A'meş, Hüzeyfe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Fitnelerin ilki, Osman'ın öldürülmesidir. Sonuncusu da Deccal'ın fitnesidir."
Hafiz b. Asakir, Hüzeyfe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Fitnelerin ilki, Osman'ın Öldürülmesidir. Sonuncusu da Deccel'in ortaya çıkmasıdır. Nefsim kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, bir kişinin kalbinde Osman'ın öldürülmesinden dolayı bir miskal ağırlığınca sevinç varsa, o kişi Deccal'a yetişirse kendisine tabi olmadan ölmeyecektir. Eğer hayatta kavuşmazsa mezarında da olsa Deccal'a iman edecektir."
Ebu Bekir b. Ebi'd-Dünya, Hüzeyfe b. Yeman'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Allah'ım, eğer Affan oğlu Osman'ın öldürülmesi hayırlıysa benim bu hayırda bir payım yok. Eğer şerli ise ise ben bu serden uzağım. Allah'a yemin ederim ki, eğer onun öldürülmesi hayır olsaydı bu hayır sayesinde insanlar süt sağıp içerlerdi. Eğer Osman'ın öldürülmesi şer ise -ki öyledir- bu şer sebebiyle kan akıtılacak ve emilecektir." Buharî, bunu sahihinde nakletmiştir.
Muhammed b. Aiz dedi ki: Ölüm döşeğinde yatmakta olana Hüzeyfe b. Yeman'ın yanında bir dostu vardı. Bu dostu, Hüzeyfe'nin karışma gizlice bir şeyler fisıldıyordu. Hüzeyfe, gözlerini açıp onlara ne fisıldaştık-larını sordu. Onlar da "Hayır" diye cevap verdiler. Hüzeyfe:
- Benden gizli bir şey konuşuyorsunuz ki hayır değildir, diye karşılık verince adam:
- Osman'ın öldürülmesinden bahsediyoruz, dedi. Bunun üzerine Hüzeyfe: "İnnâ lillah ve innâ ileyhi raciun" deyip sözünü şöyle sürdür- _ dü: "Allah'ım, doğrusu ben bu işten uzağım. Eğer bu işe katılanlar için Osman'ın öldürülmesi hayırlı ise -ki öyle değildir- ben bundan uzağım. Eğer bu işe katılanlar için Osman'ın öldürülmesi şer ise -kî öyledir- Ben bundan uzağım. Ey Osman, bugün kalpler değişti. Fitneleri benden uzakta tutan Allah'a hamd olsun ki bu fitnelerin komutanları ve önderleri kaba, haşin ve günahkar kimselerdir.
Hasanb. Urfe, Ebu Musa el-Eş'arfnin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Eğer Osman'ın öldürülmesi bir hidayet olsaydı, Muhammed ümmeti bu hidayet sayesinde süt sağıp içerdi. Ama onun Öldürülmesi sapıklık oldu ve bu yüzden Muhammed Ümmeti kan sağdı."
Muhammed b. Sa'd, Zehdem el-Cürmi'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: îbn Abbas hutbe irad edip şöyle dedi: "Eğer insanlar, Osman'ın kanını talep etmez ve onun kan davasını gütmezlerse, gökten üzerlerine taş yağar.»
A'meş, Sabit b. Ubeyd b. Ebi Cafer el-Ensârfnin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Osman öldürüldüğü zaman mescitte oturmakta olan Ali'nin yanına vardım. Başına siyah bir sarık sarmıştı. Ona: "Osman Öldürüldü." dedim. O da: "Onu Öldürenler zamanın sonuna dek kahrolsunlar." diye karşılık verdi.»
Ebu'l-Kasım el-Begavî, İbn Ebi Leyla'nın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Mescidin kapısında ya da zeytin yağı sıkılan yerdeki taşların yanında Hz. Ali'nin sesini yükselterek şöyle dediğini işittim." Allah'ım, Osman'ın öldürülmesi ile alakam olmadığını sana arz ediyorum. Ben bu işten uzağım.»
Ebu Aliye'den rivayet olunduğuna göre Hz. Ali, öldürülmesinden sonra Hz. Osman'ın evine gelmiş, cenazesinin üzerine kapanıp ağlamaya başlamıştı. Öyle ki, orada bulunanlar onun da Osman'ın peşine takılıp gideceğini (öleceğini) zannettiler.
Sevrî, İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Osman'ın öldürüldüğü gün Ali şöyle dedi: "Vallahi ben öldürmedim, öldürülmesini de emr etmedim. Ama mağlup edildim."
Habib b. Ebu Aliye, îbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Ali dedi ki: "İnsanlar isterlerse Makam-ı İbrahim'in yanında Allah'a yemin ederim ki, Osman'ı öldürmedim ve öldürülmesini de emretmedim. Asileri bu işten men ettim ama onlar bana karşı geldiler. Emrimi dinlemediler, derim."
Muhammed b. Yunus el-Kedimî, Kays b. Abbad'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Cemal savaşında Ali'nin şöyle dediğini işittim: "Allah'ım, Osman'ın öldürülmesiyle ilgim olmadığını sana arz ediyorum.. Ben bu işten uzağım. Osman'ın öldürüldüğü gün aklım başımdan gitti. Kendimi ayıpladım. İnsanlar bey*at için bana geldiklerinde ben şöyle dedim: Yemin ederim ki ben, Rasûlullah (s.a.v.)'m: "Ben, meleklerin kendisinden utandıkları bir adamdan utanırım." dediği adamın katilleri olan kimselerle bey'atlaşmaktan utanırım. Ben cenazesi yerde olup henüz defnedilmemişken Osman'dan sonra insanların be/atlarını kabul etmekten Allah'a karşı utanırım." Ben, böyle dedikten sonra be/at için gelenler geri dönüp gittiler. Osman defnedildikten sonra insanlar tekrar gelip benimle be/atlaşmak istediler. Ben de dedim ki: "Allah'ım , daha önce yaptığım şeyden ötürü senden korkuyorum." Bundan sonra bana bir azim geldi. Ve cemaatle bey'atlaştım. Bana emirül-mü'minin diye hitap ettikleri zaman kalbim param paça oldu. Bundan nefret ettiğim için sustum."
Hz. Ali'nin, Hz. Osman'ın öldürülmesiyle alakası olmadığına dair beyanları, çeşitli rivayetlerle nakledilmiştir ki, Hafız Ebu'l-Kasım b. Asakir, bu rivayetleri toplamış ve buna itina göstermiştir. Hz. Ali, hutbelerinde ve diğer konuşmalarında Hz. Osman'ı kendisinin öldürmediğine, öldürülmesini emretmediğine, bu komploya karışmadığına ve buna rıza göstermediğine, aksine asileri bundan sakındırdığına, ama sakındırmasına kulak vermediklerine yemin etmiştir. Bu ifadeleri, kesinlik ifade eden yollarla bize hadis imamları tarafından nakledilmiştir. Hamd ve minnet Allah'adır. Yine birkaç yolla rivayet olunduğuna göre Hz. Ali'nin şöyle dediği sabittir: ''Ben ve Osman, Cenâb-ı Allah'ın haklarında şöyle buyurduğu kimselerden olmayı ümid ediyorum:
"Biz, onların gönüllerinde olan kini çıkardık, artık onlar sedirler üzerinde karşılıklı oturan kardeşlerdir." (el-Hicr, 47.)
Yine Hz. Ali'den gelen birkaç rivayette sabit olduğuna göre o, bu konuyla ilgili olarak şu ayeti kerimeyi okumuştur:
"İnananlara ve yararlı iş işleyenlere, -sakınırlar, inanırlar, yararlı işler işlerler, sonra haramdan sakınıp inanırlar ve sonra isyandan sakınıp iyilik yaparlarsa- daha önceleri tatmış olduklarından dolayı bir sorumluluk yoktur. Allah iyi davrananları sever." (ei-Mâide, 93.)
Bir rivayette sabit olduğuna göre Hz. Ali şöyle demiştir: "Osman (r.a.), bizim en hayırlımızdı. Dostluk ve akrabalık bağlarını en fazla go-zetenimizdi. En hayırlımızdı. En temizimizdi. Aziz ve Celil olan Rabbe karşı en takvalı olammızdı."
Yakup b. Süfyan, Umeyr b. Radf nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Ali, hutbe okudu. Hariciler ve asiler, onun hutbesini engellemeye çalıştılar. Sözünü kesmek mecburiyetinde kaldı. Minberden inip şöyle dedi:
"Benimle Osman'ın misali; biri kırmızı, biri beyaz biri de siyah olan üç sığıra benzer. Bunlar bir ormanda bir arslanla beraberdiler. Arslan bu sığırlardan birini yemek istediği zaman diğer iki sığır ona engel oluyorlardı. Bir ara arslân, siyah ve kırmızı sığıra dedi ki:
- Şu beyaz sığır, şu ormanda bizi rezil rüsvay etti. Bırakın da onu yiyeyim! Siyah sığırla kırmızı sığır arslana müsaade ettiler. Arslan da beyaz sığırı yedi.
Sonra arslan, siyah ve kırmızı sığırdan birini yemek istediği zaman diğer sığır ona engel oldu. Bunun üzerine arslan kırmızı sığıra dedi ki:
- Şu siyah sığır var ya doğrusu o, şu ormanda bizi rezil rüsvay etti. Bak ben ve sen'aynı renkteniz. Aramıza girme de siyah sığırı yiyeyim. Kırmızı sığır aradan çekildi. Arslan da siyah sığırı yedi. Sonra dönüp kırmızı sığıra:
- Doğrusu seni de yiyeceğim, deyince, kırmızı sığır, dedi ki:
- Bırak da üç çığlık atayım.
- At bakalım
- Dikkat et ki ben, beyaz sığırı yediğin gün sana karşı ona yardım etmiş olsaydım, üçümüzü de yiyemezdin.
Bu misali anlattıktan sonra Ali, şöyle dedi: "Doğrusu Osman'ın öldürüldüğü gün gevşek davrandım. Eğer ona yardım etmiş olsaydım, zayıf düşmezdim." Hz. Ali, bu sözünü üç kez tekrarladı.
İbn Asakir, Said b. Müseyyeb'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Hz. Osman zamanında bir kadın beytü'l-mal'a gelir, çuvalım doldurur ve: "Allah'ım, bu malın yerini doldur. Allah'ım malın yerine başka bir mal koy" derdi.»
Hz. Osman, Öldürüldüğü zaman Hassan b. Sabit şöyle dedi:
"Değiştir, dediniz. Bunun yerine size fazla değil de eksik verildi ve alevler gibi tutuşan bir savaş verildi.
Köle, cariye ve altın yerine size eski püskü elbiseler verildi. Çünkü siz intikam aldınız1."
Beni Saide'nin kardeşi olup Bedir gazvesine katılan ve Hz. Osman'ın yanında yer alanlardan biri olan Ebu Hamid, Hz. Osman'ın öldürülmesi zamanında şöyle demiştir: ''Vallahi biz, Osman'ın öldürülmesini istemedik. Onun öldürüleceğini de sanmıyorduk. İşin bu kadar kızışacağım sanmıyorduk. Allah'ını, ben, bu, şu ve şu işi yapmamaya (hanımla cinsel ilişkide bulunmamaya) ve gülmemeye yemin ettim."
Muhammed b. Sa'd, Said b. Zeyd b. Amr b. Nüfeyl'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Ben kendimi, Ömer'i ve kızkardeşini İslâm üzere sağlam bir zeminde biliyorum. Eğer Affan'm oğlu Osman'a bu yaptıklarınızı bir kimse protesto edecek olursa bu, yapılması gereken bir iştir."
Muhammed b. Aiz, Abdurrahnıan b. Cübeyr'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Abdullah b. Selam, bir adamın bir başkasına şöyle dediğini işitti: "Affan oğlu Osman öldürüldü. Ama onun hakkında iki keçi daha boy-nuzlaşmadı" îbn Selam da adamın bu sözüne şöyle karşılık verdi:
"Evet, doğru söyledin. Osman'ın öldürülmesi hususunda sığırlarla keçiler boynuzlaşmadılar. Ama bu hususta adamlar silahla birbirine gi-reşeçeklerdir. Allah'a yemin ederim ki, bu hususta henüz doğmamış olup babalarının bellerinde duran kavimlerle savaşacağız."
Leys, Tavus'tan naklederek îbn Selam'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Kıyamet gününde Osman, kendisini öldürenler ve bu hususta kendisine yardım etmeyen kimselerle davalasaçaktır,"
Ebu Abdillah el-Muhamilî, Ebu Bekre'nin şöyle dediğim rivayet etmiştir:
« Osman'ın öldürülme hareketine katılmaktansa gökten yere düş-. meyi tercih ederim.»
Ebu Ya'lâ, Ebu Meryem'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Ben Kûfe'de bulunuyordum.Ali'nin oğlu Hasan, kalkıp bir hutbe irad etti. Hutbesinde şöyle dedi;
"Ey insanlar! dün gece hayret verici bir rüya gördüm. Kutlu ve yüce Allah ,Arş'm üzerindeydi. Rasûlullah (s.a.v.) gelip Arş-ı Alâ'nın direklerinden birinin yanında durdu. Ebu Bekir de gelip elini Rasûlullah (s.a.v.)'m omuzu üzerine koydu. Sonra Ömer de gelip elini Rasûlullah (s.a.v.)'ın diğer omuzu üzerine koydu. Bunlardan sonra Osman, kesik başı elinde olarak geldi ve şöyle dedi:
- Ya Rab, beni niçin öldürdüklerini kullarına sor. Bundan sonra gökteki iki oluktan yere kan akmaya başladı.
Hz. Hasan'm böyle konuşması üzerine orada bulunan kimseler ,Hz. Ali'ye şöyle sordular:
- Hasan neler anlatıyor, görmüyor musun?
- O, gördüğünü anlatıyor.
Ebu Ya'lâ, Hz. Ali'nin oğlu Hasan'm şöyle dediğini rivayet eÛniştir: Ben gördüğüm bir rüyadan sonra artık savaşacak değilim. Arş-ı Alâ'yı gördüm. Rasûlullah (s.a.v.), Arş-ı Alâ'ya tutunmuştu. Ebu Bekir de gelip elini Rasûlullah (s.a.v.)in omuzu üzerine koydu. Ömer de gelip elini onun diğer omuzu üzerine koydu. Osman da elini Ömer'in omuzu üzerine koymuştu. Arkalarından bir kanın aktığını gördüm. Bu nedir? diye sordum." "Osman'ın kanıdır. Allah, bu kanın davasını güdüyor." dediler.
Müslim b. İbrahim, Zeyd b. Sovhan'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Hz. Osman ,öldürüldüğü zaman kalpler birbirlerinden kaçıp nefret ettiler. Nefsim ,kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, birbirinden kaçıp nefret eden bu kalpler kıyamet gününe kadar birbirlerine ısmmayacaklardır."
Muhammed b. Şirin, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Kaptan suyu enıercesine Osman'ı emdiniz. Sonra onu öldürdünüz. Öyle mi?"
Haıife b. Hayyat, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Sizin kırbaçlanmanıza kızdım, Osman'ın kılıçla vurmasına kızmadım. Onu o kadar ayıplayıp kınadınız ki, günahsız hale getirdiniz. Suçsuz hale getirdiniz. Sonra onu öldürdünüz."
Ebu Muaviye, Mesruk'tan rivayet etti ki, Osman öldürüldüğü zaman Hz. Aişe şöyle demiştir: "Onu kirden arınmış bir elbise haline getirdiniz. Sonra öldürdünüz. Sonra onu getirip koç boğazlar gibi boğazladınız, öyle değil mi?"
Yaninda duran Mesruk, Hz. Aişe'ye şöyle karşılık verdi:
- Bu senin işindir. Sen insanlara mektuplar yazarak ona baş kaldırmalarım istedin.
- Mü'minlerin kendisine iman ettiği kafirlerin kendisini inkar ettiği, Allah'a yemin ederim ki ben, şu meclise gelip oturuncaya kadar herhangi bir kimseye bu hususta beyaz kağıt üzerine siyah yazı yazmış, mektup göndermiş değilim."
A'meş dedi ki: "Halk, Hz. Aişe'nin adına asilere bu hususta mektup göndermiş olduğunu düşünüyordu."
Bu ve benzeri ifadelerden de anlaşılacağı gibi asiler ve Hariciler -Allah onları kahretsin- sahabeler adına beldelere ve şehirlere mektuplar yazarak insanları Hz. Osman'la savaşmaya teşvik etmiş, kışkırtmışlardır. Nitekim bununla ilgili açıklamayı önceki sayfalarda vermiştik. Hamd ve minnet Allah'adır.
Ebu Davud et-Teyalisî, Talk b. Hassan'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Hz. Osman öldürüldü. Biz, Muhammed (s.a.v.)'in sahabeleri arasına dağıldık. Gidip onlara Osman'ın öldürülmesi hakkındaki fikirlerini sorduk. Hz. Aişe'nin bu hususta şöyle dediğini işittim: "Osman, haksız yere öldürüldü. Allah onun katillerine lanet etsin."
Muhammed b. Abdillah el-Ensarî, Enes'in şöyle dediğim rivayet etmiştir:
«Hz. Osman'ın öldürüldüğünü duyunca Ümmü Süleym şöyle dedi: "Allah ona rahmet etsin. Fakat insanlar, Osman'dan sonra sadece kan sağacaklardır."
Bu konuda tabii imamlarının çok sözleri vardır. O sözleri burada nakledersek konu uzayacaktır. Mesela, Hz. Osman'ı öldürmekten dönen heyeti gördüğü zaman Ebu Müslim el-Holanî, onlara şöyle demiştir: "Siz Semud kavmi gibsiniz. Veya günahınız onlarınkinden daha büyüktür. Siz Semud kavminin beldelerine uğramadınız mı?
- Evet.
- Sizin de onlar gibi olduğunuza şahadet ederim.
Zira Allah'ın halifesi, Allah'ın Semud kavmine gönderdiği devesinden elbette ki daha kıymetlidir." İbn Aliye, Hasan Basrî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Eğer Osman'ın öldürülmesi bir hidayet olsa -M öyle değildir- bu sayede Muhammed ümmeti süt sağacaktı. Ama onun öldürülmesi hidayet değil, aksine sapıklıktır. Bu yüzden Muhammed ümmeti kan sağdı.
" Ebu Cafer el-Bakır şöyle demiştir: "Osman, haksız yere öldürüldü."

