El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Halld B. Velîd'în Kînnesrîndekî Görevinden De Azledilmesi

Ibn Cerir dedi ki: Hicretin onyedinci senesinde Haîid b. Velid ile lyaz b. Ganem, Bizanslıların üzerine gidip saldırıda bulundular. Onlardan pek çok ganimet ele geçirdiler ve çok sayıda da esir aldılar. Halid, …

Ibn Cerir dedi ki: Hicretin onyedinci senesinde Haîid b. Velid ile lyaz b. Ganem, Bizanslıların üzerine gidip saldırıda bulundular. Onlardan pek çok ganimet ele geçirdiler ve çok sayıda da esir aldılar. Halid, Bizanslılarla yazın yaptığı savaştan birçok ganimet elde ederek geri döndü, insanlar da gidip ondan birşeyler istediler. Yanma gidenlerden biri de Eş'as b. Kays'tı. Halid, ona 10 000 dirhem vermişti. Hz. Ömer, onun bu yaptığından haberdar olunca Ebu Ubeyde'ye bir mektup göndermişti. Mektubunda; Halid'i huzura celbetmesini, başındaki sarığı çözmesini, üzerindeki bornozunu çıkarmasını, onu sarığıyla bağlamasını ve bu 10 000 dirhemi nereden getirdiğini sormasını, eğer bu parayı kendi malından vermişse bunun akılsızca bir tasarruf ve israf olduğunu bildirmesini, eğer düşmanla yazın yaptığı savaştan elde ettiği ganimetten vermiş ise bunun bir hainlik olduğunu söylemesini, sonra onu görevinden azletmesini emretmişti.

Ebu Ubeyde, Halid'i çağırttı. Kendisi minbere çıktı. Halid'i de minberin karşısına ayakta durdurdu. Hz. Ömer'in mektubunu getiren ulak ve Bilal ayağa kalktılar. Bilal, Hz. Ömer'in mektupta yazdığı hususları ve emirleri yerine getirdi. Ebu Ubeyde, susmuş konuşmuyordu. Bu emir yerine getirildikten sonra Ebu Ubeyde, minberden indi. Gidip Ha-lid'den kendi isteği dışında meydana gelen bu hadiseden ötürü özür diledi. Halid, onun bu özrünü kabul etti. Onun bunu kasıtlı olarak yapmadığını anladı. Sonra Kinnesrin'e gitti. Oradaki ahaliye nutuk irad etti. Onlarla vedalaştı. Sonra ailesiyle birlikte Humus'a gitti. Oradaki halka da nutuk irad edip vedalaştı ve Medine'ye gitti. Halid, huzuruna vardığında Hz. Ömer, ona şairin şu sözünü okudu: "Öyle şeyler yaptın ki, hiç kimse senin bu yaptıklarını yapmamıştır. Kavimlerin yaptığını Allah yapar." Hz. Ömer, bu bolluğun nereden geldiğini ve Eş'as b, Kays'a armağan olarak verdiği 10 000 dirhemi nereden bulduğunu sordu. Halid de ganimetlerden ve payına düşen maldan bunu verdiğini ifade etti. Hz. Ömer de ona: "60 000 dirhemden fazlası senin olsun."dedi. sonra Ha-lid'in mallarını ve eşyalarını takdir edip değerlerini belirledi. 20 000 dirhemi alıp sonra da Halid'e şöyle dedi:"Allah'a yemin ederim ki sen, benim yanımda çok kıymetlisin. Ben seni çok severim. Bu günden sonra benim için hiçbirşey yapma."

Seyf b. Ömer, Adiy b. Sehl'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Hz. Ömer, şehirlere şu mektubu gönderdi: Ben kendisinden kızdığımdan veya bir hainlik yaptığından ötürü Halid'i görevden almış değilim. Ancak insanlar onu alabildiğine gözlerinde büyütüp fitneye düşmüşlerdi. Her şeyi yapanın o olduğunu zannetmişlerdi. Ancak ben her işin başının Allah olduğunu bilmelerini istediğim için onu görevden aldım." Hz. Ömer, yanına gelen Halid'e de mektubunda yazdığı hususları anlatmıştı.

