Meşhur rivayeti göre Hz. Osman'ın, evinde kuşatma altında tutulması kırk gün kadar sürmüştür. Başka bir rivayete göre ise kırk kusur gün sürmüştür. Sadî'nin ifadesine göre onun kuşatma altında tutulması, yinniiki gece sürmüştür. Sonra cuma günü öldürmüştür ki, bu hususta ihtilaf yoktur.
Seyf b. Ömer, üstadlarından naklederek şöyle demiştir: "Hz. Osman, cuma günün son saatinde öldürüldü." Mus'ab b. Umeyr ile diğerleri de bu hususta kesin ifade kullanarak Hz. Osman'ın cuma gününün son saatinde Öldürüldüğünü ifade etmişlerdir. Başkalarının ifadesine göre gündüz kuşluk vaktinde öldürülmüştür ki, bu akla daha yatkındır. Yani Hz. Osman, zilhicce ayının onsekizinci gecesinde öldürülmüştür ki, meşhur rivayet te budur. Teşrik günlerinde öldürülmüş olduğuna dair zayıf bir rivayet vardır.
Zührî'nin ifadesine göre Hz. Osman, teşrik günlerinde öldürülmüştür. Bazıları onun zilhicce ayının üçüncü gününde cuma gününde öldürüldüğünü söylemişlerdir. Kurban bayramının birinci gününde öldürülmüş olduğuna dair zayıf bir rivayet te vardır.
Hz. Osman'ın halifeliği oniki seneden oniki güneksik bir süre devam etmiştir. Çünkü ona hicretin yirmidördüncü senesinin muharrem ayının başında bey5at edilmişti. Öldürülürken sekseniki yaşını geçmişti.
Salih b. Keysan'm ifadesine göre Hz. Osman, sekseniki yaşında öldürülmüştür ki, meşhur olan rivayet te budur. Seksendört yaşında öldürüldüğüne dair zayıf bir rivayette vardır. Katade'nin ifadesine göre Hz. Osman seksensekiz yada doksan yaşında öldürülmüştür. Katade'nin ifadesine göre Hz. Osman, yetmişbeş yaşında öldürülmüştür ki, bu cidde gariptir. Seyf b. Ömer'den nakledilen bir rivayet daha vardır ki, bu daha gariptir. Buna göre Hz. Osman, altmışüç yaşında öldürülmüştür. Allah ondan razı olsun.
Hz. Osman'ın mezarına gelince, onun Baki doğusundaki Haşşi Kev-keb'e defnedildiği hususunda ihtilaf yoktur. Emeviler zamanında mezarının üzerine büyük bir kubbe yapılmıştır ki, bu kubbe günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.
İmam Malik dedi ki: "Duyduğuma göre Osman, Haşşı Kevkeb'de bulunan mezarının yerine uğradığında: Buraya salih bir adam defnedilecektir, demiştir."
İbn CerirHn anlattığına göre Hz. Osman, öldürüldükten sonra cenazesi üç gün bekletilmiş, sonra defnedilmiştir.
Ben derim ki: insanlar, Hz. Ali'ye bey'at yapmakla meşgul oldukları için cenazesi bekletilmişti. Bey'at işi tamamladıktan sonra Hz. Osman'ın cenazesi defnedildi. Başka bir rivayette anlatıldığına göre cenazesi iki gece bekletilmiş, sonra defnedümiştir. Bir başka rivayette anlatıldığına göre cenazesi aynı gece defnedilmiştîr. Defnedilişi akşam namazı ile yatsı arasında gizlice yapılmıştır. Çünkü asilerden korkuluyordu. Bir rivayette anlatıldığına göre onun defnedilmesi için asilerin bazı reislerinden izin alınmıştır.
Onu, sahabelerden az sayıda birkaç kişi alıp mezarına götürüp def-netmişlerdi ki, bu sahabelerden bazıları şunlardı: Hakim b. Hizam, Hü-veylid b. Abdil Uzza, Ebu Cehm b. Hüzeyfe, Niyar b. Mükrim el-Eslemî, Cübeyr b. Mu'tim, Zeyd b. Sabit, Ka*b b. Malik, Talha, Zübeyr ve Ebu Ta-lib oğlu AH. Ayrıca Hz. Osman'ın bazı arkadaşlarıyla hanımları da cenaze merasiminde hazır bulunmuşlardı. Hanımlarından Naile ile Ümmü Benin binti Utbe b. Husayn ve bazı çocuklar bu nerasime katılmışlardı. Vakidî ile Seyf b. Ömer et-Temimf den nakledilen bir rivayette anlatıldığına göre cenazesini yıkadıktan ve kefenledikten sonra bir kapı üzerine koyup mezarlığa götürmüşlerdir. Bazıları onun yıkanmadığını ve kefenlenmediğini iddia etmişlerdir ki, sahih olan birinci rivayettir. Cenaze namazını Cübeyr b. Mu'tim kaldırmıştı. Zübeyr b. Avvam veya Hakim b. Hizam veya Mervan b. Hakem veya Misver b. Mahreme'nin kıldırmış olduğuna dair rivayetler de vardır. Bazı asiler cenazesine saldırmışlar, onu taşlamak ve tabutundan yere atmak istemişlerdi Deyri Sin'deki Yahudi mezarlığına defn edilmesini istemişlerdi. Nihayet Hz. Ali, bazı adamları onlara göndererek onları bu teşebbüsten vazgeçirtmişti. Cenazesini Hakim b. Hizam taşımıştı. Mervan b. Hakem'in veya Misver b. Mahreme'nin veya Ebu Cehm b. Hüzeyfe'nin veya Niyar b. Mükrin'in veya Cübeyr b. Mut'im'in taşımış olduğuna dair rivayetler vardır.
Vakidî'nin anlattığına göre cenaze musallaya konulduğunda bazı Ensâr, Osman'ın cenaze namazının kılınmaması gerektiğini söylemişler. Ebu Cehm b. Hüzeyfe de: "Onu, üzerine namaz kılnıaksizm defnedin. Çünkü onun namazını Allah ve melekleri kılmışlardır." demişlerdi. Sonra bazıları Hz. Osman'ın Baki mezarlığına defnedilmemesini, onu duvarın gerisine defiı etmek gerektiğini söylediler ye onu Baki mezarlığının doğusunda bulunan bazı hurma ağaçlarının altına defnettiler.
Vakidî'nin rivayetine göre Hz. Osman'ın cenazesi, namaz için musallaya konulduğunda Umeyr b. Dabi onun üzerine atılmış ve kaburga kemiklerinden birini kırıp: "Dabi kabilesinde bir adamı hapse attın ve ölünceye kadar onu hapiste tuttun." demişti.
Daha sonra Haccac, Umeyr b. Dabi'yi öldürmüştü. Buharı, "Tarih** adlı eserinde Muhammed b. Sirin'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Ben, KaT^e'yi tevaf ediyordum. Bir adamın: Allah'ım, beni bağışla ama bağışlayacağını da sanmıyorum" dediğini işittim, ona:
- Ey Allah'ın kulu, senin dediğin gibi diyen başka bir adam görmedim ve işitmedim, deyince adam şöyle cevap verdi:
- Ben, imkan bulursam Osman'ın yüzünü tokatlayacağıma dair Allah'a söz vermiştim. Osman'ın evde musalla üzerine konulduğunda insanlar gelip namazını kılmaya başladılar. Ben de namazını kılacak-mışım gibi içeri girdim. Boş bir yer gördüm. O esnada yüzünün ve sakalının üzerindeki örtüyü kaldırıp yüzünü tokatladım ama sağ elim kurudu.
Ibn Şirin: "O adamın elinin bir ağaç parçası gibi kurumuş olduğunu
gördüm" demiştir.»
Daha sonra evde öldürülen Hz. Osman'ın, Sabih ve Necih adlı kölelerinin cenazeleri çıkarıldı. Bunlar da Haşşı Kevkeb denen yerde Hz. Osman'ın yanı başına defnedildiler. Bir rivayette anlatıldığına göre asiler, bunların defn edilmelerine imkan vermemişlerdir. Hatta cenazelerini ayaklarından tutup yerde sürüyerek döşeme taşlarının üzerine atmışlar, köpekler onların cesetlerini yemişlerdi. Muaviye, emirliği zamanında Osman'ın mezarına itina göstermiş, mezarı ile Baki mezarlığı arasına duvar çekmiş ve insanlara Ölülerini Hz. Osman'ın mezarının çevresine defnetmelerini emretmişti. Böylece mezar Müslümanların mezarlarıyla birleşsin.

