El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Cemel Vak'ası'nın Başlangıcı

Hz. Osman, teşrik günlerinden sonra öldürüldüğünde Peygamber (s.a.v.)'in zevceleri ve mü'minlerin anneleri fitneden kaçmak için o sene hacca gitmişlerdi. Hacda iken insanlar, Hz. Osman'ın öldürüldüğünü duymuşlardı. Bu …

Hz. Osman, teşrik günlerinden sonra öldürüldüğünde Peygamber (s.a.v.)'in zevceleri ve mü'minlerin anneleri fitneden kaçmak için o sene hacca gitmişlerdi. Hacda iken insanlar, Hz. Osman'ın öldürüldüğünü duymuşlardı. Bu arada bunlar, Mekke'den çıkıp Medine yoluna çıkmış oldukları halde tekrar Mekke'ye dönmüşler, orada ikamete başlamış ve insanların neler yapacağını beklemeye, haberleri araştırmaya başlamışlardı. Hz. Ali'ye bey'at edilmiş, yönetim onun eline geçmiş, idarede onun görüşü hakim olmuştu. Fakat insanlar bunu kendi rızalarıyla yapmış, ona bey'atta bulunmuş değillerdi. Çünkü Hz. Osman'ı övdüren Haricilerin ele başları bu işi bir oldu bittiye getirmişlerdi. Aslında Hz. Ali de onlardan hoşnut değildi. Fakat onların başlarına bir felaket gelmesini bekliyordu. İmkan bulduğu takdirde Allah'ın hakkını onlardan almak istiyordu. Ama durum böyle olup da onlar müstevli duruma gelerek sahabelerin önde gelen şahsiyetleri ile Hz. Ali'yi birbirlerinden kopardıklarında Ümeyye oğullarından bir topluluk ile diğer bazı Müslümanlar Mekke'ye kaçmışlardı. Talha ile Zübeyr de umre yapmak üzere Mekke'ye gitmek için Hz, Ali'den izin istemişler, Hz. Ali'nin onlara izin vermesi üzerine bunlar Mekke'ye gitmek üzere yola koyulmuşlardı. Büyük bir kalabalık da peşlerine takılmıştı. Hz. Ali, Şamlılarla savaşmaya karar verdiği zaman Medinelilerden kendisiyle birlikte Şam'a gelmelerini istemiş ama onlar onun bu isteğine muvafakat etmemişlerdi.

Abdullah b. Ömer'den de kendisiyle birlikte Şam'a gelmesini istemiş, onu bu hususta teşvik etmiş, ancak o şöyle karşılık vermişti: "Ben de Medinelilerden biriyim. Eğer onlar seninle birlikte Şam'a gelirse ben de senin bu emrine itaat ederim. Ama bu sene savaş için Medine'den çıkmayacağım." Böyle dedikten sonra îbn Ömer hazırlığını yapıp Mekke'ye gitti.

Hz. Osman tarafından Yemen'e vali olarak tayin edilmiş olan Yala b. Ümeyye de o sene Yemen'den Mekke'ye gelmiş, beraberinde 600 deve ve 600.000 dirhem para getirmişti. Abdullah b. Âmir de Basra'dan Mekke'ye gelmişti. O da Hz. Osman'ın Basra valisi idi. Böylece Mekke'de sahabelerin önde gelen şahsiyetlerinden ve mü'minlerin annelerinden, yani Rasûlullah (s.a.v.)'ın zevcelerinden oluşan bir topluluk meydana geldi. Hz. Aişe kalkıp onlara bir konuşma yaptı. Osman'ın intikamım almaları için onları teşvik etti. Asilerin haram bir beldede ve haram ayda Rasûlullah (s.a.v.)'m komşuluğunu hiçe sayarak kanlar akıttıklarını, mallar yağmaladıklarını anlattı. Dinleyiciler onun çağrısına icabet ettiler. Ve yararlı göreceği bütün kararlarına itaat edeceklerini bey*at ettiler. "Sen nereye gidersen biz de seninle geliriz" dediler.