Vakidî dedi ki: Hicretin onyedinci senesinin receb ayında Hz. Ömer umre yaptı. Mescid-i Haram'ı onarıp bazı kısımlarının yenilenmesini emretti. Bu işle de Mahreme b. Nevfel, Ezher b. Abdi Avf, Hüveytib b. Abdul-Uzza ve Said b. Yerbu'yu görevlendirdi. Ayrıca Harem'in yerinin işaretlerinin yenilenmesini de emretmişti. Yoldan geçerken su sahibi olan kimseler de Mekke ile Medine arasında konak yerleri yapmak konusunda izin istemişler, oda bunlara izin vermekle beraber yolcuların gölge ve su konusunda kendilerinden öncelikle hak sahibi olmalarını şart koşmuştu.Yine bu yıl içersinde Hz. Ömer, Ali b. Ebi Talib'in kızı Ümmü Külsüm ile evlenmişti. Ümmü Külsüm, Rasûlullah (s.a.v.)'ın kızı olan Fatıma'nm kızıdır. Ümmü Külsüm ile Hz.Ömer zilkade ayında gerdeğe girdiler. Hz. Ömer'in sireti ve müsnedinde onun bu evliliğini anlatmış ve Ümmü Külsüm'e 40 000 dirhem mehir verdiğini söylemiştik. Hz. Ömer, Rasûlullah'm aşağıda nakledeceğimiz bir hadisinden ötürü Ümmü Külsümle evlenmiştir. Hadis-i şerifte Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Kıyamet gününde bütün sebep ve nesepler kesilir. Yalnız benim sebep ve nesebim kesilmez."

Vakidf nin anlattığına göre hicretin onyedinci senesinde Hz. Ömer, Ebu Musa el-Eşarf yi Basra'ya vali tayin etmişti. Ve ona Muğire b. Şu-be'yi kendisine göndermesi için emir vermişti. Muğire b. Şube aleyhinde Ebu Bekre, Şibl b. Mabed el-Becelî, Nafi b. Ubeyd ile Ziyad şahidlik yapmışlardı. Muğire'nin görevden almış sebebi şuydu:Ümmü Cemil binti Efkam adında Beni Amir b. Sa'saa kabilesinden bir kadın dul kalmıştı. Bu kadın, komutanların ve eşrafin kadınlarının yanma girip çıkardı. Basra valisi Muğire'nin evi Ebu Bekre'nin evinin karşısındaydı, îki evin arasında yol vardı. Ebu Bekre'nin evinde Muğire'nin evine bakan bir pencere vardı. Muğire ile Ebu Bekre arasında düşmanlık vardı, Ebu Bekre evinde birkaç arkadaşıyla oturup sohbet etmekte iken rüzgar pencereyi açtı. Ebu Bekre kalkıp pencereyi kapatmak istediği zaman Muğire'nin penceresinin açık olduğunu, onun bir kadının göğsü üzerinde ve ayakları arasında olup cinsel ilişkide bulunduğunu gördü. Arkadaşlarına:

- Gelin, valinizin Ümmü Cemil adındaki kadınla zina yapmakta olduğunu görün! dedi. Arkadaşları da kalkıp pencereden baktıklarında vali Muğire'nin o kadınla cinsel ilişkide bulunduğunu gördüler ve Ebu Bekre'ye:

- Bu kadının Ümmü Cemil olduğunu nereden biliyorsun? diye sordular. Çünkü Muğire ile altındaki kadının başları öbür taraftaydı. Ebu Bekre, arkadaşlarına:

- Biraz durun, dedi. Vali ile altındaki kadın cinsel ilişkilerini tamamladıktan sonra kadın ayağa kalktı. Ebu Bekre, arkadaşlarına:

- işte bakın! Bu, Ümmü Cemil'dir, dedi. Arkadaşları baktılar ve kadının Ümmü Cemil olduğu kanısına vardılar. Muğire, gusledip evden çıktı ve cemaata namaz kıldırmak istediği zaman Ebu Bekre onun mihraba geçmesine engel oldu. Durumu Hz. Ömer'e bir mektupla bildirdiler. Hz. Ömer de Muğire'yi görevden azledip yerine Ebu Musa el-Eşarfyi Basra'ya vali tayin etti. Muğire, Ebu Musa'nın postaya geldiğini görünce:

- Allah'a yemin ederim ki Ebu Musa, ne ticaret ne de ziyaret için gelmiştir. O, vali olarak gelmiştir, dedi. Sonra Ebu Musa, toplantı halindeki Basralıların yanına vardı. Mugire'ye de Hz. Ömer'in mektubunu teslim etti. Mektubta kısaca şunlar yazılıydı:

- Senin hakkında çok önemli birşey duydum. Ebu Musa'yı vali olarak gönderdim. Elinde ne varsa ona teslim et. Ve hemen yanıma gel." Hz. Ömer, ayrıca Basrahlara da şu mealde bir mektup göndermişti:

- Ben, size Ebu Musa'yı vali olarak gönderdim ki, zayıf olanınızın güçlü olanınızdaki hakkını alıp sahibine teslim etsin. Sizin için ganimetler toplasın, sonra da bu gamimetleri size paylaştırsın."

