El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Ğadîr-Î Hum Hadisi

îmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Tufeyl'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Ali, Küfe mescidinin avlusunda insanları topladı. Sonra onlara şöyle dedi: - Her Müslümanın Gadir-i Hum gününde Rasûlullah'tan duyduğu şeyler için …

îmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Tufeyl'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Ali, Küfe mescidinin avlusunda insanları topladı. Sonra onlara şöyle dedi:

- Her Müslümanın Gadir-i Hum gününde Rasûlullah'tan duyduğu şeyler için Allah aşkına şahitlik etmesini rica ediyorum. Orada bulunan insanlardan bir çoğu ayağa kalktılar ve Rasûlullah (s.a.v.)'ın Gadir-i Hum'da Ali'nin elini tutup insanlara şöyle dediğine şahitlik ettiler: «Benim mü'minlere canlarından daha yakın olduğumu biliyor musunuz?»

Gadir-i Hum'da bulunan Müslümanlarda: «Evet ya Rasûlallah» dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: «Ben, kimin dostu isem şu Ali de onun dostudur. Allah'ım, Ali'ye dostluk edene dost ol, Ali'ye düşmanlık edene de düşman ol.» Bu konuşma üzerine ben oradan ayrıldım. İçimde bir şüphe duymaya başladım. Zeyd b. Erkam'a rastladım. Ona şöyle dedim: «Biliyor musun, Ali şöyle ve şöyle diyor.»

Zeyd: «Sen bunu inkar mi ediyorsun? Rasûlullah (s.a.v.)'m Ali için böyle dediğini ben de işittim» dedi.»

Ebu Bekir eş-Şafiî, Zeyd b. Erkam'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Ali, Rasûlullah (s.a.v.)'ın: «Ben kimin dostuysam Ali de nun dostudur. Allah'ım, Ali'ye dostluk edene dost ol. Ona düşmanlık edene de düşman ol.» dediğine şahitlik yapmaları için insanlardan rica ettiler. Ben de aralarında idim.»

Ebu Ya'lâ ile Abdullah b. Ahmed, Abdurrahman b. Ebi Leyla'nın şöyle dediğini rivayet etmişlerdir: «Küfe mescidinin avlusunda Ali'nin insanlardan şu ricada bulunduğunu gördüm:

- Gadir-i Hum gününde Rasûlullah'm: «Ben kimin dostu isem Ali de onun dostudur» dediğini kim duymuşsa, Allah aşkına burada şahid-lik etsin.

Hz. Ali'nin bu ricası üzerine Bedir savaşma katılmış oniki kişi kalkıp şahitlik ettiler. Hatta onlardan birine baktım. Üzerinde bir şalvar vardı. Onlar dediler ki:

- Gadir-i Hum gününde Rasûlullah (s.a.v.)'ın şöyle buyurduğuna şahid olduk: «Ben mü'minlere kendi canlarından daha yakın değil miyim? Benim zevcelerim de onların anneleridir. Öyle değil mi?»

- Evet öyledir ya Rasûlallah, denilince, şöyle buyurmuştu: «İşte ben kimin dostuysam Ali de onun dostudur. Allah'ım, Ali'ye dost olana dost ol, ona düşman olana da düşman ol.» Başka bir rivayette de Abdur-ranman b. Ebi Leyla, bu şahitlikte bulunarak şöyle demiştir: «Oniki kişi ayağa kalkıp şöyle dediler:

- Evet ey Ali, o zaman Rasûlullah (s.a.v.), senin elini tutarak şöyle demişti: «Allah'ım, Ali'ye dost olana dost ol, ona düşman olana düşman ol. Ona yardım edene yardım et, onu yardımsız bırakanı da yardımsız bırak.»

İmam Ahmed b. Hanbel, Rebah b. Hars'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Birkaç kişi, Küfe mescidinin avlusunda duran Hz. Ali'nin yanma gelerek şöyle dediler:

- Selam sana ey Mevlamız. Hz. Ali, onlara şöyle sordu:

- Siz Arap bir kavimsiniz, nasıl sizin mevlanız olabilirim?

