Bu zatm soy kütüğü şöyledir: Amr b. Ma'dikerib b. Abdullah, b. Amr'l-b. Asım b. Amr b. Zebid elEsğar b. Rebia b. Seleme b. Mazin b. Şeybe (Zebidül-Ekber) b. Haris b. Saf b. Sa'd el-Aşire b. Mezhiç ez-Zebidi el-Mezhici Ebu Sevr. Meşhur yiğitlerden ve namlı bahadırlardandır. Hicretin dokuzuncu senesinde (başka bir rivayete göre onuncu senesinde) Murad kabilesinin heyetiyle birlikte Rasûlullah (s.a.v.)'m yanına geldi. Zebid kabilesinin heyetiyle birlikte geldiği de söylenir. Esved el-Ansî ile birlikte dinden çıkıp irtidat etti. Halidb. Saidb. As, onun üzerine gidip onunla savaştı. Halid b. Said, onun omuzuna bir kılıç darbesi vurunca o, taraftarlarıyla birlikte kaçtı. Halid, onun Samsama adındaki kıhanı yağmaladı. Amr b. Ma'dikerib, daha sonra esir alınarak Hz. Ebu Bekir'e götürüldü. Hz. Ebu Bekir onu kınayıp azarladı.
Tevbe etmesini istedi, o da tevbe edip daha soma islâmiyet'ini güzelce yaşadı. Hz. Ebu Bekir,onu Şam'a gönderdi. O da Yermük savaşına katıldı. Sonra Sa'd'uı yanına gitmesini emretti. Sa'd'a da ona danışmanlık görevini vermesini emreden bir mektup gönderdi. Ancakmektubunda ona danışmasını, fakat idarecilik vememesini buyurdu. Cenâb-ı Allah, onunla İslâm'a ve Müslümanlara faydalar dokundurdu. Ve Kadisiye savaşında Amr, güzel bir sınav verdi. Anlatıldığına göre o, Kadisiye savaşında şehid edilmiştir. Nihavend savaşında şehid edildiğine dair bir rivayet te vardır. Başka bir rivayete göre Ravza'da susuzluktan ölmüştür. Doğrusunu Allah bilir. Bütün bu anlattıklarımız, hicretinyirmibirinci senesinde vuku bulmuştur. Kabilesinden ona mersiye yazan biri şöyle demişti:
"Ravza'da saldırdıkları günde süvariler korkak ve tecrübesiz olmayan bir adamı bırakıp gittiler.
Zebid kabilesine hatta Mezhiclilerin tamamına de ki: Siz, savaşması şiddetli ve tehlikeli olan Ebu Sevr Amr'ı vurdunuz." ,
Amr b. Ma'dikerib, üstün nitelikli şairlerdendi. Allah, ondan razı olsun. Şiirlerinden biri şudur:
"Beni kınıyor musun? Benim hazırlığım var. Bedenim var. Mızrağım var, güdülmesi kolay, genç develerim var.
Beni kınıyor musun? Ben ancak gençliğimi çağırıcının davetine icabet etmekle tükettim.
Çağırıcının çağrısına bahadırlarla birlikte gidip icabet ettim. Artık cismim zayıflaştı. Omuzum kılıç taşıya taşıya çöktü.
Kavmin aklı gittikten sonra benim aklım hâlâ kaldı.
Ama onların azığından önce benim azığım tükendi.
Kayslılar, benimle karşılaşmak istediler. Ben de istedim ve benim istediğim şey nerede?
Kendisi gelerek benden kâm almak isteyen beyinsizler niçin beni mazur görmüyorlar?
Ben onların yaşamasını istiyorum ama onlar beni öldürmek istiyorlar.
Dostundan muradını almak isteyen kimse senden özür diliyor."
Amr b. Ma'dikerib'in, Şurahbil b. Ka'ka' tarafından rivayet edilen telbiyeye dair bir hadisi vardır. Amr dedi ki: Cahiliye devrinde biz telbi-ye getirirken şöyle derdik: Seni tazim etmek için sana mazeret beyan ediyor ve buyur diyoruz. İşte Zebid kabilesi kahırla sana geldi. İyi atlar üzerinde onlar topluca koşup geldiler. Dağları ve ovaları kat edip geldiler. Putları boş ve kimsesiz olarak bırakıp geldiler.
Ama şimdi telbiye getirirken Allah'a hamd olsun ki, Rasûlullah (s.a.v.)'m bize öğrettiği şekilde şöyle diyoruz:
"Buyur Allah'ım, buyur. Ortağın yoktur, buyur. Doğrusu hamd ve nimet sana aittir. Mülk senindir. Ortağın yoktur."