Muğire, Ebu Musa'ya Taifli Akile ismindeki bir cariyeyi hediye etti. Ve:"Bunu gönül rızasıyla sana verdim." dedi. Bu cariye uzun boylu idi.

Muğire ve aleyhindeki şahitleri Ebu Bekre, Nafi b. Kelde, Ziyad b. Ümeyye ve Şibl b. Mabed elBecelî Medine'ye Hz. Ömer'in yanma vardılar. Muğire Hz. Ömer'e:

- Şu kullara bir sorun. Beni nasıl gördüler? Benim yüzüm mü onlara dönüktü yoksa arkam mı? Kadım nasıl gördüler ve nasıl tanıdılar? Eğer onlar beni önümden gördülerse ben hasıl oldu da örtünmedim? Beni arkadan gördülerse kendi evimde ve hanımımın üzerinde iken bana bakmayı kendileri için nasıl helal saydılar? Allah'a yemin ederim, ben hanımımdan başkası ile cinsel ilişkide bulunmuş değilim, dedi.

Onun hanımı Ümmü Cemil b. Efkam'a oldukça benziyordu. Hz. Ömer, önce Ebu Bekre'nin şahitliğine başvurdu. Ebu Bekre, Muğire'nin aleyhinde şahadette bulunarak şöyle dedi:

- Ben, Muğire'yi Ümmü Cemil'in ayakları arasında gördüm. Ve onunla cinsel temasta bulunuyordu. Penisini onun tenasül organına sürme milinin sürmedanlığa girip çıkışı gibi koyup çıkarıyordu.

Sonra Hz.Ömer, Ebu Bekre'ye şöyle sordu:

- Sen Muğire ile o kadını nasıl gördün?

- Arkadan gördüm.

- Peki o kadının başım iyice görebildin mi ve nasıl gördün?

- Ayaklarımın üzerinde yükselerek, boynumu da uzatarak gördüm.

Sonra Hz. Ömer, Şibl b. Mabed'i çağırdı.O da aynı şekilde şahidlik

yaptı. Hz. Ömer, ona sordu:

- Sen bu ikisini önden mi gördün, yoksa arkadan mı gördün?

- Önden gördüm.

Nafi de, Ebu Bekre gibi şahidlik etti. Ancak Ziyad, onlar gibi ifade

vermedi. İfadesinde şöyle dedi:

- Muğire'yi bir kadının bacakları arasında oturur vaziyette gör-düm.Kmalı iki ayak gördüm. Bu ayaklar çırpmıyordu. Sonra iki çıplak kalça gördüm. Şiddetli bir soluma ve hırıltı işittim.

- Penisin tenasül organına milin sürmedanlığa girişi gibi girip çıktığını gördün mü?

- Hayır.

- Mugire'nin cinsel ilişkide bulunduğu kadını iyi tanırmısm?

- Hayal meyal hatırlayabiliyorum.

- Sen bir kenarda dur.

Rivayet olunduğuna göre Hz. Ömer (r. a.), Ziyad'm bu şekilde ifade vermesi esnasında tekbir getirdi.Sonra o üç şahidin yalancılık ve iftira cezasıyla cezalandırılmalarını emretti. Bu emri verirken de şu ayeti o-

kudu:

'İşte bunlar şahid getirmedikçe Allah katında yalancı olanlardır."(en-Nûr, 13.)

Bunun üzerine Muğire'."Bunların bana yaptıklarına karşı sen de benim yüreğimi soğut ve bunlardan intikamımı al." dediyse de Hz. Ömer, ona: "Sus, Allah seni sustursun. Allah'a yemin ederim ki, eğer şahitlik tamamlanmış olsaydı seni kendi taşlarınla recmederek taşlayaçaktım." diye payladı.