlu Hasan dışındaki hiçbiri Müslümanların idaresinde söz sahibi olmamışlardır. Onların iddialarına göre bu on iki imamın sonuncusu Mehdi, Samarra bodrumlarından birinde imiş ve gelişi beklenmekteymiş. Aslında onun varlığı yoktur. Ne zatı, ne de eseri mevcuttur. Aksine sözünü ettiğimiz bu on iki imam, hadiste, haklarında bilgi verilen on iki imamdır M, dördü Hulefa-i Raşidîn'dir: Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali. Allah onlardan razı olsun. Ömer b. Abdülaziz'in de bu on iki imamdan biri olduğu hususunda ihtilaf yoktur. İmamlar, bu hususta ittifak etmişlerdir. Ehl-i sünnet imamları, on iki imamla ilgili ilerideki açıklamalarımızda Ömer b. Abdülaziz'in de bunlardan biri olduğunda söz birliği etmişlerdir.
Buharî ve Müslim'in sahihlerinde, Cabir b. Semüre'nin şöyle dediği
rivayet edilmiştir:
"Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle buyurduğunu işittim: "On iki halife gelecektir," Bundan sonra Rasûlullah, benim duymadığım bir söz söyledi. Ben de babama dedim ki:
- Rasûlullah'm duymadığım o sözü neydi?
Babam dedi ki:
- Rasûlullah: "O on iki halifenin tamamı da Kureyşlilerden olacaktır." dedi."
«el-Fiten ve'1-Melahim» adlı eserde Ebu Nuaym b. Hammad, Abdullah b. Mesud'dan rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Benden sonra Musa'nın arkadaşları sayısınca halifeler gelecektir."
Ebu Davud, Cabir b. Semüre'den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Bu iş devam edecektir. Nihayet onlardan on iki halife (ya da emir) gelecektir. Ümmet onların halifeliği üzerinde ittifak edeceklerdir."
Cabir diyor ki: Ben bundan sonra Peygamber (s.a.v.)'in bir söz söylediğini işittim, ama anlayamadım. Babama dedim ki:
- Rasûlullah ne diyor? Babam dedi ki:
- Rasûlullah diyor ki: Bu halifelerin tamamı Kureyş'tendir." Yine Ebu Davud, Cabir b. Semüre'den rivayet etti ki, Rasûlullah
(s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Bu ümmetin durumu istikamet üzere olmakta devam edecektir. Düşmanına karşı galip olacaktır. Nihayet on iki halife gelip geçecektir ki, bunların hepsi de Kureyş'tendir."
Ravi Cabir diyor ki: Rasûlullah (s.a.v.), böyle buyurduktan sonra evine döndü. Evine dönünce, Kureyşliler yanına gidip dediler ki:
- Peki ondan sonra ne olacaktır? Rasûlullah:
- Ondan sonra kargaşalık olacaktır, dedi."
Beyhakî dedi ki: Birinci rivayette on iki imam denmekle, imamların sayısı açıklanmıştır. İkinci rivayette on iki imam denilerek bu sayı ile neyin kastedildiği beyan edilmiştir. Üçüncü rivayette de on iki imam denmekle bunlardan sonra kargaşalığın yani öldürme hadiselerinin vuku bulacağı açıklanmak istenmiştir. Bu sayılar, mezkur nitelikte Ve-lid b. Yezid b. Abdülmelik devrine kadar tamamlanmıştır. Bunlardan sonra, kargaşalık ve büyük fitneler vuku bulmuştur. Nitekim bunlar mezkur rivayette haber verilmiştir. Bunlardan sonra, Abbasilerin hakimiyeti başlamıştır. Ancak raviler, haberdeki mezkur sayıya ekleme yapmaktadırlar. Haberdeki mezkur sıfat terkedildiği zaman, onlardan kargaşalıktan sonra gelecek olanlar tehdit edilmiş olmaktadır. Peygamber (s.a.v.) buyurmuş ki:
"insanlardan iki kişi bulunduğu sürece, bu yönetim işi, Kureyşlile-rin elinde kalmakta devam edecektir."
«Sahih-i Buharî»de, Muaviye b. Ebi Süfyan'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:
Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki:
''Yönetim işi, Kureyşlilerin elinde olacaktır. Onlar dini ayakta tuttukları sürece, Allah, onlara karşı düşmanlık eden kimseyi yüz üstü düşürecektir."
