El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Ecnadeyn Savaşı

Amr b. As, ordusuyla yola çıktı. Ordunun sağ cenahında oğlu Abdullah, sol cenahında Cüdane b. Temim el-Malikî vardı. Cünade, Beni Malik b. Kinane kabüesindendi. Şurahbil b. Hasene de vardı. Amr b. As, Ürdün'de Ebu Aver …

Amr b. As, ordusuyla yola çıktı. Ordunun sağ cenahında oğlu Abdullah, sol cenahında Cüdane b. Temim el-Malikî vardı. Cünade, Beni Malik b. Kinane kabüesindendi. Şurahbil b. Hasene de vardı. Amr b. As, Ürdün'de Ebu Aver es-Sülemf yi komutan vekili olarak bıraktı. Kendisi Remle'ye ulaştığında orada Artabon komutasında bir Bizans askerî birliği gördü. Artabon, onların en dahîsi, en akıllısı, en uzak görüşlüsü ve ince hesapları dahi yapmayı ihmal etmeyenlerinden biri idi. Hem Rem-le'de, hem de Kudüs'te büyük birer ordu yerleştirmişti. Amr b. As, bu durumu Hz. Ömer'e bildirmek üzere bir mektup gönderdi. Amr'ın mektubunu alan Hz. Ömer:"Şimdi biz, Bizanslı Artabon'un üzerine Arapların Artabon'unu göndermiş bulunuyoruz. Kimin bu işi başaracağına dikkat ediniz." dedi. Amr b. As, Kudüslülerle savaşmaları için Alkame b.

Hakim el-Firasî ile Mesruk b. Bilal el-Akkfyi gönderdi. Ebu Eyyüb el-Malikf yi de Remle'ye gönderdi. Remlede Bizanslıların komutanı Toza-rik bulunuyordu. Bunlar, Amr b. As ile ordusunun Kudüs'e gitmelerine engel olmak için Remle'de bulunuyorlardı. Hz. Ömer'in gönderdiği takviye birlikleri, Amr b. As'm yanına geldikçe o, bu birliklerin bir kısmını Kudüs'e gidenlerin peşine, bir kısmını Remle'ye hücuma geçen askerlerin peşine yolluyordu. Kendisi Ecnadeyn'de kalmaya devam etti. Arta-bon'a gönderdiği elçilerden birşey anlayamadığı ve Artabon'un açıkları-nı görmediği için bizzat kendisi elçi sıfatıyla Artabon'un yanma gitti. Yapmak istediği şeyleri ona bildirdi. Onun cevabını dinledi. Huzurunda düşünmeye başladı ve ne demek istediğini anladı. Artabon da kendi kendine şöyle dedi: "Allah'a yemin ederim ki bu, Amr b.

As'tır.Ya da Amr b. As'm görüşünden istifade ettiği bir adamdır. Bunu öldürmekle Müslümanlara en büyük darbeyi vurmuş olacağım." Kendi kendine böyle dedikten sonra bir muhafızı çağırdı. Kulağına fısıldayarak Amr*ı öldürmesini emretti ve şöyle dedi:

- Falan yere git ve bekle. Senin yanından geçtiği zaman bunu öldür!

Amr b. As durumu sezdi ve Artabon'a şöyle dedi:

- Ey komutan! Doğrusu ben senin söylediklerim dinledim. Sen de benim söylediklerimi dinledin. Ben, Ömer'in bu valiye yardım etmek üzere göndermiş olduğu on kişiden birisiyim. Şimdi dönüp onları da alıp geleyim. Onlar da senin bana sunduğun bu teklifleri uygun görecek olurlarsa, emirimizin de askerlerin de uygun görecekleri görüştür, demektir.

Bunun üzerine Artabon, Amr b. As'a şöyle dedi:

- Evet, git onları da bana getir.