Kimi Şam'a gidelim, kimi de oraya gitmeyelim. Muaviye, orada bizim yapmamız gerekeni yapar, dediler. Eğer Şam'a gitselerdi asilere galip olup bütün yönetimi ellerine geçirirlerdi. Çünkü sahabelerin önde gelen büyük şahsiyetleri onlarla beraberdi. Kimi de, Medine'ye gidelim, Ali'den Osman'ın katillerini bize teslim etmesini isteyelim ki o katiller öldürülsün, dediler. Başkaları da şöyle dediler: "Hayır, Basra'ya gidelim. Oradaki atlardan ve adamlardan kuvvet alalım. Önce oradaki asileri ve Osman'ın katillerini öldürmekle işe başlayalım." Hepsi bu sonuncu görüş üzerinde birleştiler. Peygamber Efendimiz'in diğer zevceleri, Hz. Aişe'nin Medine'ye gitmek gerektiğine dair ortaya koyduğu görüşüne muvafakat ettiler.

Ancak insanlar Basra'ya gitme kararı üzerinde ittifak ettiklerinden Peygamber Efendimiz'in diğer zevceleri onlarla birlikte yola koyulmaktan vazgeçtiler. Ve: "Medine'den başka yere gitmeyiz." dediler. Ya'lâ b. Ümeyye, asilerle savaşacak olan insanların silahâve teçhizatlarını temin etti. Onlara 600 deve ve 600.000 dirhem sarfetti. îbn Amir de çok mal vererek ihtiyaçlarını karşıladı. Hz. Ömer'in kızı ve mü'minlerin annesi Hafsa, Basra'ya gitme hususunda Hz. Aişe'ye muvafakat etti. Kardeşi Abdullah, onu bu kafileye katılmaktan ve Basra'ya gitmekten menetti. Abdullah da onlarla birlikte Medine'den başka yere gitmeye yanaşmadı. İnsanlar, Hz. Aişe'nin maiyetinde 1000 binekle yola çıktılar. Başka bir rivayette anlatıldığına göre yola çıkan bu topluluk, Medine ve Mekkelilerden oluşan 900 süvariden ibaretti.

Ancak başkaları da kendilerine katılınca 3000'i buldular. Mü'minlerin annesi Hz. Aişe, asker adlı devesinin üzerinde bir mahfe içindeydi. Bu deveyi Ya'lâ b. Ümeyye, Ureyneli bir adamdan 200 dinara (başka bir rivayette anlatıldığına göre seksen dinara) satın almıştı. Peygamber Efendimiz'in diğer zevceleri de Hz. Aişe ile birlikte zat-ı Irk'a kadar gelmişler, orada kendisinden ayrılmışlar ve vedalaşıp ağlamaya başlamışlardı. Orada bulunanlar da ağlaşmaya başlamışlardı. O güne ağlaşma günü denmişti. Artık insanlar, Basra yoluna çıkmışlar ve yola revan olmuşlardı. Hz. Aişe'nin emri üzerine cemaata namazlarını Abdullah b. Zübeyr (Hz. Aişe'nin kızkardeşinin oğlu) kıldırıyordu. Mer-van b. Hakem de namaz vakitlerinde cemaata ezan okuyordu. Yolda giderlerken geceleyin Hav'eb denen bir suyun yanma varmışlardı.

Köpekler ulumaya başlamışlardı, Hz. Aişe, bu ulumaları duyunca; "Bu yerin adı nedir?" diye sormuş oradakiler:

- Hav'eb'dir, deyince ellerini birbirine vurmuş ve şöyle demişti:

- İnnâ lillah ve innâ ileyhi raciun. Ben mutlaka geri döneceğim.

- Niçin?

- Ben, Rasûlullah (s.a.v.)'m kadınlarına şöyle dediğini işittim: "Hav'eb köpeklerinin hanginize uluyacağını keşke bilseydim."

Böyle dedikten sonra Hz. Aişe, devesinin omuzları arasına vurara-rak ıhdırmış ve:

- Beni geri götürün. Beni geri götürün. Vallahi ben, Hav'eb suyunun sahibesiyim, demişti."

Biz bu hadisi bu kitabın peygamberlik delilleri bölümünde çeşitli lafız ve rivayetleriyle nakletmiştik. İnsanlar da bir gün bir gece Hz. Aişe'nin etrafında develerini ıhdırarak beklemişler, Abdullah b. Zübeyr de Hz. Aişe'ye şöyle demişti:

"Buranın, Hav'eb suyu olduğunu sana söyleyen kişi yalan söylemiştir." İnsanlar: "Kurtuluşa gelin, kurtuluşa gelin, işte Ebu Talib oğlu Ali'nin ordusu geliyor." dedi. Hepsi Basra'ya doğru yola çıktılar. Basra'ya yaklaştığında Hz. Aişe, Ahnef b. Kays ile diğer liderlere hitaben bir mektup göndererek "Ben Basra'ya geliyorum." diye bildirdi.

