îbn Cerir, ismi geçen yerlerin hicri onyedinci senede fethedilmiş olduklarını söylemiştir. Ancak bu yerlerin hicri onaltmcı senede fethedilmiş olduklarına dair başka bir rivayet de vardır. Seyf b. Ömer tarikiyle, şeyhlerinin şöyle dedikleri rivayet edilmiştir: Hürmüzan, yukarıda sözü edilen yerlere hükmediyordu. O, Kadisiye savaşından kaçan Farsh-lardandı. Ebu Musa, Basra'dan, Utbe b. Gazvan da Kûfe'den birer ordu hazırladılar ki, Hürmüzanla savaşsınlar. Neticede Cenâb-x Allah, Müslümanları ona karşı muzaffer kıldı, onun hakimiyetindeki topraklardan Dicle ile Düceyl arasındaki kısımları ele geçirdiler. Ondan diledikleri miktarda ganimet elde ettiler. Ve askerlerinden de dilediklerini öldürdüler. Sonra Hürmüzan, kendi hükmünde bulunan toprakların geri kalan kısımlarını hakimiyeti altında bırakmaları için Müslüman komutanlarla barış antlaşması yapma talebinde bulundu.Müslümanlar da bu hususta Utbe b. Gazvan'la müşavere yaptılar. O da müşavere neticesinde Hürmüzan'la barış antlaşması yaptı.
Elde edilen ganimetlerin beşte birini ve fetih müjdesini Hz. Ömer'e gönderdi. Hz. Ömer'e bu ganimetleri ve fetih müjdesini aralarında Ah-nef b. Kays'm da bulunduğu bir heyetle göndermişti. Hz. Ömer, Ahnefi beğenip takdir etmiş ve ikramda bulunmuştu. Ayrıca Utbe b. Gazvan'la istişarede bulunmasını, görüşünden yararlanmasını emretmişti. Bilahare Hürmüzan barış antlaşmasına riayet etmedi. Antlaşmayı bozdu ve bir grup Kürtten yardım istedi. Ama nefsi onu aldatmıştı. Şeytan, onun bu yaptıklarım kendisine güzel göstermişti. Fakat neticede Müslümanlar, onun üzerine yürüdüler. Ona karşı muzaffer oldular. Çok sayıda askerlerini ve adamlarını öldürdüler. Elindeki beldelerden Tüs-ter'e kadar olan kısımları ele geçirdiler. Hürmüzan ise, kaçıp Tüster kalesine sığındı. Müslümanlar, bu durumu Hz. Ömer'e bildirdiler. Sahabelerden Esved b. Seri bu hususta şöyle bir şiir söyledi:
"Ömrüme yemin olsun ki babamızın oğulları kaybetmediler. Aksine itaaat edenler arasında koruyup muhafaza ettiler. Rablerine itaat ettiler.
Ama Rablerinin emrini zayi edenler arasında bir kavim Rablerine isyan etti.
Onlar mecusilerdir. Kitap onları küfürden ve kötülükten men etmedi.
Onlar da öyle bir hücuma maruz kaldılar ki, başlarını içlerine çekmek durumunda kaldılar.
Hürmüzan, hızlı koşun bir at üzerinde cepheden kaçtı ki onun atının ardı sıra başka atlar da kaçıp gittiler.
istemeyerek köprü savaşının sabahında bahar çiçekleri açıldığı bir esnada Ehvaz mıntıkasını terkedip gitti.
Yine sahabelerden Harkus b. Züheyr es-Sadî de bu fetihle ilgili olarak şöyle bir şiir söylemişti:
"Her köşesinde azık ve zahireler bulunan beldelere sahip olan Hür-müzan'ı yendik.
Oraların karaları ve denizleri aynıdır, çünkü oraların her tarafı bakirdir.
O beldelerin sert ve katı toprakları vardı.
İki tarafında devamlı dolup taşan nehirler vardır."

