El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Fasıl

Hariciler hakkında yazılan eserlerin en güzellerinden birinin yazarı olan Heysem b. Adiy, eserinde Isa b. Dabb'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Ali, Nehrevan dönüşünde kalkıp insanlara bir hutbe irad etti. Allah'a …

Hariciler hakkında yazılan eserlerin en güzellerinden birinin yazarı olan Heysem b. Adiy, eserinde Isa b. Dabb'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Ali, Nehrevan dönüşünde kalkıp insanlara bir hutbe irad etti. Allah'a hamdü senada, Rasûlullah'a da salatü selamda bulunduktan sonra şöyle dedi: Allah, sizin sayenizde büyük bir kötülüğü yok etmiş^ve zaferinizi yüceltmiş bulunuyor. Onun için bulunduğunuz şu yerden süratle düşm ani arınızın üzerine yürüyünüz. Şamlılara karşı saldırıya geçiniz.»

Ancak onlar, Hz. Ali'nin bu çağrısına şöyle karşılık verdiler:

«Ey mü'minlerin emiri, oklarımız tükendi, kılıçlarımız köreldi. Mızraklarımızın uçları kırılıp paramparça oldu. Bundan dolayı bizi alıp şehrimize götür. Orada hazırlıklara girişelim. Umulur ki, müminlerin emirinin bu hazırlıklarımızda katkısı olur ve bu da düşmanımıza karşı daha güçlü duruma kavuşmamıza sebep olur.»

Bu sözleri söyleyenin Eş'as b. Kays olduğu ifade edilir. Bunun üzerine Hz. Ali, Nahile'ye gelip konaklamış ve Müslümanların da burada karargah kurmalarını emretmişti. Ayrıca Hz. Ali, Müslümanlara burada cihad hazırlıklarına girişmelerini ve kendilerini ruhen savaşa hazırlayıp çoluk çocuklarının ziyaretlerine az gitmelerini ve düşmaların üzerine gitmek için iyice hazırlıklı olmalarını söylemişti. Askerler, Nahile'de bir müddet ikamet ettikten sonra yavaş yavaş karargahlarım terketme-ye başlamış ve Müslümanların ileri gelenlerinin dışında karargahta kimse kalmamıştı. Bunun üzerine Hz. Ali kalkıp onlara hitaben şöyle dedi:

«Mahlukatı yaratan, sabahı gece karanlığından çıkaran, ölüleri mezarlarından diriltip çıkaran, mezarlardaki insanlara yeniden hayat veren Allah'a hamd olsun. Allah'tan başka ilah bulunmadığına, Mu-hammed'in de O'nun kulu ve elçisi olduğuna şahadet ederim. Allah'a karşı gelmekten sakınmanızı, takvalı olmanızı size tavsiye ediyorum. Zira kulun Allah'a yaklaşmak için edineceği vesilelerin en faziletlisi iman getirmek, Allah yolunda cihad etmek ve ihlaslı konuşmaktır. Çünkü bu, fıtratın gereğidir. Bir de namaz kalmaktır. Çünkü bu da dinin kendisidir. Zekat vermektir. Çünkü bu da İslâm'ın farizalarıdır. Ramazan ayını oruçlu geçirmektir. Çünkü bu da Allah'ın azabına karşı bir kalkandır. Beyt'i hacc etmektir. Çünkü bu da fakirliği giderir, günahları yok eder. Akrabaları ziyarettir. Çünkü bu, malı artırır, eceli uzatır. Aile arasında sevgi meydana getirir. Bir de gizlice sadaka vermektir. Çünkü bu şekilde verilen sadaka, günahlara keffaret olur, Rabbin gazabını söndürür.

insanı Allah'a yaklaştıracak vesilelerin en faziletlerinden biri de iyilik yapmaktır. Çünkü iyilik yapmak, inşam kötü bir ölümle ölmekten korur. Allah'ın zikrine daim. Zira bu, zikirlerin en güzelidir. Takva sahiplerine vaad edilen şeylere rağbet edip yönelin. Zira Allah'ın vaadi, vaadlerin en doğrusudur. Peygamberimiz (s.a.v.)'in yolundan gidin, ona uyun. Çünkü bu, yolların en faziletlisidir. Onun sünnetlerine tabi olun. Çünkü onun sünneti, sünnetlerin en fazüetlisidir. Allah'ın kitabını öğrenin, çünkü o, sözlerin en fazüetlisidir. Dinin hükümlerini Öğrenin. Zira bu, kalplerin baharıdır. Kalplere sükûnet verir. Onun nuru ile şifa bulun. Çünkü o nur, kalplerdeki hastalıklar için şifadır.

