Bu zatın soy kütüğü şöyledir: Abdurrahman b. Avf b. Abdi Avf b. Ab-dilharis b. Zühre b. Kilab b. Mürre Ebu Muhammed el-Kureşi ez-Zührî. islâmiyet'in ilk zamanlarında Hz. Ebu Bekir'in delaletiyle Müslüman oldu. Önce Habeşistan'a sonra da Medine'ye hicret etmiştir. RasûluUah (s.a.v.), onu Sa'd b. Rebi ile kardeş kıldı. Abdurrahman, Bedir gazvesine ve müteakip gazvelere katılmıştır. RasûluUah (s.a.v.), onu Beni Kelb kabilesine gönderdiği zaman emirlik alameti olsun diye sarığının ucunu omuzlarının arasına sarkıttı. Abdurrahman, Cennetle müjdelenen on sahabeden, islâm'a ilk giren sekiz kişiden, Hz. Ömer'den sonraki halifeyi seçecek altı kişilik şura meclisinden, sonra da bu meclisin kendi arasında seçtiği üç kişiden biridir. O, daha sonra Hz. Osman'ı halifeliğe takdim eden kişidir. Bir savaşta Halid b. Velid'le tartışmış, Halid, ona ağır sözler söylemişti. Bu durumdan haberdar olan Rasûlullah (s.a.v.)'da şöyle buyurmuştu: "Ashabıma sövmeyin. Nefsim kudret elinde bulunan zata yemin ederim ki, sizlerden biri Uhud dağı kadar altını Allah yolunda sarfedecek olsa bile yine de ashabımdan birinin Allah yolunda harcadığı bir avuç malın getireceği sevaba ya da bu sevabın yarısına dahi ulaşamaz."
Ma'mer, Zuhrf nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Abdurrahman b. Avf, Peygamber (s.a.v.) zamanında malının yarısı olan 4000 dinarı Allah yolunda sadaka olarak verdi. Sonra 40.000 dinarı sadaka olarak verdi. Sonra Allah yolunda 500 atı yükleyip verdi. Sonra yine Allah yolunda 500 bineği yükleyip verdi. Malının tamamını ticaret yoluyla kazanmıştı.
Abd b. Hamid'in "Müsned" adlı eserinde Enes b. Malik'den rivayet edilen hadise göre Abdurrahman b. Avf, hicret ettiği zaman Rasûlullah (s.a.v.), onu Osman b. Affan'la kardeş kıldı. Osman, ona:
- Benim iki bahçem var. Dilediğini kendine al, senin olsun, deyince Abdurrahman şu cevabı verdi. Allah iki bahçeni de sana mübarek kılsın. Ben bunun için Müslüman olmadım. Sen bana pazarı göster. Osman, ona pazan gösterdi. O da gidip pazarda yağçökelek ve deri satın almaya başladı. Bunların ticaretini yaptı. Kazanç sağladı, mal topladı. Evlendi. Ve Peygamber (s.a.v.)'e geldi. Peygamber (s.a.v.) de: "Bir koyunla da olsa düğün yemeği yap. Allah sana mübarek kılsın." dedi. Abdurrahman'm malı çoğaldı. Öyle ki buğday, un ve yiyecek maddesi taşıyan 700 binekten oluşan kervanı geldi. Kervan geldiği zaman Medine'de kargaşa meydana geldi. Hz. Aişe:
- Bu kargaşalık nedir? diye sorunca, kendisine Abdurrahman b. Avf in buğday, un ve yiyecek maddesi taşıyan 700 binekten müteşşekkil kervanının geldiği haber verildi. O da şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v.)'ın şöyle buyurduğunu işittim: "Abdurrahman b. Avf, Cennet'e sürünerek girecektir." Abdurrahman bunu duyunca Hz. Aişe'ye gelip şöyle dedi: "Anacığım, şahid ol. Bu kervandaki bineklerim, yükleri, çulları ve se-merleriyle birlikte Allah yolunda sadakadır."