- Ğadir-i Hum gününde Rasülullah (s.a.v.)'m şöyle buyurduğunu işi tik:

«Ben kimin mevlası isem şu Ali de onun mevlasıdır. O adamlar oradan ayrılıp gittiklerinde ben de peşlerine takıldım. Onların kim oldğu-nu sorduğumda dediler ki: «Biz Ensâr'dan bir topluluğuz.» Aralarında Ebu Eyyüb el-Ensârî de vardı. »

Ebu Bekir b. Ebi Şeybe, Rebah b. Hars'ın şöyle dediğini rivayet.et-miştir:-

«Kûfe mescidinin avlusunda oturmakta ve Ali ile sohbet etmekte iken üzerinde yolculuk izleri bulunan bir adam gelip Hz. Ali'ye hitaben: «Selam sana ey Mevlam» dedi. O adamın kim olduğunu Hz. Ali'ye sorduklarında Ebu Eyyüb olduğunu söyledi. Ebu Eyyüb, şöyle dedi:

- Ben, Rasülullah (s.a.v.)'m şöyle buyurduğunu işittim:«Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır.»

imam Ahmed b. Hanbel, Zeyd b. Erkam'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasülullah (s.a.v.)'la birlikte Vadi Hum denen bir vadide mola verdik. Namaz kılmamızı emretti. Namazı öğle sıcaklığında kıldık. Bize bir hutbe irad etti. Hutbe irad ederken kendisi için güneşin hararetinden korunması amacıyla semûr ağacının üzerine bir örtü örtülerek bir gölgelik yapıldı. Hutbesinde bize şöyle dedi:

- Bilmez misiniz ki (veya şahidlik etmez misiniz ki) ben her mü'min kimseye kendi canından daha yakınım?

- Evet öyledir ya Rasûlallah.

- Ben, kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır. Allah'ım, Ali'ye düşmanlık edene düşman ol, ona dostluk gösterene de dost ol.»

Maruf b. Harbud, Hüzeyfe b.Üseyd'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasülullah (s.a.v.), Veda haca dönüşünde ashabını Batha'daki birbirine yakın ağaçların çevresinde mola vermekten menetti. Sonra onlara haber gönderdi. Onlar da o ağaçların altında namaz kıldılar. Sonra Rasülullah (s.a.v.) kalkıp ashabına şöyle dedi:

- Ey insanlar! Hmi her şeye nüfuz eden ve kendisi de her şeyden haberdar olan Allah, bana haber verdi ki: Her peygamber, mutlaka kendisinden önceki peygamberin yarı ömrü kadar yaşayacaktır. Zannederim ki yakında ben Rabbimin huzuruna davet edileceğim. Ben de bu davete icabet edeceğim. Benden sorulacak, sizden de sorulacak. Siz ne diyeceksiniz?

- Senin risaleti tebliğ ettiğine, nasihat verdiğine, çaba sarfettiğine şahitlik edeceğiz. Allah sana hayır mükafat versin,

- Allah'tan başka ilah bulunmadığına, Muhammed'in de onun kulu ve elçisi olduğuna, Allah'ın Cennet'inin hak olduğuna, ateşinin hak olduğuna, kıyamet saatinin kuşkusuz geleceğine ve Allah'ın mezarda-kileri dirilteceğine şahitlik etmez misiniz?

- Evet, buna da şahitlik ederiz.

