El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Yahudilerin Hz. Muhammed'în Allah Rasûlü Olduğunu İtirafları Ve Onu Kötü Bîr Amaçla Hakem Tayin Edişleri

Edişleri Yahudiler, kendi aralarında bir plan yapmış ve eğer Rasûlullah kendi heveslerine göre hüküm verecek olursa, ona tabi olacaklar, aksi takdirde birbirlerini ondan s akındır acaklardı. Bu gayelerinden dolayı yüce …

Edişleri

Yahudiler, kendi aralarında bir plan yapmış ve eğer Rasûlullah kendi heveslerine göre hüküm verecek olursa, ona tabi olacaklar, aksi takdirde birbirlerini ondan s akındır acaklardı. Bu gayelerinden dolayı yüce Allah, kutsal kitabında onları kınamıştı. Abdullah b. Mübarek, Zührf nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Said b. Müseyyeb'in yanında oturmaktaydım. Said'in yanında başka biri vardı. Said, ona saygı gösteriyordu. O, Müzeyneli bir adamdı. Babası, Hudeybiye'de hazır bulunmuştu. Ebu Hüreyre'nin arkadaşlarm-dandı. İşte o, Ebu Hüreyre'nin şöyle dediğini rivayet etti:

Ben Rasûlullah (s.a.v.)'m yanında oturmakta iken Yahudilerden birkaç kişi onun yanma geldi. Onlardan bir kadın zina etmişti. Kendi aralarında birbirlerine şöyle demişler:

- Şu peygambere gidelim. Doğrusu o, bu cezaları hafifletmeyle gönderilmiştir. Eğer recmden aşağı bir ceza hususunda bize fetva verirse, bu fetvasına göre hareket ederiz ve Allah katmda da onun peygamberlerinden birini tasdik ettiğimizi delil olarak ileri süreriz. Yok eğer recm yapmamızı emrederse, kendisine itaat etmeyiz. Zaten Tevrat'ta üzerimize recm cezasını yazan Allah'a da isyan ettik.

Böyle dedikten sonra Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma geldiler. O, ashabı arasında mescitte oturmaktaydı. Gelen Yahudiler dediler ki:

- Ey Ebu Kasım! Bizden evli bir adam zina etmiş, bunun hakkında

ne dersin?

Rasûlulîah (s.a.v.), yerinden kalktı, onlara dönüp bakmadı. Beraberinde birkaç Müslüman da kalkıp gittiler. Nihayet Yahudilerin medreselerinden birine vardılar. Yahudilerin orada Tevrat okuduklarını gördüler. Rasûlullah (s.a.v.), onlara şöyle dedi:

- Ey Yahudi cemaati! Musa'ya Tevrat'ı indiren Allah için söyleyin. Evli bir adamın zina etmesi durumunda ona verilecek cezanın ne olduğu Tevrat'ta yazılı mıdır?

- Evet. Onu, zina ettiği kimse ile beraber sırt sırta bir merkebe bindiririz ve çarşı pazar içinde dolaştırırız. Orada duran hocaları susmaktaydı. Hocaları da genç bir adamdı. Rasûlullah, sustuğunu görünce Hocalarına: "Allah aşkına cevap ver" diyerek sert ve ısrarlı bir tavırla sordu. Hocaları da şöyle dedi:

- Madem bu soruyu onlara sordun da cevabım vermediler. Ben söyleyeyim: Evli adamın zina etmesi durumunda cezasının ne olacağı Tevrat'ta yazılmıştır ki, o da recmdir.

- Allah'ın bu emrini, ne zaman uygulamadan kaldırdınız?

- Bizden bir adam zina yapmıştı. Onun, hükümdarlarımızdan biriyle akrabalığı vardı. Bu yüzden recm cezası ona uygulanmadı. Ondan sonra halk tabakasından bir adam zina yaptı. Hükümdar ona recm cezası uygulamak istedi, ama adamın akrabaları kalkıp:

- Vallahi sen amcan oğluna recm cezası uygulamadıkça, bizim adamımıza da uygulayamazsın! dediler. Sonra da işte eşeğe ters bindirme cezasını zinakârlara uygulama hususunda anlaştılar.

- Ben Tevrat'taki hükmü kabul eder ve bu hükmü veririm. Böyle dedikten sonra Rasûlullah (s.a.v.) emir verdi. O zinakâr Yahudiler recm edildiler."

Zührî dedi ki: Bize ulaşan bir habere göre* şu ayet-i kerime, onlar hakkında nazil olmuştur:

"Doğrusu biz, yol gösterici ve nurîandırıcı olarak Tevrat'ı indirdik. Kendisini Allah'a teslim etmiş peygamberler, Yahudi olanlara onunla hükmederlerdi." (d-Mside, 44.)

Bunun Ibn Ömer'den rivayet edilen sahih bir hadiste de şahid ve teyidi vardır.

Ben derim ki: Aşağıda nakledeceğimiz ayet-i celileden bahsederken bu konuda varid olan hadisleri de naklettik.

"Ey Peygamber! Kalpleri inanmamışken, ağızlarıyla "inandık" diyenler, Yahudilerden yalana kulak verenler ve başka bir topluluk hesabına casusluk edenlerden inkara koşanlar seni üzmesin. Sözleri, asıl yerlerinden değiştirirler de, "Size böyle bir (fetva) verilirse alın; (Yani Muhammed, eğer aramızda, üzerinde anlaştığımız kırbaçlama ve yüzü kömürle siyaha boyama cezası) verilmezse kaçının." derler. Allah'ın fitneye düşmesini dilediği kimse için Allah'a karşı senin elinden birşey gelmez. İşte onlar, Allah'ın, kalplerini arıtmak istemediği kimselerdir.