Osman b. Hanif de İmran b. Husayn ile Ebu Esved ed-Düerfyi Hz. Aişe'ye göndererek oraya niçin geldiğini sormalarım istedi. Bunlar, Hz. Aişe'nin yanma geldiklerinde selam verdiler. Ve kendisine oraya niçin

geldiğini sordular. O da Osman'ın intikamını almak için geldiğini, onun haram ayda, haram beldede haksız yere öldürüldüğünü söyledi ve şu ayet-i kerimeyi okudu:

"Ancak sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı ve insanların arasını düzeltmeyi gözeten kimseler müstesna, onların gizli toplantılarının çğunda hayır yoktur. Bunları, Allah'ın rızasını kazanmak için yapana büyük ecir vereceğiz." (en-Nisâ, 114.)

Bunlar, Hz. Aişe'nin yanından çıkıp Talha'mn yanma giderek ona şöyle sordular:

- Buraya niçin geldin?

- Osman'ın intikamını almak için.

- Sen Ali'ye bey'at etmemiş miydin?

- Evet, ama boynumun üzerinde kılıç vardı. Korktuğum için ona bey'at ettim. Eğer bizimle Osman'ın katillerinin arasından çıkmaz ve bizi başbaşa bırakmazsa, onun halifeliğini kabul etmeyeceğim.

Bunlar daha sonra Zübeyr'in yanına gittiler. Ona da aynı şeyleri sordular. O da aynı cevaplan verdi. îmran ile Ebu Esved ed-Düelî, Osman b. Hanifin yanına döndüler. Ebu Esved, ona şöyle dedi:

"Ey Huneyf in oğlu, sana gelindi. Sen de savaşa çık. Mızrakla vuruş. Kılıçla savaş ve diren. Zırhını giyerek, nikahını takarak, paçanı sıvayarak onlara karşı çık."

Bu laflan duyan Osman, şöyle der: "Innâ lillah ve innâ ileyhi raciun. Kabe'nin Rabbine andolsun ki, İslâm'ın değirmeni ters dönmeye başlamıştır. Balanız, bundan sonra ne gibi bozukluklar meydana gelecek, görünüz."

îmran da peygamberin: "Otuzbeşinci senede İslâm değirmeni ters dönecektir." mealindeki hadisini kastederek "Vallahi uzun bir savaşa girişeceksiniz" dedi. Sonra Osman b. Huneyf, İmran b. Husayn'a:

- Bana bir tavsiyede bulunur musun? diye sorunca Îmran şöyle dedi:

- Bir kenara çekil. Ben de evimde oturacağım (veya devemin üzerinde duracağını, demiştir."

Inıran böyle dedikten sonra çekip gitmiş, Osman da: "Hayır, raü'minlerin emiri gelinceye kadar onlan alıkoyacağım." demiş ve insanlara çağrıda bulunarak silahlannı kuşanmalanm ve mescitte toplanmalanm istemişti. Halk mescitte toplanınca onlara, savaşa hazırlanmalarını emretmişti. Osman, minber üzerindeyken adamın biri kalkıp şöyle demişti:

- Ey insanlar! Eğer şu kavim korktuklan için gelmiş iseler bilin M, bunlar kuşlann bile güvende olduğu bir beldeden gelmektedirler. Eğer Osman'ın intikamını almak için gelmiş iseler bilin ki, biz onun katilleri değiliz. Bana uyunda şunlan geldikleri yere geri gönderelim.

Esved b. Seri es-Sadî kalkıp şöyle dedi:

- Hayır, bunlar bizden ve başkalarından Osman'ın katillerine karşı yardım istemeye gelmişlerdir. Bu konuşmayı yapan adamı taşladılar. Osman b. Huneyf de, Hz. Osman'ı öldüren kimselerin Basra'da da taraf-tarlan bulunduğunu anladı ve bundan rahatsız oldu.

