Alimler, Şam'ın sulh yoluyla mı, yoksa harp yoluyla mı fethedildiği konusunda ihtilafa düşmüşlerdir. Alimlerin çoğuna göre Şam, barış yoluyla ele geçirilmiştir. Çünkü onlar, Şam'ın zorla ele geçirildiği, sonra Bizanslıların barışa meylettikleri, yada Şam'ın önce barış yolujla ele geçirildiği veyahut diğer taraftan zor yoluyla istila edildiği hususunda şüpheye düşmüşlerdir. Şüpheye düşüncede ihtiyaten Şam'ın sulh yoluyla fethedildiği hususunda karar kılmışlardır. Bazıları ise, Şam'ın yarısının barış yoluyla, yarısının da şiddet yoluyla ele geçirilmiş olduğunu söylemişlerdir. Ancak bu görüş, Sahabelerin, Şamlıların en büyük mabedi olan büyük kiliselerinin yarısını mescide dönüştürmeleri, yarısını da onlara bırakmaları ile alakalıdır. Doğrusunu Allah bilir.
Ebu Ubeyde, Şamlılara barış teklifini içeren mektub gönderdi. Bu, en münasip ve en meşhur olan kavildir. Çünkü, Haîid b. Velid o zaman komutanlıktan azledilmişti. Bazıları ise, Şamlılara barış teklifini içeren mektubu gönderen komutanın Halid b. Velid olduğunu ve Ebu Ubeyde'nin de onun bu mektubu onayladığını söylemişlerdir. Doğrusunu Allah bilir.
Ebu Hüzeyfe îshak b. Bişr'in anlattığına göre Ebu Bekir es-Sıddîk, Şam'ın fethinden önce vefat etmiştir. Hz. Ömer de Ebu Ubeyde'ye ve Müslümanlara Hz. Ebu Bekir'in ölümü sebebiyle taziyetlerini bildiren mektubunu göndermiş ve Ebu Ubeyde'yi Şam orduları komutanlığına tayin etmiş ve savaş hususunda da Halid b. Veîid'e danışmasını emretmiştir. Bu mektup, kendisine ulaştığı zaman Ebu Ubeyde, Şam'ın fethe-dilmesine kadar yirmi gece müddetle durumu Halid b. Veîid'e bildirmemiştir.
Bu sebeple Halid, ona şöyle bir soru sormuştu:
- Allah sana rahmet etsin. Mektup sana geldiği zaman durumu bana bildirmeni engelleyen şey neydi?
Ebu Ubeyde de ona şu cevabı vermişti:
- Senin savaş azmini kırmak istemedim. Ben, dünya yetkisini istemiyorum. Dünya için de çalışmıyorum. Gördüğün şeyler mutlaka bir gün yok olacak, zevale uğrayacaktır. Biz kardeşiz. Dini ve dünyası hususunda kendi adına kardeşinin iş yapması kişiye zarar vermez.
Şurahbil b. Mersedin söylediği şu sözler, burada anlatılacak şeylerin en hayret vericisidir:
"Ebu Bekir, Halid b. Velid'i Yemamelilerin üzerine gönderdi. Yezid b. Ebu Süfyan'ı da Şam'a gönderdi. Ebu Bekir vefat etti. Ömer halife oldu. Ömer, Ebu Ubeyde'yi Şam'a gönderdi. Ebu Ubeyde, Şam'a vardığında düşman ordusunun kalabalık olduğunu gördü. Hz. Ömer'den takviye birlikler istedi. Hz. Ömer de, Şam'a Ebu Ubeyde'nin yanma gitmesi için Halid b. Veîid'e emir gönderdi. Bu emir üzerine Halid, Irak'tan Şam'a gitti..."
Bu, cidden garip bir ifadedir. Çünkü şüphe götürmez bir gerçektir ki Ebu Ubeyde ve diğer komutanları Şam'a gönderen Hz. Ebu Bekir'di ve Halid'in Irak'tan kalkıp takviye olarak başlarına emir sıfatıyla Şam'a gitmesi emrini gönderen de Hz. Ebu Bekir'di. Cenâb-ı Allah, Halid ve Ebu Ubeyde vasıtasıyla Şam'ın tümünün fethini nasip etti. inşallah bunu ilerde de anlatacağız.
Muhammed b. Aiz, Abdurrahman b. Cübeyr b. Nüfeyr'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Müslümanlar, Şam şehrini fethettikleri zaman Ebu Ubeyde b. Cer-rah'ı fetih müjdesini ulaştırmak üzere Hz. Ebu Bekir'e gönderdiler.'O da Medine'ye geldiğinde Hz. Ebu Bekir'in vefat ettiğin,i Hz. Ömer'in halifeliğe geçtiğini gördü. Sahabelerden birisinin kendilerinin başında emir olmasını büyük bir olay olarak gördü. Hz. Ömer de onu Şamdakile-rin başına emir tayin etti. Ebu Ubeyde, Medine'den Şam'a geldiğinde oradaki Müslümanlar kendisine şöyle dediler:
- Kendisini ulak olarak gönderdiğimiz ama kendisi üzerimize emir olarak gelen kişiye merhaba."
Ukbe b. Amir'den şöyle rivayet edilmiştir: "Ebu Ubeyde, Şam'ın fetih müjdesini kendisine ulaştırmam için beni Hz. Ömer'e ulak olarak gönderdi.. Ben de cuma günü Hz. Ömer'in yanına vardım. Kendileri bana:
- Kaç günden beri mestini çıkarmadın?
- Geçen cumadan beri çıkarmadım, işte bugün de cuma günüdür.
- Sünnetin hükmüne uygun hareket ettin."
Leys dedi ki: Biz de bu hükme bağlıyız. Yani yolcu olan kimsenin mestler üzerine mesh etmesinin belirli bir süresi yoktur. O dilediği sürece mestleri ayaklarından çıkarmaksızm üzerlerini mesh edebilir. Kadîm mezhebinde Şafii de bu görüşe kail olmuştur. Ahmedb. Hanbel ile Ebu Davud da bunun gibi bir rivayeti tbn Ebi Umare'den merfu olarak nakletmişlerdir. Cumhur-u ulemâ ise, Müslim'in Hz. Ali'den rivayet ettiği şu görüşe kail olmuşlardır. Yolcu kişi üç gün üç gece süre ile mestlerini ayaklarından çıkarmaksızm üzerlerine mesh edebilir. Mukim kimse ise, bir gün bir gece süre ile ayaklarından çıkarmaksızm mestleri üzerine mesh edebilir. Bazı kimseler ise, posta görevini yapan ulak ile değerleri arasında ayırım yapmışlardır. Posta görevini yapan ulakların mestlerine süresiz olarak mesih yapabileceklerini, diğerlerinin ise belirli süre zarfında mesh edebileceklerini ifade etmişlerdir. Çünkü bu konuda Ukbe ile Ali'nin rivayet ettikleri hadis vardır. Doğrusunu Allah bilir.