Dünyada rezillik onlaradır. Onlara, ahirette de büyük azab vardır.

Onlar yalana kulak verirler, haram yerler. Eğer sana gelirlerse aralarında hükmet, yahut onlardan yüz çevir; yüz çevirirsen sana bir zarar veremezler. Eğer hükmedersen aralarında adaletle hüküm ver. Allah, adil olanları sever. Allah'ın hükmünün bulunduğu Tevrat yanlarında iken, ne yüzle seni hakem tayin ediyorlar da sonra bundan yüz çeviriyorlar? İşte onlar, inanmış değillerdir." (el-Mâide, 41-43.)

Kitaplarındaki şeylere olan inançları hususundaki kötü zan ve maksatlarından dolayı Cenâb-ı Allah, onları kınamış ve yermiştir. Tevrat'taki recm hükmünü -sahih olduğunu bilmelerine rağmenbırakmış, kendi uydurdukları, eşeğe ters bindirme ve yüzü kömürle siyaha boyama cezasını uygulamaya başlamışlardı."

Muhammed b. îshak, Ebu Hüreyre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"O esnada Rasûlullah (s.a.v.), İbn Suriya'ya şöyle dedi:

- Bak! Allah'ın, îsrailoğullarımn başlarına getirdiği felaket günlerini sana hatırlatarak O'nun aşkına söylemeni istiyorum! Bilmiyor musun, evli bir kimse zina ederse, onun Tevrat'taki hükmü recm değil midir?

- Allah hakkı için, evet Öyledir. Ama Allah'a yemin ederim ki ey Ebu'l-Kasım, Yahudiler senin peygamber olduğunu biliyorlar, ama seni çekemiyorlar.

Bundan sonra Rasûlullah (s.a.v.) oradan çıkıp gitti. Emir verdi, o zinakâr iki Yahudi, Mescid-i Nebevf nin Malik b. Neccar yanındaki Beni Temim tarafına bakan kapısı önünde recm edildiler. Bundan sonra Ibn Suriya kafir oldu. Yüce Allah da şu ayeti inzal buyurdu:

"Ey Peygamber! İnkara koşanlar seni üzmesin." (el-Mâide, 4i.)

Hammad b. Seleme, Sabit kanalı ile Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Peygamber (s.a.v.)'e hizmet eden Yahudi bir genç hastalandı. Peygamber (s.a.v.), onun ziyaretine geldi. Babasının da yanı başında oturup Tevrat okumakta olduğunu gördü. Peygamber (s.a.v.), ona şöyle sordu:

- Ey Yahudi! Musa'ya Tevrat'ı indiren Allah aşkına söyle, siz Tevrat'ta benim evsafımı, niteliklerimi ve peygamber olarak ortaya çıkacağımı görmüyor musunuz?

- Hayır.

Hasta genç dedi ki:

- Evet, Allah'a yemin ederim ki ya Rasulallah, biz Tevrat'ta senin evsafinı, niteliklerini ve peygamber olarak ortaya çıkacağını görüyoruz ve ben Allah'tan başka ilah bulunmadığına, senin de Allah'ın elçisi bulunduğuna şahadet ediyorum. Gencin şahadet getirmesi üzerine Peygamber (s.a.v.), ashabına şu talimatı verdi:

- Şu Yahudiyi, şu hasta gencin yanından kaldırın. Siz, Müslüman kardeşinizle ilgilenin."

Ebu Bekr b. Ebi Şeybe, Ebu Ubeyde'nin babası Abdullah'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Cenâb-ı Allah, bir adamı Cennet'e koymak için peygamberini gönderdi. Peygamber (s.a.v.) de bunun için bir havraya gitti. Bir Yahudinin Tevrat okumakta olduğunu gördü. Yahudi, Peygamber (s.a.v.)'in evsa-finı anlatan bölüme gelince durdu. Yanı başında da hasta bir adam vardı. Peygamber (s.a.v.):

- Okumaya niçin son verdin? diye sordu. Okuyucunun yanındaki hasta adam da:

- Onlar, Peygamber (s.a.v.)'in evsafım anlatan bölüme geldikleri için okumalarına son verdiler, dedi. Sonra sürünerek gelip Tevrat'ı aldı. Okuyucuya, "Elini Tevrat'ın üzerinden kaldır." dedi ve kendisi okumaya başladı. Peygamber (s.a.v.)'in evsafinı anlatan bölüme gelince de şöyle dedi:

- İşte burada senin ve ümmetinin evsafı anlatılmaktadır. Allah'tan başka ilah olmadığına, Muhammed'in de Allah'ın rasûlü olduğuna şahadet ederim. Böyle dedikten sonra vefat etti. Peygamber (s.a.v.) de:

- Kardeşinizle ilgilenin, dedi."

Peygamber (s.a.v.), Yahudi medreselerinden birine gidip şöyle dedi:

- Ey Yahudi cemaatı, Müslüman olun. Kendisinden başka ilah bulunmayan Allah'a yemin ederim ki siz, benim Allah'ın size gönderdiği elçisi olduğumu bilmektesiniz.

- Doğru söyledin ya Ebu'l-Kasım.

- İşte ben de bunu istiyordum."