Mü'minlerin annesi Hz. Aişe ve beraberindekiler gelip Basra'ya yakın bir mevki olan Merbe'de konakladılar. Onun askerlerinin safında savaşmak isteyen Basrahlar yanma gittiler. Osman b. Huneyf de askerleriyle birlikte Basra'dan çıkıp Merbed'e gitti. Orada iki taraf karşı karşıya geldi. Sağ kanatta bulunan Talha konuştu ve Osman'ın intikamının alınmasını istedi. Zübeyr de peşi sıra konuşmaya başladı, aynı şeyleri söyledi. Basralılardan ve Osman b. Huneyfin askerlerinden bazıla-n onlara karşılık verdiler. Mü'minlerin annesi Hz. Aişe konuştu. Taraf-tarlannı savaşa teşvik etti. Ordunun kenar kesimlerindeki bazı gruplar birbirlerine sövmeye ve taş atmaya başladılar. Sonra hernes yerine çekildi. Osman b. Huneyfin askerlerinden bir grup, Hz. Aişe'nin askerlerinin arasına katıldı. Böylece Hz. Aişe'nin askerleri çoğaldı. Harise b. Kudame es-Sadi gelip ona şöyle dedi:

"Ey mü'minlerin annesi! Allah'a yemin ederim ki, senin evinden çıkıp bu deve üzerinde silahlara hedef olarak buraya gelmen, Osman'ın öldürülmesinden daha önemli ve büyük bir hadisedir. Eğer sen gönüllü olarak buraya yanımıza gelmişsen tekrar evine geri dön. Eğer zorlayarak buraya getirilmiş isen evine dönmek için buradaki halktan yardım iste.

Osman b. Huneyfin süvarilerinin komutanı olan Hakim b. Cebel'e gelip savaşı başlattı. Hz. Aişe'nin taraftarlan, ellerini silaha sürmediler. Savaşmak istemediler. Ancak Hakim, onlara saldırdı. Böylece iki taraf da yol ağzında çarpışmaya başladılar. Hz. Aişe, askerlerine sağa çekilmelerini, Beni Mazin kabilesinin mezarlığının yanına varmalannı emretti. Oraya çekildiklerinde gece karanlığı bastırdı. Böylece iki taraf çarpışmaya son verdi. Ertesi gün tekrar savaşmaya başladılar. Şiddetlice çarpıştılar. Çarpışma zevale kadar devam etti. Osman b. Huneyfin taraftarlanndan çok adam Öldürüldü. İki tarafla da aralannda yazışarak banş çağrısında bulundular. Ve neticede Medine'ye bir elçi göndererek Medine halkının düşüncesini sormak ve Talha ile Zübeyr'in be/ata zorlandıklannı Medineliler söylerlerse Osman b. Huneyf Basra'dan çıkacak ve Basra'yı onlara bırakacaktı. Eğer Talha ile Zübeyr, bey*ata zorlanmamışlarsa Talha ile Zübeyr Basra'dan çıkıp orayı Osman b. Huneyf e bırakacaklardı. Bu amaçla KsJb b. Sûr el-Kadî'yi Medine'ye gönderdiler. Ksib, cuma günü Medine'ye vardı. Kalkıp Medinelilere şöyle sordu:

- Talha ile Zübeyr, Ali'ye gönüllü olarak mı bey'at ettiler, yoksa tehdit altında kaldıkları için mi bey'at ettiler?

Herkes sustu. Sadece Usame b. Zeyd kalkıp: "Tehdit altında kaldıkları için Ali'ye bey'at ettiler." diye cevap verdi. Bazıları ona hücum ettiler. Onu dövmek istediler. Ancak Süheyb ile Ebu Eyyüb ve bir topluluk onu müdafaa ettiler ve saldırganların elinden kurtardılar. Kendisine de: "Sen de bizim gibi sussaydm olmaz mıydı?" deyince o şöyle karşılık verdi: "Hayır, vallahi ben durumun bu noktaya geleceğini sanmıyordum." dedi.

Hz. Ali, Osman b. Huneyf e mektup göndererek Talha ile Zübeyr*i topluluktan ayrılmaya değil, toplulukla bir arada olmaya ve fazilet hususunda birleşmeye zorlamış olduklarını bildirdi. Eğer kendisini halifelikten hal etmek istiyorlarsa bu hususta onların bir gerçekçeleri olmadığım fakat başka bir amaçlan varsa bunu açıklamalarını, kendisinin de bu hususta düşüneceğini beyan etti.

Ka'b b. Sûr, Hz. Ali'nin mektubunu Osman b. Huneyf e getirdi. Osman: "Bu, bizim içinde bulunduğumuz durumu ilgilendirmeyen başka bir şeydir." dedi.

