Bu zatın soy kütüğü şöyledir: Halid b. Velid b. Muğire b. Abdullah b.
Ömer b. Mahzum el-Kureşi Ebu Süleyman el-Mahzumî. Allah'ın kılıcı anlamına gelen "Seyfullah" lakabıyla tanınırdı. Meşhur bahadırlardandı. Ne cahiliye döneminde ne de İslâmiyet döneminde mağlub edil-memişti. Anasının adı Esma binti Haris'tir. Anası, Lübabe binti Ha-ris'in ve Meymune binti Haris'in kardeşidir. Bilindiği gibi Meymune, mü'minlerin annesi, yani Rasûlulah'm zevcesiydi. Vakidî dedi ki: Halid, hicri sekizinci senenin safer ayının ilk gününde Müslüman oldu. Mu'te savaşma katıldı. Atanma olmaksızın komutanlık onun uhdesine geçti. O gün misli görülmemiş bir şekilde şiddetlice savaştı. Elinde dokuz kılıç parçalandı. Elinde sadece bir yemani pala kaldı. Rasûlullah (s.a.v.), onun hakkında şöyle buyurdu:
"Zeyd, bayrağı aldı ama o vuruldu. Sonra bayrağı Cafer aldı. O da vuruldu. Sonra Abdullah b. Revaha aldı. O da vuruldu. Sonra bayrağı Allah'ın kılıçlarından bir kılıç aldı. Ve Allah onun elleriyle fethi müyesser kıldı." Rivayet olunduğuna göre Yermük savaşında Halid'in başlığı düşmüş, savaş esnasında başlığını aramaya başlayınca kendisini ayıp-lamışlardı. O da şöyle demişti:" Bu başlığın içinde Rasûlullah (s.a.v.)'m perçeminden bir tüy vardır. Bu tüy hangi savaşta yanımda olmuşsa mutlaka o sayede muzaffer olmuşumdur."
Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde Vahşi b. Harb'ten rivayet olunduğuna göre Ebu Bekir es-Sıddık, mürtedlerle savaşması için Halid b. Ve-lid'i komutan olarak atadığı zaman şöyle demişti: «Rasûlullah'm şöyle buyurduğunu işittim: "Halid b. Velid, Allah'ın ne güzel bir kulu ve aşiret kardeşidir. Halid b. Velid, Allah'ın kafirlere ve münafıklara çektiği kılıçlarından bir kılıçtır.»
İmam Ahmed b. Hanbel, Abdülmelikb. Umeyr'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Ömer b. Hattab, Ebu Ubeyde'yi Şam'a komutan yaptı. Halid b. Ve-lid'i ise oradaki komutanlık görevinden azletti. Bunun üzerine Halid Şamlılara şöyle dedi: "Size bu ümmetin emin kişisi gönderildi. Zira Rasûlulllah (s.a.v.)'ın: "Bu ümmetin emini Ebu Ubeyde b. Cerrah'tır." dediğini işttim. Öte yandan Ebu Ubeyde de şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v.)'ın "Halid, Allah'ın kılıçlarından bir kılıçtır. O ne güzel aşiret gencidir." dediğini işittim. Sahih bir hadiste de şöyle denilmiştir:" Halid'e gelince siz Halid'e haksızlık edeceksiniz. Oysa ki o, zırhlarını ve gücünü Allah yoluna vakfetmiştir." Halid b. Velid, Mekke fethine, Huneyn gazvesine katılmış ve peygamberin sağlığında komutan olarak Beni Cezime kabilesinin üzerine gidip onlarla savaşmıştır, Hayber fethine katılıp katılmadığı hususunda ihtilaf vardır. Fetih zamanında Mekke'ye bir askeri birliğin başmda komutan olarak girmiş ve Kureyşlilerden çok sayıda adam Öldürmüştür. Nitekim bunu Mekke fethi bölümünde detaylı olarak anlatmıştık.
