El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Amvas Taunuyla İlgili Bazı Haberler

Bu hastalık sebebiyle Ebu Ubeyde, Muaz, Yezid b. Ebu Süfyan ve diğer önde gelen sahabelerle başka şahsiyetler vefat etmişlerdi. Muhammed b. îshak, Tank b. Şihab el-Becelf nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Biz, …

Bu hastalık sebebiyle Ebu Ubeyde, Muaz, Yezid b. Ebu Süfyan ve diğer önde gelen sahabelerle başka şahsiyetler vefat etmişlerdi.

Muhammed b. îshak, Tank b. Şihab el-Becelf nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Biz, Kûfe'de Ebu Musa'nın yanına gitmiştik.Sohbet ederken şunları söyledi:"Acele etmenizde bir sakınca yoktur. Çünkü bu evde bir kişiye hastalık isabet etmiş bulunuyor veya bu kasabayı bırakıp kırlara çıkabilirsiniz. Geniş alanlara çıkıp gidilebilir. Allah, orada bu vebayı kal-dırıncaya kadar gezinebilirsiniz. Ben size hoş olmayan, sakınılması gereken şeyi haber vereceğim. Bir kişi eğer bu kasabada kalması halinde öleceğini zannederse veya burada kalıpda bu hastalığa yakalanan bir kimse buradan giderse yakala Tim ayacağını sanırsa işte bu güzel birşey değildir. Eğer Müslüman böyle bir kanaata sahip olmayacaksa onun bu kasabadan çıkmasında bir sakınca yoktur. Ben, Amvas taunu sırasında Şam'da Ebu Ubeyde'yle birlikte bulunuyordum. Hastalığın etrafı sardığını Ömer duyunca Ebu Ubeyde'yi oradan çıkarabilmek için ona şöyle bir mektup yazdı.:

"Sana selam olsun. Şu anda sana ihtiyacım var. Bir konuda bizzat seninle karşılıklı olarak konuşmak istiyorum. Bu sebeple mektubu aldığında elinden bırakmadan yola çık." Fakat Ebu Ubeyde Hz.Ömer'in maksadını anlayarak ona şu cevabı yazdı:"Ey mü'minlerin emiri!Senin bana niçin ihtiyacın olduğunu biliyorum. Ben, Müslüman askerler ara-sındayım. Kendimi onlara tercih edemem. Ben, Allah benimle onlar bakında emir ve hükmünü verip uygulayıncaya kadar onlardan aynlmak istemiyorum.Sen beni yanına çağırmaktan vazgeç," Hz. Ömer, mektubu okuyunca ağlamaya başladı. Çevresindekiler, kendisine:"Ey müzminlerin emiri! Ebu Ubeyde vefat mı etti yoksa?" diye sorunca Hz. Ömer: "Hayır, ama vefat etmiş sayılır." diye cevap verdi. Hz. Ömer, Ebu Ubeyde'ye Müslümanları alıp bu bölgeden uzaklaşmasını bildiren bir mektup yazınca Ebu Ubeyde,Ebu Musa'yı çağırarak ona şöyle demişti: "Müslümanlar için kalabilecekleri bir yer tesbit et."

Ebu Musa der ki: "Ben yola çıkmak üzere evime gittiğimde eşimin hastalığa yakalandığını gördüm. Ebu Ubeyde'ye dönüp kendisine: "Yemin ederim ki ailemin başına bir iş geldi." deyince kendisi bana:"Yoksa eşin hastalığa mı yakalandı?" diye sordu. Ben de ona: "Evet" diye karşılık verdim. Bunun üzerine Ebu Ubeyde, kendi devesinin hazırlanmasını istedi ve devesinin yanına gitti. Fakat ayağını üzengiye yerleştirir yerleştirmez o da hastalığa yakalandı ve:"Allah'a yemin ederim ki, ben de bu hastalığa yakalandım." dedi. Daha sonra Cabiye'de konaklayınca-ya kadar yoluna devam etti. Ebu Ubeyde Müslümanlar arasında şöyle konuşmuştu:

- Ey insanlar! Bu hastalık Rabbinizin rahmeti, Peygamberinizin duası ve sizden önceki salih kimselerin ölüm sebebidir. Ebu Ubeyde, bu hastalıktan kendisinin payının da> verilmesini Allah'tan dilemiştir. Daha sonra da kendisi bu hastalıktan vefat etti. Öleceği sırada yerine Mu-az b. Cebel'i tayin etmişti. Muaz b. Cebel ondan sonra kalkıp şu konuşmayı yaptı:

- Ey insanlar! bu hastalık Rabbinizin rahmeti, peygamberinizin duası ye sizden önceki salih kimselerin de Ölüm sebebidir. Ben, Muaz ailesinin bu hastalıktan paylarının verilmesini Allah'tan dilerim.Daha sonra Muaz'm oğlu Abdurrahman bu hastalığa yakalanarak öldü. Arkasından ayağa kalkarak bu hastalıktan kendisine de pay verilmesini diledi. Avucunda vebanın izleri görülmeye başlandı. Kendisi avucunu öptü sonra da şöyle dedi: "Sendeki bu hastalığa karşılık dünyadaki hiç birşeyi tercih edip kabul edemem." Muaz da vefat edeceği sırada yerine Amr b. As'ı tayin etti. Amr b. As kalkıp halka şöyle bir nutuk irad etti:

- Ey insanlar! Doğrusu bu hastalık, bir kimsenin içine düşerse ateş gibi alevlenir. Siz dağlara çıkarak kendinizi bu hastalıktan korumaya bakın.

Dinyeciler arasında bulunan Ebu Vail el-Hüzelî de ona şöyle karşılık verdi:

- Yalan söylüyorsun. Vallahi ben, Rasûlullah (s.a.v.)'la beraber bulundum Ve sen benim şu eşeğimden daha kötüsün.

Amr b. As, ona:

- Vallahi ben sana bu sözün dolayısıyla cevap vermeyeceğim. Allah'a yemin ederim ki, biz dağlarda ikamet edici değiliz, dedi. Sonra da dağa çıktı. insanlar da onunla birlikte çıkıp dağıldılar. Allah, onlardan taunu giderdi. Ömer b. Hattab, Amr b. As'm bu görüşünü haber alınca çirkin karşılamadı. Ibn îshak der ki: Hz. Ömer, Ebu Ubeyde ile Yezid b. Ebu Süfyan'ın vefat ettikleri haberini duyunca Dımaşk ordularının üzerine Muavi-ye'yi komutan yaptı. Oranın haracının toplanmasını da onun uhdesine verdi. Şurahbil b. Hasene'yi de Ürdün ordusunun başına komutan yapıp oranın haracının toplanmasını da ona havale etti.

Seyf b. Ömer, üstadlarının şöyle dediklerini rivayet etmiştir: Am-vas taunu İM kez görüldü. Daha önce böyle bir hastalık görülmemişti ve uzun süre devam etti. İnsanlardan çoğu bu hastalık yüzünden vefat etti. Hatta düşmanlar bunu fırsat bilerek islâm diyarına saldırmaya niyetlendiler. Müslümanlar da bu sebeple korkuya kapıldılar.

Ben derim ki: işte bu yüzden Hz.Ömer, bu hastalıktan sonra Şam'a gelip vefat edenlerin miraslarını taksim etti. Çünkü bu mirasları taksim etme işi komutanlara zor gelmişti. Onun, Şam'a gelişi sebebiyle halkın gönlü hoş olmuştu ve bu sebeple de düşmanlar, islâm diyarına saldırma niyetinden vaz geçmişlerdi. Hamd ve minnet Allah'adır.