Talha ile Zübeyr, yanlarına gelmeleri için Osman b. Huneyf e haber gönderdiler. Ancak Osman, onların bu isteklerini kabul etmedi. Bunun üzerine bu ikisi, karanlık bir gecede adam toplayarak yatsı vakti büyük camiye gittiler. Ancak Osman, o gece camiye gelmedi. NamazınAbdur-rahman b. Attab b. Üseyd kıldırdı. Basra'nın ayak takımı bu gelen ordudaki askerlere sövüp saydılar. Karşılıklı olarak birbirlerine vurdular. Onlardan kırka yakın adam öldürüldü. Halk da Osman b. Huneyf in köşküne girdi. Onu, Talha ile Zübeyr'in yanına getirdiler. Yüzünde yolunmadık bir tüy dahi bırakmadılar. Talha ile Zübeyr, bu büyük hadiseyi Hz. Aişe'ye bildirdiler. Hz. Aişe de Osman'ın serbest bırakılmasını emredince onu serbest bıraktılar. Beytülmalm yöneticiliğine Hz. Ebu Bekir'in oğlu Abdurrahman'ı atadılar.

Talha ile Zübeyr, Beytülmaldakı eşyaları halka taksim etti. îtaat edenleri biraz tercih ettiler. Bunun üzerine halk, akın akın gelip erzaklarını almaya başladılar. Neticede Beytühnala bekçiler yerleştirip tedbir aldılar. Basra yönetimini diktatörce yürüttüler. Hz. Osman'ın katillerinden bir grup ile bunların yardımcıları, buna karşı kızıp gayrete geldiler. 300'e yakın asker topladılar. Bu askerlerin başına Hakim b. Cebe-le'yi komutan yaptılar. Hakim, Hz. Osman'ı öldürenlerden biriydi. Bunlar ortaya çıkıp savaşmaya başladılar. Adamın biri Hakim b. Cebele'nin ayağına vurarak ayağını kopardı. Bu da ayağım sürüyerek koştu ve ayağım kesen adama ayağıyla vurdu ve öldürdü. Sonra ayağına yaslanarak şöyle dedi:

"Ey bacak, seni pek önemsemiyorum. Senen yerine kolum vardır.

Onunla parçamı himaye ederim. Ölmek benim için utanç değildir. Halk arasında utanç cepheden kaçmaktır. Harab olup ölmek, şerefi rezil etmez

Hakim b. Cebele, başını kendisini Öldüren adamın üzerine yaslayıp uzanmış vaziyette iken adamın biri kendisine uğrayıp:

- Seni kim öldürdü? diye sormuş, o da:

- Şu yastığım beni öldürdü, diye cevap vermişti.

Sonra Hakim ve Hz. Osman'ın katilleriyle taraftarlarından olan yetmiş kadar Medineli öldürüldüler. Böylece Talha ve Zübeyr'e muhalefet eden Basralıların moralleri çöktü. Maneviyatları gevşedi. Anlatıldığına göre o sırada Basralılar, Talha ile Zübeyr'e bey'at etmişlerdi. Zübeyr de kendisiyle birlikte yola koyularak gelmesinden önce Hz. Ali'yi karşılamaya gitmeleri için 1000 kadar süvariye çağrıda bulunmuş, ancak hiç kimse onun bu çağrısına icabet etmemişti. Bu durumu bir mektup yazarak Şamlılara müjdelemişlerdi. Bu hadise, hicretin otuzaltmcı senesinin rebiyülevvel ayının bitimine beş gece kala vuku bulmuştu. Hz. Aişe de Zeyd b. Sohan'a mektup yazarak kendisine yardım etmesini ve kendisiyle birlikte hareket etmesini, şayet yardıma gelmese de bir şeye karışmamasını, evinde oturmasını, ne lehinde ne de aleyhinde bulunmasını taleb etmiş, Zeyd de ona şu cevabı vermişti:

"Sen, kendi evinde oturduğun sürece sana yardımcı olurum.

Ancak savaş hususunda Hz. Aişe'ye itaat etmemişti ve şöyle demişti: Allah, mü'minlerin annesi Aişe'ye rahmet etsin. Allah ona kendi evinde oturmasını, bize de savaşmamızı emretmiştir. Ama o, kendi evinden dışarı çıkıp savaşmaya girişti. Bize de evlerimize kapanmamızı emretti ki, savaşmak aslında bizim hakkımızdır." Hz. Aişe, Yemamelî-lerle Kûfelilere de aynı mealde mektuplar gönderdi.