Allah'a hamd ve minnet olsun. Rasûlullah (s.a.v.), Halid'i Hevazinlile-rin putu olan Uzza'yı yıkması için göndermişti. Yıkarken de şöyle demişti: "Ey Uzza! Seni takdis etmiyorum, aksine inkar ediyorum. Doğrusu Alah'm seni tahkir ettiğini gördüm." Böyle dedikten sonra Uzza'yı yakmıştı. Rasûlullah (s.a.v.) dan sonra Hz.Ebu Bekir, onu mürtedler ve zekat vermeyenlerle savaşmakla görevlendirmişti. O da hem kendini tatmin edecek, hem de diğer Müslümanların gönlüne su serpecek basanlar elde etmişti. Sonra Hz. Ebu Bekir, onu Irak'a göndermişti. Irak'tan sonra Şam'a geldi.
Halid b. Velid'in öyle yararlılıkları olmuştu ki, bunlar kalpleri ve gözleri doyurur. Bu gibi olağanüstü halleri kulaklar duymamıştı. Bilahare Hz. Ömer, onu komutanlıkta azletti. Yerine Ebu Ubeyde'yi komutan olarak atadı, ancak onu savaş hususunda kendisine danışılan bir müsteşar olarak görevde bıraktı. O da yatağında vefat edinceye kadar Şam'da kaldı. Allah ondan razı olsun.
Vakidî, Ebu Zenad'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: Halid b. Velid, can çekişirken ağladı; sonra şöyle dedi: "Ben falan ve falan savaşa katıldım, vücudumda kılıç darbesi, mızrak veya kargı yarası bulunmayan bir karışhk yer yoktur ve işte ben develerin ölümü gibi yatağımda burun üzeri ölmekteyim. Korkakların gözleri uyumasın!" Ebu Yâlâ, Halid b. Velid'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Bana bir gelinin hediye edildiği veya bir oğlumun doğum müjdesinin verildiği gece, Muhacirlerle birlikte düşmana saldırdığım çok soğuk bir geceden daha sevimli olamaz."
Ebu Bekir b. Ayyaş, Hayseme'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Yanında şarap tulumu bulunan bir adam, Halid'e geldi. Halid: "Allah'ım, şunu bal yap." dedi. Ve o şarap bala dönüştü.» Başka bir rivayette ise şöyle denmektedir: Yanında şarap tulumu bulunan bir adam, Halid b. Velid'in yanına geldi. Halid, ona:
- Bu nedir? diye sordu. Adam da:
- Baldır, dedi. Bunun üzerine Halid:
- Allah'ım, bunu sirke yap, diye dua etti. Adam arkadaşlarının yanına döndüğünde onlara:
- Arapların benzerini içmedikleri bir içkiyi size getirdim, dedi. Sonra tulumun ağzını açıp baktığında içindeki şeyin sirke olduğunu gördü. Ve: "Vallahi Halid'in duası buna isabet etti," dedi.»
Hammad b. Seleme, Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Halid, düşmanla karşılaştı. Müslümanlar, düşmandan yüz çevirip hezimete uğramış olarak geri döndüler. Ancak Halid'in kendisi ve Bera' b. Malik'in kardeşi sebat ettiler. Ben de aralarında ki konuşmaları du-
yuruyordum. Halid, başını bir süre de eğdi, yere baktı. Sonra kaldırdı, bir süre göğe baktı. Böyle bir durumla karşılaştığı zaman o hep böyle yapardı. Sonra Bera'nm kardeşine:
- Haydi kalk da bineğne bin, buyruğunu verdi ve kendisi de yanında bulunan Müslümanlara:
- Medine'ye gidecek yolunuz kalmadı. Önümüzde sadece Cennet vardır, diyerek düşmana saldırdı ve müşrikleri yenilgiye uğrattı.