îmam Ahmed b. Hanbel, Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Bir ara Hz. Aişe, evinde iken Medine içinde gürültü duydu. "Bu gürültü nedir?" diye sordu. Dediler ki: "Abdurrahman b. Avfın kervanı Şam'dan geldi. Her şeyi getirdi. Kervan yediyüz binekten müteşekkildi. Medine gürültüden sarsıldı." Hz. Aişe, bu hadise üzerine şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v.)'m "Abdurrahman b. Avfı sürünerek Cennet'e girerken gördüm." buyurduğunu işittim.»
Abdurrahman b. Avf, bunu duyunca: "Eğer yapabilseydim ayak üstü Cennet'e girerdim." diyerek kervanmdaki binekleri, sırtlarındaki çullan, semerleri ve yükleriyle birlikte, Allah yolunda sadaka olarak dağıttı. Abd b. Hamid tarafından rivayet edilen hadiste, "Rasûlullah (s.a.v.), Abdurrahman b. Avfı Osman b. Affan'la kardeş kıldı." denil-mekteyse de bu, Sahih-i, Buharfde geçen hadise ters düşen açık bir yanılgıdır. Zira Sahih-i Buharı de geçen hadiste anlatıldığına göre Rasûlullah (s.a.v.), Abdurrahman b. Avfm Sa'd b. Rebi el-Ensârî ile kardeş yapmıştır.
Sahih hadiste sabit olduğuna göre Rasûlullah (s.a.v.), bir seferde sabah namazının ikinci rekaatını Abdurrahman'ın arkasında ve ona tabi olarak kılmıştır. Bu büyük bir menkıbedir. Bu hususta hiç kimsenin şüphesi yoktur. Bu, tartışma götürmez bir gerçektir.
Abdurrahman, vefat edeceği zaman Bedir savaşma katılmış olup da o esnada hayatta kalan her mücahide kendi malından 400'er dinar verilmesini vasiyet etti. O esnada Bedir savaşma katılmış olupta hayatta bulunan sahabelerden 100 kişi vardı. Bunlar 400'er dinarlarını aldılar. Hatta Osman ile Ali de aldılar. Hz. Ali, o esnada şöyle demişti: "Git ey Avfm oğlu, sen malın çürüğünü paranın geçersizini geçtin. Malın saf ve sağlam olanını kazandın. "Abdurrahman b. Avf, mü'minlerin annelerinden yani Rasûlullah (s.a.v.)'ın zevcelerinden herbirine çok miktarda mal verilmesini vasiyet etti. Öyle ki, Hz. Aişe onun bu vasiyeti dolayısıyla: "Allah, ona selsebil pınannın suyunu içirsin." demişti.
Kölelerinden büyük bir çoğunluğu azad etti. Hürriyetlerine kavuşturdu. Bundan sonra da çok miktarda mal bıraktı. Malları arasında büyük bir altın kütlesi vardı. Ancak baltalarla parçalanabildi. Onu parçalayan adamlann elleri balta tutmaktan nasırlandı. Geride 100 at, 3000 koyun bıraktı. Koyunları Baki mıntıkasında otlatılmaktaydı. Dört ka-nsı vardı. Her birine terekenin sekizde birinin dörtte biri verildi ki, bu da 80.000 dinar tutuyordu. Vefat ettiği zaman cenaze namazım Osman b. Affan kaldırdı. Cenazesine Sa'd b. Ebi Vakkas da katıldı. Baki mezarlığına defnedildi. Vefat ederken yetmişbeş yaşındaydı. Beyaz tenli olup teni pembemsi bir renge bürünmüştü. Güzel yüzlü, ince tenli, iri gözlü, uzun kirpikliydi. Burnunun ucu yüksek olup başı iri, avuçları büyük, parmaklan kalın idi. Saç ve sakalmdald beyaz telleri koparmaz ya da boyamazdı. Allah, ondan razı olsun.