Kur'ân'ı güzelce okuyun. Çünkü onda kıssaların en güzeli vardır. Size Kur'ân okunduğu zaman dinleyin ve ona kulak verin ki, merhamet onmasınız. Onun bilgisini öğrenirseniz, bildiklerinizle amel edin ki, hidayete eresiniz. Çünkü bildiğinden başka şeyle amel eden âlim, cahilliğinden vazgeçmeyen,doğru yola girmeyen zorba ve zalim, cahil gibidir. Hatta böylelerinin aleyhindeki hüccet daha büyüktür, ilminin gereğini yapmayan, ilminin gösterdiği yolun dışına çıkan âlim, daha çok hasret ve pişmanlık içinde kalacaktır. Böylesi, cehaleti içinde şaşkına dönen cahilden daha pişman olacaktır. İkisi de saptırır. îkiside helak olur. Siz şüpheye düşmeyin. Aksi takdirde kuşkulara kapılırsınız. Şüphelenmeyin. Aksi takdirde küfre saparsınız.

Nefsinize ruhsat vermeyin. Aksi takdirde gafil olursunuz. Hak hususunda gafil olmayın. Aksi takdirde hüsrana maruz kalırsınız. Dikkat edin, güven duymanız, akıllılığın gereklerindendir. Aldanmamak da güven duymanın ve mutemet kişi sayılmanın bir göstergesidir. Sizin kendi nefsine en çok nasihat edeniniz, Rabbinize en çok itaat edeniniz-dir. Nefsine en çok hile yapanınız da Rabine en çok isyan edeninizdir. Kim Allah'a itaat ederse, güvende olur ve müjde ile karşılaşıp sevinir. Kim Allah'a isyan ederse korkar ve pişman olur. Sonra Allah'tan sağlam bir inanç ve yakin dileyin. O'ndan afiyet isteyin. Kalpte devam edecek şeylerin en hayırlısı, yakin ve kesin inançtır. Azmedilmeye değer işlerse en faziletli işlerdir.

işlerin en şerlisi, sonradan uydurulan ve ortaya konulan bid'atlar-dır. Sonradan ortaya konulan herşey bid'attır. Her kim bid'atlara uyarsa heba olur. Bir kimse, bir bid'at ortaya atarsa o sebeple bir sünneti ter-ketmiş olur. Asıl aldatılan kişi, dininde aldatılandır. Aldatılan kimse, nefsi hüsrana uğrayan kimsedir. Riyakarlık şirktendir. Ihlas ise amel ve imandandır. Eğlence meclislerinde bulunmak, Kur'ân'ı unutturur. Oraya şeytanı getirir ve insanı her türlü taşkınlığa sevkeder.

Kadınlarla bir ararada oturmak, kalpleri haktan saptırır ve gözleri de oraya tam ahi andırır ki, böylesi meclisler şeytanın tuzaklarıdır. Allah'a karşı samimi ve dürüst olun. Çünkü Cenâb-ı Allah, dürüst kimselerle beraberdir. Yalandan uzak durun. Çünkü yalanın kendisi imandan uzaktır. Dikkat edin, doğrulukinsam kurtuluşun ve üstünlüğün kayısına ulaştırır. Yalansa insanı gayyalara ve uçurumlara götürür. Doğru söyleyin. Doğruyu bilin, doğrulukla amel edin ki, hak ehli kimseler olasınız.

Size emanet bırakan kimselere, emanetlerini zamanında teslim edin. Sizi ziyaret etmeyen dost ve akrabalarınızı ziyaret edin. Sizi mahrum bırakanlara siz fazlasını vererek uğrayın. Sözleşme (va'd) yaptığınızda sözleşmenizin gereğini yerine getirin. Ahde vefa gösterin. Hüküm verdiğinizde adaletli olun.

Babalarınızla

Övünmeyin,

birbirinize

lakab

takmayın.

Şakalaşmaym.