Bundan sonra Artabon, yanma bir adam çağırarak kulağına birşeyler fısıldadı ve sonunda şöyle dedi:

- Falan yerde beklemekte olan muhafiza git ve onu geri çağır. Amr da yerinden kalktı ve ordusunun yanına gitti. Artabon, daha sonra onun Amr b. As olduğunu anladı ve:

- Adam beni aldattı. Allah'a yemin ederim ki o, Arapların en dahisi-dir, dedi.

Amr'm bu oyununu duyan Hz. Ömer:"Allah, Amr'în hayrını versin." dedi. Amr, Artabon'u nerede yakalayabileceğini bilmiş ve onunla karşılaşmış. Ecnadeyn'de aralarında Yermük savaşını andıran bir savaş olmuştu. Öyle ki, her iki tarafın da verdiği ölü sayısı oldukça fazlaydı. Sonra geride kalan ordular, Amr b.As'ın komutası altında toplandılar. Kudüs valisinin zor durumda bıraktığı Müslüman askerler, müstahkem mevki halindeki Kudüs şehrine giremediklerinden dönüp Amr b. As'm yanma gelmişlerdi.. Artabon da Amr b As'a şöyle bir mektup göndermişti:

"Sen benim dostum ve akranımsm. Benimle aynı değerde bir komutansın. Ben milletim içinde nasıl yüksek bir komutansam, sen de milletin içinde öylesine yüksek bir komutansın. Vallahi Ecnadeyn savaşından sonra Filistin'den başka bir yeri fethedemezsin. Geri dön, aldanma. Aksi takdirde senden öncekilerin uğradıkları gibi sen de hezimete uğrarsın."

Bunun üzerine Amr b. As, Rumca bilen bir elçiyi Artabon'a şu bir mektupla birlikte göndererek talimatı verdi:

- Git,onun söylediklerini dinle, sonra yanıma gel ve durumu anlat. Amr'ın, bu mektubunda şunlar yazılıydı:

"Mektubun bana geldi. Ben kavmimde nasıl bir komutansam sen de kavminde öyle bir komutansın. Birşeyi gözden kaçırmışsın. Benim üstünlük derecemi tam takdir edememişsin. Bu beldelerin fethinin sahibinin ben olduğumu zannetmişsin. Mektubum sana ulaştığı zaman onu arkadaşlarının ve vezirlerinin huzurunda oku."

Artabon, kendisine gelen bu mektubu yardımcılarının huzurunda okudu. Onlar da Artabon'a şöyle bir soru sordular:

- Bu beldelerin fethininin sahibinin bu adam olmadığını nerden biliyorsun?

Artabon:

- Çünkü bu beldeleri fethedecek adamın adı üç harften ibarettir, diye cevap verdi. Elçi de Amr'ın yanma dönüp durumunu anlattı.Amr da yardım isteyerek Hz. Ömer'e bir mektup gönderdi. Mektubunda şöyle diyordu:"Ben, çok zorlu bir savaş vermekteydim. Son derece çetin bir düşmanla uğraşıyorum. Fethetmeye çalıştığım ülke sana karşı peşinen küçülmüş bulunuyor. Ne dersin?" Mektup Hz. Ömer'e ulaşınca o, Amr'ın bu sözü mutlaka bildiği şeyden dolayı söylediğini anladı. Bunun üzerine kendisi Kudüs'ü fethetmek üzere Şam'a doğru sefere çıkmaya karar verdi. Nitekim bununla ilgili detaylı açıklama ileride gelecektir. Seyf b. Ömer,üstadlarının şöyle dediklerini nakletmiştir: Hz. ömer, Şam'a dört kez girdi. Birincisinde Kudüs'ü fethederken ata binmişti. İkincisinde bir deve üzerindeydi. Üçüncüsünde Ser' mıntıkasına varmış, sonra da Şam'da veba hastalığı zuhur ettiğinden geri dönmüştü. Dördüncüsünde de bir merkebe binmiş olarak Şam'a girmişti.