Malik, Hz. Ömer'in Ebu Bekir'e: "Senin emrin olmadan ne bir koyun ne de bir deveyi hiç kimseye vermemesi için Halid'e mektup yaz." dediğini nakletmiştir. Ebu Bekir (r.a.), Halid b. Velid'e böyle bir mektup yazdı. Halid de ona şu cevabı gönderdi: "Ya beni görevimle başbaşa bırak, ya da al, görev senin olsun." Hz.Ömer, Hz.Ebu Bekir'e onu azletmesi teklifinde bulundu. Ancak Ebu Bekir: - Halid'in gösterdiği yararlılıklar gibisini kim gösterebilir bana?
diye sordu. Hz. Ömer de:
- Ben, diye cevap verdi.
Hz.Ebu Bekir de:
- Haydi göreyim seni, dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer hazırlandı. Bineği kapıya getirildi. Yola çıkacaktı. Sonra sahabeler gelip Hz. Ebu Bekir es-Sıddık'a Ömer'i Medine'de bırakmasını, Halid'i de Şam'da bırakmasını tavsiye ettiler. Hz. Ömer, halife olunca önceleri Hz. Ebu Bekir'in kendisine göndermiş olduğu mektup gibi bir mektubu Halid'e gönderdi. Halid de aynı cevabı verince Hz. Ömer, onu görevden azlederek şöyle dedi: "Ebu Bekir'e tavsiye edip te benim yapmadığım birşeyi Allah'ın görmesini istemem."
'Tarih" adlı eserinde Buharî, Yasir b. Sümey el-Bürrî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Hz. Ömer'in Halid'i azletmekten ötürü Cabiye'de halktan özür dileyerek şöyle dediğini işittim: "Şu ganimet mallarım Muhacirlere vermesini Halid'e emretmiştim, ama o bu malları güçlülere, şereflilere ve dili uzun olanlara dağıttı. Bende bunun üzerine onu azledip Ebu Ubeyde'yi komutan yaptım." Ebu Amr b. Hafs b. Muğire dedi ki: *T3y Ömer, bu mazeretin makbul değildir. Çünkü sen, Rasûlullah (s.a.v.)'m tayin ettiği bir komutanı görevden azlettin. Ve Rasûlullah (s.a.v.)'ın diktiği bir bayrağı indirdin. Allah'ın çektiği bir kılıcı kınına soktun. Dostluk bağlarını kopardın. Amcam oğlunu kıskandın." Hz. Ömer de ona: "Sen çok yakın bir akrabasın. Yaşın gençtir. Amcan oğlu için öfkeleniyorsun." diye cevap verdi. Vakidî, Muhammed b. Said ve diğerleri dediler ki: "Halid b. Velid, hicretin yinnibirinci senesinde Humus'a bir mil mesafedeki bir kasabada vefat etti ve Hz. Ömer'e vasiyette bulundu."
Duhaym ile diğerleri onun Medine'de vefat ettiğini söylemişlerdir. Ama sahih olan birinci görüştür. Önceki sayfalarda da anlattığımız gibi Hz. Ömer, Eş'as b. Kays'a 10.000 dirhem verdiğinden dolayı Halid'i görevden azletmiş ve Eş'as'a verdiği 10.000 dirhemi istirdat etmiştir. Hamama gidip Nevre çiçeğinin ufalatılıp Aspur ve şarapla hamurlanmış halini vücuduna sürmesinden ötürü Hz. Ömer, onu kınamış ve o, bunun yıkanmak için kullanılan bir malzeme olduğunu söyleyerek kendini savunmuştu. Yine başka bir rivayetten anlaşıldığına göre Halid, kadınlarından birini boşamış ve gerekçe olarak da şöyle demiştir: "Herhangi bir halinden şüphe ettiğim için onu boşamış değilim. Ancak o benim yanımda hastalanmadı; bedenine, başına ve vücudunum herhangi bir yerine de bir yara isabet etmedi."