Beyhakî dedi ki: Yani Kureyşliler, kendi amellerinde taksirli olsalar dahi dinin prensiplerini uyguladıkları sürece bu yönetim işi ellerinde olacaktır.
Beyhakî böyle dedikten sonra, bu konudaki hadisi ileri sürmüştür. Doğrusunu Allah bilir. Beyhakfnin bu konuda takib ettiği yol budur ve takib ettiği bu yol hususunda bir cemaat da ona muvafakat etmiştir. Yani bu hadiste sözü edilen on iki halifeden kasıt, Velid b. Yezid b. Abdülmelik el-Fasık zamanına kadar peş peşe gelen halifelerdir. Fasık Velid'i yeren ve onu tehdit eden hadisi önceki sayfalarda nakletmiştik. Bunu daha da açıklayabiliriz. Şöyle ki: Velid b. Yezid devrine kadar gelen halifeler, on ikiden fazla olmaktadır. Şöyle ki: Dört halife:Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali. Bunların halife oldukları, Sefine'den rivayet edilen hadisin nassı ile muhakkaktır. Sefine'nin rivayet ettiği hadiste şöyle denmiştir: "Halifelik benden sonra otuz senedir." Bu dört halifeden sonra Hz. Ali'nin oğlu Hasan hilafete geçmiştir. Çünkü Hz. Ali, onun halife olmasını vasiyet etmiş, bu sebeple Iraklılar ona bey'at etmişlerdi. Nihayet o ve beraberindekiler atlarına binip Şamlılarla savaşmaya gitmişler, neticede Hasan'la Muaviye barış yapmışlardı.
Hz. Hasan'dan sonra hilafete Muaviye geçmiş, Muaviye'den sonra oğlu Yezid halife olmuş; Yezid'den sonra da Yezid'in oğlu Muaviye hilafete geçmişti. Yezid'in oğlu Muaviye'den sonra Mervan b. Hakem, ondan sonra Mervan'm oğlu Abdülmelik, ondan sonra Abdülmelik'in oğlu Velid, ondan sonra Abdülmelik'in oğlu Süleyman, ondan sonra Ömer b. Abdülaziz, ondan sonra Abdülmelik'in oğlu Yezid, ondan sonra Abdülmelik'in oğlu Hişam hilafete geçmiştir. Böylece Hişam b. Abdülmelik'e kadar on beş zat hilafete geçmiştir. Hişam b. Abdülmelik'ten sonra Velid b. Yezid b. Abdülmelik hilafete geçmiştir. Abdülmelik'ten önce Zü-beyr'in valiliğini nazarı itibara alırsak, halifelerin sayısı on altıyı bulacaktır. Ama her takdirde Ömer b. Abdülaziz'den önceki halifelerin sayısı on ikidir. Hal böyle olunca, on iki sayısına Yezid b.
Muaviye de girmektedir. Ama Ömer b. Abdülaziz bunların dışında kalmaktadır. Oysa imamlar, onun övgüye layık bir kimse olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. Onu Hulefa-i Raşidîn'den saymışlardır. Bütün insanlar, onun adaletli olduğu hususunda görüş birliği etmişlerdir. Onun zamanının, İslâm tarihinde en adaletli dönem olduğunu kabul etmişlerdir. Rafizi-ler dahi bunu itiraf etmektedirler. Eğer adamın biri dese ki: — Ben sadece bütün ümmetin ittifakla kabul ettiği kimseyi halife olarak kabul ederim. Böyle diyen bir adamın, hem Ali'yi hem de oğlu Ha-san'ı halife saymaması gerekir. Çünkü bütün insanlar, bunların halife oluşlarım ittifakla kabul etmiş değildirler. Şamlılar tamamen bunlara beyat etmemişlerdir. Ayrıca Muaviye'yi, oğlu Yezid'i, Yezid'in oğlu Mu-aviye'yi de halife olarak kabul etmemek gerekir.
