Bu zatın soy kütüğü şöyledir: Abbas b. Abdülmuttalib b. Haşim b. Abdumenaf el-Kureşî el-Haşimî Ebu'1-Fadl el-Mekki. Rasûlullah (s.a.v.)'ın amcasıdır. Abbasi halifelerinin atasıdır. Rasûlullah (s.a.v.)'tan iki veya üç yaş büyüktür. Bedir savaşında esir alındı. Fidye vererek kendisini kurtardı. Kardeşinin oğulları Akil b. Ebu Talib'le Nevfel b. Haris'in de fidyelerini ödeyip onları esaretten kurtardı.
Önceki sayfalarda da anlattığınız gibi Hz. Abbas esir alınıp bağlandığı zaman Müslümanların tamamı uyudukları halde Rasûlullah (s.a.v.)'ın uykusu kaçmış, uyuyamamıştı. Ona sorulmuştu:
- Ya Rasûlallah neyin var?
O da şöyle cevap vermişti:
- Abbas'm bağlar içinde bağlandığım ve inlediğini işitiyorum. Bu yüzden uyuyamıyorum.
Bunun üzerine Müslümanlardan biri kalkıp Abbas'm bağını çözmüş, iniltisi dinmiş ve Rasûlullah (s.a.v.) da uyumuştu. Abbas, Mekke fethi esnasında Müslüman olmuştu. Rasûlullah (s.a.v.), onu Cühfe'de karşılamış, o da Rasûlullah ile birlikte dönmüştü. Hz. Abbas Mekke fethinde hazır bulunmuştu. Anlatıldığına göre o bundan daha Önce Müslüman olmuş, ancak Rasûlullah (s.a.v.)'ın kendisine izin vermesi üzerine Mekke'de ikamete devam etmişti. Nitekim bu hususta bir hadis de varid olmuştur. Doğrusunu Allah büir.
Rasûlullah (s.a.v.), ona saygı gösterir ve evladın babasına gösterdiği hürmeti gösterirdi. "Bu, benim atalarımın bakiyesidir." derdi. Hz. Abbas, insanlar arasında Kureyşlilere en fazla şefkat gösteren ve akrabalık bağlarını gözeten kimse idi. Görüş sahibi ve tam akıllı bir kimse idi. Uzun boylu ve beyaz tenli olup yüzüne perde örterdi. Kızlardan başka on oğlu vardı. Oğulları şunlardır: Temmam (bu en küçük oğluydu) Haris, Abdullah, Ubeydullah, Abdurrahman, Avn, Fadl, Kuşem, Kesir ve Mabed. Ayrıca kölelerinden yetmişini azad etmişti.
imam Ahmed b. Hanbel, Sa'd b. Ebi Vakkas'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasûlullah (s.a.v.), Abbas için şöyle dedi: "Şu Abbas b. Abdülmuttalib, Kureyşlilerin en eli açık olanı ve akrabalık bağlarına en fazla rivayet edenidir."
Buharı ve Müslim'in sahihlerinde sabit olduğuna göre Rasûlullah (s.a.y.), Hz. Ömer'i zekat toplamak için gönderdiğinde insanlar; "Rasûlullah (s.a.v.), Îbn Cemil ile Halid b. Velid ve amcası Abbas'ı bu görevden affedip göndermedi." dediler. Rasûlullah ta Hz. Ömer'e şöyle demişti: Mîbn Cemil, öc almaz, ancak Halid'e gelince siz ona haksızlık ediyorsunuz. O zırhını ve teçhizatını Allah yoluna vakfetti. Abbas da benim nazarımda onun gibidir. Ey Ömer, sen duymadın mı ki, kişinin amcası babasının bir parçasıdır."
Sahih-i Buharf de Enes'ten rivayet olunduğuna göre Hz. Ömer, yağmur duasına çıktığında Hz. Abbas'ı da beraber götürür, onun yüzü suyu hürmetine Allah'tan yağmur diler ve şöyle dermiş: "Allah-ım, biz kıtlığa maruz kaldığımızda peygamberimizin yüzü suyu hürmetine senden yağmur dilerdik. Sen de bize yağmur verirdin. Şimdi de peygamberimizin amcasının yüzü suyu hürmetine senden yağmur diliyoruz." Hz. Ömer'in bu duası üzerine Cenâb-ı Allah, Müslümanlara yağmur yağdırmıştı. Anlatıldığına göre Hz. Ömer'le Hz. Osman, Hz. Abbas'a süvari olarak uğradıklarında ona ikramda bulunmak için bineklerinden iner-lermiş.
Vakidî ile başkalarının anlattığına göre Hz. Abbas, hicretin otuzikinci senesinin receb ayının onikinci gecesinden sonraki cuma gününde vefat etmiştir. Başka bir rivayete göre ise hicretin otuzikinci senesinin ramazan ayında seksensekiz yaşındayken vefat etmiştir. Namazım Hz. Osman kıldırmış ve Baki mezarlığına defiıedilmiştir. Onun hicri otuzü-çüncü senede veya otuzdördüncü senede vefat ettiğine dair bazı rivayetler de vardır. Onunla ilgili fazilet ve menkibeler gerçekten çoktur.