Seyf b. Ömer'le diğerleri dediler ki; Hz. Ömer; Halid'i Şam, Müsen-na b. Harise'yi de Irak'taki görevlerinden azlettiği zaman şöyle dedi: "Cenâb-ı Allah'ın bu dine Halid ve Müsenna'nın yardımlarıyla güç verdiğine insanların inanmalarını önlemek için Halid ile Müsenna'yı görevden azlettim. Çünkü yegane kuvvet Allah'ındır, onların değildir."
Yine Seyf b. Ömer'in rivayetine göre Hz. Ömer, Halid b. Velid'i Kin-nesrin'deki görevinden azledip ondan bir miktar mal aldığı zaman Ha-lid'e şöyle demiştir: "Sen, benim yanımda kıymetlisin, şereflisin ve bundan sonra benden sana hoşlanmayacağın bir muamele ulaşmayacak-tır."
Esmaî, Şa'bî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Gençlik zamanında Ömer'le Halid güreştiler. Halid, Ömer'in dayısının oğluydu. Ömer'in bacağını kırdı. Sonra bacağı bağlanıp iyileşti. Aralarındaki düşmanlığın sebebi bu oldu."
Esmaî, Muhammed b. Sirin'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Halid, ipek bir gömlek giymiş olarak Hz.Ömer'in yanma gitti. Hz. Ömer, ona şöyle sordu:
- Bu ne ey Halid?
- Bunun ne zararı var ey mü'minlerin emiri! Abdurrahman b. Avf da ipek gömlek giyiniyor mu?
- Sen, Abdurrahman b. Avf gibi misin, onunla aynı derecede misin? Şu evdekilere emrediyorum M, her biri şu gömleğinin bir ucundan tutup çeksinler. Hz. Ömer'in böyle demesi üzerine orada bulunanlar Halid'in gömleğini paralamaya başladılar. Öyle ki gömleği paramparça oldu."
Abdullahb. Mübarek, Ebu VaH'in şöyle dediğini rivayst etmiştir: "Halid b. Velid, can çekişirken şöyle dedi: "Tam Ölebileceğimi zannettiğim yerlerde ölümü istedim, ama Ölüm bana mukadder olmadı. Ancak yatağımda ölmek bana nasib oldu. "Lâ ilahe illallah" demekten başka bana faydası dokunacağını ümid ettiğim başka birşey de vardırldojkalkanımındulda-sına sığındığım ve sabaha kadar yağmur altında kaldığım bir gecedir. O gecede düşmana saldırmakiçin sabahı bekliyorduk. Ben öldüğüm zaman şu silahıma ve atıma bakın. Bunları Allah yolunda kullanın.»
Halid vefat edince Hz. Ömer, onun cenaze namazına geldi ve şöyle dedi:" Velid ailesindeki kadınlar başlarına toprak saçmayıp yüksek^ses-le figan etmedikleri takdirde Halid için gözyaşları dökebilirler."
Muhammed b. Sa'd, Şakik b. Seleme'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Halid b. Velid, vefat edince Beni Muğire kabilesinin kadınları, Halid'in evinde toplanarak üzerine ağlamaya başladılar. Hz.Ömer'e şöyle denildi:
"Kadınlar, Halid'in evinde toplanıp üzerine ağlamaya başladılar. Hoşlanmadığın şeyleri sana duyurabilirler. Haber gönder de bu feryad ve figanlarına son versinler."
Hz. Ömer'de şu cevabı verdi:
"Başlarına toprak saçıp bağırıp çağırmadıkları takdirde Ebu Süleyman'ın (Haîid'in) üzerine gözyaşı dökmelerinin bir sakıncası yoktur."
îshak b. Bişr ile Muhammed dediler ki: "Halid b. Velid, Medine'de vefat etti. Hz. Ömer de onun cenazesine geldi. Anasının şöyle bir şiir terennüm ettiğini işitti:
"Sen erkekler yüz üstü yere düşerlerken 1.000.000 insandan daha hayırlısın."
