Kuşatma, zilkade ayının sonlarından itibaren başlayıp zilhicce ayının onsekizine, cuma gününe kadar devam etti. Perşembe günü Hz. Osman, yanında bulunan ve sayıları 700'e varan Muhacirlerle Ensâra -ki, bunların arasında Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Zübeyr, Hasan, Hüseyin, Mervan, Ebu Hüreyre ve bazı köleleri de vardı. Eğer isteseydi bunlar, kendisini asilere karşı koruyabilirlerdişöyle dedi:
"Üzerinde hakkım olan herkese yemin verdiriyorum, kalkıp evine gitsin."
O esnada Hz. Osman'ın yanında sahabelerin önde gelenleri ve oğulları da vardı ki, bunlar büyük bir kalabalık teşkil ediyordu. Ayrıca kendi kölelerine de: "Her kim kılıcını kınına sokarsa o özgürdür, hürriyetine kavuşmuştur." dedi. Evin içinde savaş ateşi sönmüş, hava soğumuş, ama dışarda iş şiddetlenmiş, savaş ateşi alevlenmişti. İçerde savaş ateşinin sönmesinin sebebi şuydu: Hz. Osman, ecelinin yaklaştığını gösteren bir rüya görmüştü. Ve Allah'ın emrine kavuşacağını ümid etmiş, ayrıca Rasûlullah (s.a.v.)'a da aşın derecede özlem duymuştu. Allah'ın emrine teslim olmuştu ki, Adem oğullarının en hayırlısı kendisi olsun. Çünkü Adem oğullarından biri, kardeşi kendisini öldürmek istediği zaman kardeşine hitaben şöyle demişti: "Ben, hem benim hem de kendi günahını yüklenip cehennemliklerden olmanı isterim. Zalimlerin cezası işte budur." (ei-Mâidc, 29.)
Rivayete göre Hz. Osman, asilerin hücumuna uğradığı zaman yanından çıkan en son kişi Hz. Ali'nin oğlu Hasan olmuştur. O zaman şehrin valisi de Abdullah b. Zübeyr'di. Allah onlardan razı olsun.
Başka bir rivayette anlatıldığına göre Hz. Ömer'in oğlu Abdullah, RasûluİUah (s.a.v.)'m vefatından sonra işte o muhasara gününde ve bir de Necretül-Haruri vak'asmda silahını kuşanmıştır.
Ebu Cafer ed-Darî, İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
Hz. Osman sabah olunca halka şunu anlattı: Peygamber (s.a.v.)'i rüyamda gördüm. Bana: "Ey Osman, iftarım yanımızda aç.w dedi.
Hz. Osman, o gün oruç tuttu. Sabaha oruçlu olarak girdi ve aynı günde öldürdü.»
Seyf b. Ömer'in anlattığına göre Kesir b. Salt, Hz. Osman'ın yanına gidip şöyle demişti:
"Ey mü'minlerin emiri, oradan dışarı çık. Evinin Önünde otur. İnsanlar senin yüzünü görsünler. Eğer böyle yaparsan sana saldırmaktan vaz geçerler."
Kesir'in bu sözü üzerine Hz. Osman gülmüş ve şöyle demişti: "Ey Kesir, ben dün şöyle bir rüya gördüm: Allah'ın peygamberinin yanma vardım. Onun yanında Ebu Bekir'le Ömer de vardı. Bana : "Geri dön, ama yarın yanımda iftarını açacaksın." dedi. Allah'a yemin ederim ki, yarın güneş batmadan ben ahiretlik olacağım." Bunun üzerine Sa'd ile Ebu Hüreyre silahlarını bırakıp Osman'ın yanına geldiler."
Musa b. Ukbe, Kesir b. Sait'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Şehid edildiği günde Hz. Osman, öldürülmeden önce uykuya dalmış, sonra uyanıp, şöyle demişti:
"Eğer insanlar Osman bir kuruntuda bulundu demeselerdi, size bir şey anlatacaktım."_
Biz de kendisine: "Allah seni ıslah etsin, anlat. Biz başkalarının dediğini söylemeyiz" deyince anlatmaya başladı: "Ben rüyamda Rasûlullah (s.a.v.)'ı gördüm. Bana: "Bizimle birlikte cuma namazını kılacaksın." dedi.»
İbn Ebi'd-Dünya, Kesir b. Sait'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Kuşatma altında iken Osman'ın yanma gittim. Bana:
- Ey Kesir, bu gün mutlaka Öldürüleceğimi biliyorum, dedi. Ben de kendisine:
- Allah düşmanlarına karşı sana yardım edecektir ey mü'minlerin emiri, deyince o sözünü tekrarladı, ben de kendisine şöyle sordum:
- Bu gün sana birşey söylendi mi?
- Hayır, yalnız dün gece biraz uykum kaçtı. Seher vakti biraz uykuya daldım. Rüyamda Rasûlullah (s.a.v.)'ı, Ebu Bekir ve Ömer'i gördüm. Rasûlullah (s.a.v.), bana: "Ey Osman, yanımıza gel, bizden uzak durma,
seni bekliyoruz." dedi. Hz. Osman, işte o gün şehid edildi.»
îbnEbi'd-Dünya, Abdullah b.Selam'mşöyle dediğini rivayet etmiştir: «Kuşatma altında iken kendisine selam vermek için Osman'ın yanına gittim, bana şöyle dedi:
- Merhaba ey kardeşim. Dün gece rüyamda Rasûlullah (s.a.v.)'ı şu ışık penceresinde gördüm. Bana şöyle dedi:
- Ey Osman, seni kuşatma altına mı aldılar.