- Allah'ım şahid ol. Ey insanlar, doğrusu Allah benim mevlamdır. Bende mü'minlerin mevlasıyım ve onlara canlarından daha yakınım. Ben kimin mevlası isem, şu (Ali) de onun mevlasıdır. Allah'ım, Ali'ye dostluk gösterene dost ol. Ona düşmanlık edene de düşman ol. Ey insanlar, ben sizin elçinizim. Sizler, genişliği Basra ile San'a arasındaki mesafeden daha uzun olan bir havuzun başına geleceksiniz. O havuzda yıldızlar sayısınca kaplar vardır. îki de gümüş bardak vardır .Yanıma geldiğinizde aranızda bıraktığım iki kıymetli şeyi soracağım. Siz benden sonra onlara nasıl davrandığınıza dikkat edin. O kıymetli şeylerin en büyüğü, Allah'ın kitabıdır. Bir tarafı Allah'ın elinde bir tarafı da sizin elinizdedir. Ona sanlın ki, sapmayasmız. Onun hükümlerini değiştirmeyesiniz. Size bıraktığım iki kiymetli şeyden ikincisi de benim aile ef-radımdır. Zira ilmi her şeye nüfuz eden ve her şeyden haberdar olan Allah, bana bildirdi ki, bu iki kıymetli şey sizin havuz yanma gelişinize kadar birbirinden ayrılmayacaklardır.»

Abdürrezzak, Bera b. Azib'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasülullah (s.a.v.)'la birlikte yola çıktık.

Ğadir-i Hum mevkiine vardığımızda mola verdik. O esnada bir ün-leyici toplanmamız için çağrıda bulundu. Toplandığımızda Rasülullah (s.a.v.), bize şöyle dedi:

- Ben size canınızdan daha yakın değil miyim?

- Evet ya Rasûlallah.

- Ben size annelerinizden daha yakın değil miyim?

- Evet ya Rasûlallah.

- Ben size babalarınızdan dah yakın değil miyim?

- Evet ya Rasûlallah.

- Öyle değilmiyim, öyle değilmiyim, öyle değil miyim?

- Evet ya Rasûlallah.

- Ben kimin dostuysam Ali de onun dostudur. Allah'ım, Ali'ye dost olana dost ol, ona düşmanlık edene düşman ol.

Hattab oğlu Ömer de Rasülullah (s.a.v.)'ın bu konuşmasından sonra Ali'ye şöyle dedi:

- Tebrik ederim seni ey Ebu Talib'in oğlu Ali! Bu gün sen bütün mü'minlerin velisi ve dostu oldun.» Hafiz Ebu Bekir Hatib el-Bağdadî, Ebu Hüreyre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Her kim zilhicce ayının onsekizinci gününden oruç tutarsa ona altmış ay oruç tutmuşçasma sevap yazılır. O gün Gadir-i Hum günüdür. O günde Peygamber (s.a.v.)> Ebu Talib oğlu Ali'nin elini tutmuş ve sahabelere şöyle demiştir:

- Ben mü'minlerin velisi değil miyim?

- Evet ya Rasûlallah.

- Ben kimin dostu isem, Ali de onun dostudur. Rasûlullah (s.a.v.)'m bu konuşmasından sonra Hattab oğlu Ömer, Ali'ye şöyle dedi:

- Ey Ebu Talib'in oğlu, sana ne mutlu! Bu gün sen hem benim hem de her Müslümanın mevlası oldun.»

Bu hadise üzerine Cenâb-ı Allah, şu ayet-i kerimeyi inzal buyurdu: «Bu gün size dininizi ikmal ettim.» (ei-Mâide, 3.)

Her kim receb ayının yirmiyedinci gününde oruç tutarsa ona altmış ay oruç tutmuşcasma sevap yazılır. Çünkü o gün Cebrail'in risaleti indirdiği ilk gündür.»

Ben derim ki: Bu rivayette birkaç bakımdan münkerlik vardır. Zira yukardaki ayet-i kerimenin bu günde nazil olduğu söylenmektedir. Oysa mezkur ayet-i kerime, Buharı ve Müslim'in sahihlerinde de Hattab oğlu Ömer'den rivayet olunduğu gibi arefe gününde nazil olmuştur. Ayrıca adını zikrettiklerimizin dışında bir diğer sahabe topluluğundan da: «Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır.» hadisi rivayet edilmiştir. Ancak bu hadisin senedinin mezkur sahabelere ulaştığı hususunda zayıflık vardır.