Halid'in anasının bu sözü üzerine Hz. Ömer, şu karşılığı verdi: "Doğru söyledin, vallahi gerçekten de böyledir."
Seyf b. Ömer, Salim'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Halid, bir süre Medine'de ikamet etti. Hz. Ömer, insanların onunla fitneye düşmelerinden korkmayacak hale geldikten sonra hac dönüşünde onu tekrar komutanlığa atamaya karar verdi. Ancak Halid, hastalandığım söyledi. Anasını ziyaret etmek için Medine'den gitmek üzereydi. Anasına:
"Beni, hicret ettiğim yere götürün" dedi. Onu Medine'ye getirdiler. Annesi ona hastabakıcılık yaptı. Durumu ağırlaşmca hacda bulunan Hz. Ömer'e haber verildi. O da üç günlük mesafede iken bineğini hızlandırdı. Medine'ye vardığında Halid, vefat etmişti. Halid'e yüreği yandı, îstirca' etti. "înnâ lillah ve innâ ileyhi raciun" dedi. Teçhiz ve tekfin işi tamamlanıncaya kadar Halid'in kapısında oturup bekledi. Ağıtçı kadınlar, Halid'in üzerine ağlamaya başlayınca Hz. Ömer'e:
- Bunları ağlamaktan men etmeyecek misin? diye sorulunca Hz. Ömer, şu cevabı verdi:
"Başlarına toprak saçıp feryad ve figan etmedikleri takdirde Ku-reyş kadınlarının Ebu Süleyman (Halid) üzerine ağlamalarının bir sakıncası yoktur."
Halid'in cenazesine geldiği zaman Hz. Ömer, ihramlı bir kadının
Halid üzerine ağlayıp şöyle dediğini işitti:
"Erkekler yüz üstü yere düşerlerken sen milyon kadar erkekten daha hayırlısın.
Onlar yiğit midirler? Sen Damr b. Cehm'in yeleli aslanından daha yiğitsin.
Onlar cömert midirler? Sen dağlar arasında akan Deyyas selinden daha cömertsin."
Hz. Ömer:
- Bu kimdir? diye sorunca ona:
- Halid'in annesidir, dediler. Hz. Ömer de:
- Annesi ise üç gün ona ağlayabilir. Kadınlar, Halid gibisini ağlamakla yeniden dünyaya getirebilirler mi? diye sordu.
Hz. Ömer, Halid'in ölümünün üçüncü gecesine kadar uyuyamadı. Halid'in cenazesinin getirilişiyle ilgili olarak şöyle bir şiir söylendi:
"Arkadaşların kendisiyle bağ kurduğu kimse için ağlıyorsun, ama dağlar gibi bahadırların üzerine ağlamıyorsun.
Onlar -eğer üzerlerine ağlayacak olursan- onların kaybedilişleri, elli ile yüz arasındaki kıymetli develerin kaybından daha şiddetli ve daha zordur.
Onların kaybından sonra bir millet onların mertebesine ulaşmayı arzuladı.
Ancak olgunluk ve kemalin vesile ve sebeplerine yaklaşamadılar."
Başka bir rivayette anlatıldığına göre Hz. Ömer, Halid b. Velid'in annesine şöyle demiş: "Halid'i mi, yoksa onun ölümü yüzünden sabrettiğin takdirde kazanacağın sevabı mı tercih ediyorsun? Sana yemin veriyorum ki, eline kına sürmeden buradan ayrılmayacaksın."