Mervan'm ve îbn Zü-beyr'in yönetimlerini de hilafet yönetimi saymamak gerekir. Çünkü bütün îslâm ümmeti, bunlardan herhangi birinin halifeliği üzerinde ittifak etmiş değildir. Eğer burada halife sayım metodunu uygularsak, şöyle bir sonuca varacağız: Ebu Bekir, Ömer, Osman, Muaviye, Yezid b. Muaviye, Abdülmelik, Velid b. Süleyman, Ömer b. Abdülaziz, Yezid, Hi-şam. Bunlar on halife etmektedir. Hişam'dan sonra Velid b. Yezid b. Abdülmelik el-Fasık geliyor, ama bunu halife statüsüne tabi tutmamak gerekir. O zaman da Hz. Ali ile oğlu Hasan'ı on iki halife dışında tutmak gerekiyor ki, bu da sünnet imamlarının hatta Şiilerin kesin olarak ileri sürdükleri hükme ters düşmektedir. Ayrıca Sefme'den rivayet edilen hadisin nassma da aykırı düşmektedir. Sefme'den rivayet edilen ha-dis-i şerifte Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Benden sonra halifelik otuz yıl devam edecektir. Ondan sonra ısırıcı bir hükümdarlık olacaktır."
Sefine, halifeliğin bu otuz senesinin dökümünü şöyle yapmıştır: Dört halifenin hilafet süresine Hasan'm altı aylık hilafet süresi eklenince otuz yıl etmektedir. Altı ay sonunda Hasan, halifeliği Muaviye'ye devretmişti. Ama hilafet Muaviye'ye geçince, hükümdarlığa dönüşmüştü. Çünkü mezkur hadis, Muaviye'nin halife olarak adlandırılmasına engel teşkil etmektedir.
Ayrıca halifeliğin otuz seneden sonra kesintiye uğrayacağı görüşü mutlak değildir. Yani tamamen sona ermeyeceği beyan edilmiştir. Bu da daha sonraki dönemlerde Raşid halifelerin hakimiyeti ellerine alacaklarına engel teşkil etmemektedir. Nitekim Cabir b. Semüre'nin naklettiği hadis de buna delâlet etmektedir.
Nuaym b. Hammad, Hüzeyfe b. Yeman'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
- Osman'dan sonra Emevilerden on iki hükümdar gelecektir.
- Halifeler mi gelecektir?
- Hayır hükümdarlar gelecektir."
Beyhakî, Ebu Bahr'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Ebu Celd, benim komşum idi. Onun, yemin ederek şöyle dediğini işittim:
"Aralarında on iki halife çıkıncaya kadar bu ümmet helak olmayacaktır. Halifelerin hepsi de hidayet ve hak din ile amel edeceklerdir. Bu halifelerden iki kişi Ehl-i Beytten olacaktır. Bunlardan biri kırk sene, diğeri ise otuz sene yaşayacaktır."
Sonra Beyhakî, Ebu Celd'in bu sözlerine dayanaksız sözlerle karşı çıkmıştır. Bu da Beyhakî için şaşılacak bir durumdur. Oysa âlimlerden bir grup, Ebu Celd'e muvafakat etmiştir. Belki de Ebu Celd'in bu sözü tercihe şayandır. Çünkü o, eski kitaplara bakan ve o kitapları mütalaa eden bir kimseydi. Ehl-i Kitabın elindeki Tevrat'ta, şu mealde ifadeler vardır:
"Doğrusu yüce Allah, îbrahim peygambere İsmail'i vereceğini müjdelemişti. İsmail'in, onun neslini çoğaltacağını ve neslinden on iki büyük adam geleceğini de müjdelemişti."
Şeyhimiz Allame Ebu'l-Abbas b. Teymiyye dedi ki:
"İşte Cabir b. Semüre'nin hadisinde müjdelenenler bunlardır. Bunlar ümmete dağılacaklardır. Bunlar mevcud oldukları sürece kıyamet kopm ay acaktır."
Yahudilerden İslâmiyet'le müşerref olan birçok kimse, bunu yanlış anlamışlar ve kendilerini davet edenlerin Rafizî fırkası olduğunu zannetmiş ve Rafizîlere tabi olmuşlardır.
Nuaym b. Hammad, KaVm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Doğrusu Cenâb-ı Allah, İsmail peygambere kendi soyundan on iki kayyım bahşetti ki, bunların en faziletlisi Ebu Bekir, Ömer ve Osman'dır."
Nuaym b. Hammad, Yahya b. Amr eş-Şeybanfnin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Mescid-i Haram ile Mescid-i Aksa gibi iki mescide sahip olmayan kimse, halifelerden değildir."

