El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Ümmü Ma'bed'in Bu Konudaki Rivayeti

Konuyla ilgili hadisin tamamı, Rasûlullah (s.a.v.)'ın Ebu Bekir ve azadlısı Amir b, Füheyre ile birlikte Abdullah b. Uraykit kılavuzluğunda Mekke'den Medine'ye hicret edişi esnasında Ümmü Ma'bed'e uğrayı-Şiyla ilgili …

Konuyla ilgili hadisin tamamı, Rasûlullah (s.a.v.)'ın Ebu Bekir ve azadlısı Amir b, Füheyre ile birlikte Abdullah b. Uraykit kılavuzluğunda Mekke'den Medine'ye hicret edişi esnasında Ümmü Ma'bed'e uğrayı-Şiyla ilgili kısımda nakledilmiştir. Bunlar, Ümmü Ma'bed'in yanına uğradıklarında yanında satılık süt veya et bulunup bulunmadığını sormuşlar, ama yanında birşey bulamamışlardır. Ümmü Ma'bed de kendilerine:

— Eğer yanımızda bir şey bulunsaydı; istemenize gerek kalmaz, sizi ağırlardık, diye cevap vermişti. Ümmü Ma'bed ailesi, yokluk içinde olup kıtlığa maruz kalmışlardı. Rasûhıllah (s.a.v.), çadırın köşesindeki koyuna bakmış ve şöyle sormuştu:

- Ey Ümmü Ma'bed, şu koyun da neyin nesi?

- Bitkinlik ve zayıflıktan dolayı sürüye katılamadı, geride kaldı.

- Onu sağmama izin verir misiniz?

- Eğer sütü varsa sağ.

Rasûlullah (s.a.v.), dua ederek elini koyunun memesine sürdü ve "Bismillah" deyip sağmaya başladı. Kendilerine yetecek miktarda süt sağdı. Sonra yine sağmaya devam etti ve Ümmü Ma'bed'in yanındaki kabı doldurdu. Akşam olup kocası gelince, sütün nereden geldiğini anlayamadığı için şaştı ve Ümmü Ma'bed'e:

- Ey Ümmü Ma'bed, şu süt sana nereden -Oysa evde sağmal bir hayvan yoktu- geldi? diye sordu. Ümmü Ma'bed şu cevabı verdi:

- Hayır. Vallahi bize mübarek bir adam uğradı; şöyle ve şöyle konuşuyordu.

- Sen bana onu anlat, dedi. O da özelliklerini söyledi. Bunun üzerine kocası şöyle dedi:

- Allah'a yemin ederim ki o, Kureyşlilerin aramakta olduğu adamdır.

- Ben parlak yüzlü, yüzü aydın, ahlakı güzel, siması hoş bir adam gördüm. Karnı büyük, göbeği sarkık biri değildi. Sesi de çatlak değildi. Yakışıklı, endamı düzgün bir kimse olup iri ve siyah gözlüydü. Kaşlarının kılı çoktu. Sesinde biraz kısıklık vardı. Gözünün siyah kısmı simsiyah olup sürmeli idi. İnce kaşlı olup kaşları bitişikti. Boynu uzundu, sakalı sıktı. Sustuğu zaman üzerinde ağırbaşlılık vardı. Konuşunca da yücelir ve heybetli olurdu. Konuşması tatlı, kelimeleri net, ne fazla ne de eksik idi. Uzaktan insanların en yakışıklısı ve güzeli olarak görünürdü. Yakından da insanların en tatlısı ve hüsn-i cemal sahibi olarak görünürdü. Orta boylu idi. Boyunun uzunluğunu hiçbir göz, aşırı ve fazla görmezdi. Boyunun kısalığını da, hiçbir göz kusurlu görmezdi. îki dal arasındaki bir dal gibiydi. îki kişi arasındayken en parlak üçüncüleri olarak görünür, endamı da en güzel olan birisi olarak göze çarpardı. Arkadaşları onu çevreliyorlardı. Konuşunca, sözünü dinliyorlardı, emir verince emrini hemen yerine getiriyorlardı, işini çabuk yapan, derîi toplu bir kimse idi. Asık yüzlü, zayıf akıllı değildi.

- Vallahi bu, Kureyşlilerin aramakta olduğu adamdır. Eğer kendisine rastlarsam, onunla arkadaşlık etmek isterim, Bunun yolunu bulabilirsem, bu iş için gayret sarfederim.»

Sabah olunca, Mekke'de gök ile yer arasında bir ses duyuldu. Mek-k sesi duyuyorlar, ama sesin sahibini görmüyorlardı. Görünmeyen ses şöyle diyordu:

«İnsanların Rabbı olan Allah, Ümmü Ma'bed'in çadırına konuk olan iki arkadaşa en hayırlı mükafatı versin. Onlar, çölde konuk oldular. Oradan göçtüler. Muhammed'in arkadaşı olan kimse felaha erişti.

Ey Kusay ailesi, Allah sizden mükafat görmeyecek fiilleri nakletmedi ve efendiliği de almadı. Kızkardeşiniz Ümmü Ma'bed'e koyunundan ve süt kabından sorun.

Koyunun kendisine sorsanız, o bile size şahitlik eder. Muhammed, kadının sütsüz koyununa dua etti. Süt sağdı. Açıkça sütü görüldü. Koyunun memelerinden kaymaklı süt sağıldı.

Onu, Ümmü Ma'bed'in yanında sağacak biri için rehin bıraktı. Her geliş gidişinde o koyun, Ümmü Ma'bed'e süt verecektir.»

Abdülmelik dedi ki: Bana ulaşan habere göre Ümmü Ma'bed, bu hadiseden sonra Müslüman olmuştur. Hicret edip İslâm'a girmiştir.