Bütün bu anlatılanlar, Halid b. Velid'in Medine-i Nebeviye'de vefat etmiş olduğunu isbatlıyor. Duhaym Abdurrahinan b. İbrahim ed-Dı-maşk'ı de bu görüşe kail olmuştur. Ancak Vakidî, katibi Muhammed b. Sa'd, Ebu Ubeyd Kasım b. Sellam, İbrahim b. Münzir, Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr, Ebu Abdullah el-Usfurî, Musa b. Eyyûb, Ebu Süleyman b. Ebi Muhammed ve diğerlerinden oluşan cumhur-u ulemadan nakledilen meşhur görüşe göre.Halid b. Velid, hicretin yirmibirinci senesinde Humus'ta vefat etmiştir. Vakidfye göre o, Hz. Ömer'e vasiyette bulunmuştur. Muhammed b. Sa'd, Abdurrahman b. Ebi'z-Zinad'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Halid b. Velid, Hz. Ömer tarafından azledildikten sonra Medine'ye geldi. Umre yaptı. Sonra Şam'a döndü. Hicretin yirmibirinci senesinde vefat edinceye kadar Şam'da kaldı. "
Vakidf nin rivayetine göre Hz. Ömer, Küba mescidinde namaz kılan bazı hacıları görünce onlara şöyle sormuş:
- Şam'ın nere sindensiniz?
- Humus'tanız.
- Ne haberler var sizde ?
- Halid b. Velid vefat etti. Bunun üzerine Hz. Ömer istirca edip şöyle dedi:
- Doğrusu bizler, Allah'a aidiz ve ona dönücüleriz. Vallahi Halid, düşmanın göğsü üzerine atılan, meşveret ve aklı bereketli olan bir kimseydi. .
Bunun üzerine Hz. Ali, ona şöyle sordu:
- Madem böyleydi de niye onu görevden aldın?
- Şerefli ve dili uzun olan kimselere bolca mal verdiği için onu görevden aldım.
Başka bir rivayette anlatıldığına göre Hz. Ömer, kendisine bu soruyu soran Hz. Ali'ye şöyle cevap vermiştir:
"Ona karşı yaptıklarıma pişman oldum."
Muhammed b. Sa'd, Kays b. Ebi Hazim'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Halid b. Velid vefat edince Hz. Ömer, şöyle dedi: Allah, Ebu Süleyman'a (Halid b. Velid'e) rahmet etsin. Onun yapmadığı bazı işleri yaptığını zannetmiştik.
Cüveyriye, Nafin'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Halid b. Velid, vefat ettiği zaman atından, kölesinden ve silahından başka bir malı yoktu."
Kadı Muafa b. Zekeriyya el-Harirî, Ebu Ali el-Harnazf nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Hişam b. Bahterî, Beni Mahzum kabilesinden birkaç kişiyle birlikte Ömer b. Hattab'm yanma gitti. Ömer (r.a), ona şöyle dedi:
- Ey Hişam, Halid hakkında söylediğin şiirini bana oku. Hişam, ona Halid hakkındaki şiirini okuyunca Ömer (r.a), ona şöyle dedi:
- Merhum Ebu Süleyman'ı az övdün. Çünkü o (yani Halid b. Velid), şirki alçaltmak ve müşrikleri zelil kılmak isterdi. Düşmanı ona gülüp yürek soğutsaydı bile o Allah'ı gazaplandırmamak için ondan yüz çevirirdi, Allah, Beni Temim'in kardeşini kahretsin. O ne kadar da usta bir şairmiş.
"Geçip gidenin aksine hayatta kalana de M: Onun gibi bir başkasına hazırlansın, sanki bu iş olup bitmiştir.
Benden sonra yaşayanın yaşaması bana fayda vermez. Ölenin ölümü de beni hayatta ebedi bırakmaz."
Bu şiiri okuduktan sonra Hz. Ömer şöyle dedi: "Allah, Ebu Süleyman'a (Halid'e) rahmet etsin. Allah katındaki sevap ve mükafat, onun dünyada içinde bulunduğu halden daha hayırlıdır. O mutlu olarak vefat etti. Övgüye layık olarak yaşadı. Ama zamanın bunu söylediğini görmedim.»