Birbirinize öfkelenmeyin. Zayıfa, haksızlığa uğrayana ve borçluya yardım edin. Allah yolunda yardımınızı esirgemeyin. Yolculara, dilencilere, kölelere yardım elinizi uzatın. Dullara ve öksüzlere merhamet edin. Aranızda selamı yaygınlaştırın, verilen sela-mı misliyle ya da daha güzeliyle alın.

«İyilikte ve takvada yardımlasın. Günah işlemek ve aşırı gitmede yardımlaşmayın. Allah'tan korkun. Allah'ın cezası şiddetlidir.» (el-Mâide, 2.)

Misafire ikram edin, komşuya iyilikte bulunun. Hastayı ziyaret edin. Cenaze merasimlerine katılın, ey Allah'ın kulları, kardeş olun.

Bilesiniz ki, dünya arkasını dönüp gitmektedir. Vedalaşacağını duyurmuştur. Ahiret ise, gelmekte ve yaklaşmaktadır. Bugün yarışa hazırlanma günü, yarın ise yarış günüdür. Ölüm Cennet'tir. Varılacak en son yerse ateştir. Dikkat edin, sizler bir mehil içinde bulunuyorsunuz. Bu mehilin sonunda da acele ile gelmekte olan bir ecel vardır. Her kim bu mehil günleri içinde Allah için ihlaslı amel işlerse, ameli güzel olursa, umduğuna kavuşur. Her kim bu hususta kusurlu davranırsa, işlediği ameller boşa gider, umduğuna kavuşamaz. Siz hem korku hem de ümit içinde çalışm.Eğer umduğunuz ve arzuladığınız şeye kavuşursanız Allah'a şükredin. Ama bununla beraber yine de korkulu olun. Eğer korktuğunuz şey başınıza gelirse Allah'ı anın. Yine de ümidinizi yitir-meyin. Çünkü Cenâb-ı Allah Müslümanlara güzel şeyi (Cennet'i) vereceğini ilan etmiştir. Şükredenlere daha fazlasını verecektir. Ben, talihlisinin uyumakta olduğu Cennet gibi bir matlub görmedim. Ben, kendisinden kaçan kişinin uyuduğu Cehennem gibi korkunç birşey de görmedim.

Azıkların ve birikintilerin saklandığı bir gün için kazanılan şeyden daha kârh birşey yoktur, O günde kemikler çürüyecek ve günahlar yığı-lacaktır. Bir kimseye hak fayda vermezse, batıl zarar verir. Bir kimse, hidayet yolunda dosdoğru yürümezse, sapıklık onu sürükler götürür. Bir kimseye kesin inanç yarar sağlamazsa, kuşku ve şüphe ona zarar verir. Bir kimseye şu andaki zamanı yarar sağlamazsa, gıyabındaki zamanı yani geleceği meçhul olur. Ben göçmenizi emrettim. Ama siz azık-sızlığa dayanamadınız.

Sizin hakkınızda en çok kortuğum iki şey vardır. Bunlardan biri uzun emel, diğeri de heva ve hevese tabi olmaktır. Uzun emel, ahireti unutturur. Heva ve hevese tabi olmaksa, insanı haktan uzaklaştırır. Bilesiniz ki, dünya göç etmek üzeredir. Ahiret ise, size doğru gelmektedir. Hem dünyanın hem de ahiretin çocukları vardır. Siz yapabiliyorsanız ahiret çocukları olun, dünya çocukları olmayın. Dünya hayatında çalışma vardır, hesap yoktur. Ahiret hayatında ise hesap vardır, çalışma yoktur.»

Hz. Ali'nin bu beliğ hutbesi, çok yararlı bir hutbe olup iyilikleri toparlayıp bir araya getirmiş ve serlerden de menetmiştir. Allah'a hamd ve minnet olsun.

îbn Cerir'in anlattığına göre Hz. Ali (r.a.), Iraklıların Şamlılar üzerine savaşa gitmekten vazgeçmeleri üzerine kalkıp kendilerine bir nutuk irad etmiş, onları kınayıp azarlamış, tehdit edip korkutmuş, müteferrik sûrelerdeki cihad ayetlerini kendilerine okumuş, düşmanlanna karşı yola çıkmalan için teşvikte bulunmuştu. Ancak onlar, harekete geçmemişler, bilakis ona muhalefet etmişler,

muvafakat etmemişler, kendi beldelerinde kalmaya devam etmişler, etrafından dağılıp sağa sola gitmişlerdi. Kendisi de Kûfe'ye girmişti.