Seyf b. Ömer, Hz.Ömer'in hicri onyedinci sene sonunda Amvas taunundan sonra Şam'a gelişini anlattıktan sonra şöyle demiştir: "Hz. Ömer, hicri onyedinci senenin zilhicce ayında Şam'dan Medine'ye dönmek istediği zaman kalkıp insanlara hutbe irad etti. Hutbesinde Allah'a hamdü senada bulunduktan sonra şöyle dedi:

- Ben, başınıza idareci olarak tayin edildim. Allah'ın sizin yönetiminizle ilgili olarak bana verdiği görevleri inşallah yerine getirmişim-dir. Ganimetlerinizi, evlerinizi ve gazvelerinizi aranızda yaydık. Yanımızda bulunan şeyi size ulaştırdık. Sizin için ordular tertipledik. Yükselme yollarınızı hazırladık. Uğruna savaştığınız Şam'ınızı ve ulaşabildiğiniz kadar ganimetlerinizi genişlettik. Yiyeceklerinizi belirledik. Size maaş, erzak ve ganimet verilmesini emrettik.Yapılması gereken birşeyi bileniniz varsa bunu bize bildirsin ki, inşaallah o işi yapalım. Güç ve kuvvet ancak Allah iledir." Hutbe iradından sonra namaz vakti gelmişti. Cemaat ona:

- Ey mü'minlerin emiri! Bilal'e emir versen de ezan okusa, dediler. O da Bilal'e emir verdi. Bilal, kalkıp ezan okudu. Peygamber (s.a.v.)'ın zamanında Bilal'ın ezan okuduğunu gören herkes sakallarını ıslatınca-ya kadar ağladı. Hz. Ömer, onlardan daha çok ağladı. Peygamberin zamanına yetişmiş olmayanlar da sahabelerin ağladıklarından ve Rasûlullah'm hatırasını yad ettiklerinden ötürü ağladılar.

Ibn Cerir, hicri onyedinci senede Hz. Ömer'in, hamama gidip vücuduna beyaz çiçek sürdükten sonra şarapla yoğurulmuş aspur sürünen Halid b. Velid'e kmayıcı bir mektup gönderdiğini ve mektubunda şunları yazdığını rivayet etmiştir: "Allah, şarabın gizlisini de açığını da haram kılmıştır. Bu sebeple onu vücudunuza sürmeyin.Elinizi ona değdir-meyin. Çünkü o necistir. Eğer bunu yapmışsanız bir daha yapmayın." Halid de Hz. Ömer'e şu cevabi mektubu yazıp gönderdi: "Biz, şarabı öldürdük. O yıkayıcı bir su haline geldi. Şaraptan başka birşey oldu." Hz. Ömer de ona şöyle bir mektup gönderdi:

"Öyle sanıyorum ki, Muğire ailesi cefa ile mübtela olmuştur. Allah, sizi cefa üzerine öldürmesin." Bunun üzerine Halid, bu şekilde hamama gidip sözü edilen bitkileri vücuduna sürmeye son verdi.

Seyf b. Ömer dedi ki: Hicri onyedinci senede Basralılara da taun isabet etti.Bu yüzden çok sayıda insan öldü. Allah onlara rahmet etsin ve hepsinden razı olsun. Dediler ki: Haris b. Hişam, aile efradından yetmiş kişiyle Şam'a geldi ve onlardan ancak dört kişi geri dönebildi. Muhacir b. Halid, bu olayla ilgili olarak şöyle bir şiir söylemiştir:

"Şam'a inip yerleşen orada kalır.

Şam, eğer bizi yok etmezse bile sıkıntıya düşürür.-

Beni Rayta kabilesinden bıyığı kırkılmamış yirmi kahraman genç yok oldu.

Onların amcazadelerinden de bir o kadarı yok oldu.

Şaşan kimse, işte böyle bir duruma şaşar.

Darbe ve hastalık onların ölümü oldu.

Katip, bizim için kadere bunu yazdı."