- Evet.
- Seni susuz mu bıraktılar?
- Evet.
Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), içinde su bulunan kovaya bana sarkıttı. Ben o sudan kana kana içtim. Şimdi dahi o suyun serinliğini memelerim ve omuzlarım arasında hissediyorum. Ben o suyu içtikten sonra Rasûlullah (s.a.v.), bana şöyle dedi:
- îstersen onlara karşı sana yardım edilir, istersen yanımızda iftarı açarsın. Ben, Rasûlullah (s.a.v.)'ın yanında iftarımı açmayı tercih ettim. Osman o gün şehid edildi.»
Heysem b. Küleyb, Hz. Osman'ın zevcesi Naile binti Ferafîse el-Kel-biye'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Osman, öldürülmeden bir gün önce oruçluydu. İftar vakti asilerden içecek su istedi, vermediler ve: "Şu avlunuzda bulunan, içine çöpleri attığınız kuyudan iç" dediler. Osman, iftarını açmadı, evimizin bitişiğindeki taşlar üzerinde bir komşuyu seher vakti gördüm. Onlardan içecek su istedim, bana bir testi su verdiler, suyu Osman'a getirip: "îşte sana su getirdim" dedim. O da etrafa baktı, fecrin doğmuş olduğunu gördü ve: "Ben oruç tuttum." dedi. Ben de kendisine: "Ne yedin, sana yiyecek veya içecek getiren bir kimse görmedim" deyince o şöyle cevap verdi: Rasûlullah (s.a.v.)'m şu tavandaki delikten bana baktığım ve elinde bir kova su bulunduğunu gördüm. Bana: "İç ey Osman" dedi. Ben de o suyu kana kana içtim. Sonra: "Bir daha iç" deyince ben tekrar içtim, sonra bana şöyle dedi:" Halk seni protesto ediyor. Eğer onlarla savaşırsan zafer kazanırsın. Savaşmazsan, iftarım yanımızda açarsın." îşte o gün yanına girdiler ve onu Öldürdüler.»
Ebu Ya'lâ el-Musilî ile Abdullah b. Ahmed b. Hanbel, Hz. Osman'ın azadlısı Ebu Said'in şöyle dediğini rivayet etmişlerdir:
«Hz. Osman, yirmi köle azad etti. Şalvar getirilmesini emretti. Onu giyinip uçkurunu sıkıca bağladı. Daha önce ne cahiye döneminde, ne de İslâmiyet döneminde öyle birşey giymiş değildi. Ve şöyle dedi:
"Rüyada Rasûlullah (s.a.v.)'la Ebu Bekir ve Ömer'i gördüm, bana:" Sabret, sen yarın iftarını yanımızda açacaksın." dediler. Sonra Hz. Osman, mushafın getirilmesini istedi. Getirilen mushafı açıp okumaya başladı ve mushaf önündeyken öldürüldü.»
Ben dedim ki: Hz. Osman, o gün avret yerleri görünmesin diye şalvar giymişti. Çünkü o çok utangaç ve hayalı bir kimse idi. Peygamber (s.a.v.) in de ifade buyurduğu gibi gökteki melekler dahi ondan utanırlardı.
Getirilen mushaf önüne konuldu, açıp okumaya başladı, Aziz ve Ce-lil olan Allah'ın yargısına teslim oldu. Asilerle savaşmadı. Taraftarlarının da asilerle savaşmamasını emretti. Taraftarlarına bu emri vermeseydi taraftarları onun düşmanlarını mağlub ederlerdi. Ama Cenâb-ı Allah'ın emri takdir edilen bir kaderdir.
Hişam, babası Urve'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Osman, vasiyetini Zübeyr'e yaptı.
Esmaî, Alâ'nm babası Fadl'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Hz. Osman, öldürülünce hazinesini açtılar. Hazinesinde kilitli bir sandık buldular. Sandığı açtıklarında içinde bir hokka ve üzerinde şu ibarelerin yazıldığı bir mektup buldular: Bu Osman'ın vasiyetidir. Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. Affan oğlu Osman, Allah'tan başka ilah bulunmadığına, onun birliğine ve ortaksızlığına, Muhammed'in de Allah'ın kulu ve elçisi olduğuna, Cennet'in ve Cehennem'in hak olduğuna, Allah'ın kabirlerdeki kimseleri dirilteceğine, bunu, gelişinde şüphe bulunmayan bir günde yapacağına, Allah'ın, vaadini mutlaka yerine getireceğine şahadet eder. Osman, bu şahadet üzerine yaşamış, bu şahadet üzerine ölmüştür. Ve inşaallah, bu şahadet üzerine de ahirette dirilecektir.»
îbn Asakir'in rivayetine göre Hz. Osman, öldürüldüğü günde şöyle demiştir:
"Ölümün, şerefli şerefsiz hiç kimseyi bırakmadığını gördüm. Bunların beldelerdeki sığınaklarını ve bolca yiyip içtikleri yerleri harap ettiğini gördüm."
Hz. Osman yine şöyle demişti:
"Ölüm, kapılan kilitli olduğu halde kaledeki kimselere geceleyin baskın yapar. Dağlara da yükseklerden